AK Parti, bugünün Türkiyesi’nde siyasal rasyonalitesi en güçlü parti konumundadır. Ülkenin gerilim alanlarını okuma refleksi diğer partilerden çok daha güçlüdür. Demokratikleşme paketinin içeriği bu durumun en açık göstergesidir.
Doç. Dr. Fahrettin Altun - İst. Şehir Ünv. Öğretim Üyesi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, söz verdiği üzere 30 Eylül’de demokratikleşme paketini açıkladı. Demokratikleşme paketi, Türkiye siyasetinin en temel yapısal sorun alanlarına ilişkin somut çözüm teklifleri sunmasına rağmen, paketin getirdiği çözüm ve yenilikleri yeterince tartışabildiğimiz söylenemez. Belki de bunun başlıca nedeni, tartışmanın hâlâ paketin içeriği üzerinden değil, “paketin eksiklikleri” üzerinden yürüyor olması.
Başbakan’ın demokratikleşme paketini açıklamasından hemen sonra, gazete, televizyon ve sosyal medyada paketteki eksiklikler ele alınmaya başlandı. İlk bakışta paketin getirdiklerinin değil, getirmediklerinin ele alınması normal addedilebilir. Zira, demokratikleşme paketi, açıklanacağının duyurulduğu andan itibaren kamuoyunda büyük bir beklenti yarattı ve toplumun bütün kesimleri kendilerine ilişkin bir şeyler bulma arzusu ile paketin açıklanacağı anı bekledi.
Gelin görün ki, pakette kendisine yer bulamayan muhayyel reform adımları esas alınarak yapılan çözümlemeler, bir bütün olarak paketin anlamını, Türkiye sosyo-politik gerçekliği açısından getirdiği yenilikleri ve somut reform adımlarını konuşmayı zorlaştırdı. Bu durum, kendi sorunlarının yeterince çözülmediğini düşünen toplum kesimlerinin acilciliklerinden değil, mevcut reform paketinin sağladığı siyasal hareket alanını ortadan kaldırmak isteyen muhalefetin bir stratejisi olarak varlık buldu. İlginç olan o ki, bu muhalefet stratejisi her düzeyde kendisine alıcı buldu ve hemen her kesimden yazar “paketin eksiklikleri” üzerinden destanlar yazdı.
Bir kere şunu tespit edelim. Türkiye siyaseti açısından demokratikleşme paketinin mahiyetini muhtevasına sıkıştırmak doğru değil. Bir başka deyişle, bu paketin değeri, içeriği ile sınırlı değil. Yeni sosyo-politik ve sosyo-kültürel gerilim hatları üretmek suretiyle siyasal alanı daraltmaya dönük girişimlerin hız kazandığı, otoriter bir AK Parti imgesinin zihinlere kazınmaya çalışıldığı bir dönemde bu paketin açıklanması kendi başına değerli bir siyasal eylemdir.
Paketi, içeriği yanında değerli kılan bir başka unsur da, Başbakan Erdoğan’ın paketin içeriğini açıklamadan hemen önce çizdiği ve yeni bir devlet söylemini ihtiva eden genel çerçevedir. Bu söylem, yıllar yılı “âli menfaaleri”ni “sınıfsız, imtiyazsız, kaynaşmış bir kitle” olmaya icbar ettiği toplumun önünde gören, değişime ancak ve ancak Batıcılaşma politikalarının gereği olduğunu düşündüğünde kapı açan bir devlet aklının tasfiyesine işaret etmektedir. Bu yeni söylem, 27 Mayıs’ın kurduğu ve 12 Eylül’ün tahkim ettiği rejimle açık bir hesaplaşmaya girişmektedir. “Türkiye’nin ağırlıkları”nın farkında olan, “çözümsüzlüğün siyaset tarzına dönüştüğü bir ortamda reform”dan yana tavır takınan, “değişimin önemi”ne vurgu yapan, “ceberrut devlet anlayışını tarihin çöp sepetine göndermek”ten bahseden ve “iç barışın güçlendirilmesi”ni esas alan bir söylemdir.
AK Parti’nin rasyonalitesi
AK Parti, kurulduğu günden bugüne, geniş toplum kesimleri nazarında bir yandan ekonomik istikrar ve büyüme hedefi doğrultusunda, bir yandan toplumsal eşitsizliklerin giderilmesi noktasında, bir diğer yandan da temel hak ve özgürlüklerin temini çerçevesinde hareket eden reformcu bir parti olarak kabul gördü. AK Parti, 2002’den bu yana, farklı toplum kesimlerinin siyasal talep ve beklentilerine aynı anda muhatap oldu. Tüm Türkiye’nin partisi olmaya aday olduğunu açıkladı ve dininden, ırkından, toplumsal statüsünden ve ekonomik krizlerden dolayı sorun yaşadığına inanan toplum kesimleri, sorunlarını çözeceği inancıyla ona destek verdi. Bu desteği de bugüne kadar çok büyük oranda sürdürdü.
Demokratikleşme Paketi, AK Parti’nin 2002’den bu yana siyasette oynadığı pozitif, reformcu rolü oynamaya devam ettiğinin açık bir göstergesidir. Ne var ki, Başbakan’ın, “Türkiye’yi bütün ağırlıklarından kurtaracak bir paket” olmasa da bu doğrultuda “önemli bir aşama” olarak nitelediği bu paket, sadece bir reform adımı değil, aynı zamanda bir modernleşme adımıdır. Modern dünyada kendi olarak, bütün renk ve temsilleriyle yaşamak isteyen toplum kesimleri esas alınarak atılmış bir adımdır.
Bununla birlikte AK Parti’nin bu ve önceki modernleşme adımları, Tanzimat döneminden bu yana süregelen modernleşme adımlarından mahiyet itibariyle farklıdır. Daha önceki temel modernleşme adımları, “dışarıya taviz” amacıyla atılmıştır. AK Parti dönemi modernleşme adımları ne Tanzimat, ne Islahat, ne Meşrutiyet, ne Kemalist dönem reformları gibi devlet merkezli bir çerçevede kurgulanmamış, toplumun önde olduğu bir siyasal ontoloji içerisinde varlık bulmuştur. Bu nedenle AK Parti, AB söylemine sıkıştırılmış bir reformcu çizgiyle yetinmeyip, yerli bir değişim söylemi üretebilmiştir. Devletin hem siyasetin, hem hukukun, hem kültürün, hem ekonominin, hem de toplumun merkezine oturduğu bir yapılanmayı AK Parti reformları çözmüş, bunun siyasi riskini ise en temelde başbakan Erdoğan üstlenmiştir. Bu süreçte mutlak iktidarı sınırlamak ve hayata geçirilebilir alternatifler geliştirmekle yükümlü olması gereken siyasal muhalefet ise, AK Parti’nin hesaplaştığı ezoterik devlet dili ve söylemini kutsallaştırmak ve yeniden üretmekle meşgul olmuştur. Bu nedenle muhalefet, toplumsal alanda eleştiriyi değil direnişi, siyasal alanda müzakereyi değil silahlı müdahaleleri özendirmiştir.
Paket ne getiriyor?
AK Parti, bugünün Türkiye’sinde siyasal rasyonalitesi en güçlü parti konumundadır. Ülkenin gerilim alanlarını okuma refleksi diğer partilerden çok daha güçlüdür. Demokratikleşme paketinin içeriği bu durumun en açık göstergesidir.
Demokratikleşme Paketi, Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir yandan 1930’ların siyasal kültüründen, diğer yandan 27 Mayıs ve 12 Eylül darbelerinin yapısal ve ideolojik mirasından hareketle ürettiği toplumsal adaletsizlik ve zulüm politikalarınının resmî bir özrü mahiyetindedir. Bu yönüyle bu paket bir helalleşme girişimidir.
Paketin bir yandan siyasal alanı genişletmeyi amaçlarken, bir diğer yandan toplumsal alanı rehabilite etmeyi hedeflediğini görüyoruz. Özel okullarda öncelikle Kürtçe olmak üzere anadilde eğitimin önünün açılacak olması son derece cesur ve anlamlı bir girişimdir. AK Parti, Kürtçe başta olmak üzere, anadilde eğitim hakkını devletin tanımasını sağlamıştır. Bunun yanında paketin Latinize Kürtçe alfabe için elzem olan W, Q ve X harflerinin kullanılmasını engelleyen hükmü kaldırması, devlet zoruyla ve ideolojik gerekçelerle değiştirilen yer isimlerinin toplumdaki gerçek karşılıklarını bulabilmesi için gereken düzenlemelerin yapılabilmesine imkan tanıması sembolik değeri yüksek adımlar olarak öne çıkmaktadır.
Demokratikleşme paketinin en önemli yanlarından biri ayrımcılığı bir suç olarak tespit etmesi ve buna uygun düzenlemeler öngörmesidir. Türkiye Cumhuriyeti devleti literatüründe kişilerin din, mezhep ve etnik köken nedeniyle ayrımcılığa tabi tutulmasının nefret suçu bağlamında değerlendirilmesi kelimenin tam anlamıyla bir ilktir. Bu çerçevede paketin hiç kuşkusuz bir diğer önemli unsuru kamuda başörtüsü yasağının -birkaç meslek dışında- kaldırılmasıdır. Bundan 6 yıl önce dönemin birçok “özgürlükçü” kaleminin dahi “kamuda hizmet alanlar başörtüsü takabilir, hizmet verenler takamaz” yaklaşımını benimsediği düşünüldüğünde bu atılan adımın önemi daha da net kavranabilir.
Hepimizin yararına...
Pakette duyurulduğu üzere azınlık mallarının iadesini engelleyen Vakıflar Yasası’ndan kaynaklanan kısıtlamalar kaldırılacak ve Mardin Midyat’taki Mor Gabriel Ortodoks Kilisesi statüye kavuşturulup, Süryani cemaatine devredilecek olması yıllar yılı korku ve hezeyanlarına sıkışmış devlet aklının rehabilitasyonu hakkında çok net bir fikir vermektedir.
Türkiye siyasetinin kronikleşmiş sorunları noktasında atılan bu adımlar yanında, paketin getirdiği bir diğer önemli yenilik, seçim barajının düşürülmesi ile ilgili tekliflerdir. Seçim barajının düşürülmesi teklifi 12 Eylül rejiminin bir başka dayatmasını kaldırmak ve daha geniş bir siyasal temsil imkanı yaratmak anlamına gelmektedir. Bununla birlikte, ilk defa toplumun ve siyasetin önüne böylesi kritik bir meselede iki farklı çözüm modeli sunulmuş ve siyaset ve toplum şeffaf bir biçimde tartışmaya davet edilmiştir. Bu, müzakereci devlet fikri açısından son derece temel bir hamledir. Bu doğrultuda pakette öne çıkan ve siyasi temsili güçlendirecek bir diğer önemli adım da genel seçimlerde yüzde 7 oy alan partilere sağlanan hazine yardımının, yüzde 3 oy alan partilere de verilecek olmasıdır.
Demokratikleşme Paketi, bütün içeriğiyle Türkiye siyasetinin demokratikleşmesine, alanının genişlemesine, itibarının artmasına ve toplumsal sorunların çözümünde ana referans noktası halini almasına hizmet eden tarihsel bir hamledir. AK Parti, reformcu çizgisini sürdürdüğünü ve Türkiyenin demokratikleşmesi bağlamında öncü rolü oynamaya devam ettiğini göstermiş, siyasal mühendislik ile siyasal tasarım arasındaki farkın ayırdında olduğunu kanıtlamıştır. Bu, hepimiz için, Türkiye için bir kazanımdır.
fahrettinaltun@sehir.edu.tr