Macaristan'da Orban sonrası değişen rota, V4'ü ve ÜDG'yi Polonya-Macaristan liderliğinde yeni bir mimariye taşıyor. Dubrovnik‘teki 11. Zirve, bu dönüşümün ilk somut meyvesi oldu. V4, AB ekseninde bir platforma, ÜDG ise jeo-ekonomik bir araç haline gelirken, Türkiye'nin stratejik ortaklığı ve Polonya'nın koordinasyon rolü bu mimariyi tamamlıyor.
Emrah Dokuzlu/ Yazar
Avrupa'nın Doğu yakasında kartlar yeniden dağıtılıyor; Peter Magyar'ın Tisza Partisi'nin 12 Nisan 2026'daki parlamento seçimlerinde anayasal çoğunluğu elde etmesi, Viktor Orban'ın 16 yıllık iktidarını nihayete erdirmekle kalmadı, Vişegrad Grubu (V4) ve Üç Deniz Girişimi'nde (ÜDG) de canlanmaya neden oldu. Değişimin belirtileri, seçimden sadece 16 gün sonra Hırvatistan'ın Dubrovnik kentinde düzenlenen 11. ÜDG Zirvesi'nde (28-29 Nisan) yapılan değerlendirmeler ve bildiriler ile somut olarak ortaya çıktı. Macaristan seçimleri gölgesinde V4 ve Üç Deniz Girişimi yeni bir hikayenin ilk sayfalarını sundu.
Vişegrad Grubu, 1991'de Polonya, Çekya, Slovakya (o dönemde iki ülkenin müşterek adı Çekoslovakya'ydı) ve Macaristan arasında AB ve NATO entegrasyonu için kurulmuş bir siyasi koordinasyon platformuydu. 2015-2022 dönemindeki iktidarlar süresince Polonya ve Macaristan ekseninin başını çektiği V4 grubu AB içinde "muhalif blok" olarak konumlandırılmış ve AB ile uzun süreli ve yüksek düzeyde gerginlikler yaşanmıştı. Rusya-Ukrayna savaşının başlaması bu yapı içerisinde derin ayrışmalara neden oldu. Polonya'da Donald Tusk 'un 2023'teki iktidara dönüşüyle Polonya AB eksenli ve Ukrayna'ya daha fazla destek çizgisine yönelirken, Orban'ın Rusya'ya yakın duruşu ve Ukrayna'ya karşı tutumu V4'ün uzun süre arka planda ve düşük profilli kalmasına neden oldu. Bu açıdan Macaristan'ın yeni lideri Magyar 'ın ilk yurtdışı ziyaretini Varşova'ya planlaması "AB destekçisi bir Orta Avrupa ekseni" nin doğuşu olarak yorumlanıyor.
Polonya, V4 içindeki yaklaşık 40 milyonluk nüfus ve ekonomik gücüyle grubun doğal lideri konumunda. Macaristan'daki değişimle birlikte bu rol kurumsal olarak da pekişti. Slovakya Başbakanı Robert Fico'nun Rusya pozisyonu hâlâ sıra dışılığını korusa da, Polonya-Çekya-Macaristan üçlüsü V4'ün yeni çekirdeğini oluşturuyor. Bir çok analiz V4'ü "Berlin-Paris eksenine karşı bölgesel denge unsuru" olarak görüyor. Ancak, uzun yıllar V4'ün Brüksel elitlerinin başını ağrıttığı ve neticede ciddi yaptırımlar ile karşılaştıkları ve fon desteği alamadıkları unutulmamalı. Öyle ki AB'nin kurucu değerleri ve varlığı uzun süre tartışılmıştı.
ÜDG, 2015'te Polonya ve Hırvatistan öncülüğünde başlatılan, Baltık-Adriyatik-Karadeniz arasında 13 AB ülkesini kapsayan ekonomik-altyapı odaklı bir forum. V4 ülkelerinin tamamı ÜDG üyesi; bu da Girişimi V4'ün "jeo-ekonomik ayağı" haline getiriyor. Polonya, her iki platformun da motoru konumunda. 2024-2025 V4 başkanlığını "V4: Back to Basics" sloganıyla yürüten Varşova, ÜDG'de de en aktif üyelerden biri. Seçimler neticesinde Macaristan'daki AB yanlısı kırılmanın, Slovakya'daki Fico'yu izole etmesi ve Macaristan'ın halihazırda devam eden rotasyonel liderliğinde V4-ÜDG iş birliğini hızlandırması bekleniyor.
Ayrıca, Magyar' ın liderliğinde Macaristan'ın AB içindeki veto gücünü kullanmayacağı düşünüldüğü için nitelikli çoğunluk oylaması ve dış politika konsensüsü de rahatlamış durumda; dondurulan yaklaşık 18 milyar avro uyum fonu ile savunma kredileri serbest kalacak olmasının yaratacağı siyasi reset, doğrudan Üç Deniz Girişimi ile etkileşim halinde.
AB içinde siyasi blokajların kalkacak olması karar alma mekanizmalarını daha kararlı hale getirecek, bu durum "V4'ün normalleşmesi ve muhalif bloğun erimesi" olarak nitelendiriliyor ve bundan sonraki süreçte, V4'ün siyasi koordinasyon kapasitesinin daha fazla güçlenmesi, ÜDG'nin jeo-ekonomik altyapısını daha işlevsel kılması bekleniyor. 28-29 Nisan 2026'da Hırvatistan'ın Dubrovnik kentinde düzenlenen "Üç Deniz Girişimi 11. Zirvesi", bu dönüşümün ilk somut test alanı oldu. Türkiye'nin stratejik ortak sıfatıyla ilk kez aktif katılım gösterdiği zirve; enerji, ulaşım ve dijital bağlantısallık gündemini merkeze alarak V4-ÜDG sinerjisini gözlemleme imkanı sundu.
Dubrovnik 'teki 11. Zirve: dönüşümün ilk somut verisi
28-29 Nisan 2026'da Hırvatistan'ın başkanlığında Dubrovnik'te düzenlenen 11. Üç Deniz Girişimi Zirvesi ve eş zamanlı İş Forumu, Macaristan seçimlerinden sadece iki hafta sonra gerçekleşti ve dönüşümün ilk somut yansıması oldu. Zirvede, enerji güvenliği, ulaşım koridorları ve dijital altyapıyı merkeze alarak "bölgesel ekonomik ve güvenlik altyapısı" vurgusu yapıldı. Atlantic Council ve Heritage Foundation gibi Batılı düşünce kuruluşları, zirveyi "ÜDG'nin ikinci on yılına giriş" olarak yorumladı. Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki'nin liderliğindeki V4 delegasyonları, Macaristan'ın yeni hükümetiyle birlikte "Via Carpatia" gibi Kuzey-Güney koridorlarını ve LNG terminallerini öncelikli hedefler olarak belirledi.
Zirvenin en dikkat çekici unsurlarından biri Türkiye'nin stratejik ortak sıfatıyla ilk kez aktif katılımıydı. 2025 Varşova Zirvesi'nde "strategic partner" statüsü alan Türkiye, Dubrovnik'te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı temsilen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile yer aldı. Fidan, Genel Oturum'a katıldı, aile fotoğrafında liderlerle birlikte poz verdi ve ikili görüşmeler gerçekleştirdi. Sn. Fidan, konuşmasında bağlantısallığın "çok boyutlu ekosistem" niteliğini vurguladı; enerji çeşitlendirmesi, ulaşım koridorları, dijital altyapı ve tedarik zincirleri. Türkiye'nin Karadeniz'den Orta Koridora uzanan jeo-ekonomik konumunu "Avrupa ile Kafkasya, Orta Asya ve Orta Doğu arasında köprü" olarak konumlandırdı ve V4-ÜDG ülkeleriyle işbirliğini derinleştirmeye hazır olduğunu belirtti. Bu katılım, Rusya etkisinin azaldığı bir dönemde Türkiye'ye ayrıcalıklı bir rol açıldığının göstergesi.
Zirve'de Rail 2 Sea, Rail Adriatic ve Rail Baltica gibi başlıca demiryolu koridorlarının yanı sıra, girişimin himayesinde bulunan Via Carpatia ve Via Baltica otoyollarının sivil-askeri ikili niteliği öne çıkarılması enerji ve ekonomi kadar güvenlik ve askeri unsurlara da odaklanıldığını gösterdi.
Zirve aynı zamanda Ukrayna'nın ÜDG'deki "associate member" statüsünü güçlendirdi. Macaristan'ın Ukrayna'ya yardım paketlerindeki blokajını kaldırmasıyla altyapı entegrasyonu; enerji koridorları ve demiryolu bağlantıları ivme kazandı. Bu durum Ukrayna'nın ekonomik ve güvenlik entegrasyonuna dolaylı katkı olarak yorumlanabilir. Polonya ve Macaristan'ın öncülüğünde ÜDG, Ukrayna'nın yeniden inşasında kilit rol oynayacaktır.
Polonya'nın liderliği ve Türkiye'nin stratejik rolü
Polonya, V4 başkanlığı mirasını ÜDG üzerinden pekiştiriyor. Zirvede ele alınan konular ve yapılan değerlendirmeler, Tusk-Magyar eksenini, V4'ü ideolojik bloktan pragmatik koordinasyon platformuna dönüştürme aşamasında olduğunu gösteriyor. ÜDG'nin 121 milyon nüfus ve 2,5 trilyon Avroluk GSYİH'lık pazar potansiyeli, Polonya'nın ekonomik ağırlığıyla birleşince Orta Avrupa'yı "bağımsız bir güç merkezi" haline getiriyor. Diğer taraftan oluşan bu konjektör "transatlantik ilişkiler ve bağımlılık" açısından da kritik; ABD'nin enerji ve altyapı yatırımları, LNG terminalleri, nükleer projeler ÜDG üzerinden hızlanıyorki bunun temelleri Trump'ın ilk ABD Başkanı olarak seçildiği ve ilk resmi Avrupa ziyaretini Varşova'ya yaptığı 2017 yılına kadar uzanıyor.
Türkiye'nin Dubrovnik'teki rolü bu aşamada belirleyici hale geliyor; Sn. Fidan, Ankara'yı "Orta Koridor'un Avrupa kapısı" olarak konumlandırdı. Karadeniz limanları, enerji rotaları ve lojistik projeleriyle Türkiye, ÜDG için stratejik konumda. Klaipeda-Selanik-İstanbul hattı gibi projeler V4 ülkelerini doğrudan ilgilendiriyor. Ankara, Rusya etkisinin azaldığı bir dönemde Karadeniz güvenliği, enerji çeşitlendirmesi ve lojistikte aktif oyuncu oluyor. Bu katılım, AB-Türkiye ilişkilerinde de pragmatik bir ivme yaratıyor: gümrük birliği modernizasyonu ve bölgesel bağlantısallık gündemi güçleniyor.
Dengeler ve riskler: Orta Avrupa'nın yeni mimarisi
Adriyatik, Baltık ve Karadeniz arasındaki ülkeleri kapsayan ÜDG, bölgenin enerji, ulaşım ve dijital alt yapısını güçlendirmeyi amaçlarken aynı zamanda ABD'nin Orta Avrupa'daki ticari ve enerji varlığını pekiştirmeyi, Rusya ve Çin etkisine karşı ise bir bariyer oluşturmayı hedefliyor.Macaristan son yıllarda Çin ile olan yakınlığı nedeniyle Brüksel ve Vaşington ile ciddi gerilimler yaşamıştı. Gelişen dinamikler Çin ve ABD açısından oldukça belirgin; Macaristan'daki kuşak-yol projeleri gerileyecek, Magyar Batı odaklı bir politika izleyecek, transatlantik ilişkiler artacak...Orban dönemi Macaristan'ı ÜDG'yi daha çok Almanya ve AB etkisini dengelemek için kullanırken, yeni hükümet bu platformu Batı yatırımlarını bölgeye çekmek için bir araç olarak kullanacaktır ve böylece Girişimin AB ve ABD kurumları tarafından daha güçlü desteklenmesi beklenecektir.
Diğer taraftan Macaristan, Çin sermayesini hâlâ istiyor ama daha sıkı denetim ve AB uyumu çerçevesinde. Genel olarak, V4-ÜDG bloğunun güçlenmesi, Çin'in Avrupa'daki siyasi ve ekonomik nüfuzunu sınırlayacağa benziyor.Önümüzdeki 12-18 ay, bu yeni denklemin gerçek test alanı olacak; Fon akışı, koridor projeleri ve Çin yatırımlarının yeniden düzenlenmesi... Varşova'dan Dubrovnik'e uzanan hat, coğrafyanın bir kez daha jeopolitik avantaja dönüştüğü bir Orta Avrupa'yı işaret ediyor. Gerek ABD gerekse Çin için bu, "bekle-gör" den öte, proaktif diplomatik ve ekonomik hamleler gerektiren yeni bir oyun alanı.
AB içerisinden ÜDG'ye yönelik en ciddi eleştiri;bildirgelerin pratiğe dökülememesi ve ortak finansman mekanizmalarının eksikliği ki girişimin altyapı projeleri için yaklaşık 200 milyar Avro gibi rakamlar konuşulmakta. Bu nedenle ÜDG'nin yapısal değişikliğe giderek, Cumhurbaşkanlarının sınırlı yetkilerine takılmasının önüne geçilebilmesi için "Bükreş Dokuzu (B9)" benzeri bir modele geçilmesi. B9 daha askeri, ÜGD ise daha geniş kapsamlı ve ekonomik bir özellikte olsa da B9'un Cumhurbaşkanlarından bağımsız, ilgili Bakanlıklar arasında doğrudan iletişimi sağlaması bir çözüm olarak düşünülmekte. Özellikle ÜDG'nin inisiyatif eksikliği noktasında.
Sonuç olarak tüm bu risklere ve eleştirilere rağmen Macaristan'da Orban sonrası değişen rota, V4'ü ve ÜDG'yi Polonya-Macaristan liderliğinde yeni bir mimariye taşıyor. Dubrovnik'teki 11. Zirve, bu dönüşümün ilk somut meyvesi oldu. V4, AB ekseninde bir platforma, ÜDG ise jeo-ekonomik bir araç haline gelirken, Türkiye'nin stratejik ortaklığı ve Polonya'nın koordinasyon rolü bu mimariyi tamamlıyor. Önümüzdeki dönemde "Via Carpatia" gibi koridor projeleri, enerji çeşitlendirmesi ve savunma altyapısı hız kazanacak. Doğu Avrupa, coğrafyasını avantaja çevirerek Berlin-Paris eksenine karşı dengeli bir güç odağı oluşturacak. Varşova'dan Dubrovnik'e uzanan bu yeni hat, yalnızca V4 ve ÜDG'nin değil, bütün Orta Avrupa'nın geleceğini şekillendiriyor. Tam da bu noktada Türkiye yeni oluşan dengelerin kilidini elinde tutuyor.