Kültür-sanat perdesinin ardındaki PKK

Doç. Dr. Sertaç Timur Demir / Gümüşhane Üniversitesi
04.07.2020

Her incinmişlik söylemini çeşitli kanallarla propaganda içeriğine entegre eden PKK'nın örgüt ikliminde de sanat, bir tarafta abartılı ajitasyonların, öbür tarafta ise coşkulu kahramanlıkların hikayeleriyle doldurulmaktadır. Her iki yöntem de örgüt içinde ve etrafında bir takım “beyni yıkanmış” “öfkeli” bir kitlenin devamlılığını hedeflemektedir.



Terörizm açısından medya, şiddet kültürünün tam da teröristlerin arzuladığı şekilde maliyetsiz ve seri dağıtımına hizmet eder. Medya ve terör birbirlerinden hem çekinirler ama hem de bir şekilde birbirlerinden istifade ederler. Medya, örgüt-içi aidiyeti pekiştirirken; dışarıya arzuladığı gibi görünmenin imkanlarını sunar. PKK da medya organlarını besleyen kültür-sanat etkinliklerini belli bir strateji etrafında yürüten bir terör örgütüdür. Örgüt-içi ortak ideolojik idealler bu araçlarla oluşturulmaktadır. Öyle ki gözleri önünde yok olan hayatlar, alınan hasarlar ve bunların neden olduğu moral bozuklukları bile bazen bir konserle bastırılmakta, görmezden gelinmekte ya da hiç olmamış gibi davranmanın yolunu açmaktadır. Bir kısım örgüt mensuplarının içine düştükleri umutsuzluklar, hayal kırıklıkları ve belki de pişmanlıklar bazen sanat komünlerinin organize ettiği- örneğin bir tiyatro oyunundaki mesajla geçiştirilmektedir. Oysa o mesaj, avuçlarını ovuşturarak yeni teröristler devşirmeye çalışan ele-başları tarafından çoktan planlanmış ve yapılandırılmıştır.

Veri estetize etme

Örgütün propaganda dili uluslararası kamuoyunu çeldirmeyi hedeflemektedir. Bu amaçla veri estetize edilmeye çalışılmaktadır. Akıldan çok duygulara hitap eden bu dolaylamalar ve güzellemeler, örgütü sempatik gösterme stratejisinin sonucudur. Mesaj, alt-metinlere, sinsi detaylara ya da çekici görsellerin gölgesine yedirilmektedir. Yanılgılı bir şekilde de olsa, bu kurmaca mesajların insani değerler taşıdıkları fikri hakimdir. Sinemaya, sahnelere, tablolara, edebiyat sayfalarına, dinletilere, konserlere, performanslara ve diğer sanatsal uygulama ve temsillere odaklanılmaktadır. Neticede örgütün yürüttüğü hiçbir kültür-sanat faaliyeti, öylesine kendiliğinden, tesadüfi ya da maksatsız değildir. Terörizmin önemli bir ayağı kültür ve sanattır çünkü.

Sanatı terörle anmak

Kültür ve sanat dünyasının, burada olduğu gibi PKK bağlamında bile olsa, bir terör parametresi olarak tartışılması olağan dışı ya da akıl dışı bir durum olarak değerlendirilebilir. Zira kültür-sanat, ifade özgürlüğünün zirveleştiği; buna karşılık sansürün veya yasaklamanın uygunsuz bulunduğu bir sahadır. PKK terör örgütünün sanat perdesinin ardına saklanma çabasının önemli bir nedeni de budur. Diğer nedeni, sanatla ilgilenen kişi ve kurumların desteğini aramaktır. Öte taraftan bu portre, örgüte dış desteğe hazır kesimler için de bir gerekçe imkânı sağlamaktadır. Uluslararası basında örgüt mensuplarının, bir aklama operasyonu olarak, devamlı kültür sanat elçileri ya da savaş karşıtı sevimli aktivistlermiş gibi gösterilmeleri maksatsız değildir.

Sanat, kültürel dünyayı istila eden terörizm durumundan muaf değildir. Bir film yapmak, şarkı bestelemek, oyun sahnelemek ya da kitap yazmak, ilk bakışta kültürel mücadelenin birer direniş mecraları olarak görülebilirler. Ancak sanat, -en azından sanatın bazı görünümleri- yeri geldiğinde yıkıma kaynaklık edebilir ya da kıyımlara alkış tutabilir. Nasıl ki medya salt bilgilendirme ya da haberdar kılma aracı değilse; sanat da bazen derinden derine hegemonik ilişkilerin bir değişkeni olabilir.

Böyledir, çünkü küreselleşen dünyada kendince incitilmişliklere sahip olan ve bu incinmişlik realiteleri ya da varsayımları üzerinden kimlik inşa etmeye çalışan herkes için sanat, araçsallaştırılabildiği nispette geçerli ve değerli kabul edilmektedir. Bu manada “savaş sanatı”ndan bahsedildiği gibi, “sanat savaşı”ndan -hatta sanat teröründen de bahsedilebilir. Nitekim, ANF News’in kod adı Azadi Umut olan Buldan Keser isimli teröristle yaptığı mülakatta “Ben bir savaşçıyım ama sanatı da geliştirerek bu savaşı devam ettireceğim” ifadelerine yer verilmiş ve sonrasında terörist başı Öcalan’dan iktibasla “sanat, bir savaş faaliyetidir” cümlesi eklenmiştir.

Her incinmişlik söylemini çeşitli kanallarla propaganda içeriğine entegre eden PKK’nın örgüt ikliminde de sanat, bir tarafta abartılı ajitasyonların, öbür tarafta ise coşkulu kahramanlıkların hikayeleriyle doldurulmaktadır. Her iki yöntem de örgüt içinde ve etrafında bir takım “beyni yıkanmış” “öfkeli” bir kitlenin devamlılığını hedeflemektedir.

Seyirciye oynamak

PKK’nın ve bölge uzantılarının sanat stratejisi içinde direniş, devrim ve özgürlük söylemlerinin gölgesinde örgütteki kadınların, ironik bir ifadeyle “masalsı” öykülerine odaklanılmaktadır. Örgütün sanat faaliyetlerinde kadın, çocuk, ekoloji ve aktivizm gibi Avrupalı bakışı okşayan imgeleri sık sık işlemesi bu açıdan stratejiktir. Bu amaçla filmler çekilmekte, festivaller düzenlenmekte, müzik dinletileri, dans gösterileri, konserler tertip edilmekte ve tiyatro oyunları sahnelenmektedir. Ayrıca edebiyat buluşmaları, resim sergileri ve kitap fuarları organize edilmektedir. Bu arada demokrasi, şehitlik, barış, özgürlük (hususen kadın özgürlüğü), direniş kavramları, örgüt mensuplarının bu etkinliklerde en fazla kullandıkları, -daha açıkçası içini boşaltıp; en yüzeysel olarak tükettikleri- kavramlar olmaktadır.

Buna karşılık PKK, Kürt kimliğiyle eşleştirilirken; “Türk Devleti” ifadesi altında da nefret söylemleri yeniden üretilmektedir. Örgüt kendi dünyasında ya da dış kamuoyunda tesiri olan düşünür ve sanatçıların demeçlerini, kendi eylemlerini meşrulaştırmak için araçsallaştırmaktadır. Tüm etkinliklerde birlik ve dayanışma mesajları verilmekte ve böylece bir tür denetim sistemi inşa etmektedir.

PKK ve uzantıları, özellikle ekolojik hassasiyetler üzerinden mensuplarına birer aktivist imajı çizmektedir. Örgüt, yaşanmış ve yaşanmakta olan deneyimleri sistematik araçlarla dizayn etmekte ve kolektif hafıza oluşturmaya çalışmaktadır. Özünde yanılsamalı da olsa sevgi dolu ve barışçıl örgüt kimliği tasarlamayı hedefleyen örgüt, özellikle dilsel ve sanatsal faaliyetlerle bunu küresel paylaşıma açmaktadır. Bu çalışmaların birincil hedef-kitlesi çocuklar ve kadınlardır. Afişlerde, dergilerde, videolarda hep öncelikli gösterilen kadın yüzüdür. Bu, mağduriyet ve hassasiyet yaratmanın en kolay(cı) yoludur.

Maskenin gerisinde

Terörü yalnızca dağlarda değil; coğrafi mesafeleri aşan ve anlamsızlaştıran dijital mecralarda veya masum görünen kültür-sanat buluşmalarında aramak gerekmektedir artık. PKK’ya gelince, bu terör örgütü lobi faaliyetleri kapsamında medyanın her uzantısından istifade etmekte ve bu anlamda kültür-sanat etkinliklerini merkeze alarak medya içerikleri oluşturmaktadır. İnsan kaynaklarından finansal desteğe kadar ihtiyaç duyduğu gücü toparlayabilmek adına sanatın duyguları tesir altına alabilen doğasından beslenmektedir. Şarkılar, şiirler, halaylar veya belgeseller gibi kitle dilini inşa eden araçlar üzerinden ortaklıklar yaratmaktadır. Bu yolla, şayet yaşıyorsa “kahraman”; ölmüşse “şehit” gerilla söylemleri geliştirmekte ve takipçilerine beyin yıkama ve inanç tazeleme ritüelleri dizayn etmektedir.

Bunun karşısında, Türkiye Cumhuriyeti devletini ise canavarsı bir tasvirle resmetmekte ve kontrolünde tuttuğu kitle üzerinde sentetik korkular üretmektedir. Şarkı söyleyen, dans eden, kitap okuyan, şiir yazan, ekoloji manifestoları sıralayan bu kurgusal “gerilla” imgesi, öte yandan uluslararası medyanın ve kamuoyunun zihnindeki eli silahlı terörist imgesinin yerine ikame edilmekte ve bu imge en çok Türkiye’ye karşı koz olarak kullanılmaktadır.

Örgüt kendi içinde rasyonelize etmek, karşıtlık oluşturmak, klişeleştirmek, tektipleştirmek, kahramanlaştırmak, kutsallaştırmak, aciz göstermek, çarpıtmak, sevimlilleştirmek, ajite etmek, küreselleştirmek, umut vermek, davet etmek, korku yaratmak ve kavramların içini boşaltmak gibi yöntemler belirlemektedir. Şiddet eylemlerinde teröristlere dönük yapılan vurgunun aksine burada daha fazla saflaştırılmış, etnikleştirilmiş ve tarafsızlaştırılmış bir dil kurma çabası hakimdir. Bu nedenlerle terörle mücadele, iç ve dış medyanın takip edilmesinin yanı sıra kültür-sanat kisvesine bürünmüş çok katmanlı terör(ist) etkinliklerine yönelik birçok sistematik ve sürdürülebilir adımı zorunlu kılmaktadır.

stdemir@yahoo.com