Diyarbakır Anneleri'nin evlatlarını kimden istediği unutturulmamalı

Doç. Dr. Adem Palabıyık / Bitlis Eren Üniv., Sosyoloji
24.07.2021

HDP'nin kapatma davasında süreç kamuoyuna, özellikle HDP seçmen kitlesinin yoğun olduğu bölgeye çok iyi anlatılmalıdır. Partinin kısır siyasetinin beslendiği ontolojik zemine dair kanıtlar sunulmalıdır. HDP'nin siyaset üretememesi ve bu sebeple illegal faaliyet üzerinden siyasal alanda yer bulmaya çalışması hususu üzerinde önemle durulmalıdır.



Kürt siyasal partileri için sürecin 1990'da HEP ile başladığını, TBMM'nin Kürt siyasi hareketi partilerini rasyonelleştirmediğini ve bu partilerin PKK ile bağlarını koparmadığını düşünürsek, HDP'nin de bu süreç içinde yerini alacağını artık kesin olarak ileri sürebiliriz. Aynı mesele ÖZDEP-DEP-DEHAP-HADEP-DTP ve BDP süreçleri ile devam etmiş, siyasal söylemler PKK ile birlikte ilerlemiş, hiçbir siyasal parti PKK ile arasına mesafe koymamış, partiler PKK'nın teorik ve pratik bağlamda lojistiği görevini görmüş ve bugünki sürece gelinmiştir. Mevcut partilerin siyasetlerini sürdürdüğü dönem içinde HEP'te vekil olarak siyasete başlayan Leyla Zana, Kürtçe yemin ettikten sonra gerginliğe ilk adımı atmış ve HEP Leyla Zana'ya sahip çıkmıştı lakin aynı Leyla Zana, Çözüm Süreci'nde o dönem Başbakan olan Sayın Erdoğan ile görüştüğünde partisi tarafından adeta aforoz edilmişti. Bu pratik bize göstermektedir ki, maalesef Kürt siyasi partileri siyaseti reel anlamda PKK'dan öğrenmiş, PKK sahip çıkın demişse sahip çıkılmış, PKK bir ismi aforoz etmişse Kürt siyasal partileri de o ismi aforoz etmiştir. PKK ile devam eden diyalektik ilişki biçimi kendilerine oy verenler adına hiçbir politika üretemeyen ve kaostan beslenen HDP'nin kapatılma meselesini yeniden gündeme getirmiştir.

Mazlum sosyolojisi

Bu sebepten kapatma davası HDP'nin bir siyasi parti mi yoksa siyasi bir organizasyon mu olduğunu ortaya koyacaktır. HDP'nin kapatılması onun siyasi bir organizasyon olduğunun aşikâr olarak ilanı olacaktır fakat sosyolojik açıdan bu sonucun bölgesel karşılığı farklı olabilir. HDP'nin kapatılma davasından çıkacak sonucun ekonomik ve siyasi yaptırımlara dönüşmesi ise HDP'nin uyarılan ve yaptığı yanlış için cezalandırılan bir siyasi parti konumuna işaret edecektir. Ancak bu şekilde seçmen HDP'nin yanlış yaptığını düşünerek HDP'ye karşı tavrını net olarak gösterebilir. Sosyolojik açıdan kahraman olamayan bir suçlu halk nezdindeki yerini kaybedince anlamsız hale gelir ve bugün HDP'nin siyasal pratiklerine bakıldığı takdirde olması gereken de budur. Her şeye rağmen HDP'nin mazlum sosyolojisi üzerinden kendisini kahraman ilan edememesi halinde de kendini feshetmesi beklenebilir. HDP'nin kitlesel olarak bu tür bir girişimde bulunması pek muhtemel değildir çünkü böylesi bir pratik HDP'nin kendi başarısızlığını ilan etmesi anlamına da gelecektir. Bu sebeplerden dolayı HDP, kendi kahramanlığını ilan etme yolunu tercih edecektir.

Süreç çok iyi anlatılmalı

Tarihsel zeminde mücadele alanı açısından suçlu olmasına rağmen kahraman ilan edilen Robin Hood isimli bir karakter mevcuttur. Robin Hood, İngiltere'de soylulardan çalarak fakirleri doyuran bir halk kahramanı olarak tasvir edilir. Tam da bu tür ahlaki olamayan durumlar için Montesquie, Kanunların Ruhu çalışmasında "Alp'lerin ötesinde hırsızlık bir suç değilken Fransa'nın göbeğinde hırsızlık bir suçtur" sözleriyle (Kanunların Ruhu Üzerine, İş Bankası Yayınları) bir kavramın toplumsal açıdan çeşitli anlamlara gelebileceğinin altını çizer. Montesquie'nün önerisi, pratiğe bakılması ve bu pratiğin kanunlardaki karşılığının ne olduğuna dikkat edilmesine dayanır. Ayrıca benzer bir savunuyu Rousseau'da yapar. Ancak her iki düşünür de suçluluğun kahramanlaştırılmaması gereğine dikkat çeker, çünkü bu büyük bir tuzaktır. Tam da bu sebeplerden HDP'ye açılan kapatılma davasının hikâyesinin 'Robin Hood'a dönüşmesine izin verilmemeli. Aslında hem muhalefete hem de HDP'ye bu şans verilmemeli. Hukuki dava ve süreç çok iyi anlatılmalı, ayrıca HDP'nin kısır siyasetinin beslendiği ontolojik zemine dair kanıtlar sunulmalıdır. HDP'nin siyaset üretememesi ve bu sebepten siyasal alanının daralması sebebiyle illegal faaliyet üzerinden siyasal alanda yer bulmaya çalışması belki de ilk yola çıkılacak nokta olarak kabul edilebilir. İkinci husus ise Kılıçdaroğlu-Akeşener diyalektiğidir. Akşener'in "Bizi onlarla yan yana getirmeyin, bütün politikaları siz yönetin, ittifakta gölge olarak devam etsin" kanaatinin aşikâr olduğu bölgede dillendirilmelidir. Üçüncü husus Kılıçdaroğlu'nun muhtemel bir cumhurbaşkanlığı adaylığı sebebiyle her şeye göz yumduğunun ve bu sebepten küçük ortak HDP'yi "çantada keklik" gördüğünün ifade edilmesidir.

HDP'nin kapatma davası üzerinden kendi hikâyesini oluşturmasının bölge adına sadece AK Parti'ye zarar vereceği iyi bilinmektedir. Çünkü bölgeden oy devşiremeyen muhalefet (CHP-İYİ Parti-Deva Partisi-Gelecek Partisi) bölgede sadece AK Parti aleyhine ve HDP lehine çalışacaktır. Bölgede kaybedeceği hiçbir şey olmayan Millet İttifakı'nın amacı da budur. Bir yandan HDP'ye kapatma davası aşamasında sahip çıkarak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde verdikleri desteğin karşılığını bekleyecekler; diğer taraftan ise AK Parti'nin bölgede birden fazla muhalefet partisi ile karşı karşıya gelmesi ve tek başına mücadele etmesinin yolunu aralamaya çalışacaklardır. Bu girişimin önlenmesi için AK Parti'nin yerel yönetimlerinin hızla süreci halka anlatması ve onları ikna etmesi gerekmektedir. Toplumsal hafıza yeniden oluşturulacaksa HDP'nin neden bu noktaya geldiğinin iyi anlatılması ve alternatif bölgesel politikaların üretilmesi gerekir. Süreç kendi haline bırakılmamalıdır. Çünkü tüm muhalefet partileri ortak bir ittifakla hareket edecektir.

En önemli canlı tanıklar

Ayrıca HDP'nin kapatılma hikâyesi muhakkak Diyarbakır Anneleri programı ile yürütülmelidir. Çünkü eğer bir kapatılma gerçekleşirse bunun en önemli canlı tanıkları Diyarbakır Anneleri olacaktır. Evlatlarının, HDP tarafından PKK'ya teslim edildiğine dair söylemler birçok kez Diyarbakır Anneleri tarafından dillendirilmiştir. HDP, PKK'nın neredeyse kuluçka karargâhı olarak işlev görmüştür. HDP'nin, Diyarbakır Anneleri ile kuramadığı bağın sosyolojik zemini AK Parti tarafından iyi kurulmalıdır.

Şurası açıktır ki HDP, kendisinden önceki Kürt siyasal partileri gibi PKK'dan uzak durmadı, parti taleplerini PKK'nın talepleri olarak kabul etti ve kendisine verilen oyları samimiyetten uzak olarak yürüttüğü siyaset ile birlikte PKK'nın hizmetine sundu. Kısır bir siyaset yürüterek omzunda taşıdığı yükün altında kaldı ve bunun sorumluluğunu hiçbir zaman almadı. Kendisine verilen şansları iyi kullanmadı ve olur mekanizması olarak tabandan ziyade PKK'dan onay istedi. Siyaset üretmemenin yanında meselenin kaosa dönüşmesi için ciddi uğraş verdi ve üretim kabızlığı yaşadı. İşte tüm bu gerçekliği, AK Parti'nin özellikle yerel teşkilatlarının, aktif bir siyaset izleyerek bölge halkına anlatması şu zamanda elzemdir.

adem.palabiyik@hotmail.com