15 Temmuz ruhunu diri tutmak

Tarkan Zengin / AYBÜ Öğr. Gör.
10.07.2021

15 Temmuz gecesinden bugüne FETÖ çok büyük darbe almasına rağmen hala mücadele edilmesi gereken bir yapı olarak varlığını sürdürmektedir. Mücadelede rehavete kapılmak bugüne kadar yapılanların da heba olmasına neden olabilir.



15 Temmuz darbe girişiminin durdurulmasının üzerinden beş yıl geçti. Devletin kurumlarına sızmış Fetullahçı hainlerin başını çektiği bir işgal girişimi Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın liderliği ve milletimizin cesareti sayesinde püskürtüldü. FETÖ'cü hainlerin karanlık bir gece başlattığı darbe girişimi milletimizin destansı mücadelesiyle aydınlık bir güne döndü. Millet olarak ağır bir bedel ödeyerek 251 şehit verdik. Ayrıca mücadele sırasında çeşitli yerlerinden yaralanan 2 bin 196 gazimiz var. Dünya tarihinde eşine az rastlanır bir mücadele ile milletimiz, darbecilere ve bundan sonra böyle bir girişimde bulunma niyetinde olanlara unutulmayacak bir ders verdi. Milletimizin kararlı duruşu ülkemizi işgalden kurtardığı gibi bir iç savaş tehlikesi de bertaraf edildi.

'Ev kira, vatan bizim'

15 Temmuz ruhu dediğimiz şey vatanı, bayrağı, ezanı, milleti karşılıksız sevmek ve bu değerler uğruna gözünü kırpmadan canını vermektir. 15 Temmuz ruhu, darbecilere karşı mücadele ederken "evimiz kira ama memleket bizim" demektir. Cumhurbaşkanı Erdoğan o zor dönemde büyük liderlik göstererek, "Milletimizi illerimizin meydanlarına davet ediyorum, havalimanlarına davet ediyorum ve milletçe meydanlarda, havalimanında toplanalım ve o azınlık grup, tanklarıyla, toplarıyla gelsinler, ne yapacaklarsa orada yapsınlar" demişti. Milletimizin bu çağrıya uyarak "biz ölümüne" diyen bir liderin arkasında bir milletin "ölümüne" durmasıdır 15 Temmuz ruhu. 15 Temmuz ruhu, salaların kalplerde oluşturduğu inşirahtır. 15 Temmuz ruhu, korkunun kalplerden alınması, ölümün öldürülmesidir. Her kesimden insanla birlikte "millet olma şuurunu" yeniden hissetmektir. 15 Temmuz ruhu, abdestlerini alarak evlerinden çıkan milletin darbecilere karşı çıplak elleriyle büyük bir direniş göstermesidir. Vatan için can vermek, gazi olmaktır.

15 Temmuz ruhunu diri tutacak ve gelecek nesillere aktaracak eserler büyük önem taşıyor. 15 Temmuz ruhunu geleceğe taşıyacak olan en önemli faaliyetler eğitim, kültür ve sanat çalışmalarıdır. Kitap, dergi, bilimsel kongreler, konferanslar, raporlar, müzeler, sinema filmleri, besteler, belgeseller, tiyatro oyunları, şiirler ve hatıratlar gibi eserler 15 Temmuz mücadelesinin yurt içinde ve yurt dışında geniş kesimlere farklı yollarla anlatılmasına yardımcı olacaktır. Bu konuda nitelikli eserlerin sayısı her geçen gün artsa da 15 Temmuz gibi büyük bir kahramanlık mücadelesine yakışır sayıda eser ortaya konulduğunu düşünmüyorum. Gezi kalkışmasında, vandallıklar ve şiddet eylemlerine rağmen, oradan çok sayıda belgesel, araştırma, film, kitap, rapor ile Gezi'nin sosyolojisi ve psikolojisi gibi kavramlar çıkardılar. Tertemiz bir millet mücadelesi olan 15 Temmuz'dan çok daha fazla eser çıkarılmalıdır. Bu konuda yakın zamanda yayımlanan bazı nitelikli eserler ile 15 Temmuz Derneği'nin çeşitli kuruluşlarla birlikte yaptığı 15 Temmuz etkinlikleri 15 Temmuz'un ruhunu diri tutacak işlere örnek gösterilebilir.

'Asırlık Gece'

Nisan ayında Doç. Dr. Av. Hüseyin Aydın'ın kaleme aldığı önemli bir kitap yayınlandı. "Asırlık Gece: Belgeler ve Deliller Işığında 15 Temmuz Darbe Girişimi" adlı kitap hukukçu bir akademisyen titizliğiyle yazılmış. Dava süreçlerini de yakından takip eden Aydın, kitabın önsözünde "Bilgi sahibi olanların tarihe kayıt düşmek adına yaşadıklarını ve bildiklerini esere dönüştürmesinin, darbe girişiminin örgütsel faili FETÖ'nün hakikatı karartmaya yönelik planlı, sinsi ve sistematik çabaları karşısında zorunluluktur" sözleriyle kitabı yazmasının temel nedenini açıklıyor. Aydın, bu eseri yazma zorunluluğunun gerekçesini de benim de katıldığım şu ifadelerle açıklıyor: "Yıllar sonra daha önceki bir kısım tarihi olaylarda olduğu gibi failin mağdur, mağdurun fail olarak gösterildiği bir tarih yazımıyla karşılaşabiliriz." Dört yıllık bir çalışmanın eseri olan kitapta, dava dosyalarında yer alan bilgiler ve belgeler ışığında 15 Temmuz darbe girişimi anlatılmaya çalışılmış.

Gazeteci Kemal Gümüş'ün kaleme aldığı "Takiye-Kumpas-Tasfiye: FETÖ'nün Yol Haritası" kitabı da yakın zamanda yayımlanan önemli eserlerden biri. Araştırmacı gazeteci olan Kemal Gümüş, 'FETÖ militanlarının takiye ile nerelere ulaştıklarını, sosyal hayat ve bürokraside gerçekleştirdiği kumpaslar ile tasfiyeleri somut örnekleri ve belgeleriyle ele alıyor.' Gümüş, kitapta FETÖ'ye ilişkin önemli bir tanımla da getiriyor: "FETÖ, 'gizlilik', 'takiye' ve 'katı hiyerarşik disiplin' uygulayarak inşa edilen ve içinde barındığı toplumun dinî, millî ve kültürel kodlarını maske olarak kullanan, tüm değer yargılarını manipüle eden illegal bir yapılanmadır." Gümüş'ün eseri FETÖ'yü anlamak için okunması gereken yeni kitaplardan biri.

'15/07 Şafak Vakti'

15 Temmuz mücadelesine ilişkin önemli bir film vizyona girecek. Darbe girişimi sırasında Çengelköy ve 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nde yaşananları anlatacak olan "15/07 Şafak Vakti" filmi 15 Temmuz 2021 tarihinde seyirciyle buluşacak. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca desteklenen filmde, Fetullahçı Terör Örgütü mensuplarına karşı aziz milletimizin ortaya koyduğu istiklal ve istikbal mücadelesi anlatılıyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, filmle ilgili paylaşımında şu ifadeleri kullanıyor: "Bu millet çıplak elleri, cesur yürekleriyle darbecilere, işgalcilere geçit vermedi. Bir 'Şafak Vakti' yeniden millet olmanın şerefini tattık. Şehit ve gazilerimize hürmet ve minnetle. Bu tür nitelikle eserlerin sayısının artması gerekiyor.

'Hürriyet Çağrısı'

15 Temmuz Derneği'nin öncülüğünde hafta boyunca önemli programlar var. Bunlardan biri ünlü müzisyen Yücel Arzen'in bestelediği 15 Temmuz'un 5. yılına özel "Hürriyet Çağrısı" adlı şarkının seslendirilmesi. Arzen, bestesinde İstiklal Marşı'na bugünün gözünden cevap veriyor. Kurtuluş Savaşı'ndaki mücadeleyi yazdığı marş ile ölümsüzleştiren Mehmet Akif Ersoy'a sesleniyor. Yücel Arzen bestesiyle ilgili olarak, "Bütün mazlumların bir araya gelip toplandığı bir çağrı olacak. Türkler bunu ezelden beri, Akif'in söylediği gibi başarmışlardır. Şimdi 100. yılında bunu yeniden gür bir sesle dile getirecekler" diyor. Eserin ilk icra edileceği tarih 14 Temmuz 2021 akşamı, ilk icra edileceği yer ise Üsküdar'da şehitler makamının hemen üstündeki millet bahçesinde olacak. 15 Temmuz Derneği'nin etkinlikleri arasında "O AN" Fotoğraf ve Ezilen Araç Sergisi," "Şehit Mustafa Cambaz'ın Gözünden Memleketimin Ulu Camileri" sergisi, "O AN" Fotoğraf ve Şehit Eşyaları Sergisi, V. Uluslararası 15 Temmuz Sempozyumu, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle yapılan "Şehitlere Mektup Yarışması", Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) iş birliğiyle "Biz 81'iz" program tanıtımı ve İstanbul Valiliği ile Türkiye Gençlik Vakfının (TÜGVA) düzenleyeceği Vatan Koşusu gibi önemli programlar yer alıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı iş birliğiyle "On5Sıfır7 Film Haftası" da önemli etkinliklerden. Darbe, direniş ve özgürlük temasıyla düzenlenen film haftasında dünyanın çeşitli ülkelerinde darbelerden muzdarip olmuş toplumların hikayelerini ve mücadelelerini konu edinen filmlere yer verilmiş. Filmler her gün 3 seansta halka açık ve ücretsiz olarak gösterilecek. 15 Temmuz Derneği, Edirnekapı Şehitliği'nde kabir ziyareti ve şehitleri anma programı yaparak Taksim Camisi'nde Ensar Vakfı iş birliğiyle "251 Hatim Programı" ile etkinliklerini nihayetlendirecek.

Ne yapmalı?

Yukarıda bahsedilen nitelikli bazı çalışmaların yanı sıra konunun farklı yönlerini detaylarıyla açıklayacak akademik çalışmalar da mutlaka yapılmalıdır. Gerek farklı dillerde yapılacak tez çalışmaları gerekse uluslararası önemli dergilerde yayınlanacak makaleler uluslararası alanda Türkiye tarafından yürütülen mücadelenin kamuoyuna anlatılması açısından da büyük önem taşımaktadır. Ancak bu tür çalışmalarda sorumluluk duyan herkesin ve her kesimin taşın altına elini koyması gerekir. Sendikalar, üniversiteler, dernekler, vakıflar, medya kuruluşları, vakıflar, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, düşünce kuruluşları ve kamu kuruluşları bu konuda çalışmalar yapmalı veya yapılacak çalışmalara destek vermelidir.

Bu çalışmalar, en az 15 Temmuz gecesi verilen ölüm-kalım mücadelesi ile eşdeğerdedir. Zira tarih yazmak, tarih yapmak kadar önemlidir. Türk ve dünya tarihi açısından ezberlerin bozulduğu o gece yaşananların yazılması elzemdir. Zira o gece tarihe geçen mücadelenin ve aktörlerinin yazılması aynı zamanda bir görevdir. Bunu yapmak ülkemize ve insanlığa önemli faydalar getirecektir. Öncelikle tarih gelecek nesiller için laboratuvar görevi de görür. Böylesine önemli bir tecrübenin sonraki nesillere aktarımı, FETÖ gibi ihanet çetelerinin faaliyetlerinin anlaşılması ve yenilerinin öngörülerek önlenmesi açısından son derece kıymetlidir. Alınacak dersler tarihin tekerrür etmesini engelleyecektir. İkinci olarak unutulmamalıdır ki 15 Temmuz gecesinden bugüne FETÖ çok büyük bir darbe almasına rağmen hala mücadele edilmesi gereken bir yapı olarak varlığını sürdürmektedir. Mücadelede rehavete kapılmak bugüne kadar yapılanların da heba olmasına neden olabilecektir. Bu nedenle 15 Temmuz mücadelesini ve mücadele ruhunu diri tutacak eserler ortaya koymak hepimiz için zorunlu bir ödevdir. Darbecilerin ve destekçilerinin hakikati karartmalarını engellemek vatanını seven herkesin görevidir.

@TarkanZengin