Şiirden romana direksiyon kırdı

Lirik Dualar Kitabı adlı yapıtıyla şiire veda Eden Halil İbrahim Polat, bundan sonraki edebiyat yolculuğunda romana demir atıyor.

  • Hüseyin Yıldırım
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
x

Halil İbrahim Polat’ı 2010 yılında “Uzak Su” kitabı ile tanıdık. Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü refaransı ile sevdik. Polat, sonraki 4 yıla da iki roman iki de şiir kitabı sığdırdı. “Sonrası Yaz” (şiir), “Yusuf ile Züleyha” (roman) ve son olarak da Palto Yayınları’ndan çıkan “Viyolonsel” (roman) ve “Lirik Dualar Kitabı” (şiir) ile okuyucularını selamlıyor. 

Halil İbrahim Polat, felsefi düşünce ve ontolojik sorunsaldan el alarak yazdığı yeni romanı “Viyolonsel”de hayatın son demlerini bir apartman katının ağrısında çürüten Aden ile Belgradlı viyolonist Dina’nın öyküsünü anlatıyor. “Lirik Dualar Kitabı”nda ise “Varlığın, Ağrının, Yokluğun ve Yolculuğun” izini sürüyor.

-Lirik Dualar Kitabı, Baudelaire’den bir alıntıyla açılıyor; “ben şiirimi meydana getirmek için, içimdeki isteriyi bir gül gibi büyüttüm”. Kitabınızın izleğini bu girizgâh ile açıklayabilir miyiz?

Baudelaire der ki; “gerçek yolcular gitmek için giderler.” İşte Lirik Dualar Kitabı da, yokluk, elem, yolculuk, kahır, sabır, tekvin, düş, ağrı gibi izleklerin çevresini sarmalayan bir son kitap. Son kitap diyorum ki başka da şiir yazacağımı sanmıyorum. Bu şiirler zaten 2010 yılının verimleri. Şiiri elemin tarihinden alarak, yokluğun sularına götürdüğümü zannediyorum. Sizin de sözünü ettiğiniz temalar, kadim şiir geleneğinden bize kalanlardır. Lirik Dualar Kitabı, bu geleneğin halkalarındandır, tıpkı Uzak Su ve Sonrası Yaz gibi...

-Lirik Dualar Kitabı’ndan ne anlamalıyız?

Hiçbir şey... Çünkü şiir, bir şeyi anlatmaya çalışmaz. Onu diğer türlerden büyük kılan da bu karakteridir. Şiir, türler arasında bir üst tür olduğu içindir ki; müzik (ses ve ritim duygusu), resim (imge ve metaforik alem), sinema (imaj ve görüntü) gibi bir çok sanat dalını kapsamıştır. Şiirin bir meselesi olmaz. Şiirin kendisi bir meseledir zaten.

-Günümüzde daha çok roman türü revaçta. Hikâyeciler bile roman yazmak istiyor. Siz ilkin şiir kitapları ile göründünüz. Peki romana yolunuz nasıl düştü, nasıl romanda karar kıldınız?

Türler arasında salınan yazarların kaderine düşen genelde daha başarılı olduğu yönde devam etmesidir. Sözgelimi Cesare Pavese şiirle başladığı yolculuğu düzyazıyla sürdürmüştür. Bunun aksine iki türü de belli bir seviyeye taşımış ancak dünya edebiyatında adı şair ile anılan Rilke’yi de söyleyebiliriz. Türk Edebiyatı’nda da bunun örneklerine tanık olduk. Bana gelince, ilkin şiir kitapları ile görünmemin etkisiyle şair olarak anıldım hep. Bunda bir beis görmediğim gibi, romana birdenbire yolumun düşmediğini de söylemeliyim. Zira düzyazı her daim heybemde taşıdığım bir türdü. Ben romanı revaçta bir tür olduğu için değil, anlatacaklarımı, “anlatmak” için başka bir yol olmadığı için yazıyorum.

-Türk romanın içinden bir türlü çıkamadığı açmaz sizce nedir?

Biliyorsunuz ki, romanın bizdeki tarihi çok eskilere dayanmıyor. Bu bağlamı unutmadan bir şeyler söylemek zor. Türk romanını, özellikle son dönemlerde girdiği yeni yönelimler ışığında değerlendirdiğimizde bir seviye atlayamadığını gözlemliyoruz maalesef. Ne gibi? Romanı salt bir kurmaca üzerinden anlayan romancılarımız, söz gelimi dükkâna peynir almaya giden çocuğu düz bir anlatımla anlatmaya koyuldular. Daha doğrusu fena halde gözlem sevdasına tutuldular. Bu gözlemleri de mizah ve ironi ile süsleme çabasına giriştiler. Salt sözcük oyunları, ne idüğü belirsiz sürreel kompozisyonlardan öteye geçemedi. Karakter tahlilleri diye kahramanların fiziksel özelliklerini anlatmaktan öteye geçilmedi. Ne yazık ki yazdıkları ile de taltif edildiler. Oysaki insanın temel ikilemlerine ayna tutmalıydılar, karakterlerin kendi evrenine eğilmeliydiler. Türk romanı, bu çıkmazdan daha uzun süre çıkamayacak gibi duruyor. Çünkü felsefesi olmayan bir roman yazılıyor.

Halil İbrahim Polat

1981 yılında doğdu. Yıldız Teknik Üniversitesi, Mimarlık bölümünde doktora yapıyor. Şiir, öykü ve denemeleri çeşitli edebiyat dergilerinde yayımlandı.

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar

Yorumlarınızı kendi özgür iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.

  • Lütfen birşeyler yazınız. Yorum alanı boş bırakılamaz.
  • Tebrikler! Yorumunuz onay sonrası yayınlanacaktır.
  • Mesajlarınız size hukiki sorumluluk doğurur.
  • Bir hata oluştu lütfen daha sonra tekrar deneyiniz!
 
Çorumlu´nun yaptığını herkes yapamaz

Çorumlu´nun yaptığını herkes yapamaz

En Çok Okunanlar