Geçtiğimiz 20 yılda Türkiye işgücü piyasasında gençler

Prof. Dr. Levent Şahin/ İstanbul Üniversitesi Rektör Yardımcısı
16.01.2021

Gençlerin çalışma yaşamındaki durumunu daha iyi analiz edebilmek için “son yirmi yılı” bir arada görmek ve bu geniş pencere dahilinde küresel salgın sürecinin gençler üzerindeki etkilerini anlayabilmek önemlidir. Günlük dilde sıklıkla kullanılan işgücü, istihdam, işsizlik ve bunların oranları tam olarak anlamak için TÜİK İşgücü İstatistikleri bize önemli veriler sunuyor.



Bu yazıyı yazmamın pek çok nedenini sıralayabilirim. Ancak üç tanesi var ki çok fazla ön plana çıkıyor. Bunlardan birincisi akademik yaşamıma başladığım ilk andan itibaren gençlik sorunlarına karşı ilgi duymuş ve doktora tezimi de “gençlerin işsizliği” konusunda çalışmış olmamdan ibaret. İkincisi ise gençlerin çalışma yaşamındaki durumunu daha iyi analiz edebilmek için “son yirmi yılı” bir arada görmek ve bu geniş pencere dahilinde küresel salgın sürecinin gençler üzerindeki etkilerini anlayabilmektir. Sonuncusu ise günlük dilde sıklıkla kullanılan işgücü, istihdam, işsizlik ve bunların oranları gibi kavramların tam olarak ne anlama geldiğini ortaya koymaktadır. Bunun için bir düzlem oluşturmak gerekiyordu. Bu düzlemi tabii ki her zaman olduğu gibi TÜİK İşgücü İstatistikleri’nden elde ettiğim verilerle oluşturdum.

Kavramların anlamı

Tabloyu iyi analiz etmek için bazı kavramların ne anlama geldiğini hatırlatmakta da fayda görüyorum. Bunlar; “genç nüfus, genç işgücü, istihdam edilen gençler, işsiz gençler, işgücüne dahil olmayan genç nüfus, gençlerin işgücüne katılma oranı, genç işsizlik oranı, tarım dışı genç işsizlik oranı ve gençlerin istihdam oranı”dır. Şimdi sırasıyla örnekler yardımıyla özetleyelim:

İşgücü piyasası analizleri açısından genç nüfus, 15-24 yaş grubunda olup, üniversite yurtları, yetiştirme yurtları (yetimhane), huzurevi, özel nitelikteki hastane, hapishane, kışla vb. yerlerde ikamet edenler dışında kalan nüfustur. Yukarıda ifade edilen yerlerde ikamet eden genç nüfus, “kurumsal genç nüfus” olarak kabul edilmekte ve işgücü piyasasına ilişkin istatistiklerde kapsam dışında tutulmaktadır. Bunun sebebi ise bu kurumlarda yaşamını devam ettiren kişilerin farklı nedenlerden dolayı çalışma istek, irade, arzu ve gücünde olamayacağıdır. İşgücü istatistikleri açısından önemli olan nüfus, her zaman için “kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfus”tur. Tabii mevzu gençler olunca kurumsal olmayan 15-24 yaş grubu esas alınmaktadır.

İki önemli grup

Genç işgücü, 15-24 yaş grubunda istihdam edilenler ile aynı yaş grubundaki işsizlerin toplamından oluşur. Şimdi bu iki grubu inceleyelim. İstihdam edilen gençler tespit edilirken; referans dönemi içerisinde yevmiyeli, ücretli, maaşlı, kendi hesabına, işveren ya da ücretsiz aile işçisi olarak en az bir saat bir iktisadi faaliyette bulunan kişiler esas alınır. Bu da demektir ki, kayıtlı/kayıt dışı, güvenceli/güvencesiz, sürekli/kısmi süreli olmasına bakılmaksızın referans dönemi içerisinde bir saat dahi olsa gelir getirici faaliyette çalışılması yeterlidir. Bir örnekle açıklamak istersek, oturduğumuz mahallede düzenli bir işi olmamakla birlikte çok iyi duvar boyacılığı yaptığı bilinen 15-24 yaş grubunda bir gencin olduğunu düşünelim. Bu genç, referans dönemi içerisine denk gelecek şekilde ve bir saatten fazla sürecek bir ev içi duvar boyama işi almış ve bunu icra etmiş ise bu genç istihdam sepeti içerisinde yer alır.

Genç işsizler, referans dönemi içinde istihdam halinde olmayan (kâr karşılığı, yevmiyeli, ücretli ya da ücretsiz olarak hiçbir işte çalışmamış ve böyle bir iş ile bağlantısı da olmayan) kişilerden iş aramak için son dört hafta içinde iş arama kanallarından en az birini kullanmış ve iki hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda olan 15-24 yaş grubundaki kişileri kapsamaktadır. Bununla birlikte üç ay içinde başlayabileceği bir iş bulmuş ya da kendi işini kurmuş ancak işe başlamak ya da işbaşı yapmak için çeşitli eksikliklerini tamamlamak amacıyla bekleyen 15-24 yaş grubu da genç işsiz kapsamına dahildir. Yine bir örnek vermek gerekirse, 22 yaşında X Üniversitesinin Y Fakültesinin Z Bölümünden mezun olan bir genç, kendisine TÜİK Anketörü tarafından yöneltilen “Son dört hafta içerisinde iş arama kanallarından herhangi birini kullandınız mı? sorusuna cevap vermek için düşünüyor ve iki hafta önce “üniversitede öğrenci iken dersini almaktan en fazla mutluluk duyduğu öğretim üyesini telefonla aradığını ve ona kendisini uygun bir işe yönlendirip yönlendirmeyeceğini” sorduğunu hatırlıyor. Dolayısıyla anketörün sorduğu soruya cevabı “Evet” oluyor. Bu iş arama çabasına rağmen hala işsiz olduğu için bu genç doğrudan işsiz sepeti içeresinde yer alır.

Tüm bu anlatımlardan yola çıkarak 15-24 yaş grubunda çalışma istek, irade, arzusunda olup da büyük kısmı halihazırda istihdam edilen ve bir kısmı da iş arıyor olmasına rağmen henüz kendisine uygun iş bulamayan gençlerin toplam sayısı bize genç işgücünü vermektedir. Yani bir taraftan istihdam edilenler öte yandan da iş arıyor olmalarına rağmen bulamayan işsizler. Bu iki grubun toplamı bize işgücünü vermektedir.

İşgücüne dahil olmayan genç nüfus, işsiz veya istihdamda bulunmayan kurumsal olmayan 15-24 yaş grubundaki gençlerdir. Genç nüfus içerisinde bulunan pek çok kişi farklı nedenlerden dolayı çalışma istek, irade ve arzusu içerisinde olmamaktadır. Bunlar arasında iş bulma ümidi olmayanlar, mevsimlik çalışanlar, ev işleriyle meşgul olanlar, eğitim öğretime devam edenler ve çalışamaz halde olanlar en önemli nedenler olarak göze çarpmaktadır. Yani bir genç, yukarıda sayılan nedenlerden herhangi birine dayalı olarak çalışma istek, irade, arzu ve eğiliminde bulunmuyor ise işgücüne dahil olmayan nüfus içerisinde bulunur.

Gelelim oranlara. Onları da örnekler yardımıyla inceleyelim.

Gençlerin işgücüne katılma oranı, genç işgücünün kurumsal olmayan genç nüfus içindeki oranıdır. Bunun anlamı çalışma istek, irade ve arzusunda olup da bir kısmı halihazırda istihdam edilen ve bir kısmı da işsiz olan gençlerin toplam sayısının aynı yaş grubundaki kurumsal olmayan nüfusa oranıdır.

Bir örnek vererek açıklamak istersek, bir ülkede istihdam edilen gençlerin sayısının 4 milyon, işsiz gençlerin ise 500 bin olduğunu düşünelim. Bu ülkede kurumsal genç nüfus (yetiştirme yurtları, huzurevi, hapishanede kalan gençler) 200 bin ve toplam genç nüfus ise 9 milyon 200 bindir. Bu örneğe göre gençlerin işgücüne katılma oranını hesaplayalım:

İlk olarak, istihdam edilen gençlerle işsiz gençlerin sayısını toplarız. Buna göre

4 milyon + 500 bin = 4 milyon 500 bin

Daha sonra kurumsal olmayan genç nüfusu bulmamız gerekir. Bunun için toplam genç nüfustan kurumsal genç nüfusu düşeriz.

9 milyon 200 bin – 200 bin = 9 milyon

Son olarak gençlerin işgücüne katılım oranını bulmak için genç işgücünü kurumsal olmayan genç nüfusa oranlarız.

4 milyon 500 bin / 9 milyon x 100= 50 yüzde olur.

Yani bu ülkedeki gençlerin işgücüne katılım oranı yüzde 50’dir.

Genç işsizlik oranı, 15-24 yaş grubundaki işsiz nüfusun, aynı yaş grubundaki kurumsal olmayan işgücü içindeki oranıdır.

Yukarıdaki örnekten genç işsizlik oranını hesaplamak istersek;

500 bin / 4 milyon 500 bin x 100= 11,11 yüzde olur.

Yani bu ülkedeki genç işsizlik oranı yüzde 11,1’dir. Gençlerin istihdam oranı, istihdam edilen gençlerin kurumsal olmayan genç nüfus içindeki oranıdır. Aynı örnekten devam edersek; 4 milyon / 9 milyon x 100= 44,4 yüzde olur. Yani bu ülkedeki genç istihdam oranı yüzde 44,4’tür. Bir ülkede işgücüne katılım oranı her zaman istihdam oranından fazla çıkar. Çünkü anlattığımız gibi işgücünün içerisinde istihdam edilenlerin haricinde işsizler de yer almaktadır. Son olarak tarım dışı genç işsizlik oranı, tarım dışı genç işsiz nüfusun (tarım sektörü dışında bir iş arayan), tarım dışı genç işgücü içindeki oranıdır.

Tarım dışı genç işsizlik

Yukarıdaki örneğimizde yer alan 500 bin genç işsizin 100 bininin tarım sektöründe iş aradığını ve tarımdaki işgücünün de 1 milyon olduğunu düşünürsek o halde tarım dışı genç işsizlik oranını bulmak için tarım sektöründe iş arayan gençlerin toplam genç işsiz sayısından; tarımdaki işgücünün de toplam işgücü sayısından düşürülmesi gerekir. Buna göre;

500 bin – 50 bin = 450 bin (tarım dışı genç işsiz nüfus)

4 milyon 500 bin – 1 milyon = 3 milyon 500 bin (tarım dışı genç işgücü)

Son olarak oranı bulmak için;

450 bin / 3 milyon 500 bin x 100

= 12,85 yüzde olur.

Yani bu ülkedeki tarım dışı genç işsizlik oranı yüzde 12,9’dir. Gelelim Türkiye işgücü piyasasında gençlerin durumuna. Yukarıda edindiğimiz temel bilgilerle bu analizi artık rahatlıkla yapabiliriz. Öncelikle tablodan yola çıkarak genç nüfusun toplam nüfus içerisindeki yıllar içeresindeki durumuna bakalım. Buna göre 2000 yılında Türkiye’nin toplam nüfusu 67 803 927 iken genç nüfus 12 milyon 703 olarak gözükmekte. Bunun anlamı 2000 yılında Türkiye’de genç nüfus, toplam nüfusun yüzde 18,7’sini oluşturmakta. 2020 yılına gelindiğinde ise bu oranın yüzde 14,1’e gerilediği görülmektedir. Bu oldukça önemli bir gelişmedir. Pek tabii ki hala Türkiye’de önemli bir genç nüfus bulunmaktadır. Ancak gelişmekte olan tüm ülkelerin yaşadığı gibi doğurganlık oranlarının azalmasının paralelinde Türkiye’de de genç nüfus azalma eğilimindedir. Sadece bu küçük bilgiden yola çıkarak gençlere yönelik politikalara daha da fazla önem verilmesi gerektiğini söyleyebiliriz. Tabloya göz gezdirdiğimizde son yirmi yıllık periyod dahilinde Türkiye’de gençlerin işgücüne katılım oranının önemli bir değişiklik göstermediğini ve oldukça düşük işgücüne katılım oranına sahip olduğunu görüyoruz. Buna göre 2000 yılında yüzde 42,5 olan genç işgücüne katılım oranı, 2010 yılında yüzde 38,3; 2020 yılında ise yüzde 41,8 olarak gerçekleşmiştir. Bu da demek oluyor ki yıllar içerisinde toplam nüfus içerisindeki gençlerin sayısı azalıyor olmasına rağmen gençlerin işgücüne katılım isteği ve oranında önemli bir değişiklik meydana gelmiyor. Bu çıkarım, neden-sonuç ilişkisi çerçevesinde şüphesiz bir başka yazının konusu olabilir.

Genç işsizlik oranına baktığımızda yine yukarıdaki yorum çerçevesinde ilerlememiz gerekir. Yani yıllar içerisinde gençlerin işgücüne katılım oranı azalıyor dedik. O halde ilk olarak nasıl bir sonuç ile karşılaşmayı umarız? Gençlerin işgücüne katılım oranının azalmasının paralelinde işsizlik oranında da bir miktar düşme eğilimi bekleriz. Çünkü daha az kişi çalışma istek, irade ve arzusunda bulunmakta ve dolayısıyla iş aramaktadır. Bakalım gerçekleşmeler ne düzeyde? Türkiye’de 2000 yılında genç işsizlik oranı yüzde 13,1 iken 2010 yılında yüzde 21,7; 2015 yılında yüzde 18,5 ve 2020 yılında ise yüzde 24,3’tür. Buna göre 2000 yılında 705 bin genç işsiz var iken 2020 yılında 1 milyon 193 bin genç işsiz bulunmaktadır. Bunun anlamı dünyadaki gelişmekte olan ve hatta gelişmiş pek çok ülkede olduğu gibi genç işsizliği Türkiye açısından da büyük bir sorun teşkil etmektedir. Pek tabii ki bunun pek çok nedeni yer almaktadır. Bunlardan bazıları “toplam talep yetersizliği, ekonomik durgunluk, krizler, demografik yapının özellikleri, işgücü piyasasına yönelik politikaların yetersizliği, eğitim sistemi ile iş dünyası arasındaki uyumsuzluk ve ücret politikaları” gibi makro nedenlere; bazıları da “eğitimli işsizlik, gençlerin çalışma(ma) eğilimleri, ilk kez piyasaya giriş yapıyor olmalarından kaynaklı tecrübesizlik” gibi mikro nedenlere dayanmaktadır. Bu konuya ilişkin detaylı bilgi için aynı adlı makalemize bakabilirsiniz.

İstihdam oranları

Gençlerin işgücüne katılım oranının artış göstermemesinin yanında ikinci bir durum ise istihdam oranlarına ilişkindir. Tablo 1’e dikkatli bir şekilde göz attığımızda 2000 yılında yüzde 37 olan istihdam oranının 2020 yılında daha da düşük seyrederek yüzde 31,6 olarak gerçekleştiğini görüyoruz. Bunun anlamı Türkiye’de gençlerin istihdam oranında da arzu edilen durumun olmadığıdır. Bu tabloda belki de üzerinde en fazla durulması gereken husus, işgücüne dahil olmayan gençlerdir. Üstelik 20 yılda bir hiç değişiklik de olmamıştır. Buna göre 2000 yılında 7 milyon 302 bin genç işgücüne dahil değilken bu sayı 2020 yılında 6 milyon 834 bin olarak gerçekleşmiştir. Peki bu gençler nerededir? Neden işgücüne katılmamaktadır? Bunun cevabını derinlemesine vermek için ikinci bir tabloya ihtiyaç duymaktayız.

Öncelik eğitim

Tablo 2 neden çok önemli biliyor musunuz gençler? Çünkü şu ana kadar çizilen olumsuz tablodan bir nebze de olsa uzaklaşmamızı sağlıyor. Neden mi? Çünkü tabloya baktığımızda görüyoruz ki, 15-24 yaş grubundaki gençlerin çok büyük bir kısmı (4 milyon 162 bin) eğitim ve öğretimine devam ettiği için çalışmayı düşünmüyor. Yani birinci önceliği eğitimine veriyor. Eğitim ve öğretimine devam ettiğinden dolayı işgücüne dahil olmayan gençler, toplam işgücüne dahil olmayan gençlerin yüzde 61’ini oluşturuyor.

Peki ya diğer gençler? İşte orada önemli sorunlar yer alıyor diyebiliriz. İş bulma ümidi olmayan ya da cesareti kırılmış genç işsizlerle birlikte 1 milyon 12 binlik “o an için iş aramayan ancak kendisine uygun iş teklif edilmiş olsa iş başı yapmaya hazır olan” büyük bir kesim bulunmaktadır. İşte bu kesim üzerinde mutlak suretle düşünülmesi ve özel politika oluşturulması gereken grubu oluşturmaktadır. Bunun haricinde yine Türkiye’nin kadın nüfusunu ilgilendirecek şekilde önemli bir gerçek olarak görülen ev işleriyle meşgul olan 860 bin genç bulunmaktadır. Bunun anlamı hala önemli sayıda kadınımız işgücüne dahil olmamakta ve ev kadını olmayı tercih etmektedir. Şu anda Türkiye’de yaklaşık 10 milyon ev kadını bulunduğunu hatırlatmakta fayda var. Görüldüğü gibi gençlerde de bu sayı hiç de az değil.

Yine ailevi ve kişisel nedenlerden dolayı işgücüne dahil olmayan gençlerin 402 bin, engellilik ya da hastalıktan dolayı dahil olmayan 196 bin, diğer bazı nedenlerden 191 bin ve mevsimlik çalışmadan dolayı da 11 bin gencimizin işgücüne dahil olmadığı gözükmektedir.

[email protected]