Müzmin bir kuşkucu olarak Foucault

8.11.2014

Foucault’nun yakın dostu Veyne’e bakılırsa o ne yapısalcı ne de 1968 düşüncesi olarak adlandırılabilecek bir akıma bağlıdır. Ne görececi, ne de tarihselcidir. O bir kuşkucudur.


Müzmin bir kuşkucu olarak Foucault

Murat Güzel / Yazar

1960’lı yıllardan beri beşeri bilimlerde oluşan yeni fikirlerin ve yaklaşımların membaı ve zirvesi olarak Michel Foucault ve eserleri gösterilse yeridir. Foucault bir yapısalcı ya da post-yapısalcı mıdır? “1968 düşüncesi” denebilecek özel bir tür düşünce bütünü mü onun eserlerine yön vermiştir? Bu soruları soran tarihçi ve Foucault’un yakın dostu Paul Veyne’e bakılırsa o ne yapısalcı ne de 1968 düşüncesi olarak adlandırılabilecek bir akıma bağlı bir düşünürdür. Ne görececi, ne de tarihselcidir. Foucault’nun fikri mirasına yönelik bu tür nitelemelerin Foucault’nun kendi sözlerini kaçırdığını savlar Veyne. Çünkü Foucault kendini bir kuşkucu olarak nitelemektedir.
 
Peki ama Foucault’nun kuşkuculuğu ne tür bir kuşkuculuktur? Veyne’e göre Foucault genel fikirlerin hakikatine değil yalnızca olguların, yazdığı kitapların sayfalarını dolduran tarihsel olguların hakikatine inanıyordu. Bu anlamda kurucu hiçbir aşkınlığı kabullenmeyen Foucault nihilist olarak da adlandırılamazdı. İnsan özgürlüğünün olduğuna inanan, bu uğurda politik mücadelelere girşimiş, militanlık da yapmış bir düşünürdür. Ancak politik mücadelelere ve politik pratiğe hakikat değeri verebilmek üzere düşünceleri kullananlardan haz etmediği de kendi sözleriyle ortada olan bir düşünürdür Foucault.
 
Paul Veyne’nin Foucault’nun düşüncesi ve kişiliğini anlattığı  kitap bu açıdan sadece bir tarihçinin gözüyle değil, bir “dost” bakışıyla yazılmış bir kitap. Foucault’nun yakın dostu Veyne, filozofun devrim niteliğindeki düşüncelerini, bu düşünceleri biçimleyen yaşamıyla birlikte ele alıyor. Filozofun kişiliğinde ete kemiğe bürünen bu düşünce Veyne’nin kaleminde yaşayan, hareket eden, mücadeleci bir insana işaret ediyor.
 
Şimdinin tarihi
 
Foucault eserlerinde geçmişi ele alırken asıl olarak “şimdinin tarihi”ni yazmaya gayret gösterir. Paul Veyne, Foucault’nun akvaryumda olduğunu bilen kırmızı bir balık olduğunu söylüyor. Fakat bu kırmızı balık akvaryuma karşı bir samurayın kılıcıyla kuşanmış. “Bu yüzden” diyor Paul Veyne, “bu kitabın asıl başlığı kırmızı balık ve samuray”dır. 
 
Foucault hakkında kaleme alınmış birçok eser arasında Foucault’nun “yaşama sanatı”nı da iş başında gösteren Veyne’nin kitabı kendiliğinden önemli bir yer tutuyor. Düşünürlerin fikirleri kadar kişilik ve hayatlarının da önemli olduğu; kişilik, hayat ve düşünce arasındaki ilmeklerin doğru atılması durumunda elde edilecek hasılanın düşünmekle yaşamak, teori ve pratik olarak adlandırılan sözde zıt karşıtlıkları çözümlemede bize önemli doneler sağlayacağı hiç kuşkusuzdur.
 
Bu bakımdan da Veyne’nin kitabı değerliler arasında yer almaktadır. 
 
Bir şehirde yabancı olmak
 
Richard Sennett’in bu kitapta bir araya getirdiği iki denemede kendi dönemlerinde dünyanın en büyük iki şehri olan Venedik ve Paris’i ziyaret ederek sürgünlerin hem coğrafi hem de manevi mekân içindeki durumu üzerine düşünüyor. İlk bölümde Rönesans dönemi Venedik’inde devletin dayattığı yabancılık statüsünün zengin bir topluluk kimliğine tercüme edildiği Yahudi gettosunu ele alıyor. İkinci bölümde ise 19. yüzyıl Parisi’nde yerinden olma deneyiminin şehrin kültürüne nasıl sızdığını ressam Manet ve Rus yazar Herzen’in günlük notları üzerinden anlatıyor. Kitabın, antropolojik bir fenomen olarak milliyet ve milliyetçilik hakkında söyledikleri önemli. 
 
Yabancı, Richard Sennett, Çev. Tuncay Birkan, Metis, 2014
 
Özgürlük ve antropoloji
 
Özgürlükçü antropolojinin öncü isimlerinden Marshall Sahlins’in “Tarihsel Metaforlar ve Mitsel Gerçeklikler” kitabı, antropoloji literatüründe önemli bir yere sahiptir. Sahlins, bu eserinde zor bir sorunun üstesinden gelmeye çalışır: Yapısalcı antropoloji, tarihsel değişimi açıklayacak bir çerçeve geliştirebilir mi? Kitabı ayırt edici kılan, teorik tartışmaya sıkışıp kalmadan bu soruyu yanıtlamasıdır. Kısa ve zor bir teorik bölümü tarihsel bir dönemin analizi izler: Kaptan Cook’un Hawai Adaları’na gidişi ve tanrılaştırılmasıyla başlayan olaylar, iki farklı kültür karşılaştığında ortaya çıkan tarihsel dönüşüm için eşsiz bir örnektir. 
 
Tarihsel Metaforlar ve Mitsel Gerçeklikler, Marshall Sahlins, Çev. Taylan Doğan, BGST, 2014
 
muratgzl@gmail.com