Baykar Türkiye için neden önemli?

16.06.2026

Baykar'ın Türkiye için ürettiği değer İHA'lardan, ihracat rakamlarından veya vergi gelirlerinden ibaret değil. Unutmamak lazım ki bir ülkenin teknolojik bağımsızlığı evvela zihinde başlar sonra politikaya dönüşür. Baykar, uzun yıllar boyunca kritik teknolojilerde dışarıya bağımlı kalan bir devlete ve topluma kendi potansiyelini yeniden hatırlattı.


Baykar Türkiye için neden önemli?

Dr. Hacı Mehmet Boyraz/ KSÜ Öğretim Üyesi

Türkiye son yirmi yılda savunma sanayiinden enerjiye, sağlıktan ulaşıma kadar birçok alanda önemli dönüşümler yaşadı. Savunma sanayiindeki dönüşümün en dikkat çekici aktörlerinden biri şüphesiz Baykar oldu. Bir aile şirketi olarak yola çıkan Baykar, bugün dünyanın en önemli savunma teknolojileri üreticilerinden biri haline geldi. Bu başarı bir şirketin büyüme hikâyesinden ibaret değil. Baykar, Türkiye açısından ürettiği insansız hava araçlarının (İHA) çok ötesinde stratejik bir değer taşıyor.

Savunma sanayiinin lokomotifi haline geldi

Türkiye'nin savunma sanayiinde kendi imkânlarına dayanma arzusu elbette yeni değil. Cumhuriyet'in ilk yıllarında Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş ve Nuri Killigil gibi öncü isimler yerli üretim kapasitesi oluşturmak için kıymetli girişimlerde bulunmuştu. Ancak siyasi ve bürokratik basiretsizlik nedeniyle bu girişimlerin devamı gelmedi. Türkiye uzun yıllar boyunca savunma sanayiinde dışa bağımlı kaldı. Öyle ki savunma sanayiindeki dışa bağımlılık oranı 2000'lerin başında yüzde 80'i aştı. Dahası Türkiye, ihtiyaç duyduğu sistemleri temin edebilmek için ABD'den Predator ve İsrail'den Heronsatın almaya çalışıyordu. Ancak bu süreçler çoğu zaman siyasi ve diplomatik pazarlıkların konusu haline geldiği için akamete uğruyordu. Baykar başta olmak üzere Türk firmalarının geliştirdiği yerli ve milli sistemler sayesinde tablo son yıllarda değişti. Savunma sanayiinde dışa bağımlılık yüzde 20'ye geriledi.

Bugün Bayraktar üretimi TB2, Akıncı ve Kızılelma gibi yüksek teknoloji ürünleri sadece Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarını karşılamakla kalmıyor. Aynı zamanda dünyanın birçok ülkesine ihraç ediliyor. Daha önemlisi 37 ülkeye ihracat yapan ve dünyanın en büyük İHA firmasına dönüşen Baykar, günümüzde küresel İHA pazarının yüzde 60'ını kontrol ediyor. Yani bir zamanlar diğer ülkelerin kapısında İHA almak için bekleyen Türkiye'den bir şirket artık sektörün lideri haline geldi.

Baykar'ın önemi savunma sanayii ile sınırlı değil. Şirket, Türk dış politikasının stratejik özerkliğini güçlendiren aktörlerden biri haline geldi. Geçmişte ihtiyaç duyduğu sistemleri dışarıdan temin etmek zorunda kalan Türkiye, başta Baykar olmak üzere yerli şirketlerin milli savunma teknolojilerinin geliştirilmesiyle dış politika alanında daha geniş bir hareket kabiliyeti kazandı. Böylece kritik güvenlik meselelerinde diğer aktörlerin siyasi tercih ve kısıtlamalarına daha az bağımlı hale geldi.

Azerbaycan'dan Birleşik Arap Emirlikleri'ne, Ukrayna'dan Etiyopya'ya, Katar'dan Polonya'ya, Kırgızistan'dan Mali'ye kadar geniş bir coğrafyada Baykar ürünlerinin tercih edilmesi ise Türkiye'nin diplomatik etki alanını da genişletti. Savunma alanında kurulan bu ilişkiler, Türkiye ile söz konusu ülkeler arasındaki bağların yeni bir seviyeye taşınmasına ve karşılıklı iş birliği imkanlarının artmasına katkı sağladı.

İtalya merkezli Piaggio Aerospace ve Leonardo gibi köklü savunma ve havacılık şirketleriyle geliştirdiği iş birlikleri ise Baykar'ın Türk savunma sanayiinin sadece ürün satın alan değil teknoloji üreten ve uluslararası ortaklıklar kuran bir seviyeye ulaştığını gösteriyor. Bu nedenle Baykar'ın gerçekleştirdiği her ihracat ve kurduğu her ortaklık, ekonomik kazancın ötesinde Türkiye'nin uluslararası görünürlüğüne ve nüfuzuna katkı sunuyor.

Bunların yanı sıra Baykar, Türkiye'nin uluslararası görünürlüğüne ve ülke markasına katkı sağlayan önemli aktörlerden biri haline geldi. Günümüzde ülkelerin küresel itibarı siyasi, ekonomik ve kültürel unsurların yanı sıra küresel markalar üzerinden de şekilleniyor. Nasıl ki Samsung Güney Kore'nin, Mercedes Almanya'nın teknolojik ve endüstriyel kapasitesinin sembollerinden biri olarak görülüyorsa Baykar da Türkiye'nin mühendislik kabiliyetini, teknoloji üretme kapasitesini ve yenilikçi yönünü uluslararası kamuoyuna taşıyor. Bu sayede şirket, Türkiye'nin yumuşak güç unsurlarından biri olarak ülkenin ulus markasının güçlenmesine katkı sağlıyor.

Türk ekonomisine değer katıyor

Baykar Türk ekonomisine önemli katkılar sağlıyor. Örneğin bugün 7.000'den fazla kişiye doğrudan istihdam sağlayarak yüksek teknoloji alanında nitelikli insan kaynağının yetişmesine katkıda bulunuyor. Üstelik ortaya çıkan ekonomik değer şirket bünyesinde üretilen ürünlerle sınırlı değil. Baykar etrafında gelişen yerli tedarik ağı ve teknoloji ekosistemi sayesinde yüzlerce firma yüksek teknoloji üretim zincirine dahil oluyor. Böylece Baykar, kendi kapasitesini büyütmenin ötesine geçerek Türkiye'nin teknoloji üretim altyapısını güçlendiren ve yüksek katma değerli üretimi teşvik eden bir lokomotif görevi görüyor.

Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre Baykar, 2024'te gerçekleştirdiği 1,5 milyar dolarlık ihracatla Türkiye'nin en fazla ihracat yapan 14'üncü şirketi oldu. Şirketin 2025'te gerçekleştirdiği ihracat ise 2,2 milyar dolara ulaştı. Bu gelişme, ülkeye döviz kazandırmanın yanında geçmişte ithal edilen savunma sistemlerinin yerli imkânlarla üretilmesini sağladığı için ithalatı azaltıyor ve dış ticaret dengesine katkı sunuyor.

Baykar'ın Türk kamu maliyesine sunduğu katkı da dikkat çekici. Gelir İdaresi Başkanlığı verilerine göre Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar ve Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar, 2024 vergilendirme dönemindetoplamda 5,3 milyar TL gelir vergisi beyan ederek Türkiye'de en fazla gelir vergisi ödeyen iki isim oldu. Bu tablo, Baykar'ın ekonomik değer üretimi bakımından Türkiye'nin öncü şirketlerinden biri haline geldiğini yeterince ortaya koyuyor.

Nitelikli insan gücünü koruyor

Baykar'ın Türkiye için ürettiği değer İHA'lardan, ihracat rakamlarından veya vergi gelirlerinden ibaret değil. Unutmamak lazım ki bir ülkenin teknolojik bağımsızlığı evvela zihinde başlar sonra politikaya dönüşür. Baykar, uzun yıllar boyunca kritik teknolojilerde dışarıya bağımlı kalan bir devlete ve topluma kendi potansiyelini yeniden hatırlattı. Uzun yıllar boyunca "yapılamaz" denilen birçok alanda başarının mümkün olduğunu gösterdi.

Baykar'ın başarısını değerli kılan hususlardan biri de ortaya çıkan teknolojik kapasitenin büyük ölçüde yerli ve milli kaynaklara dayanmasıdır. Şirket bünyesinde görev yapan yöneticilerin, mühendislerin, teknisyenlerin ve diğer çalışanların tamamına yakını Türklerden oluşuyor. Üretim faaliyetleri Türkiye'de yürütülüyor ve geliştirilen teknolojiler büyük ölçüde yerli imkânlarla ortaya çıkıyor. Bu nedenle Baykar'ın başarısı yalnızca bir şirketin ticari başarısı olarak değerlendirilemez. Aynı zamanda Türk müteşebbisinin ve mühendisinin yüksek teknoloji alanında neler başarabileceğini gösteren somut bir örnek niteliği taşıyor.

Şirket ayrıca sunduğu imkanlar ve sahip olduğu vizyon bakımından Türk mühendisler için önemli bir çekim merkezi haline geldi. Böylece yetenekli Türk gençlerinin kariyerlerini yurt dışında değil Türkiye'de sürdürme konusunda daha istekli davranmalarına öncülük etti. Bu durum, nitelikli insan kaynağının ülkede kalmasına katkı sunarken bazı alanlarda tersine beyin göçünü teşvik eden bir ortamın oluşmasına da yardımcı oldu.

Kısacası Baykar, ideolojik tartışmaların ve siyasi görüş ayrılıklarının ötesinde Türkiye'nin ortak kazanımlarından biridir. Bu nedenle Baykar'ın başarısı bugünün olduğu kadar Türkiye'nin geleceğine ilişkin iddialarının da önemli bir parçasını oluşturuyor.