Edi bese HDP

Doç. Dr. Adem Palabıyık / Bitlis Eren Üni., Sosyoloji
05.06.2021

İyi Parti'nin HDP alerjisi, HDP seçmeni tarafından hakaret olarak algılanmaktadır. Hiçbir ittifak içinde yer bulamayan ama Millet İttifakı'nın çıkarlarına hizmet eden bir parti konumuna düşen HDP'nin, seçmenini ikna edemediği ve edemeyeceği aşikârdır. Ayrıca ittifaka mecbur olması ama öyle değilmiş gibi görünmeye çalışması HDP'yi daha da değersizleştirmektedir.



Siyasal süreçlerde genel söylem, siyasetin bir manifesto biçimi olarak kabul edilmesi ile birlikte birçok siyasal taraf ile bloklar yahut ittifaklar kurulabileceğidir. Aynı zamanda siyaset bir uzlaşı sanatı olması sebebiyle siyasal alanda bulunan çeşitliliklerin bir araya gelmesinden daha doğal bir pratik yoktur. Lakin siyasal partilerin, siyasal hukuk düzeninde partiden ziyade siyasal bir organizasyon yahut siyasal bir yapı olarak işlev görmesi herhangi bir siyasal partinin darboğaz siyasetini ve kendisine ait manifestosunu sorgulaması ve belki de güncellemesi anlamına gelebilir. Siyasal organizasyon, siyasal üretim açısından legal ve siyasal hukuka uygun olmayan uygulamaları hayata geçirdiği anda ise işleyiş değişir ve bahsi geçen organizasyon, illegal bir yapı olarak anılmaya başlanır. Siyasal parti ise siyasal üretim konusunda parti hukukunun ilkelerini gözeterek yeniden üretim ile birlikte siyasal alan içinde varolma yada mücadele çabasına girişir ve böylece siyasal üretime hatta siyasal olanın yeniden üretimine katkı sağlar. Bu bağlamda HDP'nin güncel siyasetin bir parçası olma çabası ile alakalı yapılacak ilk değerlendirme bir siyasal parti gibi işlevsellik gösterip göstermediğidir, çünkü HDP seçmeni şimdilerde bunu ciddi ciddi sorgulamaktadır.

'Büyük çadır' nefreti

Siyaset literatüründe önemli kavramlardan biri olan büyük çadır kavramı, büyük ya da geniş kapsamlı taraf, seçmenleri farklı bakış açıları ve ideolojilerden çekmeyi amaçlayan bir tür siyasi oluşum olarak tanımlanır. Bu anlayış belirli bir ideolojiyi savunan ve bu ideolojiye bağlı olan seçmenleri arayan diğer partilerin aksine çeşitli ideolojilerden oluşan bir parti anlayışıdır. Tüm siyasi görüşlerin desteklenmesi amaçlanmaktadır ve bir anlamda tarihsel blok kavramını aşan siyasal bir mücadeledir. AK Parti'nin, özellikle seçim sürecinde işlevselleştirmeye çalıştığı tarihsel blokların daha ötesinde olan "büyük çadır" pratiği, HDP'nin bölgedeki öfkesini arttırmaktadır. AK Parti, "büyük çadır" kavramını pratikleştirirken sadece Saadet Partisi ile değil yerel dinamiklerle de görüşmekte ve yerel siyasi aktörleri de genişleyen siyasal alana dahil etmeye çalışmaktadır. Böylece bir sentez olarak alınacak siyasal kararlar "büyük çadır" içinde uygulanabilir hale gelecektir. Siyasal mozaik olarak da kabul edilen "büyük çadır" kavramı, AK Parti'nin ülke siyaseti içinde yeniden ürettiği bir siyasal hareketlenmedir ve HDP, bu çadır içinde yer alamayacağını anladığı için ontolojisini bölgede ürettiği siyasete borçlu olduğu nefretin içinde hapsolmuş vaziyettedir. Her siyasal söylemini sol popülizm ve Gulaş komünizmine dayandırması ve siyasal yelpazesini kategorilendirememesi HDP'nin, kendisine oy verenler tarafından "edi bese" haykırışını duymasına sebep olacaktır. Lakin HDP'nin kendi tabanına uyguladığı "duyar kasma" politikası ve toplumsal adalet savaşçısı (!) rolü korkarız ki bir süre daha devam edecektir. Hatta işlevselleştirmeye çalıştığı "öfemizm", HDP'yi "büyük çadır" karşısında daha da savunmasız ve güçsüz hale getirecektir.

Siyasal parti olamamak

HDP'nin özellikle son yıllarda PKK ile ortaya çıkan sıkı bağı, PYD/YPG ile vazgeçmediği ilişki biçimi, Türkiye'nin dış politikadaki etkisini ve haklılığını azaltma çabası, nihilist siyaseti ısrarla devam ettirmesi, Türkiye'nin iç meselelerine yönelik bir yeniden üretim siyaseti ortaya koyamaması ve siyaset üretebilmek için aldığı oy oranını "siyasal tehdit" olarak sunması, HDP'yi bir siyasal parti mi yoksa organizasyon olarak mı tanımlamamız gerektiği konusunda bizlere katkı sunabilir. Meclis'in rasyonel kuralları altında siyaset yapan diğer partilerden ziyade HDP'nin ülkenin menfaatlerini zedeleyen tavırlara isteyerek dahil olması, mekanın (TBMM'nin) HDP'yi rasyonelleştiremediği ve HDP'nin siyasal tarih içinde siyasal alanını dönüştüremediği anlamına da gelmektedir. HDP, üretemediği rasyonel politika sebebiyle de uzun süredir devam eden kısır döngü siyasetinden dolayı kendisine oy verenler tarafından eleştirilmeye başlanmıştır. Siyasal partiler, kendi tabanı adına siyaset üreten ve ürettiği siyaseti ülkeye mal etme çabasıyla öne çıkan kurumsal yapılardır. HDP'nin siyaset üretememesi yahut ürettiği siyasetin terör örgütlerinin menfaatine olması Kürt halkının "edi bese HDP" söylemlerini sesli olarak dile getirmesine sebep olmuştur. Kürt halkı, yıllardır mecliste olan ama siyasal alanda üretimi olmayan HDP'nin varlığını sorgulamaya başlarken öteki taraftan HDP'nin oy kozunu pazarlık masalarından kaybederek kalkmasını içine sindirememektedir. Özellikle bölge siyaseti artık siyasi anlaşmazlıktan ziyade en azından orta yolun bulunmasına dair kanaatini öne çıkarmışken, HDP'nin her konuda popülist muhalif olmasına ses yükseltmeye başlamıştır. İtirazın asıl sebebi ise HDP'nin popülist muhalif tavrına rağmen alternatif bir siyasal politika üretememesi ve popülist muhalefette dillendirilen "demokrasi" kavramının PKK ile sahip olunan bağın önüne geçememesidir. PKK, HDP için parti ile yakın olan sabit bir yapıdır ve HDP'nin atacağı siyasi adımlar PKK'nın HDP'ye bölücü katkısı olarak kabul edilecektir. Siyasal parti niteliğinden ziyade legal olmayan bir organizasyona doğru gidişin HDP tabanında oluşturduğu geleceğe dair endişe ve beklenti, HDP'nin bir an önce yapıcı yahut üretici bir siyasete taraf olması yönündedir.

Seçmenin gelecek kaygısı

Seçmenin "yeter" dediği bir başka politik düzlem ise siyasetinin kısırlığıdır. PKK'nın ürettiği hiper-gerçeklik HDP için kalıcılaşmış, ulaşılmaya çalışılan ama bir türlü ulaşılamayan bir olgu olarak sabitlenmiştir. Ayrıca vatandaşın HDP'den beklentisi kalmadığı takdirde elbette HDP'ye oy vermeyerek bir ceza mekanizmasını da işletmesi beklenir. Ancak HDP'nin "baskı" ve "tehdit" üzerinden bölgede izlediği politika, vatandaşı ürkütmektedir. Bazen de HDP'yi mağdur gösterecek siyasi girişimlerin eyleme dökülmesi, mevcut seçmeni yeniden HDP'ye yönlendirebilmektedir.

Özellikle iletişim teknolojileri aracılığı ile bilgiye ulaşma hızının artması sebebiyle seçmenin büyük bölümü, siyasal gelişmelerden haberdar olmaktadır. Son dönemde parti genel merkezinden yansıtılan sözde Ermeni soykırımı suçlamaları ve HDP'li Hüda Kaya'nın, İsrailli askerlerin Mescid-i Aksa'da yaptıklarını Türkiye'ye benzetmesine gelen tepkilerin kaynağında da bu süreç vardır. Taban artık siyasal söylencelerden ziyade yeniden siyasal üretimin olmasından yana tavır sergilemektedir. Zaten bu sebepledir ki, HDP'nin kapatılması artık taban tarafından da istenen bir gelişmedir lakin HDP, her koşulda kapatılma ihtimalini kullanacaktır.

Mecburiyetin tutarsızlığı

Seçmenin "artık yeter" dediği bir diğer husus ise HDP'nin, ittifak kavramını yorumlayış biçimiyle ilgilidir. HDP ne ittifak içindedir ne de ittifak dışındadır. Bu HDP seçmenini rahatsız etmektedir. Millet İttifakı'nın üvey evlat muamelesi gösterdiği HDP, yaşadığı anomik durumu seçmenine açıklayamamaktadır. İyi Parti'nin HDP alerjisi, HDP seçmeni tarafından hakaret olarak algılanmaktadır. Hiçbir ittifak içinde yer bulamayan ama Millet İttifakı'nın çıkarlarına hizmet eden bir parti konumuna düşen HDP'nin, seçmenini ikna edemediği ve edemeyeceği aşikârdır. Seçmen HDP'nin Millet İttifakı'nın şamar oğlanı haline getirilmesinin hesabını HDP'den soracaktır. HDP varoluş sürecini her ne kadar kendi seçmeni için bir hiper-gerçeklik olarak sunmaya çalışsa da, kendisi de bu ittifaka mecbur olduğunun farkındadır. Bir taraftan mecburiyetin farkında olunması lakin öte taraftan öyle değilmiş gibi tavır sergilenmesi HDP'yi iyice değersizleştirmektedir. PKK'nın öngörüleri ve YPG/PYD çıkarımlı politik tavırların hem ittifak hem de seçmen nezdinde hiçbir karşılığı yoktur, çünkü HDP bölgede gittikçe köşeye sıkışmaktadır. PKK'nın alanı hiç daralmadığı kadar daralmış, HDP siyasal arenada kendi tabanına alan açamamıştır. PKK için gözünü sakınmayan HDP'nin, PKK'ya kazandıramadığı zeminin hesabı yine PKK tarafından muhakkak sorulacaktır. Bu da ancak PKK'nın hazırladığı seçim listesi ile gerçekleşebilir. Çünkü HDP'de kimlerin seçileceği dağ kadrosu tarafından belirlenmektedir. İşte bu sebeplerden dolayı HDP seçmeni, HDP için taşıdığı siyaset üretebilme umudunu kaybetmektedir.

İslam karşıtlığı

Bir bölge partisi olmaktan öteye gidemeyen, neredeyse bölgeye sıkışıp kalan lakin buna rağmen bölgenin sosyolojinin tahrif etmeye çalışan bir siyasal organizasyonun taban karşısında küçük düşmesi tam bir patolojik vakadır. HDP, sadece tabanına değil aynı zamanda siyasal sürece de yabancılaşmaktadır. Marx'ın bahsettiği yabancılaşma yaklaşımları HDP'de tabanına ve siyasetine entegre haldedir. HDP uzun süredir kendi tabanına yabancılaşmış, İslam karşıtı politikalar izlemiştir ve yeni bir kutsal ya da totem üretme çabasına girmiştir. Kürt sosyolojinin arkeolojik anlamda önemli kodlarından biri olan İslam, HDP'de öteki olarak konumlandırılmış ve HDP, kendi kendine ve kendisi için siyasal tabu üreten organizasyon haline gelmiştir. HDP'nin politik anlamda güncellenmesi PKK'nın kodlarının anlam açısından genişlemesinden başka bir eylem değildir. Karizma sosyolojisinden nasiplenemeyen HDP'nin, İslam karşıtlığı üzerinden yabancılaşmış tabularla bir karizma inşa etme çabası ise oldukça eğreti bir tavırdır ve hakikaten tabanda karşılığı yoktur. HDP'nin sahip olduğu teorik geçmiş ve bu geçmişten süzülen epistemolojik tavır, HDP'yi daha da dibe çekecektir. Çünkü HDP'nin konumlandığı sosyo-politik ve sosyo-kültürel alanlar böylesine bir habitusa müsait değildir ve "PKK-prinzipçilik", HDP'nin sonunu getirecektir.

adem.palabiyik@hotmail.com