Irak'ı neler bekliyor?

Feyzullah Tuna Aygün / ORSAM Irak Çalışmaları Uzmanı
5.08.2022

Irak'ta sokak hareketlerinin Sadr Hareketi ile sınırlı kalmaması ve sokaktaki aktörlerin çeşitlenmesi Ekim 2019 gösterilerinde olduğu gibi siyaset üzerindeki baskının artmasına neden olabilir. Bu durum sokak hareketlerinin oluşturduğu rüzgârın siyasi oluşumlarca arkalarına alınmak istemesi nedeniyle siyasetteki popülizmin artmasına neden olacaktır. Irak'ın en büyük Şii dini lideri Ayetullah Ali el-Sistani'nin pozisyonu, sürecin şekillenmesi hatta krizin aşılabilmesi açısından kilit bir konumda yer almaktadır. Erken seçim çağrısı siyasi oluşumların gönülsüz olsa da erken seçimi desteklemesine neden olabilir.



Irak'ta 2018 yılında yapılan seçimler, Irak siyasal hayatında birçok yeni sorunun ortaya çıkmasına neden olduğu gibi mevcut sorunların da çözümsüz bir hale gelmesine sebebiyet vermiştir. Hatta 2018 yılında başlayan hükümet şekli tartışmaları 2021 seçimlerinin ardından da sürmüş ve mevcut krizin temelini oluşturmuştur. Zira Sadr Hareketi, Parlamento içi muhalefetin olduğu ancak bütün oluşumların temsil edildiği ulusal çoğunluk hükümeti tercih ederken Nuri el-Maliki, Hadi el-Amiri, Hummam Hammudi, Kays el-Hazali, Ammar el-Hekim ve Haydar el-Abadi gibi isimlerin oluşturduğu Şii Koordinasyon Çerçevesi Parlamento'daki bütün siyasi oluşumların içerisinde yer alacağı ulusal birlik hükümeti yöntemini istemektedir. Irak'taki 'Şii Evi' içerisinde yaşanan bu ayrışma ülkenin yakın geçmişini etkilediği gibi geleceğinin şekillenmesinde de etkili olmaktadır.

Benzer süreçler tekrar ediyor

2018 seçimlerinin ardından hükümeti kurmakla görevlendirilecek en büyük Parlamento blokunun tespit edilememiş olması, farklı tarafların uzlaşı hükümetinin kurulmasıyla sonuçlanmıştır. Benzer bir şekilde, 2021 seçimlerinin ardından hiçbir blokun diğerinin desteği olmadan hükümeti kuramayacak sandalye sayısına sahip olması siyasi anlaşmazlıkların Parlamento dışına yansımasına neden olmaktadır. Irak'ı 2021 yılında erken seçime götüren sürecin de benzer bir şekilde gerçekleştiği söylenebilir. Zira Ekim 2019 tarihinde başlayan gösteriler, Irak'ta ilk kez bir hükümetin görev süresini tamamlayamadan istifa etmesine neden olmuştur. İstifa eden Adil Abdülmehdi yerine ise Muhammed Tevfik Allavi ve Adnan Zurfi hükümeti kuramamış ve dönemin Irak İstihbarat Servisi Başkanı Mustafa el-Kazımi, erken seçim vaadi ile Parlamento'dan güvenoyu alabilmiştir.

Bu doğrultuda 2003 sonrasında ilk kez Irak'ta erken Parlamento seçimleri 10 Ekim 2021 tarihinde yapılmıştır. Ancak seçimden önce yapılan yasal değişiklik nedeniyle büyük siyasi oluşumları avantajlı bir pozisyona çeken seçim sistemi yerine daraltılmış seçim bölgelerinden en çok oy alan adayların kazandığı yeni bir sistem benimsenmiştir. Hatta bu değişiklik nedeniyle adaylarını ve seçmenlerini mobilize edebilen Sadr Hareketi'ne ek olarak göstericilerin oluşturduğu listeler ilk kez Parlamento'da temsil hakkına sahip olabilmiştir.

Bu gelişmeler ışığında Irak Parlamentosu 9 Ocak 2022 tarihinde ilk kez toplanmıştır. Oturumda Muhammed el-Halbusi ikinci kez Parlamento Başkanlığına seçilmiştir. Ancak hükümetin şekli nedeniyle olan tartışmalar, Irak siyasetindeki başat Kürt aktörler olan Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasındaki Cumhurbaşkanlığı tartışmaları, Cumhurbaşkanının seçilememesine neden olmuştur. Bu aşamada ise Irak Anayasası'nın öngördüğü seçim takvimi işlemez hale gelmiştir. Bunun üzerine Irak Federal Yüksek Mahkemesi'nin süreyi uzatması ile Cumhurbaşkanlığı seçimin tamamlanması için 6 Nisan 2022'ye kadar süre tanınmıştır. Ancak bu süre içerisinde de Cumhurbaşkanlığı seçiminin yapılamaması ülkeyi yeni bir krize iteklemiştir.

Sadr'ın istifa kararı

Siyasi açmazın ardından 73 sandalye ile Parlamento'daki en büyük oluşum olan Sadr Hareketi'nin istifası Irak'taki siyasi sürecin daha fazla belirsizliğe doğru itilmesine neden olmuştur. Cumhurbaşkanının seçilebilmesinin ardından hükümeti kurmak ile Sadr Hareketi, KDP ve Sünni Egemenlik Bloku tarafından oluşturulan Vatanı Kurtarma İttifakı'nın görevlendirilmesi beklenmesine rağmen sürecin muğlaklaşmasına neden olmuş ve Sadr Hareketi'nin toplu istifası ile farklı bir boyuta ulaşmıştır. Mukteda Sadr, hareketine bağlı milletvekillerini istifaya çağırırken, "krizin çözülmesi için fedakârlık yaptıklarını" ifade ederek siyasi mekanizmadan çekildiklerini söylemiştir. Sadr Hareketi, her ne kadar Parlamento'daki siyasetten çekilmiş olsa da sahip olduğu toplumsal destek ile siyaset üzerindeki baskısını kullanmaya devam etmiştir.

Diğer yandan istifa eden milletvekillerinin yerlerine yedek isimlerin göreve başlaması Parlamento'daki aritmetik açısından Şii Koordinasyon Çerçevesi'ni avantajlı bir hale getirmiştir. Bu doğrultuda istifa kararının ardından Şii Koordinasyon Çerçevesi, hükümeti kurmakla kararlı olduğunu açıklamasına rağmen Sadr Hareketi'nin de bir şekilde onayını almaya çalışmış ancak başarılı olamamıştır. Bunun üzerine Şii Koordinasyon Çerçevesi, tek taraflı bir yaklaşım ile Fırateyn Akımı Başkanı ve eski Bakan Muhammed Şiya Sudani'yi Başbakan adayı olarak ilan etmiş güvenoyu oylaması için Parlamento'yu toplamak istediğini duyurmuştur. Bu durum üzerine ise Parlamento siyasetinden çekilen Sadr Hareketi, sokak üzerinden siyasete geri dönüş yapmıştır.

Siyaset nasıl sokağa indi?

Sadr Hareketi'nin siyaseti sokağa kanalize etmesinin miladı 27 Temmuz 2022 tarihinde Parlamento'da düzenlenen gösteriler ile olmuştur. Ancak Sadr Hareketi, 15 Temmuz Cuma günü Bağdat'ın Sadr Semti'nde 1,5 milyon kişinin katıldığı iddia edilen Cuma namazı ile hem hareket için bir güç denemesi hem de mobilizasyonun başlangıcını organize etmiştir.

Gösterilerdeki zirve noktası ise Sadr Hareketi destekçilerinin Yeşil Bölge ve Parlamento'da eylemlerinin devam ettiği 1 Ağustos 2022 tarihinde Şii Koordinasyon Çerçevesi'nin karşıt gösteri çağrıları ile yaşanmıştır. İki grup arasında sıcak temasın yaşanmaması ise müzakere sürecinin engellenmesi ihtimalini ortadan kaldırmıştır. Buna rağmen gösteriler nedeniyle Şii Koordinasyon Çerçevesi liderleri Sadr Hareketi'ne diyalog çağrısında bulunmasına rağmen bu talep karşılık görmemiştir. Ancak diyalog çağrıları da Sadr'ın rejim, anayasa, seçim mekanizması ve milis grupların yeniden yapılandırılması şartlarını öne sürmesi nedeniyle gündemdeki yerini koruyamamıştır. Bu doğrultuda Sadr destekçilerinin 'Aşure Devrimi' ve 'Reform Devrimi' olarak isimlendirdiği sokak hareketinin 2 Ağustos 2022 tarihinde Sadr'ın Parlamento'nun 72 saat içerisinde boşaltılması çağrısı ile farklı bir boyutta devam edeceği söylenebilir.

Sadr'ın amacı

Sadr, 2021 seçimlerinde, 2018 seçimlerinde olduğu gibi birinci oluşum olarak çıkmasına rağmen iki seçimden sonra da istediği ulusal çoğunluk hükümetini kuramamıştır. Bu bu sebep atılan adımların aşırı bir noktaya gitmesine neden olmaktadır. Zira Sadr'ın bu amacının önünde öncelikle Irak eski Başbakanı Nuri el-Maliki'nin durduğu söylenebilir. Hatta Sadr ve Maliki arasındaki kan davasının Irak İç Savaşı'na kadar gittiği söylenebilir. 2008 yılında dönemin Başbakanı Maliki, Sadr önderliğindeki Mehdi Ordusu'na yönelik başlattığı Şövalye Saldırısı Operasyonu ile Mehdi Ordusu'nun pozisyonunu kaybetmesine neden olmuştur. Hatta ikili arasında dönem dönem ortaya çıkan gerilimlerde de Maliki'nin bu operasyona atıf yaparak Sadr Hareketi'ni hedef haline getirdiği söylenmektedir.

Bu kapsamda Sadr tarafından bakıldığı takdirde siyasetteki en büyük engellerden birisinin Maliki olduğu görülmektedir. Hatta Sadr Hareketi gösterilerinin başlaması üzerine Maliki'nin 'kendisini savunmaya hazır olduğu' mesajını taşıyan silahlı pozları, Maliki tarafından gösteriler ile kendisinin hedef alındığı şeklinde yorumladığını göstermektedir. Bu doğrultuda Sadr'ın başkanlık sistemi, çoğunluk hükümeti ve yeni anayasa gibi siyasi amaçlarını gerçekleştirmek istediği süreç içerisinde Maliki'nin siyasetten kalıcı olarak uzaklaştırılması en büyük kazancı olarak değerlendirebilir. Zira içerisinde Maliki'nin yer almadığı bir Şii Koordinasyon Çerçevesi, mevcut haline kıyasla Sadr açısından daha kabul edilebilir bir paydaş haline gelmektedir. Hatta Maliki'nin ülkedeki siyasileri hedef aldığı ve mezhepçilik içeren ses kayıtlarının 13 Temmuz 2022 tarihinde sızdırılmaya başlanması Maliki'nin siyasetten tasfiye edilmek istendiğini göstermekle birlikte Sadr tarafından Maliki'ye karşı kullanılan bir argüman haline gelmiştir.

Irak'ı neler bekliyor?

Sadr'ın göstericilerin Parlamento'dan çekilmesi yönündeki açıklamaları, Şii Koordinasyon Çerçevesi'nin başbakan adayını bertaraf etmesi ancak siyasi mekanizmaya da hareket edebileceği bir alan bırakmak istemesi olarak değerlendirilebilir. Hatta Sadr'ın Parlamento'nun kendisini feshetmesini istemesi ile birlikte çekilme kararı Parlamento'ya tanınmış bir süre olarak da okunabilir.

Buna rağmen Parlamento çalışabilse bile 329 sandalyeden 73'ünü kazanabilen Sadr'ın içerisinde olmadığı bir hükümet veya Parlamento'nun ülkeye istikrar getirebilmesi düşük bir ihtimal olarak durmaktadır. Ancak mevcut Parlamento'nun fesih konusunda istekli olmaması veya yeter sayıya ulaşılamaması ülkedeki krizin Parlamento dönemi içerisinde çözülebilmesini engellemektedir. Sokak hareketlerinin Sadr Hareketi ile sınırlı kalmaması ve sokaktaki aktörlerin çeşitlenmesi ise Ekim 2019 gösterilerinde olduğu gibi siyaset üzerindeki baskının artmasına neden olabilir. Bu durum ise sokak hareketlerinin oluşturduğu rüzgârın siyasi oluşumlarca arkalarına alınmak istemesi nedeniyle siyasetteki popülizmin etkisinin artmasına neden olacaktır.

Diğer yandan bu muğlak durum içerisinde Irak'ın en büyük Şii dini lideri Ayetullah Ali el-Sistani'nin pozisyonu sürecin şekillenmesi hatta krizin aşılabilmesi açısından kilit bir konumda yer almaktadır. Zira Sistani'nin Ekim göstericilerini desteklemesi eski Başbakan Adil Abdülmehdi'nin istifa sürecinin hızlanmasına yol açtığı gibi olası bir erken seçim çağrısı siyasi oluşumların gönülsüz olsa da erken seçimi desteklemesine neden olabilir. Ancak Sistani'nin böyle bir açıklama yapması ve sürecin Iraklılar lehine dönüşmemesi tehlikesi Sistani'nin önündeki en büyük endişedir. Zira bu durumda başarısızlıktan dolayı Merciliğin veya dini kurumların sorumlu tutulması riski ortaya çıkmaktadır.

@ftunaaygun