Başkanlık sisteminde halk meclisi ve başkanın yetkileri

Süleyman Ülker - Yazar
11.05.2013

Başkanlık sisteminin başkanı her ne kadar halk tarafından doğrudan ve yarıdan fazla oyla seçilmiş olsa da bu, başkanın görev süresi içinde her istediğini yapabileceği anlamına gelmiyor. Başkan, her icraatı ve atacağı her adım için halkın yarısından fazlasının iradesine mutlak manada sadık bir meclisin, yani bir anlamda halkın en az yarısından fazlasının onayını almak zorunda.



Çoğu insanın siyasetten ilk ve en büyük şikayeti, vekillerin kendi vekilleri gibi davranmadığıdır. İnsanlar, meclisteki vekillerin kendilerinden ziyade partilerinin grup kararlarına ve parti liderlerine sadakat gösterdiğini düşünür ve bundan -haklı olarak- şikayet ederler. Meclisi oluşturan milletvekillerinin tam anlamıyla halka sadık bir şekilde halkın iradesini yansıtmadıkları sisteme gerçekten demokrasi denebilir mi? Böyle bir meclise halkın meclisi denebilir mi? Elbette hayır. Peki, meclis nasıl oluşturulursa, ya da diğer bir tabirle onu oluşturan milletvekilleri nasıl bir seçim yöntemiyle seçilirlerse gerçekten halkın meclisi olur? Partilerinin grup ya da lider kararıyla seçmenlerinin iradesi çatıştığında, daima seçmenlerinin iradesi yönünde davranabilmeleri için milletvekillerini nasıl seçmeli? Kestirmeden cevap vermek gerekirse, demokratik meşruiyeti zirvede, halka tam anlamıyla sadık bir meclisi oluşturabilmek için tek bir seçim sistemi var ve o seçim sistemi ile beraber işleyebilen de tek bir hükumet sistemi olduğunu belirtmek gerek. Bu seçim sistemi, vekillerin büyük bir kısmının tek kişilik seçim bölgelerinden, seçmen oylarının yarısından fazlasıyla seçilmesidir. Bu seçim sistemi de partilerin grup kararlarına sadakat gerektiren parlamenter hükumet sistemi ile işlemez, işleyebileceği tek hükumet sistemi başkanlık sistemi. “Pek kestirmeden oldu bu” diyenler için gerekçeleri aşağıda...

Ünlü siyaset bilimci Mauirce Duverger partileri farklı kıstaslarla değerlendirir. Burada konumuzla ilgili olan tasnif sistemleri:

Partiler ve örgütlenme modelleri

A-Sayısına göre: 1- Çok partili sistem 2-İki partili sistem; B-Örgütlenme şekline göre: 1-Partilerin çevre teşkilatlarının ve üyelerinin, parti merkezini ve yönetimini belirlediği demokratik partiler 2-Partilerin merkezinin, parti çevre teşkilatını belirlediği otokratik partiler; C-Disiplinine göre: 1-Meclisteki oylamalarda vekillerin diledikleri yönde oy kullanabildikleri esnek partiler 2-Meclisteki oylamalarda vekillerin partilerin grup kararı yönünde oy kullanmak zorunda kaldığı katı partiler olarak ayrılır. Bunlardan örgütlenme modeli, bir ülkedeki siyasi partiler kanunu ile düzenlenebilirse de, temelde hepsini etkileyen ve belirleyen şeyin seçim sistemi olduğunu kabul eder Duverger. Bir başka deyişle, örgütlenme modeli siyasi partiler kanunu ile düzenlenmiş olmasa da, iyi tercih edilmiş bir seçim sistemi ile partileri demokratik parti olmaya zorlamak mümkün. 

Şüphesiz, demokrasinin ruhuna uygun olan parti sistemlerinin çok partili, demokratik ve esnek olmasıdır. Seçim sistemlerini inceleyen Duverger’in siyaset biliminde kendi adını verdiği kanunlarında ulaştığı sonuçlardan özetle ve kendi yorumumuzu da katarak şunları anlayabiliriz:

1) [Birden fazla vekilin seçildiği bir seçim bölgesinde partiler aldıkları oy oranına göre vekilleri paylaşıyorsa buna nispi temsil sistemi diyoruz.]                                                                                          “Nispi temsil seçim sistemi -bir seçim barajı gibi ek tedbirle de engellenmiyorsa- mecliste çok partililiği teşvik eder.” Nispi temsil aynı zamanda parti disiplini açısından da katı partiyi beraberinde getirir. 

2) [Sadece bir vekilin seçileceği bir seçim bölgesinde en fazla oyu alanın vekil seçildiği seçim sistemine tek isimli (dar bölge) basit çoğunluk (tek turlu) seçim sistemi diyoruz.] “Tek isimli (dar bölge) basit çoğunluk (tek turlu) seçim sistemi mecliste -nadir istisnalar dışında- iki partililiği teşvik eder” ve bu seçim sistemi beraber uygulandığı hükumet sistemine göre parti disiplini açısından esnek ya da katı parti sonucunu doğurur. Mesela bu seçim sistemine sahip ülkelerden başkanlık sistemi uygulayan ABD’de partiler esnek, parlamenterizm uygulayan İngiltere’de partiler katıdır. 

3) [Sadece bir vekilin seçileceği bir seçim bölgesinde, geçerli oyların yarısından fazlasını almak şartıyla vekilin seçildiği seçim sistemine tek isimli (dar bölge) salt çoğunluk (gerektiğinde 2. turun yapıldığı) seçim sistemi diyoruz.] “Tek isimli (dar bölge) salt çoğunluk (gerektiğinde 2. turun yapıldığı) seçim sistemi de mecliste çok partililiği netice verir”, aynı zamanda partilerin de esnek parti olmasını sağlar. Hatta vekil adaylarının belirlenmesinde partilerin çevre teşkilatlarının daha belirleyici olması sebebiyle örgütlenme açısından da partileri demokratik parti olmaya zorlar. 

Siyaset bilimi literatüründe “Duverger Kanunları” olarak bilinen çıkarımların doğruluğu konusuna bazı siyaset bilimciler şüpheyle yaklaşsa da dünya siyasi tarihi bu çıkarımları büyük oranda doğrulamakta.

Şunu kesin olarak söyleyebiliriz ki, parlamenter sistemin çalışabilmesi ve devam edebilmesi için partilerin, disiplinine göre mutlaka katı partiler ve iyi işleyebilmesi için de sayısına göre iki parti olması gerekir. Parti disiplininin olmadığı, yani partilerin esnek olduğu, yani vekillerin parti kararına rağmen seçmen iradesini dinlediği bir parlamenter sistemde, hükumet yasaları çıkarmak için ihtiyacı olan vekil desteğinden mahrum kalacağı için hiçbir iş yapamaz. Dahası, hükumetin devamı için gereken güvenoyunu bile yitirebilir, düşebilir de hükumet. Yani sadece iş değil aynı zamanda devamlılık sorunu da ortaya çıkar hükumetin. Nitekim günümüzde işleyen parlamenter sisteme sahip demokratik ülkelerden hiçbiri, içinden hükumetin çıktığı meclisinin seçiminde, parti disiplinini kaldıracak ve esnek parti yapısını getirecek olan tek isimli salt çoğunluk seçim sistemini uygulamıyor. Tek isimli çoğunluk sistemi uygulayan parlamenter sistemle yönetilen ülkelerin tamamı, basit çoğunluğun arandığı tek turlu seçim sistemini benimsemiş durumda: İngiltere, Japonya, Kanada, Botsvana, Hindistan, Jamaika, Bangladeş gibi... 

Halka sadık Meclis 

Başlangıçtaki sorularımızın cevaplarına gerekçeleriyle dönersek... 

Bir meclisin halka mutlak manada sadık olabilmesi, yani halkın meclisi olabilmesi için milletvekillerinin tamamının değil ama tamamına yakınının tek isimli (dar bölge) salt çoğunluk sistemiyle seçilmesi gerekiyor. İlaveten, bu şekilde seçilen her milletvekilinin her yasama tasarrufunu, yani mecliste kullandığı ya da kullanmadığı oyları ve eğer oy kullandıysa ne yönde oy kullandığını 2-3 günü aşmayan makul bir süre içerisinde meclisin resmi internet sitesi üzerinden ilan etme mecburiyeti getirilmeli. Buna yasamanın şeffaflığı denebilir. Böyle bir meclis, vücudumuzda bir uzvumuzun beynimize tabi olduğu gibi halkın yarıdan fazlasının iradesine mutlak manada tabi olacaktır. Meclisteki oylamalarda takındığı tutumun seçmenlerince anında görülebileceğini bilen her vekil her farklı oylama için, seçildiği dar bölgedeki seçmenlerin yarıdan fazlasının iradesi ne yönde ise o yönde oy kullanmak zorunda kalır. Yasama faaliyetleri referandum yapılmadan referandum yapılmış gibi sonuç verir. Vekiller, partilerinin genel eğilimi ile seçmenlerinin iradesi çatıştığında tereddütsüz seçmenlerinin iradesini tercih eder. Böylesi bir meclis, başta yürütme olmak üzere siyasi partilerin, onların liderleri ve patronajının, sermayenin, silahlı/silahsız bürokrasinin ve başka güç odaklarının vesayet ve tahakkümünden kurtarılmış ve tam anlamıyla halkın emrine verilmiş olur. Bu seçim sistemi dışındaki hiçbir seçim sistemi yukarıda anılan sonuçları sağlayamaz. Böyle bir seçim sistemiyle meclise çok sayıda parti gireceği, yani meclisin çok partili olacağı ve bu çok sayıdaki partinin her biri öncelikle disiplinine göre esnek parti, örgütlenme şekline göre demokratik parti olacağı söylenebilir. Zira vekil adaylarını belirlemede böyle bir durumda partilerin çevre teşkilatları, tabanı, üyeleri daha etkin olacaktır.  

Halkın meclisi için hangi hükümet sistemi?

Hal böyle olunca halkın emrinde, ama meclisteki çok sayıdaki partilerin mensupları olan milletvekillerinin oluşturduğu çok partili böylesi bir meclisin içinden hükümet çıkarmak ve dahası bir hükümet çıksa bile onu sürdürmek neredeyse imkânsızdır. Peki, bu durumda içinden hükümet çıkaramıyoruz ve imkânsızı başarıp çıkarsak bile, parti sistemi esnek olacağı için bu kez de devamını sağlayamıyoruz diye her konuda halkın mutlak anlamda emrinde olan böylesine güçlü ve demokratik meşruiyeti tam (zirvesinde) olan bir meclisten vaz mı geçelim? Sırf parlamenter sistem uygulamak için demokratik meşruiyeti zirvede böyle bir meclisten vaz mı geçelim? Bu durumda yapılması gereken böyle bir meclisin varlığına imkân veren bir hükümet sistemine yönelmek değil midir? Bu sistem ise kaçınılmaz olarak başkanlık sistemidir. Zira başkanlık sisteminde hükümet meclisin içinden çıkmıyor, hükümetin teşhis edilebilir tek sorumlusu olan başkan doğrudan halk tarafından seçiliyor. Aynı anda hem yasama organı meclisin üyesi hem de yürütme organı hükümetin üyesi olunamıyor. Yani aynı anda milletvekili ve bakan olunamıyor. 

Tek isimli salt çoğunluk sistemi

Halk tarafından ayrı oylamalarla doğrudan seçilen yürütme ve yasama organları (hükümet ve meclis) birbirinin varlıklarına son veremiyor. Başkanlık sisteminde hükümetin kurulması ve devamlılığı adına meclisin desteği gerekmediği için, demokratik meşruiyeti zirvede bir meclisle beraber işletilmeye çalışılan parlamenter sistemde yaşanması kaçınılmaz olan kriz, başkanlık sisteminde asla yaşanmaz. Başkanlık sisteminin başkanı her ne kadar halk tarafından doğrudan ve yarıdan fazla oyla seçilmiş olsa da bu, başkanın görev süresi içinde her istediğini yapabileceği anlamına gelmiyor. Böyle bir meclisle çalışan başkan, her icraatı ve atacağı her adım için halkın yarısından fazlasının iradesine mutlak manada sadık bir meclisin, yani bir anlamda halkın en az yarısından fazlasının onayını almak zorunda. İstediği yasa tasarılarının yasalaşması için dar bölge vekillerinin seçmenlerini ikna etmek zorunda. Bu şekilde yasama organı, parlamenter sistemin işleyebilmesi için boyunduruğu altına girdiği yürütmenin ve diğer güç odaklarının tahakküm ve vesayetinden kurtulmuş ve halkın emrine tam tabi olmuş olur. Bu şekilde halkın yarısından fazlasının istediği ve destek verdiği işleri yapabilen ama halkın yarısından fazlasının istemediği, karşı çıktığı şeyleri yapamayan bir hükümet modeli ortaya çıkmış olur. Bir anlamda, halkın yarısından fazlasının geniş ölçekteki tercihi (başkan) her tasarrufunda, yine halkın yarısından fazlasının dar ölçekteki tercihleri (milletvekilleri) ile denetleniyor ve sınırlanıyor olur. 

Peki, meclisin neden büyük bir bölümünü dar bölge iki turlu salt çoğunluk seçim sistemiyle seçmeliyiz? Tamamını bu şekilde seçmenin mahzurları mı var? Ve eğer tamamını bu şekilde seçmeyeceksek geri kalanları nasıl seçmeliyiz? Meclisteki vekillerin sayıca ne kadarını tek isimli salt çoğunluk sistemi, ne kadarını da bir başka sistemle seçmeliyiz, bunun da cevabını izleyen yazıda arayalım isterseniz.

suleyker@gmail.com