CHP'de yeni hizipler dönemi

Hilmi Daşdemir / Optimar Araştırma
19.09.2020

CHP içerindeki ekseni kaydıran 10 Aralık hizbinin parti içerisinde tabanının olmamasına rağmen partinin etkin organlarına kendilerine yakın isimleri getirmesi oldukça tepki çekiyor. Bu tepkiler bir yere evrilir mi yoksa parti yönetimi ve Kemal Bey'in umduğu gibi istedikleri şekilde partiye yön mü verirler bunu zaman gösterecek.



Eskiden sıkça gündeme gelen ‘hizip’ ve ‘hizipçilik’ son günlerde CHP içinde yaşanan Atatürkçülük tartışmalarıyla yeniden gündemimizi meşgul ediyor. Hizip kelime anlamıyla ‘’Bir siyasi partinin içinde, partinin izlemekte olduğu ana siyasi çizgiye karşı olan, ayrı bir teşkilat merkezi bulunan ve partinin çoğunlukla aldığı kararlara karşı savaşan parti içi grup, fraksiyon, klik” şeklinde tanımlanıyor.

Hizipçilik Baykal ile birlikte kendine bir yol açmış ve bu yol Deniz Baykal’a çok uzun bir mücadeleden sonra CHP içerisinde iktidarı getirmişti.

Marjinal sol içerisindeki gruplar daha çok ‘fraksiyon’ olarak adlandırılır. Dev yol, Türkiye Halkın Kurtuluş Ordusu ve TİKKO ile başlayan serüvenleri bazı değişim ve dönüşümler geçirdi. Dev Yol’dan önce silahlı devrimi savunan Dev Sol ayrıldı. Bunlar daha sonra adlarını DHKP-C olarak değiştirdiler. Dursun Karataş liderleri idi ve temel misyonları emperyalizm çıkarları için suikastler düzenlemekti. Bunların en bilineni de Özdemir Sabancı cinayetidir.

Sol, sosyalist gruplar içerisinde birçok fraksiyon zamanla oluştu. Bunların bir çoğu önceleri yasal partileşmeye karşılardı. Sonra Halkın Kurtuluş Ordu’su partileşerek Emek Parti’si oldu. Başka fraksiyonlardan başka partiler kuruldu. Bir dönem bu sosyalist sol partiler Birleşik Sosyalist Parti (BSP) ve Özgürlük ve Demokrasi Partisi (ÖDP) etrafında birleştiler. En son HDP üzerinden meclise taşınanlara ve CHP’nin Beyoğlu Belediye Başkanı Alper Taş gibi isimlerin belediye başkan adaylıklarına şahit oduk.

Atatürk tartışması

Bu isimlerden bazıları da CHP içerisinde etkin siyaset yapıyorlar. İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ve Kırşehir Milletvekili Yıldırım Kaya Dev Yol geleneğinden gelen isimlere örnek verilebilir.

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu 9 Eylül’deki bir etkinliğe katıldığında gündemi sözleri ile sarstı. ‘’Türk Siyasetinde Örgütün Yeri ve Seçim Güvenliği’’ başlıklı bir konuşma yaptı. Bir saat otuz dakikalık konuşma esnasında üç kez ‘’Gazi Mustafa Kemal’’ diye Mustafa Kemal Atatürk’ten bahsetmesi üzerine eski TBMM Başkanvekili Uluç Gürkan ‘’Atatürk adını kullanmamak tercihniz mi?’’ sorusu yöneltti. Kaftancıoğlu da ‘’Kişilerin, kavramların kategorize edilerek ayrışmanın bir unsuru yapılmasını doğru bulmadığımı alışkanlığım gereği bu şekilde kullanıyorum” şeklinde cevap verdi.

Bunun üzerine tekrar temel siyasal söylemi ‘Atatürkçülük’ üzerine kurulu olan CHP’de kıyasıya bir kavga başladı. Gelen tepkiler üzerine Canan Kaftancıoğlu ‘’Böylesi dönem ve gündemde, bu açıklamayı yaptırmak zorunda bırakanları, Atatürk hayatta olsaydı önce sizleri ve sonra klavye Atatürkçülerini sopayla kovalardı (böyle referanslar da onların :) ) diyerek vatandaşın aklına vicdanına teslim etmiş olayım..’’ şeklinde bir tweet ile uzun bir açıklama yaptı.

Her fırsatta Atatürkçülük mesajı veren bazı CHP’liler bu tartışmaya girmese de bu topa girip oldukça sert mesajlar verenler oldu. İzmir Milletvekili Atila Sertel “Mustafa Kemal Atatürk’ümüze, yüce önderimize dil uzatmaya kalkanlara karşı canımızı siper edeceğiz. Bu gerçektir. Ancak, Atatürk diyemeyen bir il başkanına da gereken ders verilmezse bu bizim en büyük ayıbımızdır. Unutmayın, partimizin kurucusu yüce önderimizdir” diyerek tepki gösterdi. Yine İzmir Millletvekili Mehmet Ali Çelebi ise ‘’Partimizin bir il başkanı Atatürk demeyi tercih etmezmiş. Millet gönlüne koyup haykırdıktan sonra sen demezsen ne yazar. Ama unutma burası CHP. Kafası karışık olanlar iyi bilsin, bu partide 10 Aralık’tan önce 29 Ekim gelir. Mustafa Kemal’in askerleriyiz.’’ şeklinde açıklama yaptı.

Bu tartışma bir süre daha devam edecektir.

Aslına bakılırsa CHP’de uzun zamandır derin ve kırık bir fay hattı var. Bunun ne zaman tetikleneceğini de zaman gösterecek. Ancak CHP’de ciddi anlamda yeni hiziplerin oluştuğu bir gerçek.

Adını ilk toplantılarını 10 Aralık tarihinde yapan DİSK eski başkanı Süleyman Çelebi ve Burhan Şenatalar’ın liderliği ile başlayan ‘’yeni siyaset anlayışı’’ üzerinde tartışmalar organize eden bir grup. Temel olarak daha liberal ve marjinal sol ile hareket etmeyi amaçlıyor. Bu politik duruşun meyvelerini ya da savrulmalarını o günden beri yaşayageldi CHP. Şu an 10 Aralık Hareketi Oğuz Kaan Salıcı ile birlikte anılıyor. Canan Kaftancıoğlu gibi isimlerin parti içerisinde etkin pozisyona gelmeleri büyük oranda onun eseri. Bazı iddialara göre de Salıcı biraz daha CHP’nin ana omurgasına yakın bir çizgi içerisinde yer alamaya başladı. 10 Aralık Hareketi’nin en önemli misyonu HDP ile üstü kapalı ittifakı yapmak ve CHP tabanına kabul ettirmekti. Bunu büyük oranda kabul ettirdiler. Ancak, mazisi bir asra uzanan CHP’nin geleneği açısından pek de çabuk kabullenilmediği aşikar olarak gözleniyor. Parti içerisinde pek tabanı olmamasına ragmen en etkin hizip hareketi 10 Aralık Hareketi olarak değerlendirilebilir.

Ekrem İmamoğlu ile birlikte hareket etmeye başlayan bir grup var. Bunlar için de bir hizip nitelemesi yapanlar var. Özgür Karabat, Gökhan Günaydın gibi isimler etrafında şekillenen bir yapı oluşmuş durumda.

Gürsel Tekin’in kendisini öne çıkararak unutulmaya başlayan ismini tekrar gündeme taşıma çabası var. Gürsel Tekin daha önce İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı gibi koltuklar için de ortaya çıkmıştı. Partide etkin bir görevi olmaması ve biraz ismini unutturmuştu.

Başka bir grup olarak da daha önce Muharrem İnce ile birlikte hareket eden Haluk Pekşen var. Haluk Pekşen Muharrem İnce ile birlikte hareket ettikten bir süre sonra İnce ile yollarını ayırıp kendisi müstakil bir hareket başlattı. Sonra istediğini elde edemedi. Ancak, onunla birlikte hareket etme potansiyeli olan bir çekirdek ekip olduğu söyleniyor.

Öbek öbek ayrı ayrı gruplar oluşturmuş ‘ulusalcı’ ‘Atatürkçü’ gruplar var. Bu grupların öne çıkan bir lideri henüz yok. Ancak ben bunların bir süre sonra Muharrem İnce ile birlikte hareket edeceklerini düşünüyorum. Şu an görece olarak Ankara ve İstanbul’da ‘zafer’ kazanmış görüntüsü veren CHP Muharrem İnce ile birlikte hareket edecek kitleyi büyük ölçüde tutmuş gözüküyor.

Ana damar ve diğerleri

Kendilerine CHP içerisinde ‘ana gövde’ ‘Ana damar’ olarak da niteleyen zaman zaman Canan Kaftancıoğlu gibi dışardan gelen gerçek CHP’li olarak nitelemedikleri isimlerle amansızca mücadele eden bir grup da var. Bunlar Engin Altay, Ali Öztunç gibi isimlerle öne çıkıyorlar. İddiları o ki ‘’Eğer Oğuz Kaan Salıcı, Canan Kaftancıoğlu gibi isimlerden Kemal Kılıçdaroğlu desteğini çekse bunlar parti içerisinde delege bile seçilemezler.’’

Gelelim Muharrem İnce’ye, İnce ‘Memleket Hareketi’ isimli bir hareket başlatmış olsa da hala CHP ile birlikte anılıyor. CHP içerisinde ya da kendi tabiri ile CHP dışından CHP’yi kurtarmaya dönük başlattığı harekette ciddi eleştirileri var. En başta Atatürksüz bir CHP eleştirisi var. Bu CHP için ciddi bir eleştiridir. Çünkü CHP’nin en önemli dayanağı ya da ideolojisi Atatürkçülüktür. Atatürkçülüğün tartışıldığı bir CHP’de ciddi bir eksen kayması olduğunu da gösterir bu durum. Deniz Baykal’ın katı laik, Atatürkçü ve ulusalcı siyasetinden sonra partinin geldiği süreçte Atatürk’ü tartışıyor olması oldukça ciddi bir soruna da işaret etmektedir.

Kurtarma hareketi

Bu sürece gelirken Kemal Bey’in çok ciddi bir taktik hata da yaptığı aşikardır. Nedir bu hata, seçime tartışmasız ve rakipsiz giren Kemal Kılıçdaroğlu parti içerisinde dengeleri gözetmeyen bir tavır içerisinde oldu. Bunun en bariz göstergesi ise daha önce başlamış olan ulusalcı ekibi tasfiye etme harketine devam etti. Ulusalcı ekibe hiç yer vermedi. Kurultay’I bekleyen Muharrem İnce baktı ki kendisi ve temsil ettiği en temel siyasal taban olan Atatürkçüler ve ulusalcıların tasfiye edilmesi İnce’yi de kendi tabiri ile ‘’CHP’yi kurtarma hareketi’ başlatmasına sevk etti. Muharrem İnce başlattığı Memleket Hareketi ile CHP’yi kurtaracak mı? Ya da kendisini 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimi esnasında aday yapabilecek mi?

CHP içerindeki ekseni kaydıran 10 Aralık hizbinin parti içerisinde tabanının olmamasına rağmen partinin etkin organlarına kendilerine yakın isimleri getirmesi oldukça tepki çekiyor. Bu tepkiler bir yere evrilir mi yoksa parti yönetimi ve Kemal Bey’in umduğu gibi istedikleri şekilde partiye yön mü verirler bunu zaman gösterecek. Ancak, gerçek olan bir durum var ki o da ciddi anlamda CHP’nin politikalarında bir eksen kayması var. Bu da CHP içerinde yeni hizipleşmelere sebep olmuş durumda.

hilmi@optimar.com.tr