6-8 Ekim terör olayları: Darbe mekaniğinin başlangıcı

Murat Yılmaz/ Yazar
01.05.2021

6-8 Ekim 2014 terör olayları bir kilometre taşı, bir eklem yerinin kopuş noktasıdır. Sonrasında, Türkiye'de seçimle gelmiş meşru hükümeti devirmek için devlet içi bürokratik darbeden sokak hareketlerine, yargı darbesinden medya ve sosyal medyada kara propagandaya, DEAŞ ile işbirliği iddiasından seçimlere terörle tesir etmeye, bombalama ve çoklu terör örgütleriyle darbe mekaniğini harekete geçirmekten askeri darbeye... gayrinizami harbin klasik yahut post-modern her türlü tekniğinin uygulandığı uzun bir beş yıl yaşandı.



Aradan yedi yıl geçtikten sonra, 6-8 Ekim 2014 tarihlerinde yaşanan terör olaylarının mahiyeti ve anlamı çok daha net anlaşılıyor. PKK talimatı ve HDP çağrısıyla başlayan 6-8 Ekim terör olayları, Türkiye'ye yönelik büyük egemenlik savaşı anlaşılmadan, anlaşılamaz... Türkiye içeride vesayet sistemine ve onun işbirlikçilerine karşı demokrasi, dışarıda Soğuk Savaş döneminde "muti müttefik" statüsüne ve müttefiklerine karşı bağımsızlık mücadelesiyle birbirini tamamlayan büyük bir egemenlik mücadelesi, hatta savaşı yürütmüştür. Bu mücadele ve egemenlik savaşı bir bütün olarak anlaşılmadıkça, Türkiye'nin vesayet odaklarına, FETÖ, PKK ve DEAŞ'a, Batılı müttefiklerin başta olmak üzere bir takım ülkelere karşı yürüttüğü çok cepheli mücadele anlaşılamaz. Keza bütün bu aktörlerinde birbirleriyle paslaşarak Türkiye'nin devlet kapasitesine, müşterek milli kimliğine ve demokratik yönetimine karşı ittifak halindeki seri saldırıları da anlaşılamaz. 6-8 Ekim 2014 terör olayları bu egemenlik savaşının iç ve dış ayaklarının birleştikleri bir kilometre taşı, bir eklem yerinin tarihi önemde bir kopuş noktasıdır. Bu egemenlik savaşında Türkiye'de seçimle gelmiş meşru hükümeti devirmek ve egemenliği milletin elinden almak için devlet içi bürokratik darbeden sokak hareketlerine, yargı darbesinden medya ve sosyal medyada kara propagandaya, DEAŞ ile işbirliği iddiasından, seçimlere terörle tesir etmeye, bombalama ve çoklu terör örgütleriyle darbe mekaniğini harekete geçirmekten askeri darbeye gayrinizami harbin klasik yahut post-modern her türlü tekniğinin uygulandığı beş uzun yıl yaşanacaktı... Teknikler değişse de, strateji değişmeyecekti: Gayrinizami harp yöntemleriyle meşru hükümeti değiştirmek ve devirmek...

Öncesinde neler yaşandı?

6-8 Ekim 2014 Kobani terör olaylarını anlayabilmek için öncesindeki ve sonrasındaki olayları yeniden hatırlamakta fayda var:

7 Şubat 2012 tarihinde FETÖ'nün MİT Müsteşarını ve akabinde Başbakan Erdoğan'ı tutuklama operasyonu; Suriye'de iç savaşın başlamasından bir yıl sonra Temmuz 2012 KCK/PKK'nın Suriye kolu PYD'nin silahlı kolu YPG'nin kurulması; Mayıs-Haziran 2013 Gezi kalkışması; 17/25 Aralık 2013 FETÖ'nün yargı darbesi teşebbüsü; 1 Ocak 2014 FETÖ yargısının Hatay'da ve 19 Ocak'ta Adana'da Mit Tırlarına baskını; 6-8 Ekim 2014'te PKK talimatı ve HDP'nin çağrısıyla başlayan Kobani Terör Olayları; 5 Haziran 2015 HDP Diyarbakır 7 Haziran seçim mitinginde DEAŞ'ın bomba patlatması; 14 Temmuz 2015 PKK'nın Devrimci Halk Savaşı ilanı; HDP/ DBP/ PKK'nın bazı ilçelerde silahlı demokratik özerklik ilanları; 20 Temmuz 2015 DEAŞ'ın Suruç'da HDP ve sol grupların mitinginde bomba patlatması; 10 Ekim 2015 DEAŞ'ın Ankara'da HDP 1 Kasım seçim mitinginde bomba patlatması; PKK ve DEAŞ'ın 15 Temmuz 2015 darbe teşebbüsüne kadar bir seri bomba patlatmasıyla yaşanan kitle kıyımları; 15 Temmuz 2016 FETÖ'nün silahla askeri darbe teşebbüsü...

6-8 Ekim 2014 Kobani terör olayları ancak bu kronoloji ve gelişmelerin değerlendirilmesiyle anlam kazanabilir. Kaba hatlarıyla ortaya koyulan olayların gayrinizami yöntemlerle gayrimemnun kitleyi önce sokağa ve sonra da şiddet yoluyla darbe mekaniğini çalıştıracak bir ittifakta bir araya getirme siyasi projesi, bugünden bakıldığında çok net olarak görülüyor. Önce FETÖ ile başlanan süreçte Gezi olaylarıyla radikal ve liberal sol, daha sonra içeride PKK'nın kendini feshetmesini engelleyecek FETÖ ve radikal sol gayrete, Suriye'de ABD'nin kanton şeklindeki elma şekeri eklenince PKK/ HDP de bu ittifaka dahil olacaktır. DEAŞ, PKK'nın ABD ve içeride FETÖ'nün darbe mekaniğine girişini perdeleyecek bir sis bombası rolünü oynayacaktır. 6-8 Ekim terör olayları, bu vadide, HDP kitlesini dışarıda ABD, içeride FETÖ ittifakına dahil etmek için hayata geçirilen bir gayrinizami harp ve psikolojik harekat olarak tarihe geçmiştir.

FETÖ ile ittifak

O zamana kadar FETÖ baskısından şikayet eden HDP/KCK/PKK hattı, bu olaylardan sonra çok net bir şekilde FETÖ ile gizli-açık ittifak halinde olacaktır. HDP/KCK/PKK hattının dışarıda ise bütün önceliği, Suriye olacak ve Türkiye'deki 40 yıllık birikimini hoyratça harcayacaktır.

6-8 Ekim Kobani terör olayları öncesinde FETÖ ve yabancı istihbarat örgütlerinin uluslararası basın ve Türkiye'de kontrol ettiği basının yürüttüğü propagandanın bütün iddiası, Erdoğan ve AK Parti'nin DEAŞ'ı desteklediği ve hatta DEAŞ'a silah verdiğidir... Bu propagandanın bir amacı yurt dışında Erdoğan hükümetinin meşruluğuna zarar vererek, Erdoğan hükümetine karşı başlayacak terör kampanyası ve darbe mekaniğini meşrulaştırmaktır. Bu kara propagandanın diğer amacı ise içerideki gayrımemnun kitleyi kızıştırmak ve Erdoğan nefretiyle sokağa çıkmasını sağlamak, başlayacak terör kampanyasını ve darbe mekaniğini desteklemeye hazır bir kitle inşa etmektir.

HDP/KCK/ PKK hattı ise 6-8 Ekim sokak vahşetini bu vesileyle terör yoluyla farklı görüşlerdeki bütün grup ve kişileri yıldıracakları bir sokak ve mahalle hakimiyeti kurmak, güvenlik kuvvetleri başta olmak üzere devlet görevlilerini ya aşırı sert tepki vermek veya sinmek ikilemine sokacak bir "silahlı propaganda" fırsatı olarak kullanmak istedi... "Köy basma ve yakıp yıkma talimatnamesi" olan bir örgüt, bu vesileyle şehir yıkma pratiğini de gerçekleştirmiş oldu... Bu pratiğin Temmuz- Ağustos 2015'den sonra demokratik özerklik ilanı ve çukur terörünün bir provası anlamına geldiği bir yıl sonra yaşayarak anlaşılacaktı.

Stratejik hakimiyet

HDP/KCK/ PKK hattı 6-8 Ekim'deki büyük vahşeti içeride ve dışarıda iş yapma kabiliyetini ve pazarlık gücünü arttıracak bir meydan okuma olarak değerlendirdi. Bu bakımdan kamuoyundaki ve hatta HDP'deki korku ve eleştirileri ciddiye almak bir yana, bu tabloyu bölgedeki stratejik hakimiyetin başlangıcı olarak değerlendirdi. Hatta örgüt liderliği artık ayaklanma safhasına geçebileceği şeklinde bir yanlış hesap yaptı. 7 Haziran 2015 seçimlerinden hemen sonra devrimci halk savaşı ve silahlı demokratik özerklik ilanı, 6-8 Ekim terör olaylarını büyük bir stratejik başarı olarak gören örgüt aklının ve liderliğinin değerlendirmesinin sonucuydu. Halbuki 6-8 Ekim terör olayları HDP/ KCK/ PKK hattı için bir nevi sonun başlangıcıydı.

Devlet nizamı

6-8 Ekim terör olaylarıyla örgütün sokak ve mahalle hakimiyetinin ne anlama geldiğini bütün bölge halkı, HDP elitleri ve tabanı çok yakından gördü ve tecrübe etti. Bir kimlik meselesi olarak HDP'ye oy veren kesimler dahi, bu olayları takiben devlet nizamının örgüt asayişine tercih edileceğini içtenlikle ifade etmeye başladılar. Bu tarihten itibaren ve bilhassa çukur terörünün başlamasıyla beraber HDP/ KCK/ PKK hattının Türkiye'deki siyasi iddia ve çağrıları, kitlesel düzeyde destek bulamaz hale geldi. Bugün itibarıyla mahkemelerde yargılanan bu olayların bölge halkı ve HDP tabanı nezdinde daha 9 Ekim 2014'de kamu vicdanında mahkum olduğunu, o günlere şahit olan herkes müşahede etmiştir. 15 Temmuz 2016'da FETÖ'nün darbe teşebbüsü ise, 6-8 Ekim sokak vahşeti ve katliamlarının darbe mekaniğini kanla harekete geçirmek amacına matuf olduğunun bir kez daha altını çizmiştir. Zaman geçtikçe 6-8 Ekim olaylarının tarihi ve siyasi mahiyeti daha iyi anlaşılacak ve bu olaylar için çağrı yapanların sorumluluğu, tarihin ve toplumun vicdanında daha da ağır bir şekilde mahkum edilecektir. Bugün hukuk, kamu vicdanındaki bu mahkumiyeti geriden de olsa takip etmektedir.

muratyilmaz67@yahoo.com