Duhok saldırısının ardında hangi mesaj var?

Faruk Önalan / Yazar
29.07.2022

Kerkük-Süleymaniye hattı enerji kaynakları açısından oldukça zengin bir bölgedir. Bu yüzdendir ki, İran ve İran yanlısı gruplar Musul'daki Türk varlığından rahatsız olmakta, Sincar'a yapılacak bir operasyona şiddetle karşı çıkmaktadırlar. Türkiye'nin ulusal güvenliği ve çıkarları adına, Irak'ta, Suriye'de ya da Libya'da istenmemesinin en önemli nedenlerinden biri enerji kaynaklarına hakim olma arzusudur.



24 Mayıs Günü PKK, Duhok'a bağlı Zaho ilçesindeki Biher Dağı'nda bulunan Duhok Radyo ve Televizyon Medya Grubuna ait yayın istasyonunu bombalamıştı. Saldırı sonrası, Duhok Tv, Duhok Radyo, Delal Tv, Zaho Tv, Süryanice yayın kanalı Haysel Radyo dahil 10'dan fazla kanalın yayını durdu. Bu saldırıdan iki gün sonra bu kez Duhok iline bağlı Amediye nahiyesinin Bamerni bölgesine roket saldırısı düzenledi. İki çocuk hayatını kaybederken biri çocuk iki kişi de yaralandı. PKK medyası saldırıyı Türk Silahlı Kuvvetleri'nin gerçekleştirdiğine dair haberler servis etti. Çok geçmeden Irak Bölgesel Kürt Yönetimi (IKYB) Anti-Terör Birimi bir açıklama yayınlayarak PKK saldırısı sonrası iki sivil vatandaşın hayatını kaybettiğini açıkladı.

PKK sivilleri hedef alıyor

O günkü saldırıda çocuğu yaralan bir Kürt babanın açıklamaları gerçeği tüm boyutuyla ortaya koyuyordu zaten: "Çocuğum PKK'nın düzenlediği saldırıda yaralandı. Kürdistan Bölgesi Başkanlığından PKK'nın Amediye'deki eylemlerine bir sınır koymasını bekliyoruz. PKK sadece sivilleri hedef alıyor."

Bu olayın ardından iki ay geçti, bu defa Dohuk'a bağlı Zaho'da bir piknik alanına düzenlenen saldırıda üçü çocuk, üçü kadın olmak üzere dokuz sivil hayatını kaybetti yirmi iki kişi de yaralandı. Cenazeler henüz yerdeyken PKK ve İran yanlısı Şii gruplar saldırının TSK tarafından gerçekleştirildiğini yaymaya başladı. Erbil ve Bağdat yönetiminden art arda kınama mesajları yayınlandı. Türkiye karşıtlığı ile bilinen Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt'ın sözcüsü Cemal Rüşdi, Zaho katliamından dolayı Türkiye'yi hedef alarak bir kınama açıklaması gerçekleştirdi.

Türkiye güvencesi

İthamlar karşısında, Türk Dışişleri Bakanlığı, sivillere yönelik her türlü saldırının karşısında olunduğu vurgusuyla kalleş saldırıyı kınadı. Ayrıca gerçeğin açığa çıkması için gereken adımların atılacağı noktasında güvence verdi. Buna rağmen İran yanlısı milis grupları, PKK'lı teröristlerle işbirliği içinde Türkiye karşıtı protesto gösterileri düzenlediler. Türk bayrağına saldırıldı. Bunun yanında, Kuzey Irak'ta bulunan üslerimize gerek drone gerekse grad füzeleriyle saldırılar gerçekleştirildi. Oysaki geçtiğimiz aylarda İran'ın "Mossad üssü" diye bir iş insanının Erbil'deki villasını füzelerle vurmasına, söz konusu Şii milis gruplarından herhangi bir tepki gelmemişti. Hatta bazıları açıkça bu saldırıya destek çıkmıştı. Zira evin sahibi olan Şeyh Baz Kerim al-Barzanji'nin şirketi Süleymaniye Çemçemal ve Khor Mor gaz sahalarından çıkarılan gazın Türkiye sınırına yaklaştıracak gaz boru hattı ihalesini almıştı. İran bu plandan oldukça rahatsızdı -ki bir İran gazetesi Erbil'in vurulmasıyla asıl mesajın Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a verildiğini manşete taşıdı.

Halkı kim kışkırtıyor?

IKYB'de halkı kışkırtan isimlerden biri de geçtiğimiz yıl KYB'den ihraç edilen İran yanlısı Lahor Şeyh Cengi Talabani'dir. Ona bağlı adamlar Erbil'de Türkiye aleyhinde eylem yapmaya çalışırken gözaltına alındı. Şeyh Cengi aynı zamanda PKK'lı isimlere de yakındır. Süleymaniye'de gerçekleştirilen SİHA operasyonu ile öldürülen Şükrü Serhad kod adlı Yasin Bulut'un cenazesine katılmış, Türkiye karşıtı açıklamalar yapmıştı.

Meselenin bir diğer boyutu da, saldırının Tahran'da düzenlenen İran, Rusya ve Türkiye arasındaki üçlü zirvenin hemen ardından gelmesidir. Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan söz konusu zirvede, Türkiye'nin Suriye'ye yönelik sınır ötesi bir operasyon düzenlenmesi konusunda son derece kararlı olduğunu açıkça vurguladı. Bu noktada dikkat çekici olan ise, Suriye'de İran'ın varlığına karşı olduğunu her fırsatta dile getiren Tel-Aviv'in, Tahran ile Türkiye'nin karşısında ortak paydada buluşması oldu. Irak'ta orduya eklemlenmiş İran yanlısı Haşdi Şabi 80. Tugayının PKK/YBŞ ile Suriye'de ise İran destekli milislerin PKK/SDG ile iç içe olması bölgede Türkiye karşısında oluşan ittifakı net bir şekilde gözler önüne seriyor. Irak Parlamentosu'nun Sincar Ezidi milletvekili Mahma Halil, Haşdi Şabi'nin Sincar'da PKK'ya destek verdiğini söylemişti. "PKK, askeri ihtiyaçlarını ve maaşlarını Haşdi Şabi'den alıyor. Bu da Irak hükümetinin PKK'lılara Sincar'da maaş ödediği anlamına geliyor." Özellikle son Zaho saldırından sonra Haşdi Şabi bünyesindeki Şii milis gruplarından Türkiye'ye yönelik tehditler de artmaya başladı. Bunların başında Asaib Ehli'l Hak, Nuceba Hareketi, Saraya Evliya ed-Dam (Kan Tugayının Muhafızları), Ahrar Sincar (Özgür Sincar) gibi örgütler geliyor. Hafta içi Başika'daki Türk üssüne yönelik saldırıyı da Saraya Evliya ed-Dam üstlenmişti. Bu örgütlerin yapılarını incelediğimizde tamamının İran yanlısı olduğu ortaya çıkmaktadır. Geçtiğimiz aylarda İran International kanalında yayınlanan bir ses kaydında da bu durum teyit edildi. Söz konusu kayıtta İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) İstihbarat Kurumu Başkanı Hüseyin Taib'in kardeşi olan Ammar Karargâhı Başkanı Mehdi Taib, Kuzey Irak'taki Türk Silahlı Kuvvetlerine ait üslerin, İran tarafından (İran yanlısı Şii milis gruplar aracılığı ile) vurulduğunu itiraf ediyordu.

Türlü provokasyonlarla Irak halkını Türkiye'ye karşı kışkırtma hareketleri devam etse de Ankara'dan gelen açıklamalarla az da olsa yavaşlama gözlemleniyor. Irak'ın en büyük Sünni bloğu, Sünni es-Siyade Koalisyonu Başkanı Hamis Hançer ilk açıklamasını yumuşattı ve gelen bilgiler doğrultusunda PKK'yı işaret etti. "Gençlerimizin kanıyla ülkeyi kasten karıştıran terör mafyalarının hilesi gibi görünüyor. Irak'ın egemenliğini koruyan her şeyde kararlı olduğumuz gibi, güvenliğimizi ve topraklarımızı karıştıranlara karşı da kararlı olmalıyız. Devletin tüm bu trajedilere neden olan bir terör örgütünü caydıramaması büyük bir talihsizliktir."

Gerilim tırmanmamalı

-İlk anda aldıkları kararla-Türkiye'yi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne şikâyet etmelerine rağmen; resmi açıklamalarda bir ölçüde yumuşama yaşandı. Irak Dışişleri Bakanı Fuat Hüseyin, Ankara ile güvenlik ve siyasi alanlarda gerilimi tırmandırmak istemediklerini müzakere kapısını açma taraftarı olduklarını belirtti.

Türkiye sınır ötesinde yüzlerce operasyon düzenledi. Nokta operasyonlarının çoğunluğu TSK-MİT koordinesinde SİHA'lar ile gerçekleştirildi. Belirlenen hedefler yeri geldi aylarca takip edildi. Sivil zayiat olmaması için söz konusu hedefin ya da hedeflerin toplu alanlardan uzaklaşmaları beklendi. Geçtiğimiz günlerde Kamışlı'ya düzenlenen SİHA operasyonu onlarca örnekten sadece biridir. 22 Temmuz günü Kamışlı'da "Kuzey ve Doğu Suriye Kadın Devrimi Forumu" vardı. Programa PKK'nın Suriye yapılanmasının sözde üst düzey yöneticilerinin katılım sağlayacağı istihbaratı ilgili birimlerde mevcuttu. Bunlardan biri Jiyan Tolhildan/Jiyan Afrin kod adlı Selva Yusuf idi. Yusuf, ABD Özel Kuvvetleri tarafından kurdurulmuş, Merkezi İstihbarat Teşkilatı'nın (CIA) da eğitim verdiği Kuzey Suriye sözde iç güvenlik birimi YAT'ın (Yekiyenen anti-terror) komutanı ve PKK/SDG'nin elebaşı Mazlum Abdi kod Ferhat Abdi Şahin'in yardımcısıydı. Binada siviller olduğu için hedefin ayrılması beklendi. Araç Haseke'ye bağlı Derbesiye bölgesinde SİHA operasyonu imha ile edildi. Selva Yusuf ile birlikte iki PKK/SDG'li terörist öldürüldü. Bu isimleri Amerikan Özel Kuvvetleri eğitip donattığı için ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) resmi twitter hesabından söz konusu PKK'lılar için taziye mesajı yayınlandı.

Sivil kıyafetli teröristler

2018 yılında icra edilen Zeytin Dalı Harekâtı esnasında Russia Today (RT) muhabiri bir PKK/YPG'li teröriste neden sivil kıyafet giydiğini sormuştu. Gelen cevap oldukça dikkat çekiciydi: "Türk bombardımanından korunmak için." Hendek/çukur eylemlerinde sivil hassasiyet gözetildiği için 793 güvenlik görevlisi şehit olmuş dört binden fazla güvenlik görevlisi de yaralanmıştı. Sonuç olarak karşınızda hiçbir kutsala saygısı olmayan bir terör örgütü var. Öğrenciler okuldayken, okul bahçesine ses bombası atılmasına, bebek beşiğine, kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim içerisine, ilkokul öğrencisinin okul çantasına bomba tuzaklanmasına şahit olmadık mı? PKK taşeron bir terör örgütüdür. Birçok ülkenin ya da istihbarat kurumunun güdümünde, direktifleri doğrultusunda hareket eder.

Sonuç olarak; Türkiye'nin ulusal güvenliği ve çıkarları adına, Irak'ta, Suriye'de ya da Libya'da istenmemesinin en önemli nedenlerinden biri enerji kaynaklarına hakim olma arzusudur. Bu doğrultuda Kerkük-Süleymaniye hattı enerji kaynakları açısından oldukça zengin bir bölgedir. Bu yüzdendir ki İran ve İran yanlısı gruplar Musul'daki Türk varlığından rahatsız olmakta, Sincar'a yapılacak bir operasyona şiddetle karşı çıkmaktadırlar. Zira bu hattın Türkiye'nin kontrolüne geçmesini kesinlikle istememektedirler. IKYB Başbakanı Mesrur Barzani, "Yakın gelecekte Irak'ın geri kalanına, Türkiye'ye ve Avrupa'ya net gaz ihracatçısı olacağız ve enerji güvenliği ihtiyaçlarının karşılanmasına yardımcı olacağız" açıklamasında bulunmuştu. Geçtiğimiz hafta sonu Bağdat'ta Irak Başbakanı Mustafa Kazımi ve IKYB Başbakanı Mesrur Barzani buluşmasının en önemli gündem maddesi Zaho saldırısından çok doğal gaz ve petrol ihracı idi. Zira Irak Yüksek Federal Mahkemesi Mart ayında aldığı kararla, Bağdat'ın onayı olmadan IKBY hükümetinin petrol ihraç etmesinin 'yasal olmadığını' hükmüne varmıştı. Sonrasında yapılan müzakerelerde bir sonuç çıkmadı. Bağdat buluşmasında da kayda değer bir netice alınmadı. Bu görüşmelerin hemen ardından Süleymaniye Çemçemal bölgesindeki Khor Mor doğal gaz sahasına roket saldırısı düzenlendi. Daha önce de aynı bölgeye çok sayıda saldırıda bulunulmuştu. Bu saldırıların arkasında, İran yanlısı Şii milis grupları ve taşeron terör örgütü PKK'nın olduğu değerlendirilmektedir.

Resmin bütününe baktığımızda; Rusya-Ukrayna krizi ile büyük bir enerji krizi yaşayan Avrupa'yı alternatif arayışlara itmektedir. Bu noktada İran, hem nükleer görüşmelerde elini güçlendirmek hem de bölgede etkinliğini artırmak amacıyla oluşan durumdan istifade etmek istemektedir. Bağdat'ı etki altına alma arzusunun altında da bu neden yatar. Türkiye, tahıl krizini büyük bir başarıyla çözerek dünya kamuoyunun büyük takdirini kazandı. Şimdi beklenti, Rusya-Ukrayna müzakerelerinde arabuluculuk yaparak enerji krizinin de çözülmesidir. Büyük sorunlar içinde ince bir dengede ilişkileri sürdürmek kolay değil. Suriye'de ABD, Rusya, İran, İsrail, Irak'ta ise ABD ve İran Türkiye karşıtlığında aynı paydada buluşabiliyor. Çok denklemli küresel sorunlarda ilişkileri yürütmek büyük maharet ister. Ankara'nın bu zor şartlarda yapmak istediği de budur.

[email protected]