Araba kapıda bir yemli at gibidir masrafı bitmez

Mustafa Çiftçi / Yazar
02.04.2021

Usta selam alıyorsa ve sövmüyorsa sıkıntı yoktur. Ustanın gülmesini, şen şakrak olmasını beklemek ancak müşteri ilişkisinden gülümsemek dışında başka numara bilmeyenlerin beklediği bir şeydir. Zaten mesela berberlerin gülmesi, şakıması iyi olur vakit geçer ama araba tamircisi şen şakrak olsa ne olacak olmasa ne olacak? İşimi görsün yeter. Bu arada susuyormuş paşa gönlü bilir.



Annem derdi ki araba kapıda yemli at. Masrafı hiç bitmez. Dün yine bu sözü hatırladık. Arabamızın bilinmez yerleri ağrımış olacak ki tuzlu bir fatura ödedik ve eski haline geldi. Böylesi durumlarda "...oraya para sıkışmış" derler. Aynen öyle olmuş. Arabanın gösterge paneline yedi yüz lira sıkışmış. Parayı verince araba rahatladı. Ben hemen her olayda olduğu gibi bu arıza sürecinde de büyükşehirde olsaydık nasıl olurdu diye düşünüp bir kıyas yaptım. Kıyas yapan halinden mutlu olduğu için yapıyor olabilir. Veya halinden memnun değildir de bir çıkış bulmak için kıyas yapıyordur. Ben çıkış aramak için değil bir fikir edinmek için kıyas yapıyorum.

Arabamız büyükşehirde arıza yapsaydı ustası ile arızayı buluşturmak için epey bir yol gitmek gerekecekti. Çünkü oto tamiri için ne yapılırsa yapılsın hep şehir dışına yapılır ki arabası arıza yapan daha bir rezil olsun. "Kişi oto sanayisine gitmek için ne kadar çok sıkıntı çekerse o kadar çok kıymet bilir" diye düşünüyorlar herhalde. Daha evvel yolda kalmış bir arabamızı ustasına kavuşturmak için çektiğimiz sıkıntılar geldi aklıma. Böylesi durumlarda çağrılan çekiciler her zaman geç gelir. Geldiğinde de çekici şoförü o kadar bezgin, bitmiş halde olur ki siz arabanız arızalandığı için kendinizi suçlu hissedersiniz. Çekiciye konulmuş araba meçhule yol alırken siz de türlü çeşit senaryolar kurarsınız. Gergin bir ortamda oto sanayisine ulaşırsınız. Nedense çekicileri kullananların bu hallerini herkes bilir de düzeltmek için bir şey yapmaz. Nasıl olsa geçici bir süre muhatap olunacağından lafı fazla uzatmak istemezler herhalde.

Bizimkiler ve kanunlar

Tam burada bir çekici hatıramı daha anlatmak isterim. Bir dönem yurt dışında yaşamıştım. Orada şöyle bir uygulama var. Çekici şirketlerine aylık bir ödeme yapıyorsunuz. Bu para karşılığında arıza nerede nasıl olursa olsun gelip sizi kurtarıyorlar. Güzel bir hizmet lakin bizim sıkıntımız şuydu. Bizim iki tane araba vardı. Biri kocaman gemi gibi bir model, diğeri ise kibrit kutusu kadar bir arabadır. Bunlardan sadece birinin çekici kurtarma aboneliği vardı. Ama gelin görün ki arızalanan araba abone olunan araba değildi. Biz yine de şansımızı deneyip çekiciyi çağırdık. Çekici geldi. Kayıtlarda kocaman bir araba varken yolda kalmış olan minik bir şey. Adam şaşırdı, olmazlandı sonra bizim arkadaşlar epeyce bir uğraşarak arabayı tamirciye çektirdi. Yurt dışında da olsa bizimkiler kanun, yasak dinlemeden işlerini halletme yoluna gidiyorlar. Yalnız bu sefer biz şanslıydık her zaman böyle anlayışlı çekici gelmez.

Tanıdık bulma meselesi

Bizim bu sefer ki arızamızda işimiz çekiciye düşmedi. Arabamız usul yavaş kendiliğinden acile gelen hastalar gibi oto sanayisine geldi. Bu arada bizde sistem şöyle işliyor. Önce sanayide tanıdığınız ustanın yanına gidiyorsunuz. O arabaya bakıyor ve kendisinin yapacağı bir şey varsa yapıyor yoksa diğer ustaya gönderiyor sizi. Burada sır "tanıdık usta" bulmak. Memleketimizde iş yapma usulleri içinde hala en geçerli olanı "tanıdık" bulmaktır. Tanıdığınız birini bulmuşsanız işiniz kolay.

Aslında tanışık olmak da zor değil. İşin başında biraz bol para harcamaya razı olursanız. Kendinize bir tanıdık usta yapabilirsiniz. Ben evvelden tanıdık usta nasıl yapılıyor diye pek merak ederdim. Meğerse pek basitmiş. Arabanızın arızasına ustalık yapacak kişiye sağlam bir selam verip, efendice sıranızı bekliyorsunuz. Sıra size gelince ustaya hiç zorluk çıkarmadan durumu anlatıyorsunuz. Ve en önemlisi usta kaç lira derse hemen veriyorsunuz. Bu şekilde üç beş kere ustanın istediği parayı verince artık sizin de bir tanıdık ustanız oluyor. Yani yeter ki siz para vermeye itiraz etmeyin gerisi kolaydır.

Tanıdık usta sizin bir koyun kadar uysal ve ne denirse razı olan müşteri olduğunuzu anlayınca sizi fazla yormuyor. Ama bazı müşteriler öyle değildir. Hem tandık usta olsun, hem ben her işe karışayım hem de parayı hemen değil uygun bir zamanda vereyim ister. Tamirci kısmının en ayar olduğu iş budur. Çok soru soran ve parası olmayan müşteriyi kim ne yapsın?

Tanıdık usta arabanıza bakar. Kendisinin yapacağı bir şey yoksa kendisinin tanıdığı ustaya gönderir. Eğer müşteri gerçekten hatırlıysa telefon açar. "Sevdiğim bir kardeşimizin arızası var." diyerek size referans olur. Eğer daha da hatırlı müşteriyseniz sizinle beraber gelir. Yanında bir başka ustayla tamirciye girmenin de havası ayrıdır. Herkes bilir ki bir usta müşteriyle beraber geliyorsa o müşteri ya çok yakın akraba, dosttur ya da pek hatırlı bir müşteridir.

Usta kısmı az konuşur

Usta kısmı neden az konuşur diye merak ederdim. Meğer konuşacak konu ve adam seçiyorlarmış. Kendi arkadaşları yanında ve sevdiği konu olursa ustalar da geveze olurlarmış. Balık tutmaya meraklı bir usta tanımıştım. Balık dışında, diğer meseleleri konuşmaya değer bulmuyordu. Ama mesele balığa gelince sabah gün doğmadan kalktığından başlayarak balık tutarken neler yaşıyorsa anlatıyordu. İşte her ustanın böylesi merakları oluyor. Ustayı konuşturmak istiyorsanız o sihirli meseleyi bulacaksınız. Tam burada sormak isterim. Ustayı konuşturmak zorunda mısınız? Gerçekten ustanın susmasından rahatsız mısınız? Bence şansınızı hiç zorlamayınız. Bırakın usta susmak istiyorsa sussun. Çünkü bazı insan hem konuşup hem çalışamaz. Yani usta çalışabilmek için susuyor olabilir. Siz de zannedersiniz ki usta size tavırlıdır. Hayır usta selam alıyorsa ve sövmüyorsa sıkıntı yoktur. Ustanın gülmesini, şen şakrak olması beklemek ancak müşteri ilişkisinden gülümsemek dışında başka numara bilmeyenlerin beklediği bir şeydir. Zaten mesela berberlerin gülmesi, şakıması iyi olur vakit geçer ama araba tamircisi şen şakrak olsa ne olacak olmasa ne olacak? İşimi görsün yeter. Bu arada susuyormuş paşa gönlü bilir.

Tanıdık ustalar baktılar ve maalesef arızayı bilemediler. O zaman sizin araba bir meydan okuma oluyor. Bir hafta boyunca sanayide yatıp da hiç bir ustanın arızasını bilemediği bir arabamız olmuştu. Ustalar birbirlerine haber saldılar. Her biri geldi baktı ama çare bulamadılar. Sonunda arabayı Ankara'ya gönderdiler. Orada anlaşıldı ki arabanın binde bir rastlanan bir arızası varmış.

Araba arızası küçük ya da büyük fark etmez insanın canını sıkar. Hele kalabalık ve mesafeleri uzak şehirlerde tamir ettirmek daha zordur. Dilerim Allah'tan tüm arızalar kolayca tamir olur da araç sahipleri rahat bir uyku uyur. Kalın sağlıcakla...

mustafatoros@gmail.com