Asrın inşası ve eğitime dair birkaç not

Prof. Dr. Yusuf Tekin/Millî Eğitim Bakanı
6.02.2026

İş birliği olmaksızın kendimizle ve başkalarıyla aramızdaki ilişki ziyadesiyle rastlantısal hâle gelir ve bir amaçtan yoksun kalırdı, önümüze çıkan her şeye çok sathi bir şekilde bağlardık kendimizi. Şayet karmaşık ilişkiler ağı hâline gelmiş dünyamızın refahını istiyorsak, iş birliği yapmamız, beraber çalışma becerisi kazanmamız ve geliştirmemiz gerekir.


Asrın inşası ve eğitime dair birkaç not

Prof. Dr. Yusuf Tekin/Millî Eğitim Bakanı

Günümüz toplumlarında, farklılık gösteren "Başkalarıyla iş birliği nasıl cesaretlendirilir?" ve "İş birliği yapma arzuları nasıl harekete geçirilir?" soruları sıkça gündeme geliyor. Bu sebepsiz değildir, çünkü çok karmaşık, çok katmanlı ve iç içe geçmiş bir yapısı bulunan iş birliği su gibi akıp giden hayatta biriken deneyimlerin şekillendiricisidir. Bilhassa afet zamanlarında toplumsal dayanışmanın, şefkatli ve özenli iş birliğinin ne denli önemli olduğu daha iyi anlaşılmaktadır.

6 Şubat 2023'te gerçekleşen ve 11 ilimizi etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremler ülkemizi derinden sarstı. Bir arada yaşama iradesini her zor durumda bir kere daha perçinleyen aziz milletimiz, nasıl tarih boyunca yaşadığı zorluklar karşısında devlet-millet kaynaşmasını güçlendiren bir irade ortaya koymuşsa asrın felaketinde de aynı tavrı gösterdi. Şunun altını bir defa daha çizmekte yarar var: Millî birlik, beraberlik ve kardeşliği esas alan insan odaklı köklü tarihî birikimimiz bizlerin afetler ve olağanüstü durumlar karşısında dayanışma, fedakârlık ve müşterek sorumluluk bilinciyle hareket edip kenetlenmemizi sağlıyor. Nitekim bu anlayış doğrultusunda devletimiz, 6 Şubat depremlerinin haberini alıp yıkımın boyutunu fark eder etmez tüm imkânlarını seferber etti. Hiç kuşkusuz hayatın olağan akışının bozulduğu bu süreçte defalarca hep aynı değer çıktığı karşımıza: İş birliği. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ifadesiyle milletimiz "asrın felaketine asrın birlikteliğiyle direndi, gösterdikleri örnek dayanışma ve fedakârlıkla millet olmanın ne demek olduğunu tüm dünyaya gösterdi."

İş birliği yapabilme kapasitesi

Deprem sonrasındaki iş birliği temelli dayanışma kültürü fiziksel iyileşme süreciyle sınırlı kalmadı, aynı zamanda millî birliğin pekişmesini de beraberinde getirdi. Depremlerin ardından sahada yürütülen eğitim faaliyetlerini yerinde değerlendirmek, öğretmen ve yöneticilerimizle doğrudan temas kurarak ihtiyaçlarını belirmek maksadıyla 11 ilimizi defalarca ziyaret ettik, ediyoruz. Bu ziyaretlerde, iş birliği yapma kapasitesini bir zanaat olarak araştıran sosyolog Richard Sennett'in Beraber (2012) kitabındaki çok boyutlu yorumlarını her zaman hatırladığımı söylemeliyim. Ona göre, iş birliği bir beceri işidir ve insanlar, okullar başta olmak üzere hayatın her alanında iş birliğinin çeşitli formlarıyla karşılaşırlar. İş birliğinin doğası, neden zayıfladığı ve nasıl güçlendirilebileceğini tartışan Sennett, çalışmasının mukaddimesinde iş birliğinin, işlerin yapılması sürecinde olmazsa olmaz olduğunun altını çizerken, "Bireysel olarak yapamadıklarımızı başkalarıyla iş birliği yaparak tamamlayabiliriz." ifadesini kullanır. İlerleyen sayfalarda ise şunları yazar: "İş birliği sadece içini döküp rahatlayarak güçlendirilmiyor; iş birliğinin esası pasif bir mevcudiyet değil, aktif bir katılımdır."

Asrın birlikteliği anlayışı kapsamındaki iş birliği yapabilme becerisi açıkça görülüyor ki esaslı bağlılıklardan kaynaklanan aktif katılım olmasaydı asla mümkün olmazdı. Bu bağlılık; barınma, sağlık ve sosyal destek hizmetleri, eğitim ve altyapının yeniden tesis edilmesinden kalıcı yerleşim alanlarının oluşturulmasına kadar çok çeşitli şekillerde karşımıza çıktı. Millî Eğitim Bakanlığımızın koordinesinde okullarda barınma ve beslenme desteği verilmesi başta olmak üzere gerekli tedbirler alınarak eğitim öğretim faaliyetlerinin kesintisiz bir şekilde sürdürülmesi sağlandı. Öğrencilerimize yönelik telafi ve destekleme eğitimleri planlandı. Psikolojik dayanıklılığı arttırarak öğrencilerin ve ailelerin iyi oluş hâlini güçlendirmeye dönük çalışmalar, özel gereksinimli öğrencilerimiz için ince ince işlenen hayalin malzemelerini bir araya getiren masal ve oyun atölyeleri gibi çok boyutlu etkinlikler yapıldı. Sadakatle bağlanacağımız asıl hakikatin zor zamanlarda beraberlik içinde üretileceğine inanan öğretmenlerimiz ise yemek dağıtmaktan çadır kurmaya dek pek çok gönüllülük girişiminin ayrılmaz parçasıydı. Bakanlığımızın afet ve acil durumlara yönelik kurumsal kapasitesini güçlendirmek amacıyla hayata geçirilen Millî Eğitim Bakanlığı Arama Kurtarma Birimi (MEB AKUB) afet bölgesindeki arama ve kurtarma, barınma, lojistik destek ve koordinasyon çalışmalarında görev aldı. Deprem bölgesinde görev yapan öğretmenlerimizin iyi oluş hâllerinin geliştirilmesi gibi projeler ise öğretmen ve yöneticilerimizin görevlerini bihakkın sürdürebilmeleri açısından son derece önemliydi. Elbette tüm bunları yaparken "bir pratik olarak özen olmadan başka hiçbir şey olamayacağımızın" bilinciyle hareket ettik. Böylece eğitimin sadece akademik gelişimden ibaret olmadığını, aynı zamanda dayanışma, kardeşlik, merhamet ve paylaşma olduğunu gösterdik.

Şerif Mardin'in "Sivil toplum şehir adabıdır" sözünü doğrulayan çoklu iş birlikleri sayesinde örnek olabilecek uygulamaları hayata geçirdik. Bu çerçevede deprem bölgesindeki okullarda yaş gruplarına uygun şekilde tasarlanan kütüphaneler aracılığıyla öğrencilerimizin kitaplara ve nitelikli çalışma alanlarına erişiminin artırılması sağlandı. Bugüne kadar yürütülen çalışmalar, devletimizin insan odaklı hizmet anlayışının ve millî birlik ile kardeşlik bilincinin eğitim alanındaki somut yansımalarıydı. Çok önemli olan iş birliği ve dayanışma sürecinin hafızasının tutulması için de kalıcı eserlere imza atıldı. Mesela deprem bölgesinde vefat eden öğretmenlerimizle eğitim çalışanlarımızın aziz hatıralarını yaşatmak amacıyla deprem anıtı dikildi. Bakanlığımız, hayatını kaybeden arkadaşlarımızın hatıralarını yaşatmak amacıyla eğitim neferlerimizin biyografileriyle hayatını kaybedenlerin yakınlarının bilgilerini içeren emek mahsulü iki eser yayımladı.

İyileştirme çalışmaları, inşa ve kenetlenme

Millî Eğitim Bakanlığımızın yürüttüğü kapsamlı çalışmalarla deprem bölgesindeki eğitim ortamlarının fiziki altyapı durumları önemli oranda iyileştirildi. Eğitim faaliyetlerinin niteliği artırıldı, depremzede öğrencilerimizin ve vatandaşlarımızın maddi-manevi her türlü ihtiyaçları karşılanmaya ve asrın felaketinin olumsuz etkileri giderilmeye çalışıldı. Depremden etkilenen şehirlerimizin deprem öncesi eğitim durumu ile deprem sonrası süreçte yürütülen iyileştirme çalışmaları, alınan tedbirler ve devam eden faaliyetleri veri temelli olarak kapsamlı şekilde takip ediyoruz. Türkiye'de ve dünyada yaşanan son derece kritik olaylara rağmen Cumhurbaşkanımızın başkanlığında gerçekleşen kabine toplantılarında birinci gündem hep deprem ve bu büyük afetten etkilenen vatandaşlarımız oldu. Deprem bölgesindeki eğitim öğretim süreçleri bu sene de en önemli ve öncelikli gündemimiz olmaya devam edecek.

Devletimiz, afetten etkilenen şehirlerimizin her alanda yeniden güçlendirilmesi amacıyla çalışmalarını sürdürürken, depremlerde hayatını kaybeden vatandaşlarımızın aziz hatıraları milletimizin maşeri vicdanında daima yaşayacaktır. Bakanlığımız da millî dayanışma ve kardeşlik anlayışı çerçevesinde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmektedir. Elimizdeki veriler gösteriyor ki deprem bölgesinde 11 ilimizle 2 ilçemizde toplamda 10 bine yakın dersliğimiz kullanılamaz duruma geldi. Biz bunların yerine 2025-2026 eğitim-öğretim yılının başı itibarıyla yaklaşık 15 bin dersliği ilave olarak hizmete aldık. Önümüzdeki eylül ayına kadar süren ve bitmek üzere olan yatırımlarımızla birlikte baktığımızda, bu 11 ilimizin tamamında 6 Şubat günü sahip olduğumuz derslik sayısından bütün illerde en az yüzde 15 daha fazla dersliğimiz olacak. Asrın inşası hakkında karalayıcı, kaba saba beyanlarda bulunan, bilmediği, kavrayamadığı konularda "kesin" hükümler veren/ ahkâm kesenlere hatırlatmak isterim: Devletimiz yıkılanları yeniden yapmakla yetinmeyerek eğitim kurumlarımıza yıkılanlardan yüzde 15 daha fazla derslik kazandırarak eğitime verdiği önemi bir kez daha gösterdi. Okullarımızın yeniden inşası başta olmak üzere Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli için tüm imkânlarımızı seferber ediyor ve çalışmalarımızı yoğun bir gayretle sürdürüyoruz.

Peyami Safa, 1930'ların sonunda kaleme aldığı bir yazısında "memleket ve Anadolu davasını, maarif veya ziraat, kültür veya ekonomi, sanat veya teknik, bütün madde ve mana unsurları arasındaki münasebetlerin küllüne ait prensiplerle" çözmemiz gerektiğinden bahseder. Büyük ve yıkıcı depremler bize hayati ve öncelikli olanın neler olması gerektiğini bir kez daha hatırlattı. Eğitim-öğretim sonuçta hep beraber, herkesin ayrım gözetmeksizin bir tarafından tutup üstüne düşen sorumlulukları yerine getirmesi gereken ve toplumsal hayatın diğer sahalarını doğrudan etkileyen bir alan. 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden vatandaşlarımızı anmak, birlik ve beraberlik duygularımızı canlı tutmak amacıyla Bakanlığımız bünyesindeki tüm temel eğitim ve ortaöğretim kurumlarında, 6 Şubat 2026 tarihinde ilk derse başlamadan önce bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Küçük bir ayrıntı gibi görülebilecek bu kararın altında yatan temel düşünce şuydu: Okullarımızda, sınıflarımızda ve diğer eğitim ortamlarımızdaki hatırlama pratikleri zamanla iş birliğini hem sürdürülebilir hem de geliştirilebilir duruma getirir.

İş birliği sorumlulukla bir çabaya katılmayı, ona dâhil olmayı, onunla beraber yol almayı gerektirir. İş birliği olmaksızın kendimizle ve başkalarıyla aramızdaki ilişki ziyadesiyle rastlantısal hâle gelir ve bir amaçtan yoksun kalırdı, önümüze çıkan her şeye çok sathi bir şekilde bağlardık kendimizi. Şayet karmaşık ilişkiler ağı hâline gelmiş dünyamızın refahını istiyorsak, iş birliği yapmamız, beraber çalışma becerisi kazanmamız ve geliştirmemiz gerekir: Eğitim ortamlarımız bu beceriyi kazandırmak bakımından son derece önemli roller üstleniyor, çünkü iş birliği kapasitesi insan fıtratının ayrılmaz bir parçasıdır. İş birliği bizi geçmişe ve geleceğe bağlayan en doğru yoldur. Kendimiz ile dünyanın geri kalanı arasındaki ilişki ancak iş birliği temelinde kurulduğunda her yaptığımız da umut barındırabilecektir. Evlatlarımız şefkatli ve özenli iş birliği pratiklerini hatırladıkça sosyal ve bilişsel becerileri birbirine kenetlendiği gibi toplumsal hayatın kalitesi de artacaktır.