Biden bu imajı nasıl düzeltecek?

Hakan Çopur / Araştırmacı, Yazar
27.08.2021

Taliban'ın verdiği söze uyduğu ve müdahale etmediği bir ortamda bu sürecin daha iyi planlanıp daha organize icra edilmesi beklenirdi. Bu yönüyle "küresel güç" ABD'nin imajına ciddi zarar veren bir süreç yaşandığını söylemek mümkün. Şimdi Biden yönetimi bu imajı düzeltebilmek ve müttefiklerini temin edebilmek için yoğun çaba harcıyor. Taliban'a en baştan itibaren yeşil ışık yakan Pekin'in ve yumuşak mesajlar veren Moskova'nın pozisyonları belli iken Batı dünyasının Taliban yönetimindeki bir Afganistan'a sırtını dönmesi düşünülemez.



ABD Başkanı Joe Biden, önceki başkan Donald Trump'ın Taliban ile yaptığı anlaşmaya sadık kalarak tüm Amerikan askerlerini geri çekme kararını açıkladığında dünya bu açıklamaya hazır bir şekilde bekliyordu. Ancak dünyanın hazır olmadığı şey, ABD'nin bu "Afganistan'dan çıkış planını" kötü yönetmesi ve gelen tüm eleştirileri "biz ulusal çıkarlarımız gereği artık çıkıyoruz, gerisi bizi ilgilendirmez" yaklaşımıyla kulak ardı etmesiydi. ABD'nin 20 yıllık Afganistan savaşının ardından ülkeyi terk etmek istemesi ve burada herhangi bir Amerikan askerini Taliban'ın hedefi yapmak istememesi anlaşılır şeyler; ancak bu sürecin hem stratejik, hem iletişimsel hem de sahadaki uygulaması bakımından daha iyi yönetilmesi gerektiği aşikardır.

Hem masraflı hem demode

Şunun altını çizmek gerekiyor: Barack Obama da Donald Trump da Joe Biden da Amerikan askerlerinin artık Afganistan'dan çıkması gerektiğine inanıyordu. Dolayısıyla Amerikan kamuoyu açısından bu uzatılmış savaş, gerek aşırı masraflı olması, gerekse artık ABD çıkarlarına eskisi kadar hitap etmemesi nedeniyle "demode" olmuştu. Pentagon'un yıllık Afganistan masrafları Amerikan medyasının sayfalarını süslerken, pek çok kişi halen neden Afganistan'da olunduğunu sorguluyordu. Amerikan kamuoyunda alıcısı kalmayan bir savaşı sürdürmek, sadece asker-savunma endüstrisini zengin etmek anlamına geliyordu. Bu bakımdan Biden, daha göreve gelmeden önce bile Afganistan'dan çekilme konusunda kararlı olduğunu dile getirmişti. Trump'ın ardından koltuğa oturduğu zaman önünde ABD ile Taliban arasında halihazırda imzalanmış bir anlaşma bulan Biden, doğal olarak çekilme yönünde adımını attı. Çekilmenin ABD çıkarlarına olduğunu ve Afganistan'da kalmaya devam etmenin çıkarlarına ters olduğunu defalarca savunan Biden, bu konuda uluslararası müttefiklerini pek memnun edemese de bu tezden bir adım dahi geri atmadı.

Yönetim kötü, istihbarat eksik

ABD'nin Afganistan'dan ayılama zamanı yaklaştıkça bu ayrılma sürecine en hazırlıklı olan grubun Taliban, en hazırlıksız olanın ise ABD yönetimi olduğu ortaya çıktı. Taliban'ın, ABD istihbaratının ve yönetiminin "öngördüğünden" çok daha hızlı bir şekilde ülkede kontrolü sağlaması Washington'da adeta şok etkisi yarattı. Afganistan'dan tahliye sürecine 14 Ağustos'ta başlayan ABD, gerek Taliban'la ilgili kötü istihbarat iletişim, gerekse Biden yönetimi içindeki zayıf liderlik algısı nedeniyle zor günler geçiriyor. Tahliye sürecini 31 Ağustos'a kadar tamamlaması beklenen ABD ile ilgili olarak akıllardan çıkmayacak görüntüler ise, ABD helikopterinin Kabil'deki büyükelçilik üzerinde tahliye öncesi çekilen fotoğrafları ve Hamid Karzai Havalimanında yüzlerce Afgan'ın pistin ve uçakların üzerini doldurmasıyla ortaya çıkan görüntüler oldu. Bu yönüyle ABD, çok önceden planlaması yapılması gereken bir "çıkış sürecini" zayıf bir şekilde yürüttü ve kendini dünya kamuoyuna anlatmayı da ilk başta beceremedi.

Taliban'ın hızlı ilerleyişi karşısında "şaşkına dönen" Washington'ın istihbarat analizlerini, 20 yıldır ülkede bulunan askeri komutasını ve ülkede görev yapan diplomatlarını gözden geçirmesi gerek. Buradaki yanlış ve eksik analizler, günün sonunda çok hızla icra edilmesi gereken ve skandal görüntülere zemin hazırlayan bir tahliye operasyonunun da önünü açtı. Bu tahliye süreci en başından daha organize yapılabilirdi. Her ne kadar Biden yönetimi "daha iyi yönetilemezdi" şeklinde üzerine sorumluluk almasa da Taliban'ın verdiği söze uyduğu ve müdahale etmediği bir ortamda bu sürecin daha iyi planlanıp daha organize icra edilmesi beklenirdi.

Gözler Taliban'da

Bu yönüyle "küresel güç" ABD'nin imajına ciddi zarar veren bir süreç yaşandığını söylemek mümkün. Şu an Biden yönetimi bu imajı düzeltebilmek ve müttefiklerini temin edebilmek için yoğun çaba harcıyor.

31 Ağustos'tan sonraki sürece ilişkin belirsizlikler yavaş yavaş azalırken ABD yönetimi bu tarihten sonra da Taliban'ın ülkeden ayrılmak isteyen Amerikalılara, diğer ülke vatandaşlarına ve zor durumdaki Afganlara izin vereceğini açıkladı. Kabil Havalimanının ne olacağına ilişkin sorular, Taliban'ın havalimanını kontrol etmek istemesiyle artmış durumda. Bu noktada Taliban'ın ABD'ye ve uluslararası topluma vermiş olduğu olumlu ve işbirliğine açık sözlerini ne kadar yerine getireceği önem kazanıyor. Gerek Biden yönetimi, gerekse uluslararası toplum Taliban'ın sözlerini yerine getirmesi durumunda işbirliğine açık olduklarını net bir şekilde dile getiriyor. Taliban'a en baştan itibaren yeşil ışık yakan Pekin'in ve yumuşak mesajlar veren Moskova'nın pozisyonları belli iken Batı dünyasının Taliban yönetimindeki bir Afganistan'a sırtını dönmesi elbette düşünülemez.

Ekonomik destek ihtiyacı

Ülkede kabul edilebilir bir yönetim performansı gösterebilmesi için uluslararası toplumun ekonomik desteğine ihtiyacı olan Taliban'ın şu anda iş birliği yapmaktan daha iyi bir alternatifi yok gibi gözüküyor. Şu ana kadarki çizgileri de zaten Taliban'ın ABD ile anlaşarak bu süreci yürüttüğünü ve 31 Ağustos'tan sonra da bu iş birliğine devam etmeye niyetli olduklarını gösteriyor. Geriye kalan soru şu: 31 Ağustos'tan sonra ABD'nin Afganistan politikası nasıl olacak ve Taliban ülkeyi nasıl yönetecek?

[email protected]