Arabuluculuktaki başarı ve hukukta ihtisaslaşmanın yönü

Cüneyd Altıparmak / Hukukçu
17.09.2021

Arabuluculukla 2 milyon 185 bin 944 dosyanın 1 milyon 507 bin 438'i çözüme kavuşturularak yüzde 69 oranında başarı sağlandı. Dosya sayısına bir buçuk milyon olarak bakmayın. Bu dosyalara her birinin göreceği istinaf, Yargıtay ve sonunda icra dosyası sayılarını ekleyin. Adliye tedavülünde olacak yaklaşık 3 milyon dosya demek bu... İleride sigorta, inşaat, telif, enerji, sağlık, banka ve finans konusunda uzman arabulucular ile daha nitelikli ve hızlı çözümler bulmak mümkün olacak. Bu nokta diğer bir yönüyle hukukta ihtisaslaşmanın hangi boyuta evrileceğinin de bir işareti.



Kıymetli olan uyuşmazlığın çözümünün herkesi memnun etmesidir. Çünkü "bir dakikalık uzlaşma, ömür boyu arkadaşlıktan daha değerlidir"...

(G.G. Marquez)

Yargıdaki iş yükü, herkesin bir ayağının adliyede olması sonucunu doğuruyor. En basit dava bile karmaşık bir dosya ile aynı serüveni yaşamak durumunda. Diyelim 1000 TL alacağınız var. Elinizde bir senet var. Bununla ilgili yapılacak takip süreci de bu tutarın yüz katı olan alacağın da göreceği safahat aynı... Bir de buna hâkimin birtakım araştırma zorunluluğu olduğu durumları da eklersek, sürecin uzaması doğal hale geliyor... Adalet hizmetlerinin, hızlanması, iyileştirilmesi konusunda birçok tedbir, düzenleme ve program açıklandı. Son dönemki değişim ve dönüşümler içinde en elle tutulur sonuç veren ve gün geçtikçe gelişen yöntemin arabuluculuk olduğunu söyleyebilirim. Hukuk uyuşmazlıklarının (yani ceza dosyaları dışındaki konuların) geniş bir kısmının artık bu yolla çözülmesi mümkün hale geldi. Sistem işliyor ve gelişiyor. Bu yazımızda, gelişme süreçlerinin içinde bulunma fırsatı yakaladığımız ve fiilen yürüttüğümüz bir meslek olan arabuluculuk konusundaki güncel gelişmeleri değerlendirmek istedik. Bunu yaparken, kavramlara boğmadan, gündelik dilin sadeliği ve yaşadığımız olaylar üzerinden meseleyi ele almak istiyoruz. Zira, toplumsal köklerimizde olan "anlaştırma", meseleyi "hale yola koyma" yaklaşımının hukuk dünyasındaki kurumsal karşılığı olan arabuluculuğun daha iyi anlaşılması gerekiyor...

Dostane çözüm

Hatırlayalım basındaki manşetlerden bazılarını: "61 yıldır çözülemeyen miras paylaşımı 8 ay gibi kısa bir sürede çözüme kavuştu", "Arazi uyuşmazlıklarında arabuluculuk dönemi", "İşçi hakkını daha hızlı alabilecek", "41 yıldır çözülemeyen dava arabuluculuk ile bitti". Bu haberlere bakınca ortaya çıkan bir gerçek var ki; toplum sulhe, anlaşmaya teşvik edilince hukuken hasım olan tarafların; günün sonunda anlaşmış ve sorunlarını çözmüş kimselere dönüşmesi mümkün. Zaten, yargı fonksiyonun başlıca görevi bizce, kanunları tatbik etmek, taraf hakkında hüküm vermekten ziyade; tarafların vicdanına uygun çözümü bulmak, aradaki uyuşmazlığı "dostane" biçimde kaldırmak olmalıdır. İşte tam bu noktada arabuluculuk kurumu devreye giriyor.

Arabulucu, kendisine gelen başvuruyu inceliyor. Taraflara ulaşıp onları görüşmeye davet ediyor. Bir masada toplanıyor taraflar. Onlara arabuluculuğun mahiyeti, nitelikleri anlatılıyor. Sonra, dava açmak isteyen yani başvurucu olan kimse başlıyor derdini anlatmaya, taleplerini belirtiyor. Ardından karşı taraf kendini ifade ediyor. Ve arabulucunun yönlendirmeleri ile bir anlaşma zemini doğuyor. İşçi bir adım atıyor, işveren karşılık veriyor. Sonuç: İşçi davaya gidince 5-6 yıl sonra alabileceği hakkını aynı gün alabiliyor. İşveren de ileride bir gün ödemek zorunda kalacağı tutarı faiz, yargılama gideri, diğer fazlalıklar olmadan ödüyor. Her ikisi de memnun biçimde ayrılıyor arabulucudan. Olaya sadece maddi bakmayalım. Bir dosyada, işçinin kendisinden özür dilenmesi yönündeki talebinin işverence karşılandığına bizzat şahit oldum, hatta tutanağa geçtik bu durumu...

Yargılama yok

Arabulucu karar vermiyor. Kim haklı kim haksız izah etmeniz gerekmiyor. Onun işi tarafları buluşturmak ve uyuşmazlığı, konuşmalarını sağlamak. Bu çok önemli. İnsanlar konuşmaya başlayınca, uyuşmazlıklar da çözülüyor. Arabulucunun görevleri teknik bir konu ama özü şu: Arabuluculuk her şeyin konuşulduğu ve sır olarak kaldığı, görüşmelerin esnek yani istendiği an bitirilebildiği, her konunun sürece yayılabilerek konuşulabileceği bir yer. Yargılama, delil, tanık, ispat gibi konular yok! İkna, görüşme ve helalleşme var!

Toplumsal barışa katkı

Asliye ve sulh mahkemeleri ile aile, iş, tüketici ve ticaret mahkemelerinin konularına giren dosyalara genel olarak hukuk davaları diyoruz. Bu davalar ile ilgili geçen hafta Adalet Bakanlığından yapılan açıklama çok önemli bir veriyi ortaya koydu. "Arabuluculukla 2 milyon 185 bin 944 dosyanın 1 milyon 507 bin 438'i çözüme kavuşturularak yüzde 69 oranında başarı sağlandı". Dosya sayısına bir buçuk milyon olarak bakmayın. Bu dosyalara her birinin göreceği istinaf, Yargıtay ve sonunda icra dosyası sayılarını ekleyin. Adliye tedavülünde olacak olan yaklaşık 3 milyon dosya eder bu... Bir de buna ceza dosyalarının temelinde yatan önceden çözüme kavuşmamış veya yargılama süreci süren arazi, miras, mal paylaşımı, alacak-verecek dosyalarının olduğu gerçeğini eklersek, arabuluculuğun toplumsal barışa katkısının olduğunu net biçimde görebiliriz. Ayrıca Bakanlığın arabuluculukta "dosyaların ortalama 10 günde çözümlediği" yönündeki bilgisini de ilave edilirse bu tabloya. Arabuluculuğun husumetlerin, kısa sürmesine ve insanların birbirini tanımasına ciddi bir katkı sunduğunu söyleyebiliriz.

Uzmanlık önemli

Bakanlığın olaya yaklaşımı "statik" değil. Proaktif ve dinamik. Arabuluculuk konusunda önceden İş, sonrasında Ticaret ve son olarak Tüketici uzmanlıkları söz konusu iken artık daha çok çeşitte uzman arabuluculuk söz konusu olacak. Her meslekte olduğu gibi uzmanlık önemli. Zira doğru soruyu sormak, tarafların esas uyuşmazlık noktalarını onlara göstermek için sektör ve buna ilişkin hukuki duruma vakıf olunması gerekiyor. Hemen herkesin başına müteahhitle ilgili bir sorun gelmiştir. Geç teslim etmiştir evi veya istenilen nitelikte yapmamıştır. Sözleşmeye aykırı davranmıştır. Bu konuda dava açsanız, kuvvetle muhtemel konu Asliye Hukuk Mahkemesinde mevcut iş yükü arasında sırasını bekleyecektir. Bilirkişinin sunacağı rapora göre dosya şekillenecektir. Ancak uzmanlık eğitimleri sayesinde, bu tip konularla ilgili güncel yargı kararlarına vakıf, sektör sorunlarına dair bilgisi olan "İnşaat Hukuku Uzman Arabulucu", meseleye daha farklı yaklaşıp, iki tarafın risklerini anlamasına yardımcı olabilecektir. Henüz bu uygulamaya tam geçilmedi ama geçilirse, sigorta, inşaat, telif, enerji, sağlık, banka ve finans konusunda uzman arabulucular ile daha nitelikli ve hızlı çözümler bulmak mümkün olacak. Zira, banka ve finans mahkemeleri yokken uzman arabuluculuğu söz konusu olacak. Bu nokta diğer bir yönüyle hukukta ihtisaslaşmanın hangi boyuta evrileceğinin de bir işareti!...

Bu alandaki bir başka yenilik ise, hali hazırda "avukatlık" mesleğinin icra edildiği mekanlarda yapılan arabuluculuğun "bağımsız", "oda sayısı, oturma düzeni, hizmet niteliği belirtilmiş" ve "çalışan profili nitelenmiş" bir biçimde oluşacak merkezler eliyle görülmesinin önünün açılmasıdır. Bu durum hukuk alanında iki açıdan devrim niteliğindedir: Birincisi, "kolektif çalışma bilinci" getirmesi; ikincisi ise "şirketleşme" modelini ortaya koymasıdır. Toplumsal dönüşüm ile ilişkilerin arttığı ve sorunların çözümünün katmanlı bir bilgi birikimine ihtiyaç duyduğu çağda, arabuluculuğu "bireysel" bir meslek olarak tanımlamak yerine, farklı uzmanlık alanlarına haiz kimselerin bir araya gelerek, standartları belli biçimde hizmet sunacak merkezler eliyle gördürmek, son dönemde adalet hizmetleri noktasında atılan en önemli adım diyebiliriz. Hali hazırda fiilen birçok kimsenin yöneldiği bu durum, Ticaret ve Sanayi Odalarının da ilgisini çekmiş durumda. Bu alanda birçok şirket ve ortaklık kuruldu... Bu merkezlerde bilirkişiler, hesap uzmanları, mali müşavirlerin de bulunması mümkün olursa, tarafların taleplerinin ortalama değerini öğrenerek masaya oturabilecekler. Böylece çözümler daha nitelikli hale gelecektir. Türkiye genelinde, Ocak-Ekim 2019 arasında arabulucuya giden her 100 iş uyuşmazlığından 65'i anlaşmayla, 35'i anlaşmazlıkla sonuçlanmış. Bu oran şimdi yüzde 70'ler civarındadır. Merkezleşmenin yasalaşması ile bu oranın yükselmesi işten bile değildir. Merkezler eliyle yapılacak tanıtım, farkındalık ve eğitim faaliyetlerinin farklı bir ivme katacağı çok net!

Daha ilerisi mümkün

Arabuluculuğun ilk günlerini hatırlıyorum. Birçok arkadaşımız biz eğitimlere giderken, sınavlara hazırlanırken "gereksiz" bir iş olarak görüyordu. Bu yaklaşımın "tutmayacağını", "boşa zaman kaybı" olduğunu düşünenler çoktu. İlk arabuluculuk dosyaları adliyelerdeki bürolar aracılığı ile atandığında şu görüldü: İş davalarındaki yük azalıyor! Bu sonrasında diğer zorunlu alanlara yayıldı. Başta eleştirenler, sınavlara girdiler, arabulucu oldular, uzman oldular. Sebebi, kararlı atılan adımlar ve arabuluculuğun "yargı" faaliyetlerine sunduğu katkıydı. Yakında birçok yerde artık yeni mahkeme açmaya gerek kalmayacak... Bir mahkemenin kuruluş maliyeti ve yürütülmesindeki masrafları çok fazla. Şayet arabuluculukta merkezleşme süreci başarılırsa, devletin daha az maliyetle, daha hızlı biçimde uyuşmazlıkları çözdüğü bir döneme geçilmiş olacak... Bu model bizim için yeni olabilir, ancak gelişmiş ülkeler bunu çok uzun yıllar önce keşfetmiş durumda. Hatta, dünyada "uyuşmazlık çözümü" diye bir sektör var desek yeridir.

Tahkimde özel model gerek

Ülkemizdeki olumlu adımlara katkı olsun diye birkaç hususu belirtmek, öneriler sunmak isterim. Birinci olarak, uyuşmazlığın konuşulduğu ve tıkandığı noktada uzmanlık bilgisi ile yönlendirme ve zemin oluşturma yetkisine haiz arabulucuya "çözüme dair somut öneri" sunma imkanı verilebilir. İkinci önerimiz, ISTAC'ın başlattığı, bir konunun arabuluculukta çözülememesi halinde tahkime sevk edilmesi yönteminin "tüketici" konularında uygulanmasının ve hakem heyetlerinin kaldırılmasıdır. Bu daha etkin sonuç doğuracaktır. Üçüncü olarak da "Tahkim" konusunda bazı davalar için özel bir modele geçilebilmesidir. Tahkim "taraflar arasındaki uyuşmazlıkları resmi yargı organları yerine, kendileri tarafından belirlenen hakemlerce çözümlendiği yöntemdir". Bir kısım davalarda özellikle bireysel iş davalarında, arabuluculuğun ardından merkezlerdeki hakeme dosyanın tevdi edilmesi, uzman hakemce yapılacak araştırma sonucunda çıkan kararın tüm ekleri ile birlikte iş mahkemesine gönderilmesi, yargılamanın bu noktadan devam ettirilmesi veya dosya üzerinden incelenip tasdik edilmesi yöntemidir. Dördüncü önerimiz, kamu idarelerindeki arabuluculuk komisyonunun "anlaşmama" yönündeki eğilimine dairdir. Bu eğilimin haklı gerekçesi vardır. Zira denetimde konunun "niçin anlaştınız" biçimindeki bir sorguya dönüşmesi mümkünüdür! Bunun için kurum görüşmelerine katılan komisyonun varılan anlaşmaya dair ortada açıkça bir ihlali, yetkiyi kötüye kullanması yoksa, konunun denetim veya sorgu dışına çıkarılması yönünde adımların atılmasıdır.

cuneydaltiparmak@yahoo.com