Dijital dönüşüm ekseninde Türkiye

Dr. Eyüp Al / Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi
21.01.2022

Türkiye'nin dijitalleşme notu 2019 yılında 2,94, 2020 yılında 3,03 ve 2021 yılı için 3,24 olarak ölçülmüştür. 5 üzerinden gerçekleştirilen değerlendirmede dijitalleşmede artışa yönelik göstergeler güçlü bir biçimde sürmektedir. Dijitalleşme neredeyse geri dönüşsüz bir süreç olarak kendisini dayatırken vadettiği değerleri iyice ele alıp ortaya çıkabilecek olumsuz sonuçları üzerine çalışmalar yapılmalıdır. Dijital dönüşüm bütüncül bir süreç olduğu için politik, kültürel, dini, etik ve estetik boyutlarıyla birlikte ele alınmalı ve gelecek planları bu doğrultuda şekillendirilmelidir.



Bugün dijitalleşme hayatın her alanında istisnasız bir biçimde karşılık bulurken, küresel ölçekte görünürlüğünü 1990'lı yıllardan itibaren sağlamaya başlamıştır. İnternetin ve bilgisayarların insanların hayatlarında kullanılmaya başlandığı 1990'lar ile dijitalleşmenin herkesin hayatına dahil olduğu dönem aynıdır. Yaklaşık olarak 30 yıl gibi kısa bir sürede dijital teknolojilerde yaşanan gelişmeler 2019 yılında pandemiyle birlikte hız kazanmıştır.

Dijital kimliklere ihtiyaç

İnsanların gündelik hayatlarında dijital teknolojilerin etkisinin artışını pandemi döneminde evden çalışma ve eğitim örnekleri açısından incelemek mümkündür. Milyonlarca insan iş yerine gidemediği için evden çalışmak zorunda kalırken benzer bir durum öğrenciler için de geçerli olmuştur. Her iki grup da pandemi öncesinde çok daha farklı bir yaşama biçimine sahipken, pandemiyle birlikte dijital teknolojilerden bağımsız olarak iş ve eğitim süreçlerini gerçekleştiremez hale gelmiştir. Pandemi nedeniyle dışarıya çıkmanın yasak olduğu saatlerde ve günlerde herkesin evde vakit geçirmesi, çevrimiçi olunan sürelerin artışına da ister istemez katkı sağlamıştır. Çevrimiçi film, eğlence ve eğitim platformları ile neredeyse herkesin yaşadığı bu durum dijital kimliklere, evrene ve araçlara duyulan ihtiyacı hiç olmadığı kadar artırmıştır. Dolayısıyla dijital teknolojiler hem bireysel hem de toplumsal hayatı derinlikli biçimlerde etkilerken, aslında yaşamın vazgeçilmez unsurları haline gelmiştirler.

Bir dönüşüm fırsatı mı?

Dijital dönüşümün gün geçtikçe artan etkisinin pandemiyle birlikte hız kazandığını söylemek mümkün olsa da her toplumsal kesim, bu uyum sürecini kolaylıkla yakalayamamıştır. Ancak Türkiye'de dijital teknolojilere duyulan ilginin, kullanım sürelerinin ve araçların çeşitliliğinin artışını ekonomik ve toplumsal dönüşümler açısından bir fırsat olarak değerlendirmek mümkündür.

Dijital dönüşümün etkileri söz konusu olduğunda öne çıkan alanlardan birisi şüphesiz ki ekonomidir. Ekonominin modern yaşama biçimi içerisindeki önemi akılda tutulduğu takdirde, ülkelerin pandemi boyunca sağlıkla birlikte belki de en önde tuttukları konu ekonomi olmuştur. Halihazırda devam etmekte olan bu sürecin anlamlandırılabilmesi ve bir gelecek projeksiyonunun sağlanabilmesi adına dijital teknolojiler ile ilgili saha çalışmaları yapılmaktadır. Türkiye'de de dijitalleşmenin etkileri ve boyutları üzerine yürütülen çalışmalardan bir tanesini "Bilişim Sanayicileri Derneği" (TÜBİSAD) gerçekleştirmiştir. Derneğin hazırlamış olduğu 2021 yılı ile ilgili rapor "Türkiye'nin Dijital Dönüşüm Endeksi" adını taşımakta ve dijitalleşme sürecini artıları ve eksileri ile değerlendirmektedir. İlk defa 2020 yılında yayınlanan Türkiye Dijital Dönüşüm Endeksi, Türkiye'nin dijital teknolojiler alanında kendisini geliştirmesine ve nasıl daha iyi adımlar atabileceğine dönük bir imkân olarak okunabilir. Üç yıldır açıklanan raporun temel sonuçları kısaca şöyledir: Türkiye'nin dijitalleşme notu 2019 yılında 2,94, 2020 yılında 3,03 ve 2021 yılı için 3,24 olarak ölçülmüştür. 5 üzerinden gerçekleştirilen değerlendirmede dijitalleşmede artışa yönelik göstergeler güçlü bir biçimde sürmektedir. Raporda dönüşüm, ekosistem, yeterlilik ve kullanım bakımından oluşan dört tane ana bileşen vardır. Bunların altında da toplamda 10 tane farklı içerik ile Türkiye'nin dijital dönüşüm süreçleri değerlendirmeye tabi tutulmaktadır. Üç yıldır üst üste açıklanan raporda Türkiye'nin dijitalleşme karnesinin gelişim gösterdiği açıktır. Özellikle 2021 yılında 2020 yılına kıyasla büyük bir yükselişin gerçekleşmesi Türkiye'de dijitalleşmenin hız kazandığını göstermektedir.

Rapordaki veriler ekseninde hem küresel hem de yerel ölçekte pandeminin dijital dönüşümü hızlandırdığı görülmektedir. Türkiye'nin ise bu sürece dahil olabilmesi için dijitalleşme yönünde atılacak adımları artırması gerekmektedir. Bu konuda olumlu adımlar atılmakta ve dört bileşenin tamamında da gelişim yaşanmaktadır. Dört bileşen içerisinden en düşük değere sahip olan ekosistem belki de en büyük öneme sahiptir. Çünkü tüm yapıyı var etmekte ve diğer bileşenleri de birbirleriyle ilişkili kılmaktadır. Yeterlilik bileşeni içerisinde ise altyapı yatırımlarının artırılması gerektiği ve üç yıllık süreçte çok az olmakla birlikte gerilediği görülmektedir. Bir başka önemli nokta da dönüşüm bileşeni içerisinde yer alan dijitalleşen toplumun artışı ile dijitalleşen ekonominin gelişim kaydedememesidir. Toplumsal taleplerin dijitalleşme yönü gün geçtikçe artarken, iş dünyasında dijital teknolojiler yeterince geliştirilememekte ve hatta geriye düşülmektedir. Raporda sonuç olarak Türkiye'de dijitalleşmenin talep edildiği ve ülkenin ekonomik hedefleri doğrultusunda şekillenecek olan dijital dönüşümün sağlanabilmesi için bilgi ve iletişim teknolojileri ile altyapı yatırımlarının hızlandırması asli bir gereklilik olarak ifade edilmiştir. Türkiye'de dijital dönüşümün hızlandırılması için dört temel öneride bulunulmuştur. Bilgi ve iletişim teknolojilerine yönelik vizyonun güçlendirilmesi; girişimci ekosisteminin geliştirilmesi; altyapı yatırımlarının hızlandırılması ve son olarak nitelikli işgücü kaynağının geliştirilmesidir.

Yerel ölçekte bakılmamalı

Ancak dijitalleşme sürecini ve tartışmalarını yerel ölçekte Türkiye ile sınırlandırmak ve küresel açıdan ekonomik ve politik tartışmaların dışında bırakarak ele almak makul olmayacaktır. Mesela pandemi, dijital teknolojilere yapılan yatırımları artırdığı gibi öncesinde yatırımını gerçekleştirmiş ülkelerin ekonomik kazançlarını çok ciddi biçimlerde artırmıştır. Zaten 1990'lardan beri işaret edilen ve "yeni ekonomi" olarak ifade edilen olgu, neredeyse tamamıyla dijital alana taşınmıştır. O yüzden dijital teknolojilerde küresel hakimiyete sahip olan devletler ve firmalar, güç temerküzünü her alanda artırırken, onların karşısında tavır alabilecek yerel güç odaklarına ihtiyaç duyulmaktadır.

Mesela Avrupa Birliği'nin ve ABD'nin dijitalleşme ile ilgili hedeflerinin çok farklı boyutlarda olduğu görülmektedir. Bu bağlamda Türkiye açısından dijital dönüşüm sadece ekonomik bir faaliyet alanı olarak değerlendirilmemelidir. Yapılacak saha çalışmalarında da insanların dijital teknolojileri iş ve eğitim gibi zorunluluk halleri dışındaki kullanımlarına odaklanılmalı ve dijital okuryazarlığın gelişimi sağlanmalıdır.

Etkileri üzerine düşünülmeli

İnsanların sadece eğlenmek, vakit geçirmek, sohbet etmek, gündemi takip etmek ya da belirli konulardan haberdar olmak için kullandığı teknolojiler ve bu teknolojilerin etkileri üzerine de eğilmek gerekmektedir. Dijitalleşme neredeyse geri dönüşsüz bir süreç olarak kendisini dayatırken vadettiği değerleri iyice ele alıp ortaya çıkabilecek olumsuz sonuçları üzerine çalışmalar yapılmalıdır. Dijital dönüşüm bütüncül bir süreç olduğu için politik, kültürel, dini, etik ve estetik boyutlarıyla birlikte ele alınmalı ve gelecek planları bu doğrultuda şekillendirilmelidir.

[email protected]