Ahir zaman çıkmazı

Ali Sait Sadıkoğlu/ Yazar
5.01.2026

Çok az insan küresel kapitalizmin teolojik temellerinin farkına varmıştır. Küresel kapitalizm bütün değerleri yerle bir ederken aslında her yerde büyük bir dejenerasyona yol açmaktadır. Sistem bu yönüyle asla sadece ekonomik değildir. Bütün bilim, kültür, sanat ve hatta din alanlarını da adeta kendi uydusu durumuna indirgeyerek dünyevileştirmiştir.


Ahir zaman çıkmazı

Ali Sait Sadıkoğlu/ Yazar

Latin Amerika'da yaşanan son olay şu benzetmeyle ifade edersek sömürgeci kapitalist sisteminin karnının şişmeye devam ettiğinin açık göstergesi.

Sistemin kendi karşısında hiçbir muhalif istememesinin politikada açık kanıtı. Peki sistem neden bu kadar tahammülsüz oluyor veya bu kadar şişkin davranıyor? Sistemin bu şımarıklığının arkasında ne var?

Daha önce de küresel kapitalist sistem belli bir kılıf bularak bu tip operasyonlar yapıyordu ama son zamanlarda eften püften nedenlerle, adeta hiçbir neden olmasa da isterse bu tip operasyonlar yapabileceğini gösteriyor. Tabii bütün bu görünen irrasyonalite, saçmalık içinde tek geçerli neden var, o da bir şekilde sisteme muhalif olmanın bedeli. Sistem herkese "bize muhalif olursanız nihayetinde sonunuz Maduro gibi olur" mesajı yolluyor. Bunu da çok kaba ve şiddetle yapıyor. Çok müstehcen ve hayasızca yapıyor..

Tuhaf ama Maduro'ya yapılan darbe sırasında Venezuela televizyonunda bir klip yayınlandı. Bu klipte ilginç olan bir sahnede Maduro ve İsa ormanda beraber yürüyorlardı. İsa göndermesinin nedeni ilk başta Hristiyanlığın güçlü olduğu Latin Amerika toplumlarına bir mesaj olduğu yönünde açıklanabilir. Ama daha ince bir okuma aslında darbeyi yapan güçlerin karşısında tek sığınılacak olanın İsa olduğu fikrini desteklerdi. Buradaki simgesel yoruma göre, hiçbir hukuk tanımayan küresel sistem Deccal'in tescilli sistemidir. Her şeyin para ve maddi güce göre ölçüldüğü bu sistemde bütün değerler dünyevidir. Sistemin politik alanda muhalif istememesi temel olarak kendi dünyevi değerlerine başka bir alternatif istememesiyle ilgili. Deccal'in dünyevi siteminde kendi ilahlık anlayışına direnen her kim olursa, ona bedel ödetilmek istendiği aşikâr.

Sistem asla sadece ekonomik değildir

İşte tam bu noktada klipteki İsa göndermesi anlamlı duruma dönüşüyor. Çok az insan küresel kapitalizmin teolojik temellerinin farkına varmıştır. Küresel kapitalizm bütün değerleri yerle bir ederken aslında her yerde büyük bir dejenerasyona yol açmaktadır. Sistem bu yönüyle asla sadece ekonomik değildir. Bütün bilim, kültür, sanat ve hatta din alanlarını da adeta kendi uydusu durumuna indirgeyerek dünyevileştirmiştir. Dinler bu sistemin içinde sahteleştiriliyor ve asıl amaçlarından uzak birer parodiye dönüşüyor. Sahte, adaletten uzak, egoist dindar tipi çoğalıyor...

Ahir zamanda beklenen Deccal eğer sadece fatazmatik bir karakter değilse, onun her yerde zorla dayattığı dünyeviliğin günümüzde bu sistemle zaten iş başında olduğunu görmeliyiz. Küresel kapitalist sistem ürettiği bütün sahte özgürlük ve demokrasi fikirleriyle ayrıca milyonlarca insanı etkiliyor, onlara yeni bir dünya vaat ediyor. Dinlerin içi boşaltılırken onun yerine tamamen dünyevi ideolojiler ve felsefeler piyasada çok ucuza tedavüle sokuluyor. Her dünyevi insana yetecek kadar vehimli ve renkli hayat vaat ediliyor.

Şimdi kısaca belirtirsek bu dünya düzeni içinde ona muhalefet edenler de paradoksal olarak sistemin içindedir. Sistemin kendini aklaması, kendine gerekli operasyonel manevralar bulması, en önemlisi de hakiki bir kurtarıcının çıkma imkânını ortadan kaldırması için zaten kendisine emanet edilen muhaliflere ihtiyacı var. Küresel sistem uzun zamandır bu hileli ve şeytani politikayı uyguluyor. En açık örnek bilindiği gibi Saddam örneğidir. Yıllarca küresel kapitalistler tarafından desteklendikten sonra sistemi meşrulaştırmak üzere "diktatör" sıfatıyla ortadan kaldırıldı. Aynı mantığı diğer ortadan kaldırılan muhalifler için pekâla düşünebiliriz. Bin Ladin, Kaddafi, Esat ve diğerleri...Liste her seferinde uzayabilir.

O hâlde günümüz ahir zamanın çıkmazı burada yatıyor. Sistem kendi muhalifini önce kendisi yetiştiriyor, sonra kendi çıkarları ve hayati devamlılığı için stratejik olarak ortadan kaldırıyor. Buradaki şeytani zekâ ise her seferinde kendini haklı çıkaran bir dünyeviliğe varıyor. Asıl soru da burada başlıyor, eğer muhalif olmak ciddi bir şekilde sisteme göbek bağıyla bağlı olmak riski taşıyorsa hakiki bir kurtuluş yoluna nasıl girebiliriz? Diğer türlü bu ciddi riskten nasıl azade olabiliriz? Elimizin kolumuzun bağlandığı hissinden nasıl uzaklaşıp umudun devam ettiği yaşam formunu bulabiliriz?

Hayvan-insan modeli

İste burada en mühim kategori hiçbir dünya ideolojisi içinde ifade edilemez başka bir yolu bulmaktan geçiyor. Deccal'in sisteminin amacı en azından bilinir. Bu sistemde her insan sistemin dünyevi çarkında köle yapılmak isteniyor. İnanç ve iman yani din alanı da sistemin içinde dünyevi amaçlar doğrultusunda fonksiyonel sahte bir işleve indirgeniyor. Bununla bağlantılı olarak inançsız ve imansız kitleler de yine dünyevi sistemin içinde hayvanlığa terk ediliyor. Sistemin haz düşkünü hayvan-insan modeli üzerinde durduğu açıkça beliriyor. Yeni gelişen dijital kontrol araçlarıyla mekanikleşen insanlık hızla bu hayvan-insan modeline itiliyor. Bu nedenle her şeye rağmen, tam olarak büyük bir kurtarıcı harekete ihtiyaç duyuluyor. Çöl artarken aynı oranda susuzluk da artıyor.

Ama çare olacak yeni yolun asla eski ideolojiler ve piyasaya düşmüş felsefelerden geçmediğini en azından bilmek gerekiyor. Ahir zaman çıkmazına düşüp sistemin kullandığı bir araç olmamak gerekiyor. Uyanma önce bunları anlamaktan geçer.

Şimdi bahsettiğim klipteki sahneye geri dönersek mecazen "orman" sahnesini anlamlı buluyorum. Ormanda, yani doğada, en saf haliyle insan, hırslarından ve egoziminden kurtulmuş insan, ama hikmet topraklarına kökenden bağlı ağaçlar gibi olgun ve dik insan, gelecek bu insanı bu çağın zor şartlarında özlüyor. Özlenen insan İsa'nın o ak elbiselerindeki temizliğe sahip insandır. Maduro'nun dramatik hikayesi başka bir perspektiften bize bunları düşündürmelidir.