Müziği hediye etmek

Doç. Dr. Evren Kutlay / Yazar
15.10.2021

Sultan V. Murad, anılarını kelimelerdense notalarla tutmuş, gündelik hayatını yazı dili yerine müzik diliyle kaydetmiş... O yıllarda yazılmış kartpostalların tasarımlarında da görsel tasvirlerin yerine zaman zaman notaların kullanıldığı göze çarpar. Kartın arka yüzünde gönderenin mesajı kelimelere dökülürken ön yüzünde bir müzik eserinin notaları yankılanır.



Hediye almak ve vermek tüm kültürlerde yer alan evrensel bir olguysa da, kiminde benzer kiminde kendine has ritüelleri olan bir uygulamadır. Türk kültüründe hediyeleşme sosyal bağları canlı tutan, güçlendiren bir gelenektir. Bayramların, doğumların, düğünlerin ve benzeri kutlamaların bahane kılmasının yanı sıra karşılıksız hediye verme Türk toplumsal yapısının -tıpkı misafirperverliği gibi- samimi ve cömert bir ifade biçimi, bir sunusudur. "Yarım elma gönül alma", "Çam sakızı çoban armağanı" gibi deyimlerle mütevazılığı vurgulansa da iyi seçilmiş bir hediyenin karşılıklı iletişimde ilişkiye artı değer katma gücünün oranı, verenin ve alanın düşünsel ve duygusal beklentilerini karşılama, her iki tarafı da toplumsal ve kültürel bağlamlarda temsil edebilme, eşleştirebilme, ortaklık kurabilme kabiliyetinin derecesindedir. Örneğin futbol oynamayan birine oynayanın futbol topu hediye etmesi ya da dikiş dikmekten anlamayan birinin terziye sırf tasarımını beğendiği bir berber makası alması hediyenin taşıdığı sembolik kimliğin değerini düşürecek, kodladığı mesajı itibarsızlaştıracaktır.

İktidarın temsili

Osmanlı sultanları için hediyeleşme siyasi iktidarın temsilidir. Osmanlı'nın resmî/gayri resmî ortamlarda ve hatta savaşta kendisini temsil ettiği, fonksiyonel yönleriyle öne çıkardığı, diplomatik ve kültürel iletişim dili olarak seçtiği sanat dalı müziktir. 19. yüzyıl modernleşme süreçleriyle birlikte sözlü kültüre mahsus geleneklerin yazılı kültüre has öğelerle harmanlanıp yeniden yorumlanmasıyla, müziği notasyona aktarma ve nota basımı önem kazanmıştır. Böylelikle yazı dilinde de bir ifade evrenine kavuşan Osmanlı müziği, sadece duysal ve mekâna bağımlı bir iletişim biçiminden coğrafi sınırları aşabilen, zamana nakledilebilen, uzak diyarlara gönderilebilen, geniş kitlelere ulaşabilen bir iletişim aracına dönüşmüştür. Malumat Dergisi gibi bazı medya organları, okuyucularına, eklerinde, o yıllarda dinlenen, sevilen eserlerin basılı notalarını hediye etmeye başlamışlardır. Diğer yandan müzik yazısı içeren hediyeler, notaların dilini çözümleme merakı uyandıran, kişiselleştirilmiş, gizemli, yüksek benliğe hitap eden, birebir örtüşen, ortaklığa vurgu yapan, adeta bir mesaj kodlama yöntemi olmuştur. Kâğıt kaleme dökülen müzik artık bir nevi yeni bir yazışma dili, yeni bir ifade biçimidir; tıpkı sadece aynı dili anlayanların birbirleriyle ayrıcalıklı iletişim kurabilmesi gibidir. "Sendenim" ya da "Bendensin" demenin bir yoludur. Hediyeyi alanın verilen mesajı duyabilmesi için görüp okumaktan ötesine haiz olması, notanın tınısını tanıması, içinde duyabilmesi, belki biraz mırıldanabilmesi, çalgısının başına geçip kodlarını çözümleyebilmesi gerekir.

Müzik konulu hediyeler ticari ve diplomatik ilişkilerin bir uzantısı olarak Osmanlı Sarayı'na yüzyıllar boyunca sunulmuştur. Müzik yazısına geçilmesi ve Osmanlı Batı Müziği'nin mevcut Osmanlı müziği branşlarına eklenmesiyle Avrupalı bestecilerin eserlerini sultanlara ve saray erkânına adadıklarını, hediye olarak gönderdiklerini biliyoruz. Osmanlı hanedan üyelerinin de hem birbirlerine hem de yaşamlarında özel yer verdikleri şahıslara, devleti ileriye götüreceğine inandıkları sanatçı ve bilim adamlarına sundukları sevgi, saygı ve zarafetin temsili hediyelerinin en gözde olanları müzik temalıdır. Kimisi ise (örneğin Sultan V. Murad), anılarını kelimelerdense notalarla tutmuş, gündelik hayatlarını yazı dili yerine müzik diliyle kaydetmişlerdir. O yıllarda yazılmış kartpostalların tasarımlarında da görsel tasvirlerin yerine zaman zaman notaların kullanıldığı göze çarpar. Kartın arka yüzünde gönderenin mesajı kelimelere dökülürken ön yüzünde bir müzik eserinin notaları yankılanır.

Kültürel diplomasi sanatı

Uluslararası ilişkiler nezdinde hediye vermek etkili bir siyasi manevra aracı olarak işlevselleştirilebilir. Hediye, bahsettiğimiz çok öğeli temsil kabiliyetiyle bir ülkenin kültürünün içeriği ve değerler hiyerarşisinin ifadesidir. Sultan III. Selim devrinden itibaren ad hoc diplomasi anlayışını terk eden ve sürekliliği benimseyen Osmanlı'nın küresel rekabette konumlanmasında Sultan II. Abdülhamid'in uyguladığı uluslararası stratejilerde, kendi kimliğini korurken dünyaya hitap edecek sanat temsilini vurgulayan hediyeler kültürel diplomasi ve imaj yönetiminde etkin bir mekanizmadır. Bu hediyelere Sultan'ın Amerika'ya gönderdiği fotoğraf albümleri, Almanya İmparatoru II. Wilhelm için kendi sarayında himaye ettiği Türk piyano yapımcısına (Kastamonulu Mehmet Usta) yaptırdığı piyano, İsveç'e gönderdiği kitaplar örnek sayılabilir.

Sultan II. Abdülhamid'in dış ilişkiler hediye politikalarının bir diğer temsili, mevkidaşı, Carmen Sylva adıyla bilinen Romanya Kraliçesi Elizabeth'e ortak zevkleri piyano üzerinden gönderdiği nota albümüdür. (Kraliçe ile Sultan'ın müzikli temaslarına bir başka örnek, daha önce Romanya sarayında müzisyen olarak görev yapmış piyanist Alessandro Voltan'ın Osmanlı sarayında göreve alınmasıdır. Alessandro Voltan bir müddet Sultan II. Abdülhamid'in sarayında müzisyenlik yapmış ardından İzmir'e yerleşerek bir Türk kızıyla evlenmiş, Müslüman olmuş ve Tevfik (Macar Tevfik olarak bilinir) adını almıştır.)

Sultanın piyano albümü

Kraliçe gibi kendisi de iyi bir piyanist olan, piyano ile ilgili gelişmeleri yakından takip eden Sultan, Osmanlı sanatının görsel ürünlerini, yazılı metinlerini ve üretim teknolojilerini sunduğu gibi, sarayında dinlediği, belki kendisinin de piyanosunda icra ettiği, Muzıka-yı Hümâyûn'da ilmek ilmek işlenmiş müziğini de bu yöntemle tüm dünyaya duyurmuştur. Osmanlı Batı Müziği eserlerinin yanı sıra Klasik Osmanlı Müziği eserlerinin çok seslendirildiği, kavramsal olarak iki kısımdan oluşan koleksiyonda 1876 yılı vurgulanmış, notalar ilk Müslüman müzik yayıncısı Notacı Hacı Emin Efendi'ye bastırılmıştır. Müzik albümünün kurgusundan ve seçkisinden, yaşanan buhranlara teslim olmamak üzere devletin bekasını önemseyen, sahip çıkan, aynı zamanda modern ve diğer milletlerle yarışan bir kimlik okunmaktadır. Diğer bir deyişle, özünü korurken dünyanın diliyle de kendini ifade ettiğini vurgulayan, donanımının, kültürünün zenginliğinin kendi müzikal üretimi ve kaynaklarıyla birlikte diğer devletlerle yarışacak güçte olduğunu, aynı teknik/bilimsel, uluslararası ifade diline hâkimiyetini, çağdaşlığını, modernliğini, hatta bugünkü deyişle globalliğini ifade etmeyi hedefleyen bir imajın, ustalıkla kurgulanmış bir seçki yoluyla, bilgelikle oluşturulduğu görülmektedir. Muzıka-yı Hümâyûn'un işleyişini ve yapısını da yansıtan Sultan II. Abdülhamid'in piyano albümünü, ortaya çıktığı Hollanda'da, Amsterdam Yunus Emre Enstitüsü'nün himayesinde, yaklaşık yüz elli yıl sonra ilk kez geçtiğimiz günlerde icra ettim. Osmanlı sarayından günümüze intikal eden bu müzikal hediyeyi umarım dünyanın dört bir yanında ve ait olduğu, dinlendiği, sevildiği kendi topraklarımızda da sunma, anlatırken çalarak sesini duyurma imkânı bulabilirim.

Osmanlı modernleşmesi, devletlerarası ilişkilerin tesisinde, uluslararası kültürel ve diplomatik iletişim süreçlerinde, hem karşı tarafı (Batı'nın çok sesli müzik kültürünü) anlamak hem de kendine mahsus, özgün tavrıyla oluşturduğu ürünleriyle (Osmanlı'nın çok sesli müziği) küresel rekabette yer almak üzere şekillenmiş, gönderilen hediyeler, coğrafi sınırları sanat yoluyla genişleterek, kültürleri fethederek yeni bağlar kurmayı ve farkındalık yaratmayı hedeflemiştir. Bizler de tarihimizin sesine kulak kabartırsak bu hediyeleri duyabilir ve sahip çıkabiliriz.

evrenkutlay@gmail.com