İslamcılık düşüncesinin kırılma noktaları ve temayülleri

Murat Güzel
14.07.2019

İslamcılık, İslam birliği, İslam devleti, sanat, edebiyat, siyaset, kadın, gençlik, eğitim vb. konu ve kavramların 1980 sonrası İslamcı dergilere yansıma şekillerini derinlemesine inceleyen ‘Bir Başka Hayata Karşı’daki yazıların nihai hedefi, İslamcılık düşüncesinin belli kırılma noktalarını, temayüllerini ve diğer toplumsal aktörlerle ilişkilerini göstermek.



Türk modernleşmesi tarihindeki en eski fikri ve siyasi akımlardan biridir İslamcılık. İlkin Batılılaşma olarak başlayan modernleşme sürecinde Batılılaşmacılığın en önemli üretken muarızıdır bu haseple. Cumhuriyet döneminde, bilhassa tek partili yıllarda yaşanan uzunca bir suskunluk sonrası 1960'lardan itibaren gerek sanat ve edebiyat alanında gerek politik alanda gerekse de fikri düzeyde giderek yükselen bir seyir çizen İslamcılık belki bugün kullanılan anlamına 1980'lerden itibaren kavuştu. 

İslamcı siyaset ve düşüncenin yaygınlaşıp belirgin bir toplumsal hacme kavuşmasında en etkin rolü dergilerin oynadığı göz önüne alınırsa İslamcılığın tarihini ortaya çıkarma, bu tarih içindeki kırılma, dönüşüm ve değişimleri izleme noktasında en faydalı kaynakların İslamcılıklarıyla maruf dergiler olacağı söylenebilir. Sözgelimi bugün İslamcılığın iflas ettiği, değiştiği, bittiği ve benzeri birçok tartışmanın bir şekilde yeniden açıldığını görüyoruz. Oysa bu tartışmaların bir benzerinin bu kez 1990'larda doğrudan İslamcı dergiler içinde gerçekleştirildiğini de biliyoruz. O dönem çıkan bazı dergilerin isimleri bile bu değişim istencini yansıtacak bir karaktere sahipti, Değişim adlı bir dergi bile yayınlanmıştı. 

"Bir Başka Hayata Karşı", İlmi Etüdler Derneği'nin 2013 yılından itibaren İslamcılıkla ilgili tartışmaları birincil kaynaklardan izleyebilmek amacıyla başlattığı ve İslamcılığın 1908'den günümüze seyrini dergiler düzeyinde ortaya çıkarmayı amaçlayan projenin üçüncü aşamasında, 20-22 Nisan 2018'de düzenlenmiş 3. İslamcı Dergiler Sempozyumu'nda sunulan bildirilerin gözden geçirilip geliştirilmiş hali. Editörlüğünü Doç. Dr. Lütfi Sunar'ın yaptığı dört ciltten oluşan kitap, 116 yazarın katkısıyla 73 bölüm, 96 portre ve çerçeve yazısı içeren 2 bin 260 sayfalık bir ansiklopedi boyutunda neredeyse.   

Yedi dönem

Lütfi Sunar'ın yazdığı "İslamcılığı Konumlandırmak: Genel Bir Giriş" başlıklı yazı İslamcılığı tanımlamaktan onun köken ve başlangıçlarına, izlediği tarihsel seyre ilişkin doyurucu analizler içeriyor. Sunar, İslamcılık tarihini ele alabilmek için yedi dönem öngörüyor: 1924 öncesine dayanan kurtarıcı bir proje olarak İslamcılık, 1924-45 arasındaki sükut, geri çekilme ve dağılma dönemi, 1945-60 arasında milli ve manevi sentez altında toparlanma, 1960 ila 1980 arasında kamusallaşma, 1980 ila 2000 arasında da yeni örgütlenme ve girişim biçimlerinin keşfedilmesiyle birlikte farklılaşma. 2000 sonrasını ise Sunar muhafazakarlaşma olarak niteleyerek bu dönemde devletle uyum ve düzenle bütünleşmenin yaşandığını yazıyor. Türkiye tarihinde toplumsal yapıda iki farklı uçtan bahsedilebileceğini vurgulayan Sunar ilk uçta Batılılaşma ile özdeşleşen modernleşmeciliğe karşı ikinci uçta da mevcut hali koruyup sürdürmeye kararlı bir muhafazakarığın bulunduğunu kaydediyor. İslamcılığın diğer düşünce akımları arasındaki yerinin netleştirilmesi gerektiğini düşünen Sunar, İslamcılığın bu iki uç arasında bir sıkışmışlık görüntüsü verse de onun hem yenilenme hem de muhafaza etmeyi bir arada tutma girişiminin bir ürünü olduğunu belirtiyor. Bu noktada İslamcılığın son derece kekeme bir dil halini yansıttığını ifade eden Sunar, bu sebeple İslamcılığı ele alacak çalışmaların ılımlı ve kapsayıcı bir çerçeve kurmalarının gereğine işaret ediyor. 

“Bir Başka Hayata Karşı”  ed. Lütfi Sunar Konya Büyükşehir Belediyesi  

2019


 

  

Bektaşiliğin oluşum süreci

Yeniçeri Ocağı'nın resmi tarikatı olarak bilinen Bektaşiliğin aynı zamanda Osmanlı sisteminin dışladığı derviş dindarlığının birleşme ve kaynaşma platformuna dönüştüğünü savlayan Rıza Yıldırım, Bektaşiliğin bir tarijat olarak nasıl ortaya çıktığını temelinde yer alan tarihsel şahsiyetlere eğilerek çözümlemeye çalışıyor. Bunun için Bektaşiliğin kurucuları sayılan Hacı Bektaş Veli, Abdal Musa, Kızıldeli'yi; Anadolu’da Hacı Bektaş Dergahı, Rumeli’nde Kızıldeli Dergahı'nı, Rum abdalları ile Çelebi ailesi arasındaki ilişkileri irdeleyen yazar, Balım Sultan'a uzanan yaklaşık 250 yıllık oluşum sürecini incelerken Anadolu'nun dini hayatına da ışık düşürüyor. Bektaşiliğin Doğuşu, Rıza Yıldırım, İletişim, 2019

  

Türklerin inanç sistemi ve Şiilik

Müslümanlık sonrası Türklerin tarihi gerek Türkiye'de gerekse İran'da genelde askeri-siyasi temelde ele alınan bir konu olagelmiştir. Türklere has sayabileceğimiz inanç sistemlerine dair incelemelerde bile bu anlamda askeri-siyasi kalıpların hakim olduğundan bahsedilebilir. Şiiliğin Türkmenler arasında hangi şartlar ve coğrafyalarda nasıl yayıldığına, Türklerin inanç dünyalarının oluşumunda Şii etkilerin rolüne ilişkin tarihsel-sosyolojik bir araştırma Ali Bademci'nin eseri. Konuyla ilgili elbette bütün sorulara cevap üretilemese de Anadolu'daki dini iklimin oluşum tarihine ve Türkmenlerin dini hayatına ilişkin derinlikli ve kapsamlı bir çalışma hüviyeti taşıyor kitap.

Şamanizmden Kızılbaşlığa Şiiliğin Türkmen Yüzü, Ali Bademci, Çizgi Kitabevi, 2019