İktisat ile ekonomi farkı

Temel Hazıroğlu / Yazar
26.05.2018

Mevcut iktisat anlayışı materyalist iktisat anlayışıdır ve kapitalist, sosyalist ekonomiler de bizatihi politikaları, uygulamalarıdır. “İktisat” bir amaca matuf zihinsel bir çaba ve teori “ekonomi” ise bu zihinsel çaba ve teorinin bir uygulaması demektir. Bir bakıma “ekonomi”, bir iktisat politikası/uygulamasıdır yani dar ve sığdır.



Genel olarak iktisat ile ekonomi aynı anlamlarda kullanılır. Oysa aralarında derin farklar ve ayrılıklar vardır. Bugün var olan iktisat anlayışı materyalist zihnin ürettiği iktisat anlayışıdır. Materyalist iktisadın iki tür uygulaması mevcuttur. Bunlardan biri sermayenin egemen olduğu kapitalist ekonomi, diğeri de bir sınıfın egemen olduğu sosyalist ekonomidir.

Şimdi “iktisat” kavramı ile onun bir uygulaması olan “ekonomi” kavramının ilişkisini yakından incelemeye ve değerlendirmeye çalışalım.

“Ekonomi” kelimesinin “iktisat” kavramının İngilizce karşılığından geldiğini biliyoruz. Ancak insan, toplum, eşya ve kâinat telakkileri açısından Batı’daki anlayışlarla İslam’ın anlayışları arasında zihinsel olarak dünyalar kadar fark olduğu açıktır. O açıdan bu derin ve uzlaşmaz farkın altını çizmek ve bu konuda farkındalığı artırmak için, şimdilik, bu iki kavrama farklı anlamlar yükleyerek bir başlangıç yapmakta fayda var. Bu arada bu konunun araştırılması, derinleştirilmesi ve geliştirilmesi meselesinin aydınların ve akademisyenlerin önünde duran acil bir görev olduğu da unutulmamalıdır.

İşin açıkçası “iktisat” ile “ekonomi” kelimelerini kavramsal olarak ve kökenleri itibariyle birbirinden ayırmak gerekir. Kanaatimizce “iktisat” daha ziyade teoriye dönük, ekonomi ise bizatihi uygulamaya dönüktür. Bu noktada iktisat ekonominin dar çerçevesine hapsedilemez. İktisat ekonomiyi kapsar, kuşatır ancak onunla sınırlı ve eş görülemez. Çağdaş dünyada “iktisat”, hayatı kuşatan sosyo ekonomik bütünlüğün kavramsallaştırılması, modellenmesi ve teorisidir; “ekonomi” de, bu kavramsallaştırmalara dayalı gündelik yaşam pratiği olarak birlikte tek bir sosyal praksisi oluşturmaktadır. Başka bir ifade ile iktisat, ekonomi uygulamasının toplumun tüm kesimleri gözetilerek ve kuşatacı belli bir siyaset anlayışıyla hayata geçirilmesidir. Yani iktisat, ekonomi politiktir. Diğer bir deyişle iktisat, politik ekonomidir.

Öncelikle “iktisat” ve “ekonomi” kelimelerinin kökenlerine bir bakalım. “İktisat” kelimesi aslında Arapça bir kelime olup “kasd” kökünden gelmektedir.1 “Kasd” ise hedefe yönelme, doğru yol, amaca uygun, mutedil demektir. Bir açıdan da “kıst” (adil olan pay, adalet) kavramını düşünürsek her şeye hakkını verme, her şeyi yerli yerine koyma, diğer bir deyişle tam anlamıyla adaleti tesis etme “iktisat” kavramına derin bir açılım yapabilir. Bu yönüyle, “iktisat” kelimesi itidal üzere hareket etme, harcamalarda tasarruflu olma, kanaat etme demektir. Başka bir ifade ile iktisatta bir gayeye yönelme vardır; “amaçlılık, ölçü ve ölçülülük” sosyal ve iktisadi kavrayışın temel unsurlarıdır.

“Ekonomi” kelimesi ise yunanca “oiko” (ev) ve “nomia” (kural) köklerinden oluşan “oikonomia” kelimesinden gelmektedir. Bu yönüyle, “ekonomi” kelimesi ev kuralı, ev yönetimi demektir. Bizim literatürde kullanılan “ilmi tedbiri menzil” deyiminin anlamı da bir bakıma “ev yönetimi”, “ev yönetim bilgisi” demektir ve “oikonomia” kelimesi ile paralellik arz edebilir. Ancak aralarında bazı temel farklar vardır.

“Oikonomia ile ilmi tedbiri menzil arasında epistemoloji ve kaynaklar bakımından mevcut bu temel farklara bir üçüncüsü eklenebilir: Amaç farklılığı. Bilindiği gibi ilmi tedbiri menzilin amacı, hane halkına bu dünyanın yanı sıra öte dünyanın da mutluluğunun yollarını göstermek iken, özellikle Aristo’nun anladığı anlamdaki oikonomiada böyle “öte dünya mutluluğu” kavramı –görebildiğimiz kadarıyla– yer almaz. Bu hususun, İslam’ın ahiret inancına olan vurgusundan kaynaklanan bir fark olduğu açıktır”2

İlmi tedbiri menzil

 İktisat kavramını “ilmi tedbiri menzil” kavramıyla birlikte düşündüğümüzde ekonomi kelimesinden en temel farkının “amaç farklılığı” olduğu açıktır. Zaten varılacak yer anlamındaki menzil kelimesi bunu açıkça göstermektedir. İşte bütün bu tartışmalar bize, “iktisat” ile “ekonomi” kelimelerinin kökenleri kadar, yöneldikleri maksatlar açısından da ciddi ve derin farklılıklar taşıdıklarını gösterir. Bugün için, “iktisat” kavramının İngilizcesinin “ekonomi” kelimesi olması bizi yanıltmamalıdır. Zira söz konusu maksat farklılığındaki temel ayırım bize bugün kullanılan sözde iktisat kavramının aslında zihin ve anlam olarak kapitalist iktisat hatta daha doğru bir ifade ile materyalist iktisat olduğu açıktır.

İktisat ile ekonomi farkının daha iyi anlaşılması ve ekonomi kavramının yetersizliğinin gün yüzüne çıkması konusunda bu disiplinin kurucularından Adam Smith’in (1929-1790) Ulusların Zenginliği adlı kitabındaki bir değerlendirmesi dikkate şayandır. “Siyasal ekonomi, iki ayrı amaç güder: Birincisi, halka bol bir gelir veya geçim sağlamak yahut daha doğrusu, onların, kendileri için böyle bir gelir ve geçim sağlamalarını mümkün kılmak; ikincisi, devleti ya da toplumu kamu hizmetlerine yetecek bir gelirle donatmaktır. Halkı da hükümdarı da zengin etmek gayesini gözetir”. 3 Aslında Smith, halk ile devleti bir araya getirip bütünleştirecek bir yaklaşımdan bahsederken siyasal ekonomi kavramını kullanarak altını çizmeye çalıştığımız farkın işaretini vermektedir.

Devletin yasası

Ayrıca bu konuda Fransız Devrimini etkileyen düşünür Jean-Jacques Rousseau (1712-1778) önemli bir isimdir. Toplum Sözleşmesi adlı eseriyle ünlenen Rousseau, pek de duyulmamış olan Ekonomi Politik adlı kitabında bu konuda ilginç değerlendirmelerde bulunuyor. “Ekonomi ya da oikonomi (ahlaksal ve siyasal). Bu sözcük oiko, ev ve nomo, yasa sözcüklerinden gelir ve kökenine göre, tüm ailenin ortak iyiliği için ev işlerinin akla ve belli kurallara uygun biçimde çekilip çevrilmesi anlamını taşır. Bu terimin anlamı sonradan en büyük ailenin, yani devletin yönetimini de kapsayacak biçimde genişletilmiştir. Bu iki anlamı birbirinden ayırt etmek için, ikinci durumda buna genel ya da politik (kamusal) ekonomi, öteki durumdaysa ev ekonomisi ya da özel ekonomi adı verilir”. 4

Rousseau, daha eserinin girişinde ekonomiyi “özel ekonomi” ve “genel ekonomi” (politik ekonomi) olarak ayırmak durumunda kalmıştır. Genel ekonomiyi politik (kamusal) olarak değerlendirmiş, buna toplum ve devlet idaresi anlamı vererek buradan da genel iradeye varmıştır. Ekonomi politiği bir anlamda polis’in nomosu olarak yani toplumun/devletin yasası, düzeni olarak görmüştür. Bu son derece ilginçtir.

Rousseau, “Servetlerde aşırı eşitsizliği önlemek yönetimin en önemli sorunlarından biridir, ama bunu hazineleri sahiplerinin elinden alarak değil hazine yığma olanağını herkesin elinden alarak, yoksullar için bakımevleri kurarak değil yurttaşları yoksullaştırmaya karşı güvenceye alarak yapmalıdır” der. Halkların erdemli olmalarının vatanı sevmekle başladığını söyler ve ardından da şunu ifade eder: Özgürlük olmadan vatan, erdem olmadan özgürlük ve yurttaşlar olmadan da erdem var kalamaz; yurttaş yetiştirirseniz, geri kalan her şeye de sahip olursunuz; yoksa elinizde sadece bir yığın kötü ve işe yaramaz köle kalır, en başta da devlet yöneticileri olmak üzere…

Rousseau, genel irade, onun somutlaşması olan devlet, devletin işleri için gereken erdem, erdemin hakim kılınması için gereken eğitim gibi, iyi bir toplum yönetiminin temel ilke ve kurumlarını tanımlamaya çalışır. Ona göre bütün bunlar devletin görevidir ve her şeyde “genel iradeyi” hakim kılmak esastır. Yasa koyucunun birinci görevi yasaları genel iradeye uydurmak, yöneticinin birinci görevi de yönetimi yasalara uydurmaktır. Aslında Rousseau, bütün bu anlattıkları ile genel ekonomi kavramını kullanmakla kalmamış aynı zamanda bunun kamusal tarafını açıklayıp genel irade üzerinden kamucu bir ekonominin işaretlerini vermiştir. Bu gerçekte ekonomi kavramının ne kadar yetersiz olduğunun işaretidir.

“İktisat” ve “ekonomi” ayrı zihinlerin ve ayrı yaklaşımların ürünüdür. Bu açıdan şunu çok rahatlıkla söyleyebiliriz: Mevcut iktisat anlayışı materyalist iktisat anlayışıdır ve kapitalist, sosyalist ekonomiler de bizatihi politikaları, uygulamalarıdır. “İktisat” bir amaca matuf zihinsel bir çaba ve teori “ekonomi” ise bu zihinsel çaba ve teorinin bir uygulaması demektir. Bir bakıma “ekonomi”, bir iktisat politikasıdır, bir iktisat uygulamasıdır yani dar ve sığdır. “İktisat” ise sadece ekonomiyi değil bütün hayatı kuşatan daha geniş ve derin anlamları olan, yeni zihin üzerinden yeni dünyaya kapı aralayan felsefi bir kavramdır.

“İktisat” ile “ekonomi” arasındaki fark, ana strateji ile politika arasındaki fark kadar derin, anlamlı ve hayatidir.

thaziroglu@hotmail.com