Dijital dönüşüm ve dijital devrim ekonomisi

Mustafa Bulan / Araştırmacı, Yazar
5.08.2022

Dijital devrimin getirdiği bir dizi kaygılandırıcı ama karşı konulamaz nimet, yeni bir ekonomi sisteminin doğuşuna neden oldu. Günümüz klasik ekonomilerinde bile taşları yerinden oynatan, oyunun kurallarını yeniden belirleyen kurguları barındırıyor bu sistem. Yeniden şekillenen ekonomi, mevcut ekonomi ve para sistemini tehdit ediyor olabilir mi, bunu ileride göreceğiz. Ticari hacim kadar teknolojik vizyon ihracatı da büyük bir güç. Bilginin ve kurguların ihraç edilmesi, küresel çapta oyuncu olmayı mümkün hale getirmektedir. Bu arzulanan, hayalleri süsleyen bir hedef olsa da, ulaşılması için zekice planlara ve hatırı sayılır bir çabaya ihtiyaç vardır.



Devrimler çoğu zaman hızlıdır, arkasında bir toz bulutu ve tortu bırakır. Teknolojideki devrim, insan yaşamına yavaş yavaş enjekte olsa da aslında son derece hızlı oldu. Geliştirilen ve hayatımıza giren dijital nimetler sayesinde, 100 yıldan kısa sürede at arabalarından uzay araçlarına çok hızlı bir geçiş yaparken, onbinlerce yıllık insan hayatında çok kısa bir sürede geri dönüşü neredeyse imkansız bir dönüşüm yaşandı ve dönüşüm devam ediyor. İhtiyaçlarımızı belirleme, düşünme hatta sevinme veya üzülmemiz bile değişiyor teknolojinin etkisiyle. İnsanoğlu, görevlerini ve sorumluluklarının giderek daha fazlasını teknolojik sistemlere devrederken, teknoloji ise daha fazlasını sunmak konusunda son derece cüretkar vaatlerde bulunuyor. Sunulan bu yeni dünyanın ekonomisi, ihtiyaçlarımızın ekonomisinden daha büyük. Giderek hızlanıyoruz. İçerisinde akıllı sistemler (yapay zeka) devrimi, robotik devrimi, uzay ve bağlantı gibi devrimlerle birlikte dalgalar haline geliyor. Ama gelecek beklenenden daha hızlı geliyor. Dijital devrimin getirdiği bir dizi kaygılandırıcı ama karşı konulamaz nimet, yeni bir ekonomi sisteminin doğuşuna neden oldu. Günümüz klasik ekonomilerinde bile taşları yerinden oynatan, oyunun kurallarını yeniden belirleyen kurguları barındırıyor. Yeniden şekillenen ekonomi, bildiğimiz, alışageldiğimiz geleneksel ekonomi sistemini, hatta para sitemini tehdit ediyor olabilir mi, bunu ileride göreceğiz.

Devrimin adı 2.0 : İnsan 2.0 !

Ancak son dönem, teknolojinin ve dijitalizmin içine doğan bir sistemin gerçekte nasıl çalıştığını bilmediği ve toplumun büyük kısmının kayıtsız kaldığı meseleler. Farkında olalım veya olmayalım, sistemin çalışma mekanizması ekonomi üzerine kurgulanır.

Her ne kadar her köşebaşında dijital devrimin faydalarını anlatan sayısız makaleyle karşılaşıyor olsak da, "nasıl bir dönüşüm?" diye sorgulamaya başladık. Sorguladığımız şeyler özellikle psikoloji, sosyoloji ve ekonominin alanına giriyor. Buna rağmen dijital dönüşümün çıktıları, "beni içeriye alın diye ağlayarak kapıyı yumruklayan çocuklar gibi" davranıyor. Bu, sonradan kapıya vuracak diğer çocukların yolunu açıyor. Dönüşen sistemlerin dışında kalmamak için giderek daha fazla ayak uyduruyoruz.

Mesafeler artık kilometreler ile değil dakikalar ile ölçülüyor. Çoğumuz, bir kısmını boşa harcayacağımız dakikaları kazanmak için para ödüyoruz. Teknoloji "yeni" insan yaşamını dizayn ederken, tarımdan sağlığa, ticaretten inşaata, eğitimden savunma-güvenliğe ve diğer her şeye çözümler üretiyor, hatta insanların ihtiyacından çok daha fazlasını sunuyor. Siparişlerimiz evimize gelirken, üretim bantlarında neredeyse artık hiçbir işçi bulunmuyor. Ürünler algılarımızla oynuyor.

Bugün dünya 2.0 (World 2.0) kavramı daha sık duymaya başladık. Ortaya atılan hemen her 2.0 kavramı, aslında mevcut olanın (1.0) dijitali anlamına geliyor. Başlangıçta endüstri, üretim, ulaşım ve iş yaşamını dönüştüren teknoloji, sonunda da bir daha kopmamak üzere bireye dokunuyor. İnsanoğlunun dizayn ettiği teknoloji, bugün insanoğlunu dizayn etmeye başlıyor. İnsanoğlunun ise "şimdilik" bir terslik görmediği bu nimetleri kabul ederken çok tavizkar olduğunu göremiyoruz.

Şimdi ise, dijital teknolojiler bir bütün olarak işi ve toplumu temelden değiştirme gücüne sahip hale geldi. Yani dijital dünyayı üretenlerin, geleceğe dair kararlar almaya, neyin nasıl olması gerektiği konusunda artık fikir üretmeye cesareti oluştu. Bu kararların tamamı bizim hakkımızda. Örneğin neredeyse yirminci yılını deviren en büyük sosyal medya platformlarından biri, ileride nasıl bir sosyal toplum ve buna bağlı alışveriş, sağlık, eğitim ve finansal mekanizma olması gerektiği konusunda karar verici hale geldi. Bu durumdan ilk etkilenen ise aslında ekonomi.

Dev dijital platformlar, milyonlarca sanal pazarın ortaya çıkmasına neden olurken, gerçek ekonomi ile dijital ekonomi arasında bir boşluk oluşmaya, kendisini mevcut ekonomi sisteminin üstünde değil tam tersine altında güçlendirmeye başladı. Örneğin mal ve hizmetler, istihdam arayışında kendisini gösterdi. Beklenmedik etkileri ile üretim mekanizmasını köken değiştirmek için kurgulanmış endüstri 4.0, günümüz ekonomisinde, somut ve soyut unsurlarının bir arada var olabilmesi ve yeni üretken sinerjiler oluşturabilmesi beklentileri daha yeni karşılamaya başladı. Dijital devriminin ekonomi üzerindeki, ayrışmaya dair riskleri azaltabilmesi için bu kompleksin piyasa verimliliğini engellememesi elzemdir.

Roller: Araştıran, geliştiren ve üretenler

Dijital devrimin ekonomisi mini, mikro, bölgesel, sınırlı ekonomi modellerinin çok ötesinde küresel bir ruha ve mekanizmaya sahiptir. Bu yüzden sürdürülebilir, ölçeklenebilir ve desteklenebilir. Araştırma ve geliştirme ilkokul çağlarından akademik seviyelere, özel sektör kanadında harcanan emeğe, uluslararası işbirliğine kadar geniş bir kültürdür. İhtiyaçlarını anlamaya çalışan, toplumların geliştirdiği analiz etme temeline dayanan bir kültür. En yalın haliyle; "bu ulusal bir meseledir". Yani bulan-geliştiren-üreten (ve tabii ki kullanan) toplumlar olmak, üniversitelerdeki bilgisayar mühendisliği müfredatının çok ötesinde bir vizyondur. Burada anlaşılması gereken esas toplumsal yeterlilik ve paradigmadır. Dijital devriminden kazançlı çıkabilmek için ürünlerden daha fazlasını düşünen bir sistemi çalışır hale getirmemiz gerekir. Bunun için ise uzun yıllara, başarısız onlarca denemeye harcayacak bütçelerlere ihtiyacınız olur. Bundan çok zaman önce ticaret merkezleri olan veya yolları üzerinde bulunan yörelerde finansal sistem nasıl gelişiyorsa veya kıtanın tarıma uygun iklime ve toprağa sahip bölgelerinde tarım teknolojileri ile kalkınması nasıl gelişiyorsa teknoloji ve endüstride de toplumun büyük kısmını kapsayan bir yaşam tarzı veya ihtiyaçlarına aşinalık olması gereklidir. Otomobilleri otomatik yıkayan bir sistemin nasıl çalıştığı hakkında fikir sahibi olmak veya bir cep telefonunun nasıl haberleşebildiğini anlayabilmek gibi konularda, en azından bir seviyede bilgili olabilmek, internetin ne olduğunu bilmek ve bizim de bu devasa yapının bir hücresini olduğumuzu anlamak gibi. Toplum hazırsa devrim de başlamış demektir.

Teknolojiye göre iş

Ekonomik paradigma da tam bu noktada yeniden oluşmaya ve değişmeye başlıyor. İçerisine ekonomi, siyaset, toplum bilimlerini alarak şekilleniyor. Bacasız sanayi olan teknoloji ve özellikle de yazılım, peşinden gelecek ürünlerin arkasında durmak için güçlü bir altyapı sağladı. Bu 2000'li yıllara girmeden hemen öncesiydi. Nispeten daha az ulusal yatırıma ihtiyaç duyulan, az sayıda nadide teknoloji üreticisinin ürünlerini seçerek sepete atmaya başladık. İlk başta işlere göre teknoloji gelişiyordu. Bugün ise teknolojiye göre işler gelişiyor. Daha marketten çıkmadan, sepete attığımız ürünün yenisinin piyasaya sürüldüğünü görür olduk. Atalet sosyolojik bir unsur olarak kitlelere hızla tesir ettiği için ulusal gelişimin önünde en ciddi tehdit. Gelişim için ayrılacak bütçelerin ve yatırımın büyük kısmı daha üniversite çağına gelmemiş genç bireylerin teknoloji ve dijitalizm hakkında yeterince bilinçlendirilmesi ve eğitilmesine ihtiyaç kesindir. Dünyanın neredeyse her yerinde teknoloji geliştiricisi ve üreticisi olmak için gençlerin bu belagat üzerinden bilinçlendirilmesi önemli çünkü hızla giden bir araca binmek istiyorsanız siz de o hıza yakın, aynı yönde hareket etmelisiniz. Dijital devrim, geliştirenlerin, üreticilerin, pazarlayıcıların ellerinde yükselmektedir. Çipler, ekranlar, antenler, uzay araçları, otonom otomobiller veya üç boyutlu yazıcılar, vücut içi implantlar... Bu sistemlerin gelişim süreci, artık insanoğluna sormadan ilerliyor. İnsanoğluna sunuluyor ve biz bazen sadece rengini seçiyoruz. Planlama, araştırma, geliştirme ve üretme bacaklarının tamamı bir arada işlemesi zaruri bir süreç olsa da, başarmak gelecek on yıllarda "üstün" olmanın anahtarlarından birine sahip olmaktır.

Üretici ulus olmak devletlerin kalkınma planlarında olması, hatta en üstlerde yer alması gereken bir meseledir. Artık daha hızlı değişen paradigmalar, teknolojiyi üreten taraf olmak için zaman kısaltıyor. Çünkü, bir şehir veya ülke sınırlarına sığamayacak kadar dinamik, global bir platform olan dijital dönüşüm ekonomisinin temelinde vizyon ve kurgular yatmaktadır. Üretim ise "keşfederek, bilimsel madenleri kazarak, patentler üreterek gelişmek" ile "size gönderilen siparişleri bantlarda toplamak" olarak ikiye ayrılabilir. Mesela, bacasız sanayi olan yazılım alanında, milyonlarca insana ulaşan bir uygulama yazılımının fabrikası bazen küçük bir ofis masası olabilir. Altyapı ve donanımlar ise küresel teknoloji pazarının bir yerlerinde yer bulabilmesi gereken unsurlardır. Bu ise araştıran- keşfeden-geliştiren ve üreten merkezlerden biri olmanın ne kadar değerli olduğunun kanıtlarından sadece bir tanesi. Bunun, tüm badirelere rağmen gerçekleştiği en güzel örneklerden biri ise Güney Kore'dir. Olan bitenin bütün sorumlusu ve kahramanı devletin ta kendisi olmuştur ve bugün dünya markalarının durdurulamaz teknoloji yükselişi, içerisinde en gelişmiş ülkeleri (ABD, Almanya, İngiltere vb.) dahi içerisine alarak devam etmektedir. Mesela Samsung firması artık bir Güney Kore markası değil, küresel markadır. Ticari hacim kadar teknolojik vizyon ihracatı da büyük bir güç. Bilginin ve kurguların ihraç edilmesi, küresel çapta oyuncu olmayı mümkün hale getirmektedir. Bu arzulanan, hayalleri süsleyen bir hedef olsa da, ulaşılması için zekice planlara ve hatırı sayılır bir çabaya ihtiyaç vardır.

Böylesine kritik bir alanda küresel oyuncu olduğunuzda, yatırımcıların gözde alanı olan teknolojide bir yatırım mıknatısı haline de gelmiş olursunuz. Dijital teknolojilerde boy göstermek isteyen veya ulusal çapta kalkınma hedeflerinde dijital dönüşümü ön sıralara koyan ülkelerin yatırımcıları için inanılmaz bir cazibe merkezi olursunuz. Bu ise gücümüze güç katmak, birleşerek büyüme yol haritasında hızlanmak demektir.

[email protected]