Avrupa Hitler'ini arıyor

Prof. Dr. Kudret Bülbül / Siyaset Bilimci
30.10.2020

Faşizm ve daha ağırı olan Nazizm bir virüstür. Girdiği bünyeyi tamamen teslim almadan durmaz. Göçmenler ve Müslümanlardan sona sıra özgürlükçü, çoğulcu, demokrat Avrupalılara gelecektir.



Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar; Hiç ibret alınsa tekerrür mü ederdi” der şair Mehmet Akif. 1930-40’lar Avrupa’sını yaşayanlar hala ayakta ise bugünün Avrupa’sını görseler herhalde dejavu hissi yaşayacaklardır. O yıllarda Avrupa’da, Yahudiler özelinde yaşananlar, bugün göçmenler, yabancılar, Müslüman özelinde yaşanıyor.

Yaşam biçimine tahammülsüzlük

Kapatılan, kundaklanan, sabah namazı sırasında baskına uğrayan camiler... Yakılan evler, yanarak ölen bebekler, insanlar... Siyasilerden her gün yükselen nefret ve ırkçılık söylemleri.. Macron gibi liderlerin, İslamın ve Kur’an’ın revize edilmesi gerektiğine dair ipe sapa gelmez sözleri.. Hz. Peygambere saldırının özgürlük olarak görüldüğü Fransa’da, İçişleri Bakanının, marketlerdeki helal gıda reyonlarını kabul edilemez bulması... Yani en hafif deyimi ile başkasının inancına ve yaşam biçimine tahammülsüzlük. Bu ve benzeri örnekler Avrupa’da değil de dünyanın başka bir ülkesinde olsa o ülke dünya medyası ve uluslararası toplum tarafından haklı olarak en ağır şekilde mahkûm edilirdi. Ama Avrupa’da olunca üç maymun oynanıyor. Öncelikle, AB projesine pozitif bakan biri olarak, Avrupa’daki bu gelişmeleri gözlemlemekten ve Avrupa’ya dair aşağıda yazacaklarımdan hiç mutlu olmadığımı, fazlasıyla üzüntü duyduğumu belirtmeliyim. Ama üzüntünün maalesef gidişatı engellemeye faydası yok.

Avrupa’nın çıkardığı dersler

Esasen bir Avrupa iç savaşı olan 2. Dünya Savaşı’nın yarattığı felaketten Avrupa çok büyük dersler çıkardı. AET ve AB sürecinde tarafların bir daha birbirleri ile savaşmaması için çok yönlü işbirlikleri geliştirildi. Özgürlük, demokrasi, insan hakları, farklı yaşam biçimlerine saygı gibi alanlarda pek çok sözleşme, anlaşma imzalandı.

Bütün bunların sonucu olarak Avrupa bir huzur ve barış bölgesi oldu. Ekonomik olarak çok hızlı gelişti ve kalkındı. Kendisi ve bölgesi için bir cazibe merkezi oldu. Ama yakın zamanlardaki gidişata bakılınca, Avrupa sanki kendisinin yarattığı 2. Dünya Savaşı’nı hiç yaşamamış ve bu savaştan çıkardığı dersleri çoktan unutmuş gibi davranıyor. Avrupa yeniden neo faşist ve neo nazist akımların cirit attığı, farklı düşünce ve yaşam biçimlerinin gittikçe baskılandığı bir coğrafyaya dönüşüyor.

Sebep ekonomik durgunluk

Bu sürecin önemli nedenlerden biri, Avrupa’daki ekonomik durgunluk. Bir başkası ise yapılan onca sözleşme, anlaşma ve söyleme rağmen, kültürel genetiğinde var olmayan çoğulculuğun, farklılıklarla birlikte yaşayabilme kültürünün yeterince oluşturulamaması.

Bu konulara dair yıllardır yazılarımda “yarın çok geç olabilir”, “önlem alınmazsa süreç çok kötü senaryolara gebe” gibi uyarıcı ifadeler kullanıyordum. Artık Avrupa’nın geleceğine dair karamsar değil, umutsuzum. Avrupa’daki son sağduyulu lider Merkel’den sonra, Avrupa’nın geleceği tam bir tufan gibi görünüyor.

Fransa, Avusturya, Almanya, Hollanda, Belçika gibi birçok ülkede merkez sağ ve merkez sol partiler, gelmekte olan felaketi görmek yerine neo faşist ve neo nazist akımlara teslim oluyorlar. Medyanın, akademinin, entelektüellerin tutumu da siyasilerden çok farklı değil.

Nedir o gelmekte olan felaket?

Avrupa’nın yeniden içe kapanarak, 2. Dünya Savaşı öncesinde olduğu gibi, yine tarihindeki orta çağ karanlığına düşmesi(karanlık olan orta çağ değil, Avrupa’nın kendisi idi o zamanlar).

Farklı yaşam biçimlerini tehdit olarak görüp, yeni Hitler, yeni Mussolini’lere teslim olması.. Gittikçe artan oranda faşist ve nazist söylemlere teslim olan bu ülkelerin bugünkü liderleri, bu gidişatla çok yakın bir gelecekte ortaya çıkabilecek olan yeni Hitler’lerin yollarını döşüyorlar. Bir an önce gelmesi için birbirleriyle yarışıyorlar adeta. Bakalım yeni Hitler bu kez hangi ülkeden çıkacak?

İlkelerini tüketiyor

Sürecin o noktaya doğru hızla evrildiğini görüyor gibiyim. Olacak olan, önceki olanlardan farklı olmayacak. 2. Dünya Savaşı öncesinde öteki olan, içine düştüğü karanlığı görmemek için mahkum ettiği toplum Yahudilerdi. Bugün ise göçmenleri, yabancıları ve Müslümanları suçlayarak içine girdiği girdabı örtmeye çalıyor. Sorunun bizatihi kendinde, bakışında olduğunu, ürettiği onca değerleri, ilkeleri bir bir tükettiğini görmüyor.

Önceki Yahudi zulmünde olduğu gibi, farklı yaşam biçimine sahip insanlar ağır ağır Avrupa’yı terk ediyor. Avrupa’nın karanlığa düşme katsayısı, Yahudilere yapılanların benzerleri bugün artıkça göçmenler, yabancılar, Müslümanlar toplu halde Avrupa’yı terk etmek zorunda kalacaklar.

Felaket tellallığı yapmak istemem, ama bu durum Türkiye gibi ülkelerin, 2. Dünya Savaşı öncesinde olduğu gibi, çok daha fazla göç alacağı anlamına gelir. Avrupa’da diasporası olan ülkeler buna hazırlıklı olmalı.

Sadece buna mı?

Beyaz Avrupalının dışındaki milyonlarca insanın Avrupa ülkelerini terk etmesi, Avrupa’dan sürülmesi ile süreç sona erecek mi? Maalesef hayır.

Faşizm bir virüstür

Faşizm ve daha ağırı olan Nazizm bir virüstür. Girdiği bünyeyi tamamen teslim almadan durmaz. Göçmenler ve Müslümanlardan sona sıra özgürlükçü, çoğulcu, demokrat Avrupalılara gelecektir. Bugün belki korktukları, belki çıkarları için sessiz kalan ve belki de sessiz çoğunluğu oluşturan çoğulcu, demokrat ve özgürlükçü Avrupalıların, sıranın kendilerine geldiğini görmeleri için maalesef çok beklemeleri gerekmeyecek. Yeni Hitler ve yeni Nazizme bütün varlıklarını adayamayacaklarsa (çünkü nazizmi ve Führeri daha azı kesmez) şimdiden sığınacakları ülkeleri aramaya başlayabilirler.

Son olarak, abarttığımı düşünen çoğulcu, özgürlükçü Avrupalı dostlara: Dikkat et, yazdıklarım 80-90 yıl öncesi senin hikayen...

@kudretbulbul