Matematiğin Türkçesi Cahit Arf

Mustafa Çiftçi / Yazar
14.02.2020

Hani ismiyle müsemma diye bir deyiş vardır. Cahit; Cehd eden demektir Arif ise anlayan... “Anlamak için cehd etmekle geçmiş bir ömür” diye boşuna demiyorlar. Peki, Arifî olan lakap nasıl Arf olmuştur?



On liralık banknotlarda ismi ve resmi olan Cahit Arf kimdir? Cahit Arf’ın hayatında Selanik, İstanbul, Ankara, İzmir, Kastamonu’nun önemi çok. Babasının posta idaresindeki memuriyeti sebebiyle aile hep babanın peşinden gitmiş. Bu gidişlerde Cahit’in “sokak çocuğu” olmaması için azami bir gayret gösterilmiş ve sokaktan uzak durması öğütlenmiş. Sürekli muhit değiştirme sebebiyle sokaktan uzak tutulan Cahit için evde tek başına oyun ve oyuncak icat etme devirleri başlar.

Sürekli şehir ve okul değiştirmesine rağmen, cebir öğrenmesi için özel bir gayet gösterilmemiş olmasına rağmen Cahit’te Allah vergisi bir kabiliyet ile bilinmeyene “x ve y” diyebilmek kudreti vardır. İşin başında yani ilk öğrenciliklerinde dil bilgisine kabiliyeti vardır ve çok başarılıdır. Bu durumu şöyle izah eder Cahit “Bana göre gramer algıların sözcüklerle modelleşmesidir. Fiil gibi, sıfat gibi... Bunların hepsi ayrı ayrı algısal kavramlar. Çocukken bu kavramları iyi ayırt edebiliyordum. Birbirleriyle münasebetlerini biliyordum. Neticede bu bir mantık oyunudur. İşte ben bu mantığı iyi işletebiliyordum...” Cahit’in bu mantık kuvvetini ve intibak hızını okul müdürünün kardeşi olan ve matematiğe alakası olan genç fark eder ve onu dört işlem dışında da bir dünya olduğu gerçeği ile tanıştırır.

Herkes Türkçe öğrenecek

Komşu kızının dam başında izlenen yazlık sinemadaki Fransızca alt yazıları tercüme etmesini örnek gösteren ve bak sen de Fransızca bilsen tercüme edersin diyen annesine Cahit o yaştaki duygularının bir nişanesi olarak şöyle der. “Ben yabancı dil öğrenmeyeceğim artık. Çünkü öyle büyük bir devlet olacağız ve milletimizden öyle büyük adamlar çıkacak ki bütün keşifleri biz yapacağız ve bütün dünya Türkçe konuşacak asıl onlar bizim dilimizi öğrenmeye mecbur kalacaklar” Hamaset kokan bu cümleler daha sonra özellikle matematik ve bilimle olan irtibatı arttıkça şöyle olur; “...övünülecek şeylerin kahramanlık, savaş kazanmak ülke zaptetmek gibi şeyler olmadığını asıl övünülecek şeylerin bilimsel marifetler olduğunu düşünmeye başladım...”

“Cahit burada kalırsa zayi olacak yavrucak...” bu sözler artık herkesin dilindedir ve babasının çalıştığı aile şirketinin sahipleri olan Avunduklar Ailesi şimdiki tabiriyle sponsor olurlar ve yüklü miktarda Frank alınır. O günleri şöyle anlatır Cahit; “1926’da Fransız Frankı’nda müthiş bir düşme olmuş. Babam dostlarını tavsiyesi ve yardımı ile bol miktarda Frank almış. Bu Franklarla benim Fransa’da okumam İstanbul veya İzmir’deki Sultani’lerde okumamdan daha ucuza geliyordu. Bunun üzerine beni Fransa’ya amcamın ahbaplarının yanına gönderdiler. Orada Saint Luis Lisesi’ne yazıldım... Liseyi üç yerine iki yılda bitirdim. Fakat o zaman da babamın Frankları tükendi.”

Gemi kaptanına emanet

Henüz soyadı değil aile lakabı kullanıldığı için pasaportuna “Cahit Arifî yazılarak ve gemi kaptanına emanet edilerek Paris’e yollanır. Ama kaptana emanet edilmesi pek işe yaramaz ve Lotus isimli gemi Bozkurt isimli Türk bandıralı bir gemi ile çarpışır ve Bozkurt batar. Ve limanda soruşturma için beklemek zorunda kalırlar. Bu iki gemi davası uzun yıllar sürmüş Türk tarafının avukatı daha sonra Adalet Bakanlığı yapmış olan Mahmut Esad Bey daha sonra “Bozkurt” soyadını alacaktır. Gemi kazasında aile telaşlanır ama Cahit iyidir...

Türkiye’de matematikle gelen şöhreti kısa zamanda Paris’te de yakalar ve okulu bir yıl erken bitirir. Ama tam da o sırada babasının çalıştığı şirket iflas etmiştir ve babası bu haberi ondan saklamıştır. Cahit Türkiye’ye dönmek zorunda kalır. Ve o günleri şöyle anlatır; “Türkiye’ye döndüm. Maarif Vekaleti’nin açtığı Avrupa imtihanlarına İzmir Sultanisi beni namzet gösterdi. Hem Ecole Polytechnique’i hem Ecole Normale Superior’u kazanmıştım. (Biri mühendislik diğeri öğretmenlik)...birinde mühendis olacağım ve para kazanacağım öteki tarafa girersem öğretmen olacağım ve para kazanamayacağım. Memleketin öğretmene ihtiyacı var diye düşündüm, o zamanın havası öyleydi. Ecole Normal’e gittim...”

Gidiş gelişlere devam...

Aslında biraz Türkiye’ye geliş sonra tekrar tahsil için yurt dışına çıkış hep devam eder Cahit’in hayatında. Ama o gitmek değil kalmak taraftarıdır. Paris’te öğretmen okulu mezuniyetinden sonrasını şöyle anlatır. “Ecole Normale’i bitirdikten sonra Maarif Vekaleti doktoranı yap da öyle dön dedi. Olmaz ben gelip Kastamonu Lisesi’nde öğretmenlik yapacağım dedim. Döndüm fakat Kastamonu yerine Galatasaray Lisesi’ne gönderdiler. Bu da yine vatana millet heyecanıyla oldu.” Cahit Galatasaray Lisesi’nde ve İstanbul Üniversitesi’nde ders verdikten sonra Göttingen’e doktora için gider. Türkiye’ye döndüğünde İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde profesör ve ordinaryus profesörlüğe yükselir. Ve 1962 yılına kadar çalışır. Daha sonra Robert Koleji’nde matematik dersleri vermeye başlar. 1964 yılında Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu’na (TÜBİTAK) ilk bilim kurulu başkanı olur.

Arifî nasıl Arf oldu?

Hani ismiyle müsemma diye bir deyiş vardır. Cahit; Cehd eden demektir Arif ise anlayan... “Anlamak için cehd etmekle geçmiş bir ömür” diye boşuna demiyorlar. Peki, Arifî olan lakap nasıl Arf olmuştur? Kendisinden dinleyelim. “Ben Fransa’ya gittiğim zaman soyadı sorulurdu onların aklı ermiyor böyle soyadsız kimselere. Ben de Arifî demiştim. Pasaportumda öyle yazıyordu... Faransa’da hiç kimse Cahit diye çağırmadı hep Arifî dediler. Hatta sondaki “i” harfini kısa okudukları için bazıları İtalyan sanıyordu. Bu nedenle babam “Arf” olsun mu deyince ben de olsun dedim. İsteyen istediğini alabiliyordu o sırada...

Türk lirasınan kazınan isim

Bir ömrü özetlemek ne kadar zor hele ki o isim bir imparatorluğun yıkılışı ile bir devletin kuruluşuna denk gelen bir dönemde yaşamışsa. Bu hayatın içinde kendi adıyla anılan Arf teoremleri, başarıları efsane olmuş tahsil hayatı, öğrenci yetiştirmekle geçmiş uzun yıllar var... Ve o yıllar sonunda elde edilmiş haklı bir şöhretin Türk Lirası’na kazınmış bir ismi Cahit Arf...1997’de aramızdan ayrılan Arf’ın hayatından tadımlık da olsa bir parça sunabildikse ne mutlu bize...

mustafatoros@gmail.com