Hegemonyanın çatlakları, Zohran Mamdani ve New York'ta değişimin ayak sesleri

9.07.2026

Mamdani'nin başarısının kalıcı bir siyasal dönüşüme mi yoksa geçici bir dalgaya mı işaret ettiği önümüzdeki yıllarda görülecek. Ancak şimdiden söylenebilecek olan, New York siyasetinin uzun zamandır ilk kez bu ölçüde farklı bir toplumsal koalisyon üretmiş olduğudur.


Hegemonyanın çatlakları, Zohran Mamdani ve New York'ta değişimin ayak sesleri

Prof. Dr. Emel Topcu/ Akademisyen, Yazar

Bir yıl önce adını kimsenin bilmediği bir eyalet meclis üyesi, bugün Amerika'nın en büyük kentinin belediye başkanı. Zohran Mamdani'nin yükselişi, siyaset bilimindeki "hegemonya" tartışmalarını yeniden hatırlattı. Ama bu sadece bir seçim zaferi değil. Aynı zamanda anlatının, meşruiyetin ve iktidarın kimde olduğunun yeniden tanımlandığı bir kırılma anı. Eski düzen çökerken New York sokaklarından yükselen bu dalga, kasım ara seçimlerinde kendini göstermeye başlamışken, dünyaya yayılmasının ne kadar süreceği ise merak konusu.

Kimdir? Üç kıtanın çocuğu

1991'de Uganda'nın başkenti Kampala'da doğan Mamdanibugün 34 yaşında. Babası Mahmood Mamdani, post-kolonyal düşüncenin önde gelen isimlerinden, Columbia Üniversitesi'nde profesör. Annesi Mira Nair ise Monsoon Wedding ve Mississippi Masala gibi filmlerin Oscar adayı yönetmeni. Her iki ebeveyni de Hindistan kökenli. Aile, İngiliz sömürgeciliği döneminde Hindistan'dan Doğu Afrika'ya göç etmiş topluluklardan geliyor. 1972'de İdi Amin, yaklaşık 80 bin Güney Asyalıyı sınır dışı ettirdi. Mamdani ailesi bu travmaya doğrudan tanıklık etti. Babası bu deneyimi Vatandaştan Mülteciye adlı anı kitabında anlattı.

Mamdani'nin kökeni o kadar karmaşık ki, en basit soruyu bile zorlaştırıyor: "Nerelisin?" New York'ta verdiği bir röportajda bu soruya şöyle cevap verdi: "Geçmişim tek bir kelimeye sığmaz. Haritalar kıtalar arasında dans eder." Bu çok katmanlı kimlik, 2009'da Columbia Üniversitesi'ne başvurduğunda da kendini gösterdi. Formda "Asyalı" ve "Siyah veya Afrikalı Amerikalı" kutularını birlikte işaretledi. Columbia onu kabul etmedi. Mamdani bunun nedenini şöyle açıkladı: "Formlarda 'Hint kökenli Ugandalı' gibi bir seçenek yoktu. Oysa ben kökenimi olduğu gibi, eksiksiz yansıtmak istiyordum." Bu sözler muhafazakâr çevrelerden eleştiri aldı; bazıları onu "siyahi kimliğini sömürmekle" suçladı. Ancak birçok göçmen ve karma kökene sahip insan için bu açıklama fazlasıyla anlaşılırdı. Zira kimliklerini tek bir kalıba sığdıramayanların yaşadığı ikilemi, Mamdani en yalın haliyle dile getirmişti.

Dini açıdan kendini Müslüman olarak tanımlıyor. Babası Müslüman, annesi ise Hindu bir aileden geliyor. Bu çok dinli ve çok kültürlü aile yapısı, onun farklı inançlara ve kimliklere karşı açık bir bakış açısı geliştirmesine zemin hazırladı. Beş yaşında ailesiyle önce Güney Afrika'ya, yedi yaşında da New York'a taşındı. 2018'de Amerikan vatandaşı oldu. Göçmenlik deneyimi, onun dünya görüşünü şekillendiren en önemli unsurlardan biri oldu. New York'ta Bronx High School of Science adlı lisede okudu ve burada okulun ilk kriket takımını kurdu. Ardından üniversite eğitimini Bowdoin College'datamamladı; burada Afrika Araştırmaları okudu ve okulun ilk Filistin Dayanışma Öğrenci Birliği'ni kuran isim oldu.

Siyasete atılmadan önce New York'un en kalabalık ve en çok göçmenin yaşadığı ilçelerinden biri olan Queens'te, düşük gelirli ev sahiplerine haciz önleme danışmanlığı yapıyordu. Bankalarla pazarlık ederek insanların evlerinde kalmasını sağlıyor, bu süreçte konut krizinin doğal değil, tamamen politik bir tercih olduğunu çok net görüyordu. Bu deneyim onu siyasete itti ve 2020'de New York Eyalet Meclisi'ne seçildi. Seçildiğinde bu göreve gelen ilk Güney Asyalı erkek, ilk Ugandalı ve yalnızca üç Müslüman meclis üyesinden biriydi. Kendisini "demokratik sosyalist" olarak tanımlıyor ve Amerika Demokratik Sosyalistleri (DSA) hareketine bağlı olduğunu belirtiyor.

Nasıl kazandı? Kapı kapı bir zafer

Mamdani'nin başarısını anlamak için Antonio Gramsci'nin"hegemonya" ve "mevzi savaşı" kavramlarına bakmak gerekir. Gramsci'ye göre egemen sınıflar toplumu yalnızca zorla yönetmez; asıl dayanakları rızadır. Egemen sınıflar, kendi çıkarlarını herkesin çıkarıymış gibi sunarak toplumun geniş kesimlerinden destek alır. İşte buna hegemonya denir. Bu hegemonyayı kırmak için Gramsci "mevzi savaşı"nı önerir: medya, eğitim, kültür, kurumlar gibi sivil toplum alanlarında uzun soluklu ve sistematik bir mücadeleyle yeni bir karşı-hegemonya inşa etmek. Bu, cepheden saldırıdan farklı olarak yavaş ama kalıcı bir dönüşüm sürecidir. Mamdani'nin kampanyası tam da bu stratejinin günümüze uyarlanmış haliydi. Yüz binden fazla gönüllü, New York'un her mahallesini adım adım dolaştı. Sadece oy istemediler; insanlarla yüz yüze konuşarak kentin en derin yarasını keşfettiler: kira, ulaşım ve temel ihtiyaçların giderek erişilmez hale gelmesi. Bu saha çalışması, Mamdani'nin kira dondurma, ücretsiz toplu taşıma, devlet eliyle işletilen gıda pazarları ve ücretsiz kreş gibi vaatlerinin teorik olmaktan çıkıp hayatın tam ortasına oturmasını sağladı. New York Magazine'e göre bu gençlik hareketi, geleneksel Demokrat Parti çarklarını saf dışı bıraktı. Gramsci'nin mevzi savaşına uygun olarak sokaktan başlayıp sivil toplumu dönüştüren ve kurumsal siyaseti alttan üste yeniden kuran bir hareketti bu.

Bu elbette yerleşik düzenin hoşuna gitmedi. Rakip adaylar finans sermayesinin ve özellikle AIPAC'ın (Amerika İsrail Halkla İşleri Komitesi) desteğini arkalarına alırken, Mamdani kampanyasını halktan gelen küçük bağışlarla finanse etti. New York'un üç dönemlik eski belediye başkanı ve medya imparatoru Michael Bloomberg gibi isimler onu durdurmak için milyonlar harcadı. Ama halkın iradesi değişmedi.

Seçim sonrası Mamdani için "kral yapıcı" (king maker) tanımı yaygınlaşmaya başladı. Zira Haziran 2026'daki ön seçimler, onun siyasi ağırlığını açıkça ortaya koydu. Desteklediği üç aday, ön seçimleri kazanarak Kasım ara seçimlerinde Demokrat Parti'yi temsil etme hakkı elde etti. Dahası, bu adaylar mevcut kongre üyelerini devirerek siyaset arenasında şok etkisi yarattı. Brad Lander, 10. Bölge'de İsrail yanlısı Dan Goldman'ı yüzde 65,7 ile açık farkla geçti. Claire Valdez, 7. Bölge'de Brooklyn İlçe Başkanı Antonio Reynoso'yu mağlup etti. Darializa Avila Chevalier ise 13. Bölge'de beş dönemlik Adriano Espaillat'ı yüzde 49 oy alarak dar farkla saf dışı bıraktı. Tüm bu başarılar, Mamdani'nin yalnızca bir belediye başkanı değil, aynı zamanda ülke çapında etkili bir siyasi aktör olduğunun ilk işaretiydi.

Neden bu kadar tartışılıyor? Filistin, Aipac ve Demokrat Parti

Mamdani'nin en çok tartışılan duruşu, belediye başkanlığı ön seçimleri sırasında Filistin meselesinde sergilediği tavırdı. New York, dünyadaki en büyük Yahudi nüfusuna ev sahipliği yapıyor ve finans çevrelerinin kentteki etkisi tartışılmaz. Ön seçimlerin ortak televizyon yayınında diğer adaylardan ayrışarak, "Kazanırsam İsrail'i ziyaret etmeyeceğim. Ben New York'un belediye başkanıyım, buranın insanlarının sorunlarıyla ilgilenirim" dedi. New York Times'a göre, savaşın iki yıl dönümünde İsrail'i soykırımla suçladı. Seçimi kazandıktan sonraki ilk aylarda ise bu duruşunu somut adımlarla taçlandırdı: kentte geleneksel olarak düzenlenen İsrail Günü kutlamalarına katılmayı reddetti. Bu kararını, "Gazze'de katliam devam ederken kutlama yapmak vicdanen mümkün değil" diyerek gerekçelendirdi ve New York'un tüm topluluklarına eşit mesafede durması gerektiğini vurguladı.

Bu duruşu onu hem ilerici çevrelerin hem de AIPAC ve Amerikan Yahudi örgütlerinin odağına oturttu. 20 Haziran'daki konuşmasında Gramsci'nin sözünü hatırlatarak "Eski dünya ölüyor, yenisi doğamıyor; şimdi canavarların zamanıdır" dedi ve ekledi: "AIPAC bu canavarların başını çekiyor." Konuşmanın ardından 800'den fazla haham sert bir açık mektup yayımladı. Mektubun başlığı "Hahamlardan Eylem Çağrısı: Yahudi Geleceğini Savunmak"tı. Arkasında AIPAC bağlantılı The Jewish Majority adlı grup vardı. Mektupta Mamdani dört noktada suçlanıyordu: İsrail'i soykırımla suçlamak antisemitizmi körüklüyor, "İntifadayı Küreselleştirin" sloganını kınamamak şiddeti normalleştiriyor, İsrail'in Yahudi devleti olarak meşruiyetini tanımamak Yahudi kimliğini gayrimeşrulaştırıyor ve söylemleri Yahudilerin güvenliğini ve onurunu tehdit ediyordu. Ayrıca Manhattan'daki Park Avenue Sinagogu'nun hahamı Elliot Cosgrove, "Zohran Mamdani New York Yahudi toplumu için bir tehlike" diyerek en sert çıkışı yaptı.

Ancak bu suçlamaların herkes tarafından paylaşılmadığını da belirtmek gerek. Mamdani geri adım atmadı. "Antisemitizm ile İsrail hükümetinin politikalarını eleştirmeyi birbirinden ayırmalıyız" diyerek eleştirilerinin Yahudilere değil, devlet politikalarına yönelik olduğunu vurguladı. AIPAC'ı "karanlık para kullanan, toplumu bölen ve Gazze'deki ölümleri meşrulaştıran bir güç" olarak tanımlamaya devam etti. Konuşmasındaki "canavar" benzetmesini Gramsci'nin analizine dayandırdığını, lobi faaliyetlerinin demokrasiye verdiği zarara işaret ettiğini söyledi. Mektuptaki suçlamalardan biri, Mamdani'nin daha önce kullandığı "İntifadayı Küreselleştirin" (Globalize the Intifada) sloganıyla ilgiliydi. Artan eleştiriler üzerine Mamdani, bu sloganın Yahudi New Yorklularda yarattığı kaygıyı fark ettiğini söyledi ve bundan sonra bu ifadeyi kullanmaktan kaçınacağını belirtti. Ancak mektuba imza atan hahamların çoğu ikna olmadı. "Siyonistleri şeytanlaştırmak, yabancı bir hükümeti eleştirmek değildir. Bu, Yahudi kimliğinin ve toplumun kalbine yapılan bir saldırıdır" dediler. Mamdani ise karşılık verdi: "Anti-Siyonizm antisemitizm değildir. Bizi bununla korkutamayacaklar."

Mamdani'nin bu kararlı ve tutarlı duruşu, yalnızca ilerici çevrelerde değil, özellikle genç Yahudiler arasında da karşılık gördü. New York Times siyasi yazarı Mara Gay'e göre bu durum, yalnızca kuşaklar arası bir değişim değil, aynı zamanda Demokratlar arasında İsrail'e verilen desteğin giderek azaldığını gösteren önemli bir işaretti.

Tartışmanın diğer boyutu ise parti içi gerilimdi. Demokrat Parti Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Hakeem Jeffries, Mamdani'ye en başından beri mesafeli durdu. Mamdani'nin Haziran 2025'teki ön seçim zaferinin ardından aylarca sessiz kaldı; kazanacağı kesinleştikten sonra bile erken oylamanın başlamasına bir gün kala "Prensipli anlaşmazlıklarımız var" diyerek gönülsüz bir destek açıkladı. Jeffries'in AIPAC bağlantıları ve kuruluş düzenine yakınlığı, bu gerilimin arka planını oluşturuyordu. İlişki, Mamdani'nin Jeffries'indesteklediği iki kongre üyesine karşı aday çıkarmasıyla daha da derinleşti.

Bu başarı ne anlama geliyor? Gramsci, yeni siyaset ve gelecek

Mamdani'nin siyasi yükselişi, kapitalist sistemin ürettiği ekonomik eşitsizliklere karşı alternatif bir siyaset anlayışının somutlaşan örneği olarak okunabilir. New York sokaklarından yükselen bu hareket, mevcut siyasal yapı içinde farklı bir alanın varlığına işaret etmektedir. Mamdani'nin siyasi kişiliği, bireysel bir başarı hikâyesinin ötesinde, tabandan gelen taleplerin siyasal temsil düzeyinde karşılık bulabileceğini göstermektedir.

Seçildikten sonraki ilk büyük sınav, New York tarihinin en zorlu kış fırtınalarından biriydi. Mamdani, kriz anında bürokrasinin arkasına saklanmak yerine sahaya indi. Kar küreme programının saatlik ücretini 20 dolardan 30 dolara çıkardı, Ramazan'da oruçlu işçilerle sahur yaptı, evsizler için 20 ısıtma otobüsü ve 18 ısınma merkezi açtı. NBC News'e göre "kar fırtınasını başarıyla yönettiği" için geniş çapta övgü aldı. Siena College anketine göre bu çabalar onun yüzde 68'lik bir onay oranına ulaşmasını sağladı.

Yerleşik düzenin ve zengin oligarkların tüm engellemelerine rağmen Mamdani'nin etkisi New York sınırlarını aştı. Geliştirdiği taban hareketi modeli, kısa sürede başka eyaletlerde de yankı buldu. Los Angeles'ta Nithya Raman, Philadelphia'da Chris Rabb, Washington DC'de Janeese Lewis George, Colorado'da Melat Kiros, Mamdani'nin izinden giderek benzer taban hareketleriyle ilerici zaferler kazandı. Bu yayılma, hegemonyaya, sermayeye ve korkuya dayalı siyasetin karşısında dayanışmanın, emeğin ve umudun yalnızca teoride kalmadığını, pratikte de karşılık bulabilecek bir potansiyele sahip olduğunu gösteriyor.

Mamdani'nin başarısının kalıcı bir siyasal dönüşüme mi yoksa geçici bir dalgaya mı işaret ettiği önümüzdeki yıllarda görülecek. Ancak şimdiden söylenebilecek olan, New York siyasetinin uzun zamandır ilk kez bu ölçüde farklı bir toplumsal koalisyon üretmiş olduğudur.