Batı demokrasi düşmanıdır

Aydın Nurhan / Emekli Büyükelçi
16.07.2021

Görünen o ki, otokrat, totaliter rejimler demokratlaşmadan Batılı demokrasilerde ırkçılık ve aşırı dincilik iktidara koşacak, rejimler otokratlaşacak. Hitler'i çıkaran ırkçı pozitivist Batı medeniyeti bu gidişle aynı tecrübeyi diğer Batılı ülkelere de tattıracağa benzer. Batı hizmetindeki halkına yabancılaşmış general, diktatör ve şeyhler Batı'nın en tercih ettiği yöneticilerdir. Halkının çıkarlarına, ülkesinin ekonomik kaynaklarına sahip çıkan yöneticiler ise diktatör ve otokrat olarak damgalanırlar.



Joe Biden'ın Avrupa turunda büyük sorusu, çağımızın otokratlar mı, yoksa demokratlar çağı mı olacağıydı.

Baştan başa yanlış soru.

Biden bu sözü;

Ya inanarak söyledi; ki çok cahilce, dünyanın çok değiştiğini göremeyen bir ihtiyarın söyleyebileceği sözdür. Biden dünya halklarının ABD'nin demokrasi meleği olduğuna inandığını sanıyorsa gerçekten zavallıdır.

Sabıkalı bir devlet

Zira ABD II. Dünya Harbi sonrasının sevilen, kurtarıcı, Alicenap Egemeni (Benevolent Hegemonu) değil, dünyadaki meşruiyeti hızla eriyen sabıkalı bir devlettir.

Ya da dünya gerçeklerinin farkında olan, ama demokrasi ve insan hakları kavramlarını uluslararası ilişkilerde silah olarak kullanmaya devam etmek isteyen bir sahtekardır.

Herşeyin başında, ABD'nin kendisi gerçek demokrasi değil. Dünyadan bi-haber cahil bir halkı uyutan zenginler demokrasisi. Bir oligarşi. Antik Atina gibi. Sahipsiz, paranın biraraya getirdiği heterojen bir topluma ihanet eden, çıkar gruplarının emrinde, oyuncak olmuş bir kongre.

Abu Gureyb ve Guantanamo ile hukuku, insan haklarını ayaklar altına almış, Irak, Suriye, Viet Nam, Latin Amerika'da ilaca bile ambargo koyan, dünyada meşruiyetini kaybetmiş bir rejim.

Cezalandırma ustası

Foreign Affairs dergisinde makale yazan eski Savunma Bakanı ve CIA Başkanı Robert Gates bakın neler söylüyor: "ABD ekonomik cezalandırma sanatının ustasıdır" diyor. "İMF ve Dünya Bankasının ABD'nin çıkarlarına etkin hizmetini sağlama almak için agresif tedbirler almalıyız" diyor.

Military Times dergisi Amerikan askerinin "ölüm makinası" olarak eğitildiğini, düşmanın "insan değil", yokedilecek bir hedef olarak beyinlere işlendiğini yazıyor.

Bunlar Amerika'nın saygın dergilerinin yazdıkları.

Gerçek ABD budur.

Öncelikle şunu bilmeliyiz ki, küreselleşmenin baş kaybedeni Batılı işçi ve köylüdür. Önce sermaye fakir ülkelere kaçtı, fakir ülkelerin ucuz işçileri nedeniyle Batılı işçiler işlerini kaybettiler. İkinci darbe robotlarla geldi.

Orta sınıf çökerse...

Gidiş, Batı demokrasilerinin direği orta sınıfın erimesidir. Orta sınıf çökerse demokrasi çöker. Bazı Batı ülkelerinde özellikle üniversite mezunları arasında işsizlik yüzde 50'lere varmakta. Genç nesiller refah seviyelerinin babalarının refah seviyesinin üzerinde olacağı hayalini çoktan terkettiler, gelecekten umutsuzlar. (Bizim gençler hala Batı'ya gitmeye can atıyorlar..) Batı demokrasilerinin geleceği için karanlık bir tablo bu.

Görünen o ki, otokrat, totaliter rejimler demokratlaşmadan Batılı demokrasilerde ırkçılık ve aşırı dincilik iktidara koşacak, rejimler otokratlaşacak. Hitleri çıkaran ırkçı pozitivist Batı medeniyeti bu gidişle aynı tecrübeyi diğer Batılı ülkelere de tattıracağa benzer.

Demokrasi meleği

Bir diğer akla ziyan propaganda ise Batı'nın dünya için demokrasi meleği olduğu. Keza baştan başa yalan. Batılı bir çok büyük beynin vurguladığı gibi, Batı, çıkarlarına aykırı demokratik iktidarları devirir. O ülke liderlerine "illiberal otokrat" damgası vurur.

Bizim gafiller de bu zokayı bilerek, isteyerek, severek, hevesle yutarlar.

Bakın Bülent Orakoğlu 12.7.2021 günlü makalesinde ne diyor:

"ABD Dışişleri Bakanı Warren Cristopher imzası ile Ankara ABD Büyükelçiliği'ne gereği için gönderilen kripto mesajda Başbakan Erbakan'ın dış politikada yüzünü Batı'dan ayırıp Doğu'ya, Arap ve Müslüman dünyasına çevirmesini ABD'nin milli menfaatlerine aykırı ve düşmanca olarak değerlendiriliyordu. 'Türkiye, ABD'nin anahtar stratejik ortağı olarak kalmak mecburiyetindedir ve onun bu pozisyonunu gerçekleştirip sürdürmedeki başarımız, bizim milli menfaatlerimizi doğrudan etkileyecektir. Türk askeriyesi bu sonucu elde etmeye doğru daha büyük çaba sarf etmesi için harekete geçmeye zorlanmalıdır' şeklinde askerin darbe yaparak iktidarı düşürmesi isteniyordu."

Üç anahtar kelime

Batı'nın dış politikada sürekli vurguladığı üç ana kelime vardır.

1. Our Interests (Çıkarlarımız). Batılı ülkelerin Reel politik açısından tek dürüst kelimeleri "çıkarlarımız" kelimesidir. Hala ve maalesef gayrı-medeni vahşi orman yasasının geçerli olduğu uluslararası ilişkiler ortamında tek saygın, dürüst kelime "çıkarlarımız" kelimesidir. Makyavelist, gerçekçi, ahlak tanımayan bir siyasettir.

2. Our Values (Değerlerimiz). Örf, adetler, gelenek, din. Batı Medeniyeti tek evrensel medeniyettir. Dünyada Batı medeniyetinden başka medeniyet kalmamıştır. Onun değerleri en yüce değerlerdir. O değerlere karşı çıkan düşmandır. Çağdışı barbardır. Bir ülkede halk kendi değerlerini temsil eden demokratik temsilciler seçerse, o temsilciler iktidardan indirilmelidir. Batı değerlerini içselleştirmiş, Batı kültürünün kompradoru elitler getirilmelidir iktidara. Bunun için askerler özel olarak Batılılaştırılmalıdırlar. Mümkünse dinsizleştirilmelidirler.

3. Our Lifestyle (Yaşam tarzımız). Batı'nın materyalist tüketici yaşam tarzı da aynen kopyalanmalıdır. Batı yaşam tarzına karşı çıkan da düşmandır. Kendi örf, adet, din, geleneklerine göre yaşamak isteyen toplumlar Batı için tehdittir. Bu toplumların seçtikleri yönetimler "otokrat"tır. Değerlerine yabancılaşmış, Batılılaşmış elitler de içinden çıktıkları toplumun değerlerini "severek, isteyerek" terkedip Batılı yaşam tarzını seçtikleri için onlar da halkın değerlerini temsil eden yönetimleri düşman olarak algılarlar, Batılı ülkelerin yanında o iktidarları dış destekle, askeri veya sivil yöntemlerle devirmeye çalışırlar.

Bu nedenlerledir ki Batı, İslam ülkeleri için demokrasi düşmanıdır. İslam ülkelerinde halkın gerçek değerlerini temsil eden iktidarları sürekli engeller, demokrasiyi geciktirir. Halkın değerlerinden ve yaşam tarzından yükselen demokratik partilerin evrilip olgunlaşmasına izin vermezler. Vermeyeceklerdir.

Batıcı elit korunur

Müslüman ülkelerdeki Batı yanlısı, Batıcı, hatta Batılı elit korunur, desteklenir, devşirilmiş mankurtlar, kullanışlı aptallar olarak değerlendirilirler. Onları kendilerinin hizmetinde, aşağıda görürler. O nedenle siyasette iktidara getirmek isterler. Batı hizmetindeki halkına yabancılaşmış general, diktatör ve şeyhler Batı'nın en tercih ettiği yöneticilerdir. Halkının çıkarlarına, ülkesinin ekonomik kaynaklarına sahip çıkan yöneticiler ise diktatör ve otokrat olarak damgalanırlar.

Nasıl Cengiz Han kendisine tabi kıldığı krallara halklarını ezdirip, inlettirip vergilerini aldırıp kendisine göndertiyor idi ise, emperyalist/kolonyalist rejimler de Müslüman otokratları, generalleri ve şeyhleri aynı nedenle başta tutuyorlar. Halkları kendi otokrat yöneticilerine soyduruyorlar. Zira demokratik sistemde bu soygunu sürdüremeyeceklerini biliyorlar.

Hasılı kelam, Batı, demokrasi düşmanıdır. Sorun, Batı'nın insan hakları ve demokrasi meleği olduğunu sanan ahmaklardır. Bu ahmakların nasıl uyandırılacağıdır.