Bir Sakarya gazisinin anıları

Murat Güzel / Açık Görüş Kitaplığı
23.04.2022

Hatırat kayıtlarının yeterince gün yüzüne çıkmadığı Sakarya Meydan Muharebesi'nde, Yunan mevzilerine yapılan taarruza bizatihi iştirak eden ve 13 Eylül 1921'de Yunanlıların düzenlediği Kartaltepe taarruzunda birkaç yerinden yaralanıp gazilik rütbesi alan Musa Kazım Sakarya'nın hatıraları son derece önemli tarihi kayıtlardır.



Almanlarla müttefik olan Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı'ndan yenik çıkıp Sevr Anlaşması imzalanınca Anadolu'nun parçalanması ve çeşitli devletlerce işgali üzerine başlatılan Kurtuluş Savaşı'nın en şiddetli aşamalarından birini teşkil eder Sakarya Meydan Muharebesi. Ancak bu muhabereye ilişkin yazılmış hatıraların yeterli sayıda basılmadığını da söyleyebiliriz. Hatırat kayıtlarının yeterince gün yüzüne çıkmadığı bu meydan muharebesinin üçüncü ve dördüncü safhalarına katılan, Yunan mevzilerine yapılan taarruza bizatihi iştirak eden ve 13 Eylül 1921'de Yunanlıların düzenlediği Kartaltepe taarruzunda birkaç yerinden yaralanıp gazilik rütbesini alan Musa Kazım Sakarya'nın hatıraları bu bakımdan son derece önemli olsa gerektir. Sakarya Savaşı'nın canlı şahidi olarak yaşananları meydan muharebesinden ayrıntılarıyla aktarırken zafere olan inancını da sürekli okura aktarmaktadır. Sakarya soyadını yaralandığı bu savaşa atfen alan Musa Kazım Sakarya'nın hatıratı onun eğitim hayatını, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı süresince yaşadıklarını içerirken ayrıca askerliği sonrasında yaşadıklarına da yer verildiği görülmektedir. Askerlik sonrası Sivas'ta yaşadıkları, Sivas Belediyesi'ndeki tahsildarlık görevi, aile hayatına ilişkin konular bu dönemdeki hatıralarına ilişkindir. Bununla birlikte Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş dönemine dair olan bu hatıraların genel toplumsal değişim ve dönüşümü örnekleyecek türden olmadığını belirtmek gerekir.

78 yaşında yazmaya başladığı hatıratın gerekçesini kendisinden sonra ardında kalan torunlarına ebedi bir hatıra bırakmak olarak ifade eden Musa Kazım Sakarya'nın Sivas'ta yatılı okuduğu Darulmuallimin'den bir "onbeşli" olarak 1916'da herhangi bir tebligat almadan gönüllü olarak İstanbul'a gidişi ile başlayan askerlik hayatına dair yazdıkları Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı anıları ilgi çekici birçok husus içermektedir. Kendisine verilen görevleri bihakkın yerine getirdiğine ilişkin taşıdığı inancı komutanlarınca kendisine yapılan övgülerin aktarımında görülmektedir.

Savaşın canlı şahidi

Osmanlı'nın askeri okullarında eğitim gören, daha sonra düzenli ordunun bir neferi olarak Sakarya Savaşı'na katılan Musa Kazım Sakarya'nın kendi çocukluğundan evlatlarının sünnetine kadar yaşadığı olayların önemli bir bölümünü aktardığı hatırat özellikle Sakarya Meydan Muharebesi ile ilgili içerdiği detaylı bilgilerle de ilgi çekicidir. İçinde birçok kişi ve olayın geçtiği hatıratta Musa Kazım Sakarya'nın özellikle tarihlendirmelerde son derece titiz davrandığı ve hafızasının da son derece berrak olduğu görülmektedir. Hatıratta Sakarya'nın bizzat gördüğü başta Enver Paşa, Sultan Reşad ve Alman İmparatoru II. Wilhelm olmak üzere bugün haklarında yeterince bilgimiz olmayan birçok rütbeli ve rütbesiz askerin de ismi geçmektedir. Musa Kazım Sakarya'nın başta Mustafa Kemal ve İsmet İnönü olmak üzere Fevzi Çakmak, Kazım Karabekir, Kazım Orbay, Rauf Bey vb. vatan müdafaası için mücadele eden komutanlardan da sitayişle söz ettiğini belirtmek gerekir.

Polatlı yakınlarındaki teğmen rütbesiyle katıldığı Kartaltepe Muharebesi'nde aldığı yaralardan ötürü altıncı dereceden harp malulü olan ve ayrıca İstiklal Madalyası'na da sahip Musa Kazım Sakarya'nın hatıralarını yayına torununun kızı Tuğba Aydeniz hazırlamış. Hatıratlarda ayrıca metin içinde Musa Kazım Sakarya'nın İstihkam Zabit Namzetleri Mektebi'nden aldığı şehadetname, cephede aldığı yaraların akabindeki tedavileri içeren bir tablo ve Sakarya Savaşında bulunduğu mevziyi gösteren kendinin çizdiği bir şekil de bulunuyor.

Bir Sakarya Savaşı Gazisinin Anıları Musa Kazım Sakarya yay. haz. Tuğba Aydeniz Timaş, 2022

Dünya Savaşı öncesi Büyük Oyun

19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyılın başlarında Almanya, İngiltere ile Rusya'nın Yakın ve Orta Doğu'daki çıkar çatışmasınca belirlenen kritik durum 1890 sonrasında Kayzer II. Wilhelm'in Osmanlı topraklarına ziyareti, Bağdat Demiryolu projesi ve inşası, Boğazlar hakkında Ruslarla müzakereler, Balkanlardaki meselelere taraf çıkması gibi Alman İmparatorluğu'nun büyük dünya siyasetinin bir parçası olarak attığı adımlarla şiddetlenir. Sonu Birinci Dünya Savaşı'na çıkan bu "Büyük Oyun"un şekillendirdiği devletlerarası siyaseti çözümlemeye çalışan Gregor Schöllgen İngiliz ve Alman arşivlerini tarayıp daha önce yayımlanmamış pek çok belgeyi ele alarak Alman İmparatorluğu'nun siyasi birliğini sağladıktan sonra benimsediği dış siyaseti derinlemesine inceliyor. Birinci Dünya Savaşı öncesi Osmanlı dış siyaseti ve Osmanlı'nın Almanya ilişkilerine bir de Almanya ve İngiltere'nin gözünden bakıyor.

Emperyalizm ve Denge, Gregor Schöllgen, çev. M. Sami Türk, Kronik, 2022

Zaman anlayışımız nasıl değişir?

İnanç sistemlerinden sanayileşmeye kadar pek çok düzlem ve düzeyde yaşanan gelişmeleri gündelik yaşam pratiklerine dönüştürmesi bakımından, zamanı algılama biçimimizdeki tarihsel değişimin öneminin sanıldığından daha büyük olduğu söylenebilir. Peter N. Stearns, çeşitli toplum ve kültürlerin alışkanlıklarını ve zaman kavramına yaklaşımlarını karşılaştırmalı olarak incelediği kitabında farklı insan topluluklarının zaman kurguları ve anlayışlarına dair kapsamlı bir kaynak sağlıyor. Küreselleşmenin bu alışkanlıklar ve zaman algımız üzerindeki etkilerini de tartışmayı ihmal etmiyor. Tarihsel süreç ve güçlerin, hayatlarımızı etkilemeye ve şekillendirmeye devam ettiğine dikkat çeken kitabıyla Stearns, tarih ve sosyoloji alanında çalışanların yanı sıra zamanı kavrayışımızdaki değişimin izini sürüyor.

Tarih İçinde Zaman, Peter N. Stearns, çev. Fatih İkiz, Ketebe, 2022

@uzakkoku