Belgeler, bu yapının tamamının değil, yalnızca açığa çıkmasına izin verilen kısmının görülebildiğini düşündürüyor. Geri kalan ne kadar bilgi, hangi kasalarda, kimlerin kontrolünde bunu bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey, Epstein dosyasının bir suç hikâyesinden çok daha fazlası olduğu: Bu dosya, küresel iktidarın karanlık çalışma prensiplerine açılan bir yarıktır.
Cihad İslam Yılmaz/ GÜVENSAM Genel Koordinatörü
Haziran 2025'te kabul edilen "Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası" çerçevesinde, ABD Adalet Bakanlığı (DOJ) binlerce belgeyi kamuoyuna açma sürecini yürüttü. 30 Ocak 2026'da yapılan son büyük yayımlamada yaklaşık 3 milyon sayfa doküman, 180 000 fotoğraf ve 2 000 video erişime açıldı — bu, bugüne kadar kamuya açıklanan en büyük veri seti oldu. Belgeler metin kayıtlarının yanı sıra yazışmalar, uçuş kayıtları, görseller ve video materyallerini içeriyor; Epstein'ın çevresiyle temaslarına dair çok çeşitli ipuçları barındırıyor.
Yayımlanan arşiv, Epstein'ın yıllar boyunca içinde yer aldığı soruşturma süreçlerine ışık tutuyor: hapishane dönemi dosyaları, suç ortağı Ghislaine Maxwell'e ait yasal belgeler ve üst düzey bazı kişilere dair e-posta yazışmaları gibi içerikler bu set içinde yer alıyor. Bu içerikler, Epstein'ın 2008'deki tartışmalı ceza anlaşmasından tutukluluğuna ve ölümüne kadar uzanan dönemleri kapsıyor.
Bununla birlikte, DOJ tarafından açıklanan belgeler Epsteinile bağlantılı tüm materyali temsil etmiyor. Bakanlık, yaklaşık 6 milyon sayfadan fazla potansiyel belgeyi tespit ettiklerini ancak yaklaşık 3,5 milyon sayfayı yayınladıklarını açıkladı. Geri kalan kısmın hâlâ incelenmekte olduğu veya çeşitli yasal gerekçelerle yayımlanmadığı belirtildi. Bu durum, kamuoyunda hem şeffaflık tartışmalarını hem de eleştirel değerlendirmeleri beraberinde getiriyor.
Bu devasa dosyanın kamuya açılma süreci, yalnızca belgelerin dijital ortama aktarılmasıyla sınırlı değil. DOJ, mahremiyet ve yasal gereklilikleri gözetmek adına kapsamlı redaksiyon (karartma) süreçleri uyguladı. Bu durum kamuoyunda, yayımlanan belgelerin gerçekten tam bir şeffaflık sağlayıp sağlamadığı sorusunu gündeme getiriyor. Birçok kişi ve politikacı, devletin elindeki belgelerin yalnızca bir kısmını yayımladığını ve önemli dosyaların hâlâ gizli tutulduğunu öne sürüyor. Özellikle Demokrat Kongre üyeleri, DOJ'nin yayınladığı içeriklerin "kanunen açıklanması gereken tüm belgeleri kapsamamış olabileceğini" iddia ediyor.
Kimlerin adı geçiyor?
Jeffrey Epstein belgeleri, kamuya açılan milyonlarca sayfa doküman, on binlerce fotoğraf ve videoda çok sayıda tanınmış isimle ilişkilendirme içeriyor. Bu kişiler arasında siyasetçiler, iş insanları, teknoloji liderleri, eğlence dünyasının figürleri ve kraliyet üyeleri bulunuyor. Belgelerdeki isim listeleri, Epstein'ın sosyal çevresi ve temas ağının ne kadar geniş olduğunu gösteriyor.
Belgelere göre en fazla dikkat çeken isimlerden biri eski ABD Başkanı Bill Clinton. Clinton'ın fotoğraflarda Epstein ve yakın arkadaşı Ghislaine Maxwell ile birlikte görüldüğü kareler bulunuyor; bu fotoğrafların bir kısmında yüzler karartılmış olsa da Clinton'ın adı ve görüntüsü defalarca geçiyor. Aynı belgelerde Donald Trump'ın da çok sayıda kez adı geçiyor; uçuş kayıtları, e-posta referansları ve sosyal ilişki geçmişi bu dosyalarda yer alıyor.
Bir diğer dikkat çeken figür, eski İngiliz prensi Andrew Mountbatten-Windsor oldu. Dosyalarda adının yüzlerce kez geçtiği, bazı fotoğraflarda yer aldığı ve hatta belirli sosyal organizasyonlarda Epstein ile bağlantılarına dair referansların yer aldığı belirtiliyor. Bu belgeler kamuoyunda geniş yankı buldu ve isim uzun süredir tartışılıyor.
Eğlence dünyası da dosyalarda geniş yer işgal ediyor. Birden fazla fotoğraf ve yazışma, ünlü müzisyenler MickJagger, Michael Jackson ve Diana Ross'u içeriyor; bu görüntülerde Clinton ile birlikte oldukları kareler de bulunuyor. Aktör Kevin Spacey ve komedyen Chris Tucker gibi isimler de belgelerde çeşitli fotoğraf ve referanslarla yer aldı. Ayrıca, iş insanı Richard Branson gibi dünya çapında tanınan girişimcilerin de dosyalarda görselleri bulunuyor.
Teknoloji dünyasıyla ilgili referanslar da yeni belgelerde dikkat çekiyor. Büyük teknoloji liderlerinin ve yatırımcılarının adları, Epstein ile yazışmalar veya toplantı kayıtları içinde geçiyor. Reid Hoffman, Bill Gates, Peter Thiel ve Elon Musk gibi isimler, çeşitli e-postalar, ajanda notları ve iletişim dizilerinde yer alıyor. Bu bağlantılar çoğu kez sosyal veya profesyonel temaslar çerçevesinde ifade ediliyor.
Bunlara ek olarak, yayımlanan belgeler dünyanın farklı bölgelerinden başka siyasi figürlerin de adlarının geçtiğiniortaya koyuyor. Örneğin İsrail Eski Başbakanı Ehud Barak ve ABD'li diplomat Tom Barrack gibi isimlere dair e-posta yazışmaları da bulunduğu rapor edildi.
Bu karmaşık dosya seti, Epstein'ın çevresiyle temas ettiği çok geniş bir ağ çiziyor. Siyaset, eğlence, teknoloji ve finans dünyasından çok çeşitli isimler farklı şekillerde belgelerde anılıyor.
Sistemik sorunlar: Hukuk, çıkar ve adaletin çürümesi
Epstein skandalı, yalnızca bireysel bir cinsel suç vakası değil; aynı zamanda kamu gücünün, hukukun ve özel çıkarların nasıl çarpıtıldığını gözler önüne seren bir sistemik iflas tablosudur. Yıllarca süren örtbaslar, geciktirilmiş soruşturmalar ve güçlü çevrelerin himayesi, bu olayın sıradan bir hukuk faciası olmadığını; elitlerin dokunulmazlığının kurumsal hale geldiğini gösteriyor.
İlk çarpıcı gerçek: Epstein'ın istismar şebekesi, ilk bildirimden itibaren yıllarca görmezden gelindi. 1996'da FBI'a ve kolluk güçlerine Ghislaine Maxwell'in de içinde olduğu istismar ağı hakkında somut ihbarlar yapıldı; buna rağmen hiçbir caydırıcı adım atılmadı. 2005–2007 döneminde federal yetkililer, Maxwell'in merkezî rolüne ilişkin net delillere rağmen yıllarca eylemsizlik gösterdi. Bu, sistemin en temel görevini — fail ile mağdur arasında adaleti sağlama yükümlülüğünü ihmal ettiğinin belgesi niteliğinde.
Epstein belgeleri, pedofilinin tek başına bir sapkınlık değil, örgütlü bir güç üretme aracı olarak nasıl kullanıldığını da gözler önüne seriyor. Burada mesele yalnızca çocukların istismarı değil; bu istismarın kayıt altına alınması, arşivlenmesi ve gerektiğinde politik, ekonomik ve diplomatik baskı unsuru olarak devreye sokulmasıdır. Belgelerde tekrar eden örüntü nettir: kamera sistemleri, detaylı misafir kayıtları, uçuş listeleri, özel notlar ve sistematik bir hafıza.
Bu noktada pedofili, ahlaki çürümenin nihai aşaması değil; şantaj üretiminin en "etkili" hammaddesi hâline gelir. Çünkü çocuk istismarı, fail için geri dönüşü olmayan bir suçtur. Böyle bir suçun görüntüsü, kaydı ya da tanıklığı, o kişiyi ömür boyu kontrol edilebilir kılar. İşte bu yüzden Epstein ağı, yalnızca zenginleri değil; karar vericileri hedef almıştır. Devlet başkanları, bakanlar, küresel sermaye sahipleri, medya patronları... Gücü olan herkes, potansiyel bir "dosya"dır.
Belgelerde görülen şey şudur: Epstein yalnız değildir ve yalnızca kendi çıkarı için hareket etmemiştir. Farklı ülkelerden, farklı sektörlerden insanlara dair bilgi toplanmış, bu bilgiler biriktirilmiş ve gerektiğinde sessiz bir baskı mekanizması olarak kullanılmıştır. Bu, klasik anlamda bir devlet istihbarat örgütü değildir; ama ondan daha esnek, daha kirli ve daha iz bırakmayan bir yapıdır. Resmî denetime tabi değildir, parlamentoya hesap vermez, bütçesi sorgulanmaz.
Bu yüzden Epstein olayı "tek bir adamın suçu" olarak anlatılamaz. Epstein, bu yapının operatörlerinden biri olabilir; ama mimar tek başına o değildir. Asıl mesele, bu tür bir şebekenin yıllarca dokunulmaz kalabilmiş olmasıdır. Bu dokunulmazlık, ancak çok sayıda güçlü aktörün aynı anda susmasıyla mümkündür. Sessizlik, burada masumiyet değil; karşılıklı bağımlılıktır.
Ortaya çıkan tablo şunu düşündürüyor: Modern dünyada güç artık yalnızca para ya da orduyla değil, bilgiyle ve utançla inşa ediliyor. Epstein ağı, bu gerçeğin en karanlık tezahürlerinden biridir. Çocukların bedenleri üzerinden kurulan bu sistem, "yenilmez" değildir belki; ama hesap sorulmadığı sürece kendini yeniden üretebilen bir güç modelidir.
Ve asıl korkutucu olan şudur: Belgeler, bu yapının tamamının değil, yalnızca açığa çıkmasına izin verilen kısmının görülebildiğini düşündürüyor. Geri kalan ne kadar bilgi, hangi kasalarda, kimlerin kontrolünde bunu bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey, Epstein dosyasının bir suç hikâyesinden çok daha fazlası olduğu: Bu dosya, küresel iktidarın karanlık çalışma prensiplerine açılan bir yarıktır.