Güneşin patentini alabilir misiniz?

Hilmi Daşdemir/ Optimar Araştırma
22.05.2021

Çocuk felci aşısını bulan Jonas Salk 1955'te gazeteci Edward R. Murrow'a verdiği bir röportajda bir aşının patentli olması gerektiği fikrini reddetti. "Bu aşının patenti kime ait?'' sorusuna "Ne patenti? O insanlığa ait, patent filan yok. Güneşin patentini alabilir misiniz? Bu aşıların amacı insanlara yardım etmek, ölümü ortadan kaldırmaktır.'' Gerçek bir bilim insanı nasıl olunur derseniz işte Salt gibi derim.



Çin'in Wuhan kentinden dünyaya yayılan Küresel Covid-19 salgınının etkilerini bütün şiddeti ile yaşıyoruz.

Mutlu bir azınlık bu konudaki gelişmeleri sırça köşklerinden izliyor. Çoğunluk ise hayat kavgalarının tam ortasına düşmüş felaketi el birliği ile kaldırmaya çalışıyor. Elbette insanlık bu salgının da üzerinden gelecek. Ama hırs ve tamahkarlık virüsünü ancak ölüm yenebilir.

Her fırtına diner

Tıpkı diğer salgınlar gibi yıllar sonra Covid-19'un da esamesi okunmayacak. Muhakkak diner her fırtına. Ancak asıl kıyamet fırtına dindiğinde anlaşılır. Bu süreçte yitirilen canların acısı sevenlerinin yüreğinde hep ilk gün ki gibi kalacak.

Yazının başlığı çocuk felci aşısını geliştiren Jonas Salk'a ait. İlk önce New York City College'da kimya, ardından da New York Üniversitesi'nde tıp okuyan Salk, 1934'te mezun olduktan sonra o dönemde yeni keşfedilen grip virüsü ile ilgili çalışmalara başladı. 1947'de de Pittsburg Üniversitesi'nden davet alarak çocuk felci aşısı ile ilgili çalışmalara başladı. Yedi yıl boyunca çalışan Salk, polio virüsün özellikle bacaklarda kas güçsüzlüğüne sebep olduğunu keşfetti. Ayrıca üç tür polio virüsün olduğunu da keşfederek aşı çalışmalarına yöneldi. Aşıyı test edenler çocuk felcine karşı antikor ürettiler. Aşının da etkisi kanıtlanmış oldu. Çocuk felci aşısı 1955 yılında yaygın kullanım için onaylandı. Çocuk felci oranı da 100 bin kişi başına 18 vakadan 2 vakaya düştü.

Patenti reddetti

1955'te Gazeteci Edward R. Murrow'a verdiği bir röportajda bir aşının patentli olması gerektiği fikrini reddetti.

''Bu aşını patenti kime ait?'' sorusuna ''Ne patenti? O insanlığa ait, patent filan yok. Güneşin patentini alabilir misiniz? Bu aşıların amacı insanlara yardım etmek, ölümü ortadan kaldırmaktır. Bu noktada en büyük öncelik bunlardır. Kişisel kazançtan da çok daha önemlidir.''

Gerçek bir bilim insanı nasıl olunur derseniz işte Salt gibi derim.

Aşı konuları ilk gündeme geldiğinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geliştirilen aşıların insanlığın ortak malı olması gerektiğini söylemişti.

Nitekim Biden ve Putin de bu konuda aşı patentinin kaldırılması yönünde fikir beyan etti. Bu fikre birçok ülke liderinden de destek geldi. Görünen o ki yakın zamanda bu konuda müspet gelişmeler olacak.

Çin üzerindeki şüpheler

Çocuk felci aşısındaki Dr. Salk'ın tavrının tam aksine davranan oldukça fazla fırsatçının olduğunu da fark etmiş bulunuyoruz. Çin'in hastalığı yayıp ardından da ilk aşıyı bulan ülke olarak ortaya çıkması, kuşkuları artırdı. Birçok şüphe hala Çin üzerinde, üstelik bu durumu da fırsata çevirmiş durumda. İşin en ilginç tarafı da artık bu soruların gündemden kalkmış gibi gösterilmeye çalışılması.

Gelelim Türk Bilim İnsanları Uğur Şahin ve Özlem Türeci'ye aşı konusunda yöneltilen soruya... DW Türkçe'nin, "Sadece refah düzeyi yüksek ülkelerin değil de herkesin aşıya erişimi için, patent ve lisansların kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?" sorusu üzerine Şahin, "İçinde bulunduğumuz durum, hayatın kendisi gibi aslında. Her şey kontrolünüz altında değil her şeyi etkileyemiyorsunuz" ifadelerini kullandı. Devamında ''Öyle basit bir konu değil.'' ''Bizim yapabileceğimiz üretim kapasitesini artırmaktır. Sorun lisans vermekle bitmiyor. Çünkü aşı üretimi yirmi yıllık bir çalışmaya dayanıyor.'' şeklinde açıklamaları var.

Sağlık Bakanı ile yaptıkları toplantıda Şahin ve Türeci'nin Eylül sonuna kadar 120 milyon doz aşının verilmesini yani satın almamızı garanti ettiklerini öğrendik. Umarım süreç işler ve sonuç alınır.

Ben bu iki isim medyada sürekli boy gösterince ''Acaba ülkelerine pozitif ayrımcılık yaparlar mı?'' sorusunu sormuştum. Ancak, yukarıdaki cevaplardan da görüyoruz ki bu tür beklentiler nafile. Aşı konusundaki bu gelişmeye Rahmetli Oktay Sinanoğlu ya da hala hayatta olan Aziz Sancar imza atmış olsaydı onlar nasıl davranırlardı?

Ayrıca bir insan hayatı boyunca ne kadar paraya ihtiyaç duyabilir? Ya da ne kadar para harcayabilir? Hangi hazine insanlığa miras bir ilmin ürünü eder ki... İnsan hayatının harcanmasına göz yummak mı? Oysa ölüm herkesi eşit kılar.

Aşıda patentin kaldırılması gündeme geldikten sonra Biontech aşı saklama derecesini -70'den -20 dereceye indirmiş ve ''Fiyatları kar amacı gütmeyecek şekilde indirmeye hazırız?'' demiş. Şirketlerinin değeri de 54 usd'den 19,5 usd'ye kadar düşmüş.

Covid- 19 ile ilgili aşıların etkinliği de ayrı bir tartışma konusu elbette. Bir ya da iki doz aşıdan sonra virüse yakalanmama riskiniz ortadan kalkmıyor. Altı ayda bir aşı olmaktan bahsediliyor. İkinci doz aşı olan bazılarının da virüse yakalandığı ve hayatını kaybettiği gibi de bir gerçek var.

Yerli aşı çalışmaları

Sağlığın bu kadar ticarileştiği bir ortamda yerli aşı ilaç ve tedavilere oldukça fazla ihtiyaç var. Geçtiğimiz günlerde yerli ilaç ve aşı üretim süreçlerini Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'ın denetlediğini ve aksayan süreçlerle ilgili olarak olaya müdahale ettiğini öğrendim. Bu oldukça önemli bir mesele bizim de gayet başarılı bilim insanlarımız var. Onlara da fırsat vermek, önlerini açmak gerek. Çeşitli zaman israfı bürokratik engelleri ortadan kaldırmak da zaruri.

İnsanlık bir taraftan virüsle bir taraftan da emperyalist devletlerin ve şirketlerin bitip tükenmez hırslarıyla mücadele ediyor. Bu mücadele ancak farkındalıkla kazanılabilinir.

hilmi@optimar.com.tr