Erken dönemdeki edebi arayışlar

Murat Güzel / Açık Görüş Kitaplığı
27.02.2021

Hilmi Ziya Ülken'in daha önce yayınlanmamış Tahir ile Zühre, Siyavuş veya Hayalperest ile Dibaçe-i Mesnevi çalışmalarını bir araya getiren 'Anadolu Köklerini Arayış' adlı derlemeyi hazırlayan Ali Utku, bu çalışmaların erken dönemde dile getirilmiş kültürel program çerçevesindeki edebi arayışlar olduğunu belirtiyor.



Cumhuriyet devri Türk düşüncesinde önemli roller üstlenmiş bir mütefekkirdir Hilmi Ziya Ülken. Sosyoloji, felsefe, düşünce tarihi, mantık, estetik, sanat tarihi, halkiyat vb. alanlarda uzun yıllar boyunca dersler veren, binlerce öğrenci yetiştiren, ayrıca eserler telif eden Ülken'in son derece velud ve vüsatli bir düşünce adamı olduğu söylenebilir. Kimileyin farklı eserlerde dile getirdiği görüşler arasında birtakım çelişmeler ya da tutarsızlıklar olduğu öne sürülebilirse de onun ömrü boyunca Anadolucu diyebileceğimiz temel bir fikri ve kültürel programa sadık kaldığını gözlemleyebiliriz. Bu fikri ve kültürel programı açarken zaman zaman edebi eserler de kaleme aldığı görülür. Resim, hat ve müzikle uğraşıp romanlar yazdığı da vaki.

İlkin 1918-1919 yıllarında arkadaşı Reşit Kayı ile birlikte elyazması olarak 12 sayı çıkardıkları Anadolu dergisini Mükrimin Halil Yınanç, Halit Bayrı ve Ziyaeddin Fındıkoğlu gibi isimlerle bu kez 1924'te tekrar çıkarmaya başlarlar. Ülken'in erken dönem çalışmalarının bir yerde Anadoluculuğun kurucu metinleri olduğu söylenebilir. Bu ilk eserlerinde 19. yüzyılın "millet asrı" oluşuna tekabül edecek bir şekilde "Anadolu milleti"nin var olduğunu iddia eden ve bu milletin varlık beyanını "Anadolu'nun müstakil, canlı ve her türlü varlıktan ayrı örfünü, töresini" açığa çıkarmaya uğraşan Ülken'in son derece ideolojik, siyasi ve kültürel bir deklarasyon ve programla işe başladığını belirtmek gerekir.

Ülken'in daha önce yayınlanmamış Tahir ile Zühre, Siyavuş veya Hayalperest ile Dibaçe-i Mesnevi çalışmalarını bir araya getiren Anadolu Köklerini Arayış adlı derlemeyi hazırlayan Ali Utku bu çalışmaların erken dönemde dile getirilmiş kültürel program çerçevesindeki edebi arayışlar olduğunu belirtiyor. Dibaçe-i Mesnevi haricinde kalan diğer iki eserin Ülken'in erken dönem çalışmaları kapsamında yer aldığını vurgulayan Utku, Dibaçe-i Mesnevi'yi ise vefatından kısa bir süre önce tamamladığını ifade ediyor.

1921 tarihli manzum bir tiyatro olan Tahir ile Zühre'de Hilmi Ziya Ülken, Wagner'in Niebelungen'in Yüzüğü tetralojisini model alarak "doğrudan doğruya Anadolu örfünün yarattığı eserler" içinde saydığı Tahir ile Zühre anlatısını yeniden kurgulayarak başlangıçtaki kültürel programın destan anlayışını örneklemeye çalışıyor.

Anadolu irfanı

Hüseyinzade Ali Turan'ın teşvikiyle 1921-1931 yılları arasında yazdığı mensur tiyatro eseri Siyavuş veya Hayalperest'te de Firdevsi'nin Şahname'sindeki Siyavuş hikayesini yeniden kurgulayan Ülken, Hüseyinzade'nin Şark Hümanizması tezinin eşliğinde kendi 'İnsani Vatanperverlik' anlayışını sahneliyor.

1973 yılında tamamladığı Dibaçe-i Mesnevi'de ise, bugünlerde sık sık Anadolu irfanı dendiğinde akla gelen ilk iki ismi, yani Mevlâna Celaleddin Rumi ile Yunus Emre'yi birlikte yorumluyor. Ülken, Anadolu'daki klasik tasavvufun yüksek tabakalarda teşekkülü anlamına gelen Mevlâna ve onun anlayışı ile tasavvufun kitlelere mal olması ve milletin içine sokulması olarak anlaşılan Yunus Emre'yi aynı anda sorulaştırıp aynı anda cevaplıyor. Mesnevi'nin ilk dizesi olan "Dinle neyden nelerden hikayet etmede" ile başlayan Dibaçe-i Mesnevi'nin de manzum formda yazılmış bir eser olduğunu söylemek gerekiyor.

Anadolu Köklerini Arayış Hilmi Ziya Ülken yay. haz. Ali Utku Doğu-Batı, 2020

Osmanlı'da vakıflar ve hukuklarına dair

Osmanlı'dan Cumhuriyete uzanan döneme yakından tanıklık eden kuşakta Elmalılı Hamdi Yazır'ın Türk modernleşmesinin önemli birçok deneyimini entelektüel düzeyde analiz ve eleştirilere de tabi tuttuğunu biliyoruz. Elmalı'nın ilgi alanlarından önemlice birini teşkil eden vakıf müessesesini Osmanlı vakıf hukuku düzeyinde irdeleyen eser onun 1910-1914 yılları arasında Mekteb-i Mülkiye'de verdiği derslerin kaydını ihtiva ediyor. Vakıf hukuku alanında derin ve kapsamlı analizler içeren eserde Elmalılı vakıfların birey, toplum ve devlet için faydaları ile bilim, sanat ve fikir hayatına katkılarına da değiniyor.

Osmanlı Vakıf Hukukuna Giriş: Ahkam-ı Evkaf, Elmalılı Hamdi Yazır, Vakıfbank Kültür, 2020)

Millet kavramına sosyolojik bir bakış

Sosyolojinin kurucu isimlerinden Emile Durkheim'in yeğeni olan Marcel Mauss aynı zamanda antropolojinin de kurucu isimleri arasında sayılır. Dayısı olan Durkheim'ın ölümünden sonra onun çıkardığı Anneé Sociologique dergisinin editörlüğünü de üstlenen Mauss'u Durkheim ekolünün antropolojik kanadına yerleştirmek mümkündür. "Toplum, belirli ve bağımsız bir toprakta birlikte yaşayan ve belirli bir anayasayla bağlı olan bir insan grubudur. Fakat tüm toplumlar millet değildir" diyen Mauss, millet kavramını siyasi bir perspertifle incelemek yerine etnolojik ve sosyolojik bir perspektif benimsiyor.

(Millet*Millet ve Enternasyonalizm, Marcel Mauss, çev. Zuhal Karagöz, Pinhan, 2021)