Nasyonal sosyalizmden yeşil militarizme

Fazıl Duygun / Yazar
5.08.2022

Ukrayna-Rusya savaşı, bilinen birçok şeyin aslında, bildiğimiz anlamda olmadığı gösterdi. Almanya, barışçıl yeşiller iktidarında, sadece bu yıl için, 100 milyar avro silahlanmaya bütçe ayırdı. Alman silah sanayii, Yeşiller'e müteşekkir. Friedman'a göre Almanya'nın teknolojisi ve sermayesi ile Rusya'nın doğal kaynaklarının ve silahlı güçlerinin birleşmesi halinde gerçekten "çok kutuplu dünya" oluşması mümkün. Bu durumda ABD'ye karşılık Avrasya gücü dünyada etkili olabilir.



Ukrayna-Rusya savaşıyla birlikte, birçok şeyin göründüğü gibi olmadığına, biraz da şaşkınlıkla şahit olduk. Bunlardan birisi, bir önceki yazımda ifade etmeye çalıştığım "neoliberalizm ve Özgürlük" propagandasına dairdi.

Şimdiyse, başka bir şaşırtıcı "dikotomiye" değinmek istiyorum. "Özgürlükçü, çevreci, barış yanlısı, savaş karşıtı" iddiasındaki Avrupa Yeşiller Partilerinin, özellikle de "Alman Yeşilleri"nin, Avrupa'yı faşizme ve savaş tamtamcılığına, çevre felaketine sürükleyecek" söylem ve uygulamaları üzerine yazmak istiyorum.

Almanya "sosyalizmi", Sosyalizmin karşıtı ulusalcılıkla hemhal edebilmiş bir millet. Bunun adına da "nasyonal sosyalizm" demişler. Kısaca nasyonal sosyalizmin tarihi şöyledir: "Nasyonal sosyalizm (Almanca: Nationalsozialismus), etnik milliyetçilik ile sosyalizmi birleştiren, ırkçı, anti-kapitalist, anti-semitik ve anti-Marksist bir ideolojidir. İtalya'da Benito Mussolini önderliğinde kurulan faşizm akımından etkilenerek ortaya çıkmıştır. Meydana gelişi Almanya'da gerçekleşen ve temel ilkeleri Adolf Hitler tarafından ortaya konan nasyonal sosyalizm, Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi'nin 30 Ocak 1933'ten Almanya'nın II. Dünya Savaşı'nda teslim olduğu 8 Mayıs 1945 tarihine kadar, 12 yıl 3 ay iktidarda olduğu dönem boyunca Almanya'nın resmî ideolojisi olarak uygulanmıştır. Adolf Hitler "milliyetçi ve sosyalist" öğretinin fikirsel önderi olan Barrès'nin ideolojilerini halka aktarırken Alman işçilerinin klasik olarak ülke içindeki işveren sınıfı ile değil, doğrudan ülke dışındaki yabancı güçlerle savaşması gerektiğinden bahsediyordu. Adolf Hitler'in 1920-1933 yılları arasında özellikle sosyalizme eğilimli Alman işçi sınıfını nasyonal sosyalizm söylemleri ile etki altına alması, seçim arifelerinde partinin ve kuşkusuz kendisinin büyük bir desteği arkasına almasını sağlamıştır. Alman işçi sınıfının kendi ulusundan olan işverenler yerine "Yahudi kaynaklı yabancı sermayeye" karşı savaş vermesi gerektiğini söyleyen Hitler, tüm ekonomik ve sosyokültürel sorunların nedeni olarak Yahudileri suçluyordu. Barrès'nin 19. yüzyılın sonundaki düşüncelerinden ilham alan Adolf Hitler, milliyetçi bir sosyalizm öğretisini Alman halkına uyumlu bir hale getirerek, "nasyonal sosyalizm" ideolojisini ortaya çıkardı. Geleneksel politik yelpazede sağ görüşün en aşırıya kaçan hâli olarak tanımlanan ve politik pusulada otoriter sol köşede bulunan nasyonal sosyalizm, milliyetçi düşüncelerin ağırlaştırılarak sosyalizm doktrinleri ile harmanlanmış hâli olarak adlandırılır. Faşizm ile örtüşen nasyonal sosyalizm, sosyalist tutumlarını yalnızca devletin ekonomik politikalarında uygulamıştır.

Beceriksiz ve garip

Alman nasyonal sosyalistlerin politik çalışmalarına başladıkları 1920 yılından itibaren nasyonal sosyalizm, Alman sosyal demokratlar ve komünistler tarafından kısaca Nazizm (Almanca: Nazismus) olarak adlandırılmıştır. Bu kısaltma, nasyonal sosyalistleri küçümsemek amacıyla ortaya çıkarılmıştır. Bunun nedeni, Güney Almanya'da Nazi veya Naczi adının (Latince Ignatius erkek adından) o dönemde aynı zamanda "aptal, beceriksiz, garip insan" anlamında da kullanılmış olmasıdır.

2. Dünya savaşının başlamasıyla birlikte, bu Yahudi düşmanlığına, Komünist Sovyet" düşmanlığı da eklendi ve Almanya, Rusya'ya saldırtıldı. Saldırtıldı diyorum, çünkü savaş sonrası, bağımsız ve dürüst tarihçilerin, gazetecilerin, akademisyenlerin ve düşünürlerin çalışmalarında bunları görebiliyoruz.

'Geleceğin kabusu'

Batı, özellikle de kapitalist ABD sermayesi, Hitler rejimine her türlü silah ve teknoloji desteğini vermişti. Hatta, Coca Cola bile Hitler düzeninde yatırım sahibiydi. Anglo Sakson- ABD ittifakı, Avrupa'da çökmekte olan Fransa'nın, yükselmekte olan Almanya'yı engelleyemeyeceğini gördüğü için, Hitler'i, Rusların üzerine sürmenin stratejisini çoktan çizmişti. ABD derin devletinin kurumlarından Stratfor'un başkanı George Friedman , ABD yönetiminin yeni Rusya stratejisine dair çok önemli bir "ifşaat"ta bulundu. ABD'den ilk kez bu kadar açık ve net itiraf geldi: Amerikan yönetimi için çalışan "özel" istihbarat ajansı Stratfor'un başkanı George Friedman, Amerikan yönetiminin temel stratejik hedefinin "Rusya ile Almanya arasında bir ittifak yaratılmasını engellemek" olduğunu ve yıllardır uygulanan bu planın Ukrayna zemininde "savaşa" dönüştüğünü açıkladı.

Friedman, bu ittifak olasılığının ABD için "Geçmiş yüzyılın ve gelecek on yılların kabusu olduğunu" ve bunu engellemek için ABD'nin her türlü savaşa hazır olduğunu söyledi.

"Gizli CIA" olarak bilinen Stratfor'dan gelen bu açıklama büyük yankı yarattı. George Friedman, Şikago'da bir konferansta açıkça dile getirdiği senaryo ile pek çok soruya yanıt vermiş oldu:

ABD'nin dünyadaki tek ve tartışmasız süper güç iddiası karşısında Rusya ve Almanya'nın birlik oluşturmasının "yeni bir süper güç yaratacağını", ABD'nin bu olasılığı ortadan kaldırmak için strateji geliştirdiğini vurguladı. Hatta Soğuk Savaş döneminde bile ABD'nin amacının bu iki ülkenin olası ittifakını engellemek olduğunu söyledi.

Friedman'a göre Almanya'nın teknolojisi ve sermayesi ile Rusya'nın doğal kaynaklarının ve silahlı güçlerinin birleşmesi halinde gerçekten "çok kutuplu dünya" oluşması mümkün. Bu durumda ABD'ye karşılık Avrasya gücü dünyada etkili olabilir. Bunun engellemek için ABD'nin hem Rusya'yı hem de Almanya'yı zayıflatarak bloke edecek bir strateji izlemesi şart. Friedman, Almanların "sorun" olduğunu, ne yapacaklarına karar vermediklerini, bunun ABD için endişe kaynağı olduğunu vurguladı. Bu arada eski Almanya Başbakanı Schroder'in Gazprom'un maaşlı yetkilisi durumuna gelmesine de işaret etti.

Çift taraflı yaptırım

Friedman, Obama yönetiminin Ukrayna politikasını da buna bağlıyor: Hem Rusya'ya hem de Almanya'ya ekonomik olarak zarar veren yaptırımları sürdürmek. Ancak ABD'li analist bunun sonuç vermeyeceğini düşünüyor. Stratfor başkanı, ABD için en büyük kabusun radikal İslamcı terör değil, Rus-Alman ittifakı olduğunu vurguluyor.

Bugün, bir kumpasla başlatılan Ukrayna-Rusya savaşında, yukarıda yazılanların hepsi fazlasıyla yaşanıyor. Almanya-Rusya ekonomik ve siyasî ilişkilerini sağlamlaştıran; başta Almanların son dönemdeki efsanevî Başbakanı Merkel olmak üzere, birçok siyasetçi suçlanıyor. Peki bu nasıl sağlanıyor? Tabii ki, Alman siyasetinde belli bir ağırlığı olan, Küreselcilerin aparatı "Yeşillerin iktidar ortaklığı sayesinde. Bugünkü Alman hükümeti büsbütün Anglo-Sakson+ABD ittifakına yakayı kaptırmış durumda. Almanya enerji krizi içinde boğulmaya başladı. Gıda krizi kıvrandırıyor. Gazeteci yazar Hazal Yalın'ın betimlemesiyle "pembemsi yeşil, sarımsı yeşil ve yemyeşil koalisyonundan" oluşan bugünkü Almanya hükümeti, seçim öncesi ne vaat ettiyse, hepsinin tersini yapıyor. Mesela, en barışçıl, çevreci ve savaş karşıtı bilinen Yeşiller Partisi, yine Yalın'ın tasviriyle "yemyeşil yeşil, Avrupa'nın en büyük savaş kışkırtıcısı partisi Yeşiller" bir parti hâlinde, gerçek yüzünü gösterdi. Almanya, özellikle de bu koalisyon ortağı Yeşiller yüzünden, olağanüstü bir silahlanma yarışına girmeye başladı. Daha iki yıl önce, yine Yeşillerin bastırmasıyla, "Nükleer ve kömüre son" Temiz enerjiye evet! kararı aldı ve nükleer ve kömür santrallerini kapattı. Ancak bugün, Rus doğalgazına bağımlılığa son" diyerek kapatılan nükleer ve kömür santrallerini yeniden açma kararı aldı. Ancak bu da durumu kurtarmaya yetmiyor. Almanya enerji tasarrufu kararıyla, şehirlerde "karartma" uygulamasına başlıyor. 1. ve 2. dünya savaşlarından kalan, ne kadar da tanıdık bir manzara değil mi?

Almanya, barışçıl yeşiller iktidarında, sadece bu yıl için, 100 milyar avro silahlanmaya bütçe ayırdı. Alman silah sanayii, yeşillere müteşekkir. Almanya, İngiltere ve ABD'nin kendisi için çizdiği projeyi, bizzat Yeşiller ve Hür Demokrat eliyle adım adım uyguluyor. ABD+İngiltere'nin Putin Rusyası'nı dizginleme görevi Almanya'ya ihale edilmiş ve bugünkü Alman Hükümeti de (Sosyal Demokratlar, Yeşiller ve Hür demokratlar) buna koşa koşa gelmişler gibi. ABD+İngiltere hattı, bir kez daha, kendilerine karşı çıkan iki gücü birbirine kırdırarak, yol almaya devam ediyor. Ukrayna-Rusya savaşı, bilinen birçok şeyin aslında, bildiğimiz anlamda olmadığı gösterdi. Barışçıl, çevreci ve özgürlük sloganlarını en çok kullanan "neo liberalizm ve Yeşillerin" aslında, bu kavramların tam zıddına, çok kolayca bürünebildiklerini gösterdi. Diktacı, faşist, savaşçı ve çevre katili! Bundan daha âla "dikotomi mi olurmuş?" Bir yandan, "insanlara ve hatta hayvanlara "temiz çevre, yenilenebilir enerji" dayatmasında bulunan bu siyasi yapılar, öte yandan, iddia ettiklerinin tam aksini çok kolayca yapabiliyormuş.

Almanya, "barışçıl, özgürlükçü ve çevreci" Yeşiller sayesinde, 2. dünya savaşının "kapkaranlık" günlerine yeniden döndü. Alman ekonomisi teklemeye başladı. Gıda ve enerji krizi had safhada. Koskoca bir millet, kışın nasıl ısınacağını, nasıl besleneceğini düşüne dursun; Almanya silahlanma sanayii için bol bir bütçe ayrıldı. Bütün bunlar son sekiz ayda yaşandı. Hem de trajik bir ironi gibi; savaşa ve silahlanmaya en çok karşı olan siyasi yapı "Yeşiller" sayesinde.