Sevil NURİYEVA İSMAYILOV

snuriyeva@stargazete.com

Astana süreci biterse...

08 Aralık 2018 Cumartesi

ABD’nin Suriye’ye yönelik büyük kurgusu, “Astana süreci ortadan kalkmadan” zorlanacağını yorumlamakta! 

Hatta Almanya ve Fransa’nın dâhil olduğudörtlü inisiyatifi de bypass etmek için “gayret dönemine” girdiğimizi de yakinen göreceğiz. 

Astana süreci ortadan kalkarsa, Amerika’nın PKK-PYD devletçiğinin sınırlarını daha kolay çizeceğine inanılmakta! 

Astana süreci işlevsiz hale getirilirse, bu sadece Suriye’nin kaderindeki “Amerika-İsrail ittifakının yeni ortak projesine kapı açılacak” anlamı taşımayacak. Bu hem de “Rusya-Türkiye-İran üzerine yeni kriz içerikli dönemin başlatılması süreci” olarak da arzu edilmektedir. 

Amerika’nın, Suriye’de PKK-PYD’ye devlet kurma çabasından vazgeçmediği ortadadır. Bu nedenle, durmadan Rusya-Türkiye, Türkiye-İran, İran-Rusya ilişkilerini gerilime sokacak provokasyonlara el atılmaktadır. Önümüzde daha ciddi yol kesmelerinin olacağını da şimdiden görebilmekteyiz! 

Rusya’nın bu süreci doğru okuması hayati anlam taşımaktadır. Lakin Rusya içerisindeki, ağırlıklı olarak Ermeni ve Yahudi lobisi çabalarını da gözardı etmemeliyiz. Bu nedenle Rusya-Türkiye ilişkilerini pekiştirecek daha fazla adımlara ihtiyaç vardır. Konuların sadece devleti yönetenlerle sınırlı kalmadığını bilmekteyiz. Siyasi irade çok önemli argümandır, lakin her şeye hâkim değildir. Dolayısı ile ülkelerin hayatında ciddi rolü olan sinema, edebiyat, medya intelejensiya damarını iyice analiz etmemiz lazım. Rusya toplumunda kendimize gerçekten dost edinmek ve gerçek ilişkilere sahip serüven düşünmeliyiz. Eğitim dalında ortak çalışmalara ihtiyaç vardır. Yeni neslin üzerine uzun vadeli planlamalar, ilişkilerin sadece konu başlıklı değil, kalıcı ve uzun vadeli olmasını sağlayacaktır. Batılı ve Doğulu ittifaklar anlayışı, sadece birilerinin elinde kullanma amaçlı üretilmiştir. Çünkü çağımızın tüm doneleri, her şeyin değiştiğini bize göstermektedir. Rusya’da halen, Amerika ile dünyayı ortak paylaşacaklarına dair umut eden gruplar vardır. Halen Rusya’da “ABD dünyayı beraber idare etmeye razı gelirse, anlaşırız” yorumlarına rast gelmemiz mümkündür. 

Rusya içinde, sadece şimdiki siyasi irade üzerindeki etkimizi değil, uzun vadeli stratejiler üreterek, toplumla derin bağların sağlanması, Türkiye açısından da önemlidir. Rusya, kendi geleceğinin Avrupa ve Türkiye ile ilişkilerinin rengi ile belirleneceğini gözardı edemiyor. Gönlünden geçen ile realite arasındaki geniş açı, Rusya için yeni kalıcı politikalar üretmenin kaçınılmaz olduğunu göstermekte. Bu yeni şartlar, Türkiye-Rusya ilişkilerinin kalıcılığının bölgesel ve küresel anlamda ehemmiyet taşıdığını bize anlatmaktadır. Lakin halen hem Rusya, hem de Türkiye’de bu ilişkilerin içeriğini, ABD’ye denge olarak görenler söz konusudur. “Yumuşak karın” işte burasıdır!