Bir oyun değiştirici olarak tarım reformu

Dr. Hülya Bulut / Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
14.01.2022

Tarımda yapılacak reformlar, uygulanacak yeni teknolojiler ve modeller hem milyonlarca çiftçiye dokunması bakımından, hem de başta İstanbul, Bursa, İzmir ve Ankara gibi mega kentlerin birikmiş problemlerini çözmesi açısından nitelikli ve yetişmiş insan gücünün tekrar tersine bir beyin göçüyle Anadolu'ya taşıyacak önemli bir hamle olarak değerlendirilmektedir. Özellikle Tekirdağ, Çorlu, İstanbul, Gebze, Kocaeli ve Bursa aksında, yani 250 kilometrelik bir "Mega Koridor"da birçok sektörün yoğunlaşması ve kümeleşmesi (cluster; kümelenme) bir avantaj gibi görülse de; aslında kaotik, yüksek maliyetli ve deprem riskli bir durum arz etmektedir.



Son dönemlerde başta sanayi, tekno-girişimcilik, alternatif enerji yatırımları, savunma ve uzay çalışmaları gibi belirgin ve somut alanlarda ortaya çıkan son derece olumlu performans; "yatırım, sanayi üretimi, ihracat" üçlüsünün oluşturduğu ana motoru göstermektedir. Bu durumun diğer sektör ve alanlardaki yenilenmiş modellerle desteklenmesinin orta gelir tuzağından çıkışı kolaylaştıracağı ve kişi başı 25.000 USD gelir seviyesine ulaşmayı sağlayacağı düşünülmektedir.

Bu bağlamda, Türkiye'nin tarım ve tarıma dayalı gıda sanayi geleneği göz önüne alındığında ve uzun dönemdir yapılmakta olan baraj ve sulama altyapı yatırımları dikkate alındığında tarım ve gıda alanında uygulanacak yeni bir modelin geniş kitleleri olumlu yönde etkileyeceği bilinmektedir. Kayda değer düzeyde tarım toprağı bulunan Türkiye'deki çiftçilerin verimlilik artışı ve ürün çeşitliliği ile gelirlerinin desteklenmesi önemli bir husustur. Ayrıca iyi bir planlama ve danışmanlık (yönlendirme) mekanizmasının pratik bir şekilde hayata geçmesi ile nitelikli ve katma değerli ürünlere yöneliş özellikle küresel ısınmanın ve kuraklığın getirmekte olduğu olumsuz etkiyi tersine çevirecektir.

Doğru lojistik planlaması

Önemli bir diğer husus ise tarım ve gıdada yapılan üretimin doğru lojistik planlaması ile en az israf ve maliyetle sofralara ulaştırılmasıdır. İster tarımsal ürünlerin, ister bu tarımsal ürünlerin paketlenmiş ve gıdaya dönüştürülmüş hallerinin tedarik zincirinde en az basamakla; dolayısıyla en az maliyetle tüketicilere ulaştırılması ayrıca enflasyonun düşürülmesi üzerindeki etkisi açısından da önemlidir. Ülkemizdeki tarım ve gıda güvenliğini artıracak ve kırsal kalkınmayı destekleyecek bazı temel konular şöyledir:

1-Ekilen alanların toplulaştırılması

Türkiye'nin tarımdaki temel sorunlarından biri ekilecek alanların verimli bir işletmeye dönüşemeyecek kadar küçük ve parçalı olmasıdır. Durum böyle olunca ekim alanlarının zaman zaman ekilmediği, zaman zaman da kiraya verildiği tecrübeyle sabittir. Oysa, daha önce bu problemi çözmeye dair hazırlanmış olan mevzuatın bürokrasi engelleriyle karşılaşmadan hızlı bir şekilde icra edilmesi, çiftçi nezdinde toprak büyüklüğünü ekmeye değer (ekonomik) bir boyuta ulaştıracak ve en temelinde toplam ekilen, işlenen alan artacaktır.

2-Teknolojik tarım

Çiftçi başına düşen ekili alanın büyümesi; tarım teknolojilerinin daha fazla geliştirilmesini, çeşitlendirilmesini ve uygulanabilmesini mümkün hale getirecektir. Bugün itibariyle, özellikle tekno-girişimcilik içinde az sayıda da olsa yer alan "tarım teknolojileri" ve bu konuda ürün/hizmet geliştiren girişimciler uygulama yapabilecek yeterli sayıda çiftlik bulamamaktadır. Bu bağlamda; TÜBİTAK tarafından 10 yılı aşkın bir süredir yürütülmekte olan 1512 kodlu (BİGG; Bireysel Genç Girişimci) hibe desteğinin özellikle tarım alanında teknolojik girişimcileri cesaretlendirecek şekilde yapılandırılmasında uzun dönemli fayda vardır.

3-Çiftliklerin anonim şirket olarak modellenmesi

Toplulaştırma ve teknolojik tarımın da çarpan etkisiyle mahsul ve gelir artışı sağlayan çiftçilerin geleneksel iş modelinden çıkarak, özellikle ABD ve Kanada gibi ülkelerde karşımıza çıkan çiftliklerin bir işletme (bir A.Ş.) olarak yönetilmesi önemli bir modeldir. Böylelikle kara düzen yürüyen (veya yürümekte zorlanan) tarımın adeta verimlilik ve kar odaklı çalışan bir işletmeye dönüşmesi; büyüme döneminde insan kaynağı bulma ve istihdam etme, kamu destek, hibe ve kaynaklarından daha profesyonel bir şekilde yararlanma, istihdam edeceği teknik personelle daha katma değerli ürünlere ve pazarlara yönelme, yine bir işletme haline dönüşmüş olması sebebiyle bankacılık ve finans sektörünün farklı enstrümanlarından büyüme lehine istifade edebilme gücü mümkün olacaktır. Kısacası, tarımda işletmelerin büyümesiyle ölçek ekonomisinin getireceği avantajlardan yararlanması söz konusu olacaktır.

4- Kentlerden kırsala tersine beyin göçü

Son 50-60 yıldır kırsaldan sanayinin ve hizmet sektörünün bulunduğu büyük şehirlere göç eden ve bu ekosistem içerisinde deneyim ve network kazanan insanların ve özellikle genç kuşakların, çiftliklerin A.Ş'ye dönüşmesinin getirdiği yeni fırsatla ve yarattığı çekim alanıyla kendi yöresine geri dönmesi ve birikimini (bilgi, deneyim, network, vb.) yeni modelle kurulmuş bu tarım işletmelerini daha da ileriye götürmesi amacıyla kullanması mümkün olacaktır.

5-Yüksek katma değerli ürünlere geçiş

KOBİ'leri desteklemek, büyütmek ve özellikle ihracat piyasalarına açmak için KOSGEB'in yapılanmış olmasına benzer bir şekilde yeni bir yapının (veya özellikle pratik bir işlev olarak danışmanlık hizmetinin) hali hazırda faaliyette olan Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu'nun (TKDK) altında modellenmesi çiftçileri daha nitelikli ve katma değerli ürün gamına doğru yönlendirecektir.

6-Tarım mahsülünü gıda ürününe dönüştürmek

Çiftçinin yaşadığı temel sorunlar arasında; aracılara ürününü ucuz (veya karsız) satmak veya zaman zaman da hiç satamamak gelmektedir. Tarımsal ürünlerin işlenmiş veya işlenmemiş bir şekilde sofraya tedariğine kadar geçen sürede bozulma ve israf edilme ihtimali de söz konusudur. Bu kayıplar milyonlarca çiftçiyi mağdur ettiği gibi, on milyonlarca tüketiciyi de çok olumsuz etkilemektedir. Bu durumu ortadan kaldırmak veya en azından problemi hafifletmek için her bölgede öne çıkan çaplı ve kapasiteli A.Ş.'lerin önderliğinde veya bir kooperatif anlayışı ile birçok A.Ş.'nin bir araya gelip yeni kuracağı bir "Gıda A.Ş." ile tarımsal mahsulü yerinde işlemek, daha uzun süre dayanabilecek şekilde paketlemek ve pazarlara servis etmek hem çiftçiyi aracılar karşısında güçlendirecek hem de kendisi lehine elde edeceği katma değeri arttıracaktır. (Örneğin; domatesin güneşte kurutulması, salçaya dönüştürülmesi; sütün işlenerek yoğurt ve peynir çeşidi haline dönüştürülmesi; belli meyvelerin kurutulması ve/veya reçel haline getirilmesi; vb.) Bu yaklaşım ile ilgili olarak somut bir başarı örneği Afyon Yumurta A.Ş. olabilir.

7- Bankalar için yeni bir segment

Yapılan işin ölçek ekonomisine yaklaşması, nitelikli personelin istihdamı, yüksek katma değerli ürünlere (bazen de gıda ürünlerine) dönüştürülmesi ve sonuç olarak daha profesyonelce yönetilen bir işletme A.Ş. olması mevcut bankacılık ve finans sistemi açısından yeni ve geniş bir müşteri segmenti oluşturmaktadır. Bankacılık ve finans sektörünün işletmelere sunduğu mevcut ürün ve enstrümanlar kadar tarıma yönelik geliştireceği yeni hizmet ve ürünler de bu yeni çiftliklerin aracılar tarafından dar ve sıkı bir finansman ile terbiye edilmesi zincirini kıracak ve daha özgür, şeffaf, sürdürülebilir bir finansal ekosistem sağlayacaktır.

8- E-ticaret Ağları

Pandemi ile beraber e-ticaretin her tarz üründe ve kullanıcıda yaygınlaştığı bir ortamda güçlendirilmesi önerilen tarım işletmeleri (A.Ş.'leri) için ister münferiden, ister kolektif bir şekilde bölgesel e-ticaret altyapılarının kurulması ve pazarlama kapasitesinin geliştirilmesi yukarıda ifade edilen birçok önemli maddeyi destekleyecek boyuttadır. Bugün sahip olunan ulaşım ve lojistik altyapısı, özellikle de yeni teknolojilerle önümüzdeki birkaç yılda yaşanacak teknolojik uygulamalar sonucunda bütün bu lojistik ve teslimat işinin de-centralize (çok merkezli lojistik ağ) olacağını öngörmek mümkündür.

9- Uluslararası mahsul borsaları

Türkiye'nin tarımsal mahsulde güçlü olduğu kalemlerde ulusal, bölgesel ve küresel ölçekte borsaların kurulması, var olan borsaların iletişim ve pazarlama yetkinliklerinin arttırılarak daha işlevli hale getirilmesi kritik bir konudur. Örneğin; Afyon Başmakçı Yumurta Borsası buna iyi bir örnektir. Fındık Borsası güçlendirilebilir. Fıstık Borsası, Süt Borsası vb. diğer alt borsalar da oluşturulabilir.

Tersine göç hızlanabilir

Tarımda yapılacak reformlar, uygulanacak yeni teknolojiler ve modeller hem milyonlarca çiftçiye dokunması bakımından, hem de başta İstanbul, Bursa, İzmir ve Ankara gibi mega kentlerin birikmiş problemlerini çözmesi açısından nitelikli ve yetişmiş insan gücünün tekrar tersine bir beyin göçüyle Anadolu'ya taşıyacak önemli bir hamle olarak değerlendirilmektedir. Özellikle Tekirdağ, Çorlu, İstanbul, Gebze, Kocaeli ve Bursa aksında, yani 250 kilometrelik bir "Mega Koridor"da birçok sektörün yoğunlaşması ve kümeleşmesi (cluster; kümelenme) bir avantaj gibi görülse de; aslında kaotik, yüksek maliyetli ve deprem riskli bir durum arz etmektedir.

Gıda güvenliği ve fiyat istikrarı sağlamasının yanında, bir oyun değiştirici (Game Changer) olabilecek bir Mega Proje olarak tarım ve gıdanın yukarıdaki 9 maddede yapılan önerilerle harmanlanarak iyileştirilmesi; Batı-Doğu (İstanbul-Anadolu) arasındaki fırsat eşitsizliğini giderecek, denge ve refah artışı da sağlayacaktır.

[email protected]