Baba İlyas'ın 60'ı aşkın halifesi vardı

Murat Güzel / Açık Görüş Kitaplığı
23.01.2021

Editörlüğünü Zekeriya Işık'ın yaptığı ‘Tarikat, Toplum ve Siyaset' başlıklı kitap, Baba İlyas-ı Horasani ve ailesinin ortaya çıkışını, tarihsel gelişimini, inanç ve zihin dünyasını, sosyal, siyasi ve kültürel hayata etkilerini ortaya çıkararak Ortaçağ dünyasında tarikat, toplum ve siyaset ilişkilerine benzer bir açıklık getirme iddiasında bir eser.



Türkiye Selçukluları, Anadolu üzerinden Haçlı Seferleri’nin sona erdiği 1190’lardan Anadolu’ya Moğol istilasının başlangıcı addedebileceğimiz 1240’lara kadar yarım asırlık bir süreçte Anadolu’daki siyasi istikrarı büyük ölçüde sağlamış ve müreffeh bir hayatı bağlılarına vaat edebilen bir pozisyondaydı. Ancak önce oğlu Gıyaseddin Keyhüsrev’in şehzade ilan edilen üvey küçük kardeşi sebebiyle Abhaz dayısı ve annesinin desteğiyle babası Alaeddin Keykubat’a düzenlediği suikast ve ardından Selçuklu devlet mekanizmasının bozulmasına yol açan bazı gaileler (ki bunların başında Alaeddin Keykubat’ın mimarı ve av emiri Sadettin Köpek’in siyasal ihtirası sebebiyle birçok devlet adamının katli gelir) baş gösteren istikrarsızlığın bir örneğidir Babailer isyanı.

İsyan planlandı

İlkin Bağdat’ta mukim Seyyid Ebu’l Vefa’dan kaynaklı olduğu bilinen Vefailiğin Anadolu’ya geçişinin ana mecrası Dede Ğarkın’ın Anadolu halifesi Baba İlyas-ı Horasani’ye bağlı Türkmenlerin başlattığı isyanın birçok sebebi ve sonucu vardır elbette. Her ne kadar Selçuklu sarayının resmi vakanüvisi İbn Bibi, bu isyanı planlı ve programlı bir şekilde hazırlanmış, peygamberlik iddiasında olan bir kişinin önderliğindeki isyan olarak sunmaya çalışsa da literatürde konuyla ilgili yapılan birçok çalışmadan çıkarttığımız netice, İbn Bibi’nin ‘resmi vakanüvislik’ niteliğinden kaynaklanan bir karalamaya tevessül ettiğini gösterir. Amasya’nın Çat köyünde yerleşik Baba İlyas-ı Horasani ve bağlılarının aralarında paralı Frenk askerleri eliyle katledilmesiyle ancak bastırılabilen isyandan sağ kurtulan Baba İlyas’ın en küçük oğlu Muhlis Paşa ve onun ahfadının Osmanlı devletinin kuruluş sürecinde ilgi çekici bir pozisyonda olduklarını görüyoruz. Muhlis Paşa, Aşık Paşa, Elvan Çelebi gibi isimleri ayırt edebildiğimiz bu sufi ailenin yol ve erkânının halife, mürit ve ihvan toplulukları sayesinde zamanı aşarak gayrı-Sünni çevreler üzerinde çeşitli etkilerinin günümüze değin yaşatılmaya çalışıldığını görüyoruz. Baba İlyas’ın 60’ı aşkın halifesi olduğunu, sözgelimi Hacı Bektaş Veli ile Şeyh Edebali’nin de bu halifeler arasında yer aldığını çeşitli kaynaklardan öğreniyoruz. Osmanlı müverrihleri, Şeyh Edebali, Muhlis Paşa, Aşık Paşa, Elvan Çelebi, Baba İlyas, Geyikli Baba gibi isimleri Osman ve Orhan Gazi döneminin önde gelen meşayihi arasında saymakta tereddüt etmezler.

İnanç ve zihin dünyası

Baba İlyas-ı Horasani ve ailesinin ortaya çıkışını, tarihsel gelişimini, inanç ve zihin dünyasını, sosyal, siyasi ve kültürel hayata etkilerini ortaya çıkararak Ortaçağ dünyasında tarikat, toplum ve siyaset ilişkilerine benzer bir açıklık getirme iddiasında bir eser editörlüğünü Zekeriya Işık’ın yaptığı ‘Tarikat, Toplum ve Siyaset’ başlıklı kitap. Hitit Üniversitesi’nin ev sahipliğinde “Uluslararası Horasan’dan Anadolu’ya İrfan Geleneği: Elvan Çelebi Sempozyumu”na sunulan bildirilerin bir araya getirilmesinden oluşan kitap tarihi, dini, edebi ve tasavvufi boyutlarıyla meseleyi ele almaya imkân tanıyor. Menakıb-ul Kudsiyye diye bilinen ve Baba İlyas’ın nebiresi (torununun oğlu) Elvan Çelebi tarafından yazılan aile tarihi anlatan eseri ve Elvan Çelebi’nin Amasya’nın Mecitözü ilçesindeki zaviyesini merkeze alan bakış açısıyla kitap, Türkiye’de hep tartışma konusu olmuş din-devlet ilişkilerinin belli bir tarihsel kesitteki şekillenişini de araştırmayı mümkün kılıyor.

Tarikat, Toplum ve Siyaset ed. Zekeriya Işık Çizgi Kitabevi 2020

İrfani açıdan bilmek ve olmak farkı

İslam düşüncesinin doruk isimlerinden biridir İmam Gazzali. Özellikle Tehafüt-el Felasife adlı eseri dolayısıyla hakkında gereksiz birçok tartışma çıkarılmış Gazzali’nin bazı kelam ve felsefe meselelerini irfani bir bakış ve üslupla yazdığı Mişkâtü’l-Envâr, o tartışmaların gereksizliğini bize tekrar hatırlatır. Bilme ve olmanın ne anlama geldiği konusunu varlık-bilgi-marifet ilişkisi bağlamında ele alan eserinde İmam Gazali’nin birçok hassas noktayı da açık hale getirdiğini vurgulayabiliriz. Gazali eserinde kılı kırk yararcasına mükaşefeye açık bir kafa ve gönlün bilmeyi ve olmayı nasıl kavrayarak tecrübe edebileceğini de bize izhar ediyor. Turan Koç’un titiz tercümesi de ayrıca zikredilmeli. 

Mişkâtü’l-Envâr, Gazali, çev. Turan Koç, İz, 2020

Cumhuriyet kültürünün kamusal figürü

Türkiye’de en uzun süre Milli Eğitim ve Kültür bakanlığı yapmış Hasan-Âli Yücel hakkında yazılmış bir biyografi Tanıl Bora’nın eseri. Çalışmasında Yücel’i “kamusal bir tasavvuru, bir hali-tavrı temsil eden” son derece güçlü bir figür olarak ele alan Bora, onun kişiliği ile kamusal figür oluşu arasındaki alışveriş ve gerilime de kulak verdiğini hassaten belirtiyor. Biyografik ve tematik iki ayrı bölüme ayırdığı kitabında Bora, özellikle tematik bölümde Yücel’in düşünce dünyasının çeşitli veçhelerini ve o dolayısıyla din, milliyetçilik, Kemalizm ve anti-komünizm konularında Yücel’in dönemden döneme değişen düşüncelerini tartışıp eleştiriyor. Bu niteliğiyle kitap entelektüel bir biyografi hüviyeti taşıyor. 

Hasan-Âli Yücel, Tanıl Bora, İletişim, 2021

@uzakkoku