2023 İkinci yüzyıla hangi vizyonla gireceğimizin seçimi

Emre Cemil Ayvalı / Yazar
28.05.2021

Cumhur İttifakı, Mavi Vatan mücadelesinde uzun vadeli faydalar için kısa vadeli bedeller ödemeyi göze alan, terörle mücadeleyi kalıcı olarak bitirmek için uluslararası başkentlere meydan okuyan bir ittifak. Suriye'de, Kafkasya'da, Karadeniz'de, Ortadoğu'da kazandığı mevzilerin yakın zamanda doğuracağı ekonomik ve sosyal kazanımların farkında olarak yoluna devam etme gayesinde. Şu anda muhalefet oldukları ve sırtlarında yumurta küfesi olmadığı halde bu kadar hizip ve hesap içinde kaybolan muhalefet, yarın iktidar sorumluluğunu alsa bu karmaşayı nasıl yönetecek? Bunlar cevaplanması zor, seçmenin de kafasını "gereksiz" yere karıştıracak sorular. Millet İttifakı ve HDP de bunu bildiği için soruları cevaplamak yerine gündemi farklı yollarla elinde tutmaya çalışıyor.



Önceki yazımda, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve yüzde 50+1'in siyasette doğurduğu ilişki biçimi dolayısıyla muhalefetin nasıl açığa düştüğünü, sadece kendi ittifakları açısından bile bir hayli meşakkatli bir durumun ortaya çıktığını bazı örneklerle anlatmaya çalışmıştım. Peki aynı durum Cumhur İttifakı için geçerli değil mi? Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, muhalefeti bu kadar açmaza düşürürken aynı durum Cumhur İttifakı için neden geçerli olmuyor?

Ortak vizyon

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve yüzde 50+1, organik, şeffaf ve seçmenin rızasına dayanan ilişkileri sürdürülebilir kılıyor. Bu anlamda da Cumhur İttifakı dünyanın, bölgemizin ve ülkemizin geçtiği pandemi, göç ve terör gibi krizlerle mücadelesindeki yıpranma payına rağmen yapısını muhafaza edebiliyor. Her kolektif yapıda görülebilecek ufak tefek anlaşmazlıklar dışında boşa düşmüyorlar. Ortak bir iç ve dış politika vizyonunda hareket ediyorlar. Mavi Vatan, terörle mücadele, insan hakları ve ekonomi alanında yapılan reformlar konusunda mutabakat içindeler. İkisi de Cumhur İttifakı'nın 15 Temmuz gecesi kurulduğunu beyan ediyorlar. Bu da geniş seçmen kitlelerinin kafasında bir netlik oluşmasına imkan sağlıyor. (Hatta bu netliğin sadece seçmen kitlesinde değil, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'de bile oluştuğunu söyleyebiliriz. İYİ Parti Genel Başkanı Akşener bir TV programında "Cumhur İttifakı et-tırnak olan bir kader birliği. Millet İttifakı proje bazlı bir birliktelik" dedi. (Bazı İYİ Partili ve CHP'li yöneticiler biz seçim ittifakından ibaretiz de demişlerdi) Seçmen Cumhur İttifakı'na ve lideri Erdoğan'a oy verirken yasamada ve yürütmede nasıl hareket edeceklerine dair sağlıklı bir izlenim elde edebiliyor. Bir diğer husus da AK Parti ve MHP tabanları arasında oy geçişkenliklerinin olması. Sosyolojik açıdan birbirine yakın seçmen kitlelerine sahipler.

Her iki partinin de ittifak içinde bir anlamı ve özgül ağırlığı var. Liderlik noktasında Millet İttifakı'nda olan açmaz ve rekabetler söz konusu değil. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan üzerinde tam bir mutabakat var. Diğer bir avantajları da Sayın Erdoğan'ın girdiği seçimlerde 10 kişiden 7'sinin bir şekilde oyunu almış olması. Bu durum, Erdoğan liderliğinin, tüm mühendislik hesaplarından bağımsız, toplumun geniş kesimlerini kucaklayan politika ve icraatları ortaya koyabildiğini gösteriyor. Zira Erdoğan tarihi boyunca en fazla yüzde 20 civarlarında oy alabilmiş Milli Görüş Hareketi'nden yetişmiş ancak ortaya koyduğu siyasi söylem ve politikalarla çıtasını yüzde 50'lerin üzerine çıkarabilmiş bir isim. 7 Bölgenin 7'sinden de oy alabildiği gibi, partisi 81 ilde ya birinci ya da ikinci parti konumunda. Bu yüzden Cumhur İttifakı, muhalefetin düştüğü karmaşık siyasi mühendislik hesaplarının içine düşmüyor.

HDP ve diğerleri

Millet İttifakı ve HDP ise farklı sosyolojilere hitap ettiklerinin bilincinde olsalar da bu sosyolojileri bir araya getirebilecek ortak söylem ve politika kurgulayabilecek liderliğe sahip değiller. Evet, Erdoğan karşıtlığı üzerinden birbirlerinden destek isteyip konsolide olma çabaları var ancak bundan bağımsız ortak bir tutkalları yok. CHP ve İYİ Parti Kürt Meselesine dair ne diyor? Ortak bir ekonomi ve insan hakları politikaları var mı? HDP ve CHP terörle ilişkileri deşifre olmuş belediyelere kayyum atanmasına karşı çıkarken İYİ Parti'den bu konuda çelişkili açıklamalar geliyor. Dış politikada HDP "Ermeni soykırımı vardır" derken İYİ Parti HDP'yi rahatsız etmeden Azerbaycan'ın Karabağ zaferine cılız destekler sunmaya çalışıyor. Aynı dönemde CHP'nin Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Bşk. Yrd. Ünal Çeviköz, hükümetin Azerbaycan için cihadistleri savaştırdığı algısı oluşturarak uluslararası medyaya aleyhimize bir malzeme verebiliyor. Libya, Kıbrıs, Karadeniz, Suriye ve Irak politikalarımızda da durum farklı değil. Zaman zaman "Güçlendirilmiş parlamenter sistem" adı altında muayyen bir sistem söylemini öne çıkarsalar da, üzerinde uzlaşabildikleri bir sistem inşa edip kamuoyuna sunamadılar.

Manipülatif söylem

Bu noktada bir arayışa girseler, bu sefer süreç yönetiminin altında kalacaklarından korkuyorlar. Hali hazırda kendi partileri içinde bile bu kadar hizip oluşmuş ve ortak aday çıkarma konusunda kamuoyu üzerinden birbirlerine mesaj verme kaygısı içindeyken böylesine detaylı bir sistem inşasını nasıl yapacaklar? Bu yüzden her partinin kendi taslağını sunacağı, içeriğin tartışılmayacağı başlık düzeyinde kalan bir sistem söyleminin ötesine geçemiyorlar. Bu durumu gören seçmen için Millet İttifakı'na veya diğer muhalif partilere oy vermek büyük risk taşıyor. Olmaz ya, bir cumhurbaşkanı çıkarsalar yürütmede nasıl hareket edeceği, kimleri bakan yapacağı, yasama ile hangi uyum veya denge-denetim içinde çalışacağı belirsiz. Hangi kanunlarda ortak hareket edecekler, hangilerinde etmeyecekler? Şu anda muhalefet oldukları ve sırtlarında yumurta küfesi olmadığı halde bu kadar hizip ve hesap içinde kaybolan muhalefet, yarın iktidar sorumluluğunu alsa bu karmaşayı nasıl yönetecek? Bunlar cevaplanması zor, seçmenin de kafasını "gereksiz" yere karıştıracak sorular. Millet İttifakı ve HDP de bunu bildiği için soruları cevaplamak yerine gündemi farklı yollarla ellerinde tutmaya çalışıyor. Devamlı erken seçim söyleminde bulunarak seçmenlerini diri tutmaya gayret ederken, sosyal ve ekonomik meselelerin ekseriyetine ilişkin manipülatif ve hamasi bir dili öne çıkarıyorlar. "Saraya giden CHP'li, telefonlarımız dinleniyor, AKP'de 180 bylockçu vekil var, İmamoğlu'na suikast girişimi oldu, (Muharrem İnce'yi kastederek) parayla parti kurduruluyor" gibi yalan söylemler üretiyorlar. Şu ana kadar bulundukları hiçbir iddianın peşine düşmediler çünkü önemi yok. Suni gündemler, dikkatleri başka tarafa çekmek ve Erdoğan karşıtlığında oluşturmaya çalıştıkları kırılgan yapının zafiyetlerini perdelemeye çalışmak için daha işlevsel geliyor.

2023 seçimlerinin önemi

Dünyanın küresel ve bölgesel türbülanslardan geçtiği, Türkiye'nin Erdoğan liderliğinde bu türbülansları avantaja çeviren cesur hamleler yaptığı ve sonuç aldığı bir ortamda elde edilen kazanımların kalıcı hale gelmesi için 2023 seçimleri oldukça kritik.

İki yazıda da sosyolojik ve siyasi kapasite açısından muhalefetin CHS'nin doğurduğu ilişki biçiminde yaşadığı açmazları, Cumhur İttifakı'nın avantajlarını aktarmaya çalıştım.

İşin özü detaylara kıyasla daha basit. Zira siyasette herkes referans kaynağına göre hareket eder.

Seçmen matematiği

Bir tarafta varlığını milletten bilen, milletin desteği olmazsa iktidar olamayacağının bilincinde olan bir Cumhur İttifakı var. Bu yüzden tüm politikalarını millete göre şekillendiriyor. Temel olarak milletin dediğini esas alıyor. Millet İttifakı, HDP ve DEVA gibi partiler ise varlığının teminatı olarak bazı uluslararası başkentleri görüyor. Dışarıdaki hamilerinin Türkiye şubeleri gibi hareket ediyorlar. Bu yüzden Milleti doğrudan referans olarak değil, iktidara gelmek için yeter sayıda bir matematik hesabı olarak görüyorlar. Bu yüzden milletin yararına uzun vadeli politikalarda ortaklaşmak, iktidar hedeflerini sağlıklı bir zemine inşa etmek yerine, birbirlerinin toplamıyla iktidara gelmek, son 20 yılda elde edilen tüm kazanımları dışarıdaki hamileri lehine sonlandırmak istiyorlar. Bu yüzden bu ittifak ve bileşenleri için 'yıkmak' 'yapmak'tan önce geliyor.

Cumhur ittifakı, Mavi Vatan mücadelesinde uzun vadeli faydalar için kısa vadeli bedeller ödemeyi göze alan, terörle mücadeleyi kalıcı olarak bitirmek için uluslararası başkentlere meydan okuyan bir ittifak. Suriye'de, Kafkasya'da, Karadeniz'de, Ortadoğu'da kazandığı mevzilerin yakın zamanda doğuracağı ekonomik ve sosyal kazanımların farkında olarak yoluna devam etme gayesinde.

2023, ikinci yüzyıla hangi vizyon ve anlayışla gireceğimizin seçimi olacak. Nasıl başlarsak öyle gider.

emrecemilayvali@yahoo.com