Türkiye'nin PKK/PYD ile mücadelesindeki coğrafi derinlik sistematiği

Necdet Özçelik / Yazar
4.09.2021

19 Ağustos'ta Suriye'de Tel Tamir'de, aynı tarihte Kamışlı'da, 21 Ağustos'ta Ayn al-Arap'ta ve 22 Ağustos'ta Kamışlı'da gerçekleştirilen ve genellikle de lider kadro ve kritik tesisleri hedef alan operasyonlar PKK/PYD'nin askeri konsolidasyonunu yıprattı.



'PKK-terör' çalışan pek çok kişi geçtiğimiz altı yıllık süreçte örgütün coğrafi, sosyal ve siyasi boyutta ürettiği etkinin PKK'nın kendini yenilediği 2004 ile 2015 yılları arasındaki sürece dayandığını söyleyecektir. Şüphesiz, PKK'nın yenilenme stratejisinin temelini KCK Sözleşmesi oluşturmaktadır. KCK Sözleşmesi terör örgütünün nihai hedefine ulaşabilmek için coğrafi, sosyal ve siyasal boyutlardaki yayılmacılığa dayalı büyüme ile etkileşime dayalı faaliyet/eylem çeşitliliğini işaret etmektedir. Kısaca, KCK Sözleşmesi PKK'nın coğrafi, sosyal ve siyasi boyutlarını derinleştirmeyi ifade etmektedir. Bu kapsamda, transnasyonel derinleşme işaret edilerek komşu dört ülke Türkiye, Irak, Suriye ve İran topraklarına yayılmak suretiyle örgüt faaliyetleri için fiili etkileşim hedeflenmiş, Türkiye'de sosyal derinleşme işaret edilerek kamusal alanlara nüfuz etmek arzulamış ve yine Türkiye'de siyasal derinleşme hedef gösterilerek yerel yönetimler ve siyasi partiler üzerindeki tahakküm pekiştirilmek istenmiştir.

Mücadele de derinleşti

PKK'nın bu çerçevede yaptığı stratejik hamleler yalnızca örgütün coğrafi, sosyal ve siyasi boyutlarını değil aynı zamanda Türkiye'nin terörle mücadelesinin de derinleşmesine neden olmuştur. Bu bağlamda, terörle mücadele istihbarat-kolluk-yargı-kamu diplomasisinde derinleşerek sosyal ve siyasal alanda PKK'ya karşı etki üretmektedir. PKK'ya karşı üretilen en net etki ise coğrafi boyutta derinleşen askeri anlamdaki terörle mücadelede görülmektedir. Bu yazıda genel olarak PKK ile mücadelede coğrafi derinlik boyutundaki askeri harekatların geldiği aşama analiz edilmektedir.

Türkiye'nin PKK'ya karşı yürüttüğü kapsamlı askeri harekatlar 2015 yılından itibaren ülke içinden başlamak suretiyle kuzeyden güneye Türkiye-Irak ve Türkiye-Suriye hattında önce yurtiçinde gelişmiş, sonra sınır hattına itilmiş ve müteakibinde sınır ötesine taşınarak askeri mücadeleye coğrafi boyutta dikey bir derinlik kazanmıştır. Yurtiçi, sınır hattı ve sınır ötesindeki stratejik coğrafi alanlar kendi içinde de doğu-batı hattında genişletilerek askeri mücadele yatay coğrafi derinlikle buluşturulmuştur. Böylelikle PKK'nın silahlı varlığına karşı farklı coğrafi alanlarda yürütülen askeri mücadele eşgüdümlü hale getirilerek bir sistematiğe kavuşturulmuştur.

Ülke içindeki dikey derinliklerin kuzeyden başlamak üzere birbiri kademesindeki Ağrı-Kars-Erzurum-Gümüşhane-Giresun, Van-Bitlis-Muş-Bingöl-Tunceli, Siirt-Diyarbakır-Elazığ ve Hakkari-Şırnak-Mardin hatlarında oluşturulduğu görülmüştür. Yine ülke içinde Hakkari-Van-Ağrı, Şırnak-Siirt-Bitlis, Mardin-Diyarbakır-Bingöl ve Tunceli-Erzincan-Gümüşhane hatlarında yatay derinlikler oluşturulmuştur. Böylelikle PKK'nın ülke içindeki kırsal kadro varlığı hem kuzey-güney hem de doğu-batı ekseninde birbirinden ayrıştırılarak öncelikli olarak daha dar alanlara mahkum edilmiş ve operatif kabiliyetleri zayıflatılmıştır. İnsansız hava araçlarının kesintisiz gözlem becerisi ile anlık müdahale yeteneği sayesinde PKK'nın kırsal unsurları taktik olarak yıpratılarak ya imha edilmiş ya da küçülmesi sağlanmıştır.

Entegre güvenlik tedbirleri

Sınır hattındaki entegre güvenlik tedbirleri Suriye özelinde Afrin-Kırıkhan ve Afrin-Hassa hattındaki PKKK/PYD geçişkenliği azaltarak Amanoslar'daki terörist varlığını bitme noktasına getirmiştir. Aynı şekilde Suriye'de Ayn al Arab-Suruç, Tel Abyad-Akçakale ve Resulayn-Ceylanpınar hattında artırılan sınır güvenliği PKK/PYD'nin Şanlıurfa üzerinden sağladığı insan kaynağı ve lojistik geçişkenliği sekteye uğratmış, Derbasiye-Şenyurt ve Kamışlı-Nusaybin hattındaki sınır güvenliği tedbirleri ise PKK/PYD geçişkenliğini bitirerek PKK'nın Türkiye'deki kent terörü stratejisini baskılamıştır. Öte yandan, Şırnak ile Irak kuzeyindeki Sinat, Haftanin ve Metina bölgeleri arasında bulunan sınır hattındaki üs bölgelerinin teknik kapasiteleri artırılarak PKK'nın Irak topraklarından Cudi-Gabar, Kelmehmet-Yazlıca-Yassı Dağ bölgesine, Uludere ile Çukurca'nın Üzümlü bölgesi arasındaki sınır üs bölgelerinin kapasiteleri geliştirilerek Beytüşşebap kuzeyindeki Kato Dağı ile Hakkari güneyindeki Kavaklı bölgesine erişim, Çukurca-Güven Dağı hattındaki üs bölgeleri vasıtasıyla Kazan Vadisi ve Oğul Köyü bölgesine erişimi, Dağlıca-Derecik Hattındaki üs bölgeleri vasıtasıyla da İki yakalar ve Balkayalar bölgesine erişim önemli ölçüde engellenmiştir. İran sınırında tıpkı Suriye sınırındaki entegre sınır güvenliği özellikle İran'dan Tendürek ve Ağrı Dağı istikametine PKK geçişlerini kapatmıştır.

Engeller ve alternatifler

Bilindiği gibi Türk Silahlı Kuvvetleri 2016 yılının Ağustos ayından itibaren sınır ötesindeki PKK/PYD varlığına bir seri müdahale edici askeri harekatlar düzenlemek suretiyle sınır içindeki mukabele edici askeri harekatlar ile sınır hattındaki önleyici tedbirleri tahkim etti. Suriye'de gerçekleştirilen Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı Harekatları PKK/PYD'nin bu ülkenin kuzeyindeki toprak konsolidasyonunu doğu-batı istikametinde birkaç alanda bozarak örgütün yayılmacılığı durdurup tersine çevirdi. Böylelikle PKK/PYD Suriye'de Türkiye sınır hattında yeknesak bir toprak kontrolü görüntüsünden uzaklaştırıldı. Bununla birlikte, PKK'nın Irak kuzeyinde savunma alanları olarak ifade ettiği ve Türkiye sınırına paralel olan bölgelerden Hakurk, Avaşin, Metina ve Haftanin bölgelerinin büyük bir kısmı TSK'nın Pençe Harekatlarıyla kontrol altına alınarak sınır ötesindeki askeri müdahale derinliğinin ilk kuşağı oluşturulmaktadır. Halihazırda, Suriye'de konjonktürel gerekçelerden dolayı Irak'ta olduğu gibi sınır hattı boyunca birincil bir derinlik alanı oluşturulabilmiş değildir. Dolayısıyla PKK/PYD ile mücadele Suriye'de doğu-batı istikametinde genişleyememektedir. Bu da Suriye'de PKK/PYD ile mücadelenin daha güneye kapsamlı bir askeri harekatla derinleşmesini mümkün kılmamaktadır. Benzer şekilde Irak'ta da kapsamlı bir askeri harekat ile mücadeleyi Gara, Kandil ve Sincar gibi alanlara derinleştirmek de hem coğrafi hem de konjonktürel nedenlerden dolayı şimdilik olası görünmemektedir. Ancak, Türkiye böylesine bir stratejik açmazı Suriye'de insansız hava araçları etkisiyle, Irak'ta ise hem insansız hava araçları hem de konvansiyonel hava kuvvetleri vasıtasıyla kırmaya çalışarak PKK/PYD ile mücadelesini havadan coğrafi olarak derinleştirmeye çalıştırmaktadır. TSK ve İstihbarat Başkanlığının müşterek olarak 16-22 Ağustos tarihlerinde SİHA ve savaş uçaklarıyla gerçekleştirdiği hava akınları Türkiye'nin PKK/PYD terörüne karşı mücadele derinliğinin adresini de göstermekteydi. 16 ve 17 Ağustos'taki Sincar'da YBŞ hedeflerine gerçekleştirilen harekatlar bir kez daha Suriye-Irak sınırının Türkiye'nin terörle mücadele derinliği kapsamında olduğunu gösterdi. Öte yandan 19 Ağustos'da Suriye'de Tel Tamir'de, aynı tarihte Kamışlı'da, 21 Ağustos'ta Ayn al-Arap'ta ve 22 Ağustos'ta Kamışlı'da gerçekleştirilen ve genellikle de lider kadro ve kritik tesisleri hedef alan operasyonlar PKK/PYD'nin askeri konsolidasyonu yıpratmaktadır. TSK'nın Tel Tamir, Ayn İssa ve Tel Rıfat hattındaki yoğun topçu uygulamaları da havadan yıpratıcı angajmanları karadan destekleyerek Türkiye'nin mücadeleyi coğrafi olarak derinleştireceğini işaret etmektedir. TSK ve İstihbarat Başkanlığı bugüne kadar taktik sınıf SİHA'lar ile PKK/PYD hedeflerinde nispeten sınıra yakın bölgelerde zayiat verdirdi. Irak ve Suriye sahasının derin derinliklerindeki kritik terör hedeflerine anlık angajmanlar düzenleyebilecek özelliklere sahip Akıncı Taarruzi İnsansız Hava Aracının (TİHA) TSK envanterine girmesiyle birlikte terörle mücadeledeki coğrafi derinlik sistematiği önemli bir kabiliyete kavuşmuş görünüyor. Taşıdığı faydalı yük ve havada kalma suretiyle Süleymaniye ve Mahmur çevresindeki PKK hedefleri, Sincar bölgesindeki YBŞ hedefleri ile Suriye'nin Haseke çevresindeki PKK/PYD hedefleri kısa süreli kapsamlı bir kara harekatına gerek kalmadan uzun soluklu yıpratma stratejisiyle baskı altında tutularak zayıflatılabilecektir.

Sınır ötesindeki askeri mücadeleye havadan coğrafi derinlik kazandırmak etki üretici ve sürdürülebilir görülmektedir. Uzak coğrafi derinlikteki hedeflere karadan müdahale şimdilik riskli olmakla birlikte imkansız değildir. Müdahale koşullarının oluşması yerel aktörle geliştirilecek işbirliği kapasitesiyle doğru orantılıdır.

[email protected]