Helalleşme, itirafı ve ödeşmeyi gerektirir

Dr. Necdet Subaşı / Yazar
26.11.2021

Defteri karşılıklı rızayla kapatmadan yola çıkmak bizi örseler. Kendimizi bazen dil dökmeye mecbur addederiz, bazen yüklü miktarda bir diyetten başkası karşımızdakinin öfkesini dindirmeye yetmez. Öyle ya da böyle üzmüşüzdür, incitmişizdir, ortada bırakmışızdır, başka kim bilir neler yapmışızdır? Yolculuğa hangi niyetle çıkarsak çıkalım, kafamızın rahat olmasını isteriz. Yoksa arkada bıraktığımızı sandığımız her şey peşimize takılır, bizi takip eder. Güya yola tek çıkmışızdır, ama içimizde yuva yapmış onca hikâye bizi hiç mi hiç rahat bırakmaz. Hani biz yola bu niyetle çıkmamıştık? Helalleşme basit bir ikna operasyonu, usta işi bir manipülasyon değildir, karşımızdakiler de çocuk değildir. Kimse bu oyuna gelmez. Onların kalplerini onarmak ve aramızdaki gerilimi ortadan kaldırmak zorundayız.



Uzun bir yola çıkıyorsun, bundan sonrasını kestirmek tabii ki zor. "Yolcunun işi Allah'a kalmıştır." denmesi hiç de boşuna değil. Yollar beklenmedik sürprizlere yol açar; ondandır gidip de gelmemek, gelip de görmemek var. Sefere çıkarken hazırlıklı olmak doğru ve değerli bir adım ama bu her zaman bilindik erzak tedarikleriyle halledilecek bir durum değil. Onlar olur, bir şekilde karşılanır. Oysa esas bir de kalbimizin ferah olması lazım, zihnimizin açık, aklımızın yerinde olması. Yolculuğa hangi niyetle çıkarsak çıkalım kafamızın rahat olmasını isteriz. Yoksa arkada bıraktığımızı sandığımız her şey peşimize takılır, bizi takip eder. Güya yola tek çıkmışızdır, ama içimizde yuva yapmış onca hikâye bizi hiç mi hiç rahat bırakmaz. Hani biz yola bu niyetle çıkmamıştık? Hevesimizin kursağımızda kalmaması için bir şeyler yapmak lazım.

Kaderin üstündeki kader

Yola çıkmak geri dönüşü ister olsun ister olmasın sonuçta terk-i diyar etmektir. Bir gün gittiğin gibi döneceksindir; bu, aklının bir köşesinde kayıtlıdır ama ne yazık ki o da sadece senin tasarladığın bir şeydir. "Kaderin üstünde bir kader vardır" nidası kulağımızda çınlar; açıkçası pek de yabana atılacak gibi olmayan bu söz bize hem umut hem de cesaret verir. Bunu sayısız tecrübeyle bizatihi yaşar ve öğreniriz.

Arkada bıraktıklarımız uğurlayanlar, bizi yola vurmaya gelenlerdir. Bir gün kapıyı bacayı kırıp ani bir kararla evden çıkıp kayıplara karışmış da olabiliriz. Her durumda bizi evden koparıp yola düşüren bir sebepler zinciri kesinkes vardır. İster kendi irademizle tatlı vedalarla ister etrafımızdaki tüm ağları bir bir yararak yola koyulalım, gitmeden önce bizim yapmamız gereken birkaç kalem iş mutlaka vardır. Bunları halletmeden yol tutmak tatsız bir başlangıç olacaktır. Yola hep bir niyetle çıkılır ve maksat hâsıl olmadıkça da geri dönülmez.

Geride kalanlarla şimdiye kadar sürdürülmüş keyifli keyifsiz onlarca hikâye vardır. Hele bazılarıyla ince bir tartıya vurulduğunda altından kalkamayacağımız ortak yaşanmışlıklar söz konusudur. Gidersek üstü körlenecek midir, bir şekilde unutulacak ve üzerine mum mu yakılacaktır? Hayır, hiçbiri olmayacaktır. Onlar senin yakanı bıraksa bile sen bu bağlardan kendini kurtaramayacaksındır. Sana iyilikleriyle destek olanlar senin bu habersiz ortadan kayboluşuna anlam vermeyeceklerdir. Sahi ne olmuş da şu önü belirsiz bir maceraya gözü kara atlarken bir yol gelip de dostlarına veda etmemişsindir? Bunları açıklaman gerekir. Eğer yangından mal kaçırıyor değilsen ne yapıp edip seni ister uğurlasınlar ister uğurlamasınlar arkada kalanlarla vedalaşman gerekir. "Allaha ısmarladık" ifadesi, dostlarına verdiğin bir güvencedir, ama bu yetmez. Tek tek her birinden helallik alman gerekir. Haklarını helal etmelerini beklerken, yarın seni neyin beklediğini bilmediğin bir yolda arkanda bir milim bile sitem bırakmamalısın. Hem dua almak az bir şey değildir, en çok da muhtaç olduğumuz odur.

Fırsat kapıları

Helalleşmek için vedalaştıklarımızın ne dost olması gerekir ne de düşman. Hepsiyle bir alışverişimiz vardır; aramızda birbirimize haklarımız geçmiş, kim bilir belki de bazen hiç düşünmeden hatırlandığında hiç de hoşa gitmeyecek şeyler yüzünden aramızda gerilimler olmuş, adımız kişiliğimizin kaldıramayacağı şeylerle anılmaya başlamıştır. Gerçi biz kendimizden adımız kadar emin olsak da başkalarının gözünde hiç de hoş karşılanmayan izler bırakmışızdır. Yol böylesi durumlarda arınıp paklanmak için adamakıllı fırsat kapıları açar.

Arınmaya davet

Düğünlerde derneklerde, bayramlarda ve seyranlarda ortam tam da helalleşmek için müstesna bir zaman dilimi olarak nasıl önümüzde duruyorsa yola çıkışlar da aynıdır ve bu durum bizi arınmaya davet eder. Hatta yol sekerat hâlindekilerin birazdan çıkacakları uzun yollara benzer birtakım özellikler taşır. O hâlde hemen yanı başımızdan başlayarak helalleşmeyi bizi rahatlatacak kıvamda derinleştirebilir, yüklerimizi belki de böylece sırtımızdan atabiliriz.

Elimizde bir defter yoktur, vakt-i zamanında bütün bunların kaydını tutmak aklımıza gelmemiştir. Ama kalp unutmaz, vicdan hesabı görülmemiş defterleri asla kapatmaz. Biliriz kime ne yaptığımızı, kimden nasıl incindiğimizi, kimden ne hayırsızlıklar gördüğümüzü. Vakit dar bile olsa onları tek tek bulmak ve helalleşmek gerekir. Araba birazdan kalkacaktır, beklesin; kervandakiler mırın kırın etmeye başlamışlardır, biraz daha beklesinler. Aceleye getirmek, kim vurduya gitmek kadar basit ve acıtıcıdır. Derdimiz vicdanımızın kayıt altına aldığı bu defteri bir yolunu bulup kendi dünyamızda iç etmek değil aksine dost ve düşmanlarımızla hukukumuzu yeniden tesis etmektir. Helalleşmek, geleceği Allah bilir ama bundan sonraki hayatımızda yeni bir sayfa açmakla hemen hemen aynı şeydir.

Keder yumağı

Helalleşmek basit bir iş değildir hele bir protokol görüşmesi asla değildir. Aramızdaki olup bitenler üzerine düşünmemiz, "kim nerede hata yaptı", "bu kusurların sahibi kimdir", sorularını açık yüreklilikle cevaplandırmamız ve "baltada varsa sapta da var" dikkatiyle ilerleyerek huzura nail olmamız beklenir. İçimizde birer keder yumağı olarak öyle sarılıp sarmalanmış bir şekilde hâlden hâle evrilen sıkıntılarımızın bizden yana olanlarını bağışlamak zordur ama yine de bunu göze almak gerekir. Allah'tan korkarız, ölümlü dünyadır, öbür tarafa götüreceğimiz ölmüş bir beden ve kefenden başka bir şey değildir. Affeden rahatlar, unutmayan kendi içinde kaybolur.

Helalleşmek itirafı, yüzleşmeyi, hesaplaşma ve ödeşmeyi gerektirir. Defteri karşılıklı rızayla kapatmadan yola çıkmak bizi örseler. Kendimizi bazen dil dökmeye mecbur addederiz, bazen yüklü miktarda bir diyetten başkası karşımızdakinin öfkesini dindirmeye yetmez. Öyle ya da böyle üzmüşüzdür, incitmişizdir, ortada bırakmışızdır, başka kim bilir neler yapmışızdır? O hâlde iç seslerimizi takip ederek yaşadığımız pişmanlıklarla hayata yeni bir geçiş yapmamız gerekir.

Bir ikna operasyonu değil

Helalleşme basit bir ikna operasyonu, usta işi bir manipülasyon değildir, karşımızdakiler de çocuk değildir. Onların kalplerini onarmak ve aramızdaki gerilimi ortadan kaldırmak zorundayız. Hem kimse bu oyuna gelmez. Yaşadıklarımız önemlidir ve sırf bu nedenle burnumuzdan kıl aldırmaya üşeniriz ne var ki başkalarına yapıp ettiklerimiz de bundan farklı değildir. Çaresi yok hata ve kusurlarımızı bir bir sildirip yola öyle çıkacağız. Yola çıkmak arkamızda kendimize ait bir yük bırakmadan yürümek demektir. Biraz dururuz, karşımızdakinin yüreğinin yumuşamasını bekleriz, aynı şeyleri bir daha yapmama konusunda kesinkes kararlı olduğumuzu ona da söyleriz. İçimiz dışımız rahat yola koyuluruz. Nerede kalmıştık? Oradan devam ederiz.

@darulmedya