Ermenistan'ın PKK ile ilişkisi Türkiye için büyük tehdit

Cumhur Yanılmaz / Yazar
31.10.2020

Rusya'da görüldüğü gibi Ermeni teröristlerin kamu istikrarını tehlikeye atacak girişimleri oluyor. Türkiye de maalesef geçmişte çok acı Ermeni terörü tecrübesine sahip. Türkiye için başka bir tehdit unsuru da Ermenistan'ın PKK ile olan ilişkisi ve PKK'nın bölgedeki varlığı.



Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklarını kurtarma operasyonu bugün dünyanın en önemli gündem maddelerinden biri. Karabağ sorunu aslında sadece Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki bir sorun olarak okunmamalı. Özellikle Rusya’nın bu sorunun büyümesine katkısı büyük. Fakat Rusya aynı zamanda Ermeni Naziliği tehlikesinin de farkında ve kendi sınırları dahilinde yaşayan Ermeni diasporasının davranışlarını yakından izlemekte. Mesela Kuzey Kafkasya’da Stavropol Valisi Vladimir Vasilyev kendi Instagram hesabında 13 Ekim 2020’de Ermenilerin bir Azeri vatandaşın arabasını yaktığını, suçluların bulunduğu ve hiçbir şekilde bu tarz provokasyonlara izin vermeyeceklerini söylüyor. Rusya içerde bu tarz saldırganlara izin vermeyeceğini dile getirirken Rus URA.RU haber ajansında çıkan “Ermenistan, gönüllüleri savaşa çağırıyor” başlıklı 13 Ekim 2020 tarihli yazıda, Ermenistan’a gidecek olan RF vatandaşı Ermenilerin dönüşte hapis cezasıyla karşılaşacağı ifade ediliyor. Söz konusu haberde VOMA Center adıyla Ermenistan’da faaliyet gösteren bir özel askeri oluşumun dünyanın her yerinden gönüllülere eğitim verdiği ve bu insanları gerektiği zaman Ermeni ordusuna dahil edebileceğini de gizlemediği yazıyor.

WOMA’nın terör eğitimi

Aslında VOMA Center Azerbaycan’a karşı savaşacak terörist eğitimi veriyor ama bugün Azerbaycan’la sıcak çatışma devam ediyor VOMA Center ise faaliyetlerini uzun zaman yürütmekte kurucusu da 90’lı yıllarda Karabağ’da savaşan bir terörist. Bu tarz merkezlerin hangi konuda eğitim verdiği tam olarak belli değil ama VOMA Center Ermenistan ordusu ile koordineli çalışıyor. Ermeni ordusunun bu tarz özel eğitim kamplarında her türlü uzman yetiştirebileceği de gözden kaçmamalı. Karabağ’da kullanılmak üzere gönüllü milislerin kullanılacağı ifadelerinden, Ermenistan cephe hattında kullanılacak tüm silahların eğitiminin de verileceği anlaşılmakta. Topçu, tankçı, HSS uzmanı derken konvansiyonel silah kullanımı eğitiminin de verilmeyeceğinin garantisi yok. Bugün küresel güçlerin bölgesel siyasetlerini izlerken, terör örgütlerini nasıl silahlandırdıkları Suriye ve Irak’ta net olarak görünüyor. ABD ve Rusya gibi büyük küresel güçler ise terör örgütlerini devletleştirme istikametinde giderken bugüne kadar konvansiyonel silahları ve gelişmiş HSS sistemlerini bu örgütlere vermekten çekinirdi. Güney Kafkasya’da bugünlerde izlediğimiz Ermenistan’ın işgalde inatçılık stratejisinde, bu bölgede ilk defa yerel bir devletin oluşturduğu terör örgütüne bu tarz silahların verebileceği sinyallerini almaktayız. 11 Ekim 2020’de Ermenistan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Shushan Stepanyan Ermenistan’ın Ganje şehrini vurmadığını söylemiş ve bunu Rus haber ajansı RİA haberleştirmişti. Fakat 4 Ekim 2020’de sözde Artsakh Cumhuriyeti Başkanı olan Araik Aratsunyan 4 Ekim 2020’de Ganje şehrinin SMERÇ füzelerle vurulmasını değerlendirirken, bunun Azerbaycan’a bir uyarı olduğunu, eğer Azerbaycan operasyondan vazgeçmezse bu saldırıların devam edeceğini söylemişti (https://arminfo.info/full_news.php?id=55908).

Rampaların vurulma konumu

Ganje’yi SCUD füzeyle vurmadan önce kendisini oyun dışı bırakmak isteyen Ermenistan söz konusu saldırıyı red ederken saldırıları, oluşturduğu ve desteklediği milis/terör örgütüne havale etmeyi amaçlıyor. Fakat Azerbaycan’ın Savunma Bakanlığı’nın net kanıtları buna izin vermiyor. Ermenistan Ganja saldırısını halen üstlenmiş değil, Rusya’nın Ermeni destekli medyası ise Ganja saldırısının Şuşa’da vurulan kilisenin misillemesi olduğunu ima eden yayınlar yapmakta. 13 Ekim 2020’de Ermenistan tekrar füze saldırısı denemesi yaparken Azerbaycan silahlı kuvvetleri rampaları daha konumlanırken etkisiz hale getirdi. Rampaların vurulma konumu dikkat çekici çünkü Dağlık Karabağ sınırında konumlama yapılmıştı. Başarılı olsaydı Ermenistan yine yaptığı katliamı sözde Artsakh Cumhuriyeti denilen terör örgütüne havale edecekti.

Azerbaycan’ın doğru olarak izlediği işgalci Ermenistan’ı muhatap alma Ermenilerin oluşturduğu örgütleri tanımama stratejisi tartışmasız en doğru olan strateji. Azerbaycan’ın 30 yıl bekledikten sonra işgali sonlandırma operasyonunun şu anda tek çözüm olduğunu bölgeyi takip eden birçok uzman dile getirmekte. Bölgede arabulucu olan Minsk grubu bile bekleme siyasetinin iflas ettiğinin farkında. Böylece Karabağ sorunun tek mantıklı çözümü işgali sonlandırmak bölgeyi terör oluşumlarından ve Ermenistan ordusundan temizlemek. Azerbaycan’ın bu AZAD operasyona direnemeyen Ermenistan bölgeyi daha çok teröre bulama yollarını aramakta.

Akli dengesi sorgulanması gereken Paşinyan ve Ermenistan askeriyesi ile bürokrasisi Ganje saldırısıyla her türlü delilik yapabileceğini ispat etmiş bulunuyor. Ermenistan yönetiminin elindeki konvansiyonel silahların acil denetlenmesi gerektiği, bölgesel devletlerin de BM’yi ve özellikle Rusya’yı (askeri üssü var) buradan gelecek her türlü saldırıya veya teşebbüse karşılık verileceğini hatta önleme saldırısı yapılacağını söylenmesi yerinde olur. Paşinyan ve onun hükümetin sürekli Türkiye’yi de adres göstermesi, bu yönetimin Türkiye’ye karşı terör eylemlerine hazırlık yaptığının bir göstergesidir. Bu dikkate alınarak Türkiye’nin bu konuda Minsk Grubu başta olarak BM GK’yi de uyarması yerinde olabilir. Ermenistan’ın dünyanın her yerinden topladığı teröristlerin, DAEŞ mensupları gibi dikkatle izlenmesi, burada savaştığı tespit edilen unsurların Interpol ve diğer uluslararası mekanizmaların devreye sokularak cezalandırılması hem Türkiye hem Azerbaycan için önem taşımaktadır. Ermeni Naziliği dikkate alındığında bu durumun dünya için de tehlike oluşturduğu unutulmamalıdır. Rusya’da görüldüğü gibi Ermeni teröristlerin kamu istikrarını tehlikeye atacak girişimleri oluyor. Türkiye de maalesef geçmişte çok acı Ermeni terörü tecrübesine sahip.

Türkiye’ye suçlayıcı dil

Türkiye için başka bir tehdit unsuru da Ermenistan’ın PKK ile olan ilişkisi ve PKK’nın bölgedeki varlığı. Özellikle Suriye’nın kuzeyinde bulunan sözde Numar Ozanyan birliğini dikkate alınırsa sözde Ermeni birliği PKK’nın oluşturduğu bir birlik. Aslen Türkiyeli ama Fransa vatandaşı olan, birçok yerde çatışmalara dahil olduktan daha sonra Suriye’de PKK saflarında savaşırken hayatını kaybeden ve PKK tarafından sembolleştirilen bir isim, bu birliğe verilmiş. Kuzey Kafkasya başta olmak üzere PKK’nın post Sovyet ülkelerinde ve Batı’da eleman devşirdiği bugün sır değil. Ermenistan’ın VOMA Center gibi oluşumlar üzerinden bu insanlara eğitim verdiği açık kaynaklardan görünmekte. Yine bu insanların Ermeni ordusuna dahil edildiği ve VOMA Center gibi özel ordu şirketin Ermeni ordusu için çalıştığı da söz konusu merkezin kendi sitesinde yazıyor. Böylece bugün bir PKK mensubu Suriye’den kalkıp Ermenistan’a giderek hiç sorgusuz Ermeni ordusundan eğitim alabiliyor. PKK, FETÖ gibi orduya sızarak Ermenistan ordusunun elinde olan füzelere ve her türlü konvansiyonel silahlara ulaşma imkanına sahip. Komplo teorisi olarak algılansa da bu risk bugün çok yüksek. Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’da sözde özerk yönetimi dediği bölgede zaten yıllarca burada yerleşik PKK unsurları vardı ve bu unsurların bir kısmı Ermeni vatandaşı. Var olan durumda Türkiye’nin kuzey sınırlarında PKK unsurları dahil ASALA tarzı radikal terör örgütlerin ellerinde SCUD ve İSKENDER füzeleri mevcut ve bu füzeler bugün Azerbaycan’a karşı kullanılmakta. Fakat Ermenistan’ın siyasi yönetiminin dengesizliği, kapıldığı panik ve Türkiye’ye karşı kullanılan suçlayıcı dil, bugün Ermenistan toprakları dahil Karabağ bölgesinden Türkiye’ye karşı somut olarak tehlikenin gelebileceğinin söylemesi mümkün. Türkiye’nin başlıca bölge uzmanları ve analistleri söz konusu tehlikeyi bugün görmezlikten geliyor da olsa söz konusu tehlike göz ardı edilmemeli.

cumhuryanilmaz@yahoo.fr