Modern dünyanın doğuşuna Osmanlı'nın etkisi

Murat Güzel / Açık Görüş Kitaplığı
2.07.2022

Kemal H. Karpat'ın 1971'de Wisconsin Üniversitesi'nde düzenlenmesine önayak olduğu Osmanlı Tarihinin Dünya Tarihiyle İlişkisi başlıklı bilimsel toplantıya dayanan ‘Osmanlı ve Dünya' kitabında Arnold J. Toynbee, William H. McNeill, Halil İnalcık, Albert Hourani, Charles Issawi, Stanford J. Shaw gibi isimler Osmanlı devletinin dünya tarihindeki yerini ve modern dünyanın ortaya çıkışını nasıl etkilediğini incelemeye gayret ediyorlar.



Ondokuzuncu yüzyılda gücünün en üst düzeyine ulaştığını bildiğimiz Batı, emperyalizm, kapitalizm ve kolonyalizm aracılığı ile dünyanın geri kalanı üzerinde şimdi bile süregelen bir tahakkümü başlatmıştır. Baskın karakteri askeri, siyasi ve iktisadi veçhelere sahip bu tahakkümün elbette bütün bu veçheler yanında kültürel boyutları da vardır. Çağdaş olduğu ya da geçmişte var olan diğer kültürleri yok sayan, mütekebbir, takip edilmesi gerekli tek model olarak kendini sunmaya özenli bu bakış açısının epey sorunlu olduğu ilk elde söylenebilir; lakin çeşitli alanlarda etkilerinin olduğu da hiç kuşkusuzdur.

Genellikle Avrupamerkezcilik olarak adlandırdığımız ve Avrupa'yı dünya-tarihsel sürecin merkezine oturtup ona evrensel payesini veren bu bakış açısının özellikle tarih alanında Batı dışında kalan halkların kayda değer bir kültüre ve tarihe sahip olmadığı iddiası bu etkilerin başında gelir. Batı dışında yaşayan halkları "tarihsiz" saymaya varan bu anlayış temelinde kapitalizmin yükselişiyle birlikte dünya tarihi neredeyse çağdaş tarihyazımında Batı Avrupa'nın tarihi olarak düşünülegelmiştir. Dünya tarihi hakkında yazılan pek çok kitapta Osmanlı devletinin görmezden gelindiğini ya da kısa bir bölüm ve üç beş beylik kanaatle konunun geçiştirilmeye çalışıldığını görürsünüz.

Avrupamerkezci anlayışlar içerisinde Osmanlı tarihinin gözardı edilişi ya da geçiştirilmesinin bağışlanması mümkün değildir; çünkü, biliyoruz ki, Osmanlı devleti kuruluşundan yıkılışına dek kendine özgü toplumsal, iktisadi ve siyasi organizasyonlar geliştirmiş; ayrıca Avrupa tarihi ile de yakından ilişkili bir devlettir. Hatta Osmanlı tarihi olmaksızın Avrupa tarihini düşünmek mümkün değildir; zira 1700'lü yıllara dek Osmanlı devletinin Avrupa'nın göbeğinde yer aldığını belirtmek gerekir; bu sebeple Osmanlı tarihi Orta ve Batı Avrupa'daki olay akışlarına etki ettiği kadar o olay akışlarından da etkilenmiştir.

Kuruluşundan yıkılışına kadar çevresindeki büyük güçlerle bazen dostane bazen hasmane ilişkiler içinde olmuş Osmanlı devletinin Avrupa'da milli devletlerin oluşumunu kolaylaştırdığını söyleyen Kemal H. Karpat'ın 1971'de Winconsin Üniversitesi'nde düzenlenmesine önayak olduğu Osmanlı Tarihinin Dünya Tarihiyle İlişkisi başlıklı bilimsel toplantıya dayanan Osmanlı ve Dünya kitabında Arnold J. Toynbee, William H. McNeill, Halil İnalcık, Albert Hourani, Charles Issawi, Stanford J. Shaw gibi isimler Osmanlı devletinin dünya tarihindeki yerini ve modern dünyanın ortaya çıkışını nasıl etkilediğini incelemeye gayret ediyorlar. Kitapta ayrıca bu isimler tarafından yazılan yazılar hakkında yapılan yorumların bazıları da bulunuyor.

1934'ten 1961'e dek yayını süren ve 28 ana uygarlığı inceleyen 12 ciltlik devasa A Study of History başlıklı çalışmayla neredeyse tarihçilikte bir zirve sim konumunda olan Arnold J. Toynbee'nin makalesi Osmanlı devletinin kuruluş dönemine odaklanarak onun dünya tarihindeki yerini tartışıyor. 1475 yılından 1768'e dek Osmanlı devleti ve ona bağlı devletçiklerden başka bir devletin Karadeniz ile Azak denizinde kıyısı olmadığına dikkat çeken Toynbee, bu devletin eski dünyanın odak noktasında yer aldığını, Asya, Afrika ve Avrupa'nın kesişiminde bulunan bu odağın dünya iletişiminin önemini uzun uzadıya anlatan ve Osmanlı devleti sonrası bazı halkların başına gelenlerin incelenmesinin Osmanlı devletinin tıpkı Habsburg yönetimi gibi iftiraya uğradığını da göstereceğini kaydeden Toynbee, devletin çok iyi bir yönetime sahip olmadığı son aşamasında bile hakimiyeti altında olanlar için daha sonra başlarına gelecek olanlardan daha mutlu bir idare olduğunu vurguluyor. .

Osmanlı ve Dünya, der. Kemal H. Karpat, TİMAŞ, 2022

Düzenli olmayan savaş türleri

Milli Savunma Üniversitesi Kara Harp Okulu Dekanlığı öğretim üyeliği görevini sürdüren Emrah Özdemir ile Ahmet Özcan'ın birlikte kaleme aldığı kitapta tarih boyunca düzenli savaştan farklı taktik ve teknikleri barındıran gayrınizami harp ele alınıyor. Kavramın teorik zemini ve altyapısını irdeleyerek tarihsel süreci ve halihazırdaki durumu inceleyen Özdemir ile Özcan'ın kitaplarının en önemli bölümleri elbette Irak ve Afganistan işgalleri sırasındaki direnişlerin ve işgallere karşı koyma stratejilerinin neler olduğuyla ilgili. Kitap gerilla harbi, küçük savaş, ayaklanma, düşük yoğunluklu çatışma ve özel harp gibi gündelik siyasette ve iletişim dilinde de sık sık kullanılan kelimeleri içeren bu kavram özelinde birbirinden farklı tecrübeleri Türkçeye aktarıyor.

Gayrinizami Harp Tarihi: Direniş, Ayaklanma, Çatışma, Emrah Özdemir- Ahmet Özcan, Kronik, 2022k

Martin Heidegger'in Nazilerle dansı

20. yüzyıl felsefesinin en önemli ismi sayılagelen Martin Heidegger'in nasyonal sosyalizm ile ilişkisi sürekli tartışma konusu olmuştur. En temel eseri Varlık ve Zaman ile modern felsefenin yörüngesini kökten değiştirdiği savlanan Heidegger'in 1933'te Nazi partisine üye oluşu ve devamındaki gelişmeler sürekli ele alındı. Kimileyin nasyonal sosyalist düşüncelerin benzerlerinin Varlık ve Zaman'da bulunabileceği öne sürülürken kimileyin de Heidegger'in son ana kadar nasyonal sosyalist dönemdeki hataları sebebiyle özür dilemediği kaydedildi. Özellikle son yıllarda yayınlanan Kara Defterler ile birlikte kızışan bu tartışmaya Kant ve Hegel uzmanı sayılan Johannes Fritsche modern felsefe birikimi aracılığıyla ilginç bir ışık düşürüyor.

Heidegger, Nasyonal Sosyalizm ve Etik, Johannes Fritsche, çev. H. Kuyumcuoğlu-M. Mandalinci-C. Akarsu-U. Eldem-D. Uygun, Pinhan, 2022.

@uzakkoku