El-Kaide yönünü neden Batı Afrika'ya çevirdi?

8.08.2024

Orta Doğu'da faaliyet gösteren el-Kaide unsurlarının Batı Afrika ülkelerinde yeniden yapılanmaya başladığı görülmektedir. El-Kaide'nin Batı Afrika'da artan etkisi, bölgesel güvenlik dinamiklerini ve uluslararası terörizmin yönünü etkileyerek bölgeyi yeni bir hedef haline getirmektedir. Bu durum, Fransa'nın geri çekilmesi kıta nezdinde bir başarı hikâyesi mi, yoksa yeni çatışma alanları meydana getirmek için açılan bir alan mı? sorusunu gündeme getirmektedir.


El-Kaide yönünü neden Batı Afrika'ya çevirdi?

Recep Yiğit/ Yazar

Mali'nin kuzey bölgelerinde bulunan Tuaregler, sahip oldukları köklü tarihi geçmiş ve bölgedeki etki alanıyla oldukça önemli bir gruptur. Berberi kökene sahip göçebe bir topluluk olan Tuaregler, Sahra Çölü'nde geniş alanlara yayılmış; bölgede hayvancılık ve ticaretle uğraşmışlardır. Diğer kabilelerden farklı yapısal özellikleri vardır. Özgün kıyafetleri ve kullandıkları yerel dil ile varlıklarını bugün de sürdüren Tuaregler, Mali'deki diğer etnik gruplardan kendilerini belirgin bir şekilde ayırmaktadırlar. 1960 yılında Fransızların Mali'ye göstermelik olarak vermiş oldukları bağımsızlığın ardından Tuaregler, merkezi hükümetin taleplerini karşılamada yetersiz kaldığını ve yeterli düzey temsil edilmediklerini gerekçe göstererek 1990 ve 2012 senelerinde isyana kalkışmış, özerklik talebinde bulunmuşlardır.

2012 yılında merkezi yönetimle yaşadıkları çatışmaların ardından başlatılan isyan girişiminde Tuaregler, Azavad adını verdikleri bölgede özerklik ve bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. Bu ayaklanma sırasında Mali hükümeti karşısında silahlı olarak da üstünlük sağlayabilmek adına radikal-selefi gruplarla kurulan iş birliği, bölgedeki çatışma ve karışıklığı önemli bir şekilde arttırmıştır. Bahse konu olan radikal-selefi grupların etkinliğinin artmasıyla birlikte isyanı bastırmada güçlük yaşayan Mali hükümeti, Fransızlardan bölgeye askeri müdahale talebinde bulunmuştur. 2013 yılındaki Serval Harekâtı ve 2014 yılındaki Barkhane operasyonlarının ardından Kuzey Mali'de faaliyet gösteren ayrılıkçı gruplarla ateşkes müzakereleri başlamış; 2015 yılına gelindiğinde ise Cezayir Anlaşması imzalanmıştır. Anlaşmada, ülkenin kuzey bölgelerindeki ayrılıkçı grupların silah bırakarak siyasi sürece entegre edilmesi ve yerel halkın temsilinin güçlendirilmesi amaçlanmıştır.

Fransızlardan sonra...

Ancak Fransa'nın 2022 yılında Mali'den kovularak istenmeyen devlet ilan edilmesi ve 2023 yılında Birleşmiş Milletler barış gücünün bölgeden çekilmesiyle birlikte Cezayir anlaşması da geçerliliğini yitirmiştir ve bölgede yeni çatışmaların başlamıştır. Aynı şekilde bölge, son yıllarda küresel güçlerin hegemonya mücadelesinin merkezi haline gelmiştir, yerel gruplar ve paramiliter gruplar üzerinden istikrarsızlığa uğratılmaktadır. Bu minvalde, oluşan güç boşluğundan faydalanan Rusya'nın, kendi ülkelerinin dış politika hedeflerine ulaşması amacıyla faaliyetlerini yürüten Wagner Grubu aracılığıyla Mali'deki cunta yönetimine askeri danışmanlık ve eğitim hizmetleri sağladığı bilinmektedir. 2023 yılında Wagner grubu üyeleri, Tuareglerle Mali hükümeti arasında önemli gerilimlere sebebiyet veren ve bölgenin stratejik yerlerinden birisi olan Kidal kasabasını Mali askerleriyle birlikte ele geçirmiştir. Aynı şekilde Wagner grubu, BM barış gücü tarafından kullanılan ve barış gücünün bölgeden çekilmesiyle boşaltılan bir askeri üssü ele geçirmek istemiştir. Ancak bölgede yaşayan Tuaregler, 2015 yılında imzalanan Cezayir Anlaşması'nı gerekçe göstererek üssün kendilerine ait olduğunu iddia etmiş, bölgede yeniden çatışmalar boy göstermiştir. Ardından bölgeye yönelik Wagner Grubu ile Mali Ordusu tarafından çeşitli operasyonlar düzenlenmiştir. Bu operasyonların neticesinde bölgede ciddi sivil kayıpları yaşanmış, bu durum; Tuareglerin yeniden silahlanmasına ve Rusya destekli askeri cuntaya karşı bölgede faaliyet gösteren el-Kaide unsurlarıyla iş birliklerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Söz konusu iş birliğiyle beraber geçtiğimiz günlerde Tuaregler, radikal-selefi grupların desteğini alarak bölgede faaliyet gösteren Wagner grubuna yönelik bir saldırı gerçekleştirmiştir. Gerçekleştirilen bu saldırı neticesinde çok sayıda Wagner üyesinin öldürüldüğü ve birçoğunun da esir alındığı iddia edilmektedir. Medyaya yansıyan görsellerde, Ukraynalı paralı askerlerin çatışmalarda etkin rol oynadığı görülmektedir. Aynı şekilde bazı telegram kanallarında, Ukrayna askerlerinin Tuaregli gruplara silah eğitimi verdiği video ve görseller paylaşılmıştır. Bunun neticesinde Mali, Ukrayna ile olan tüm diplomatik ilişkilerini kestiğini ilan etmiştir. Tüm bu gelişmelerin Batılı devletlerin ve Fransa'nın bölgeden çekilmesinin ardından gerçekleşmesi, dikkate değer bir husustur.

Mali'yi ne bekliyor?

Fransa kuvvetleriyle Birleşmiş Milletler barış gücünün bölgeden ayrılmasının ardından ortaya çıkan güç boşluğuyla birlikte Rusya, Wagner Grubu üzerinden bölgedeki varlığını güçlendirme arzusundadır. Bu doğrultuda Wagner Grubu, Mali'deki darbeyle başa gelen yönetime askeri danışmanlık ve eğitim hizmetleri sağlayarak mevcut hükümetle iyi ilişkiler geliştirmektedir. Aynı şekilde radikal-selefi grupların bölgedeki faaliyetlerini ve etki alanını genişlettiği görülmektedir. Tuaregler ise oluşan bu güç boşluğundan faydalanarak hareket alanını genişletmek ve bağımsızlığını ilan edebilmek için bölgede faaliyet gösteren bu radikal-selefi gruplarla iş birliği yapmaktadır. Gerçekleştirilen bu iş birliği, her iki grubun bölgedeki stratejik hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olmaktadır.

Diğer taraftan Orta Doğu'da faaliyet gösteren el-Kaide unsurlarının Batı Afrika ülkelerinde yeniden yapılanmaya başladığı görülmektedir. Bu girişimin, Orta Doğu'daki çatışma bölgesinin Afrika'ya özellikle de Batı Afrika'ya doğru kayma emaresi olarak değerlendirilmesi mümkündür. Nitekim El-Kaide'nin Batı Afrika'da artan etkisi, bölgesel güvenlik dinamiklerini ve uluslararası terörizmin yönünü etkileyerek bölgeyi yeni bir hedef haline getirmektedir. Bu durum, Fransa'nın geri çekilmesi kıta nezdinde bir başarı hikâyesi mi, yoksa yeni çatışma alanları meydana getirmek için açılan bir alan mı? sorusunu gündeme getirmektedir.

Hegemonya mücadelesi

Öte yandan askeri rejimlerin kontrolündeki Burkina Faso, Mali ve Nijer'in ECOWAS'tan ayrılması ve Sahel Devletleri İttifakı Konfederasyonu'nu kurarak gerçekleştirdikleri bölgesel ittifak planı, bölgesel dinamiklerin ve güç dengelerinin önemli bir yansımasıdır. Söz konusu ülkeler Batılı devletlerle özellikle de Fransa ile olan ilişkilerini kopararak kendi stratejik ve güvenlik ihtiyaçlarına yönelik yol haritası belirleme çabasındadırlar. Bu girişimin ardından bölgedeki çatışmaların şiddetlendiği görülmektedir. Diğer taraftan, Ukrayna üzerinden Batılı devletlerin Tuaregleri ve bölgede faaliyet gösteren radikal-selefi grupları desteklediği iddia edilmektedir. Bu tür iddialar ve çatışmalar, bölgedeki güvenlik problemlerini derinleştirerek Batılı devletlerin bölgeye yeniden askeri müdahalede bulunması ihtimalini güçlendirmektedir. Bu senaryonun gerçekleşmesi halinde, bölgedeki çatışmaların, Orta Doğu'dakine benzer şekilde Batılı devletler ile Rusya arasında bir hegemonya mücadelesine dönüşmesi kuvvetle muhtemeldir.