Oğlumun aklına uyup gözlükçü açtık

Mustafa Çiftçi / Yazar
31.07.2020

Kafamı karıştıran bir fikir var. Ama olursa yani bir çıkış olabilir. Oğlumu ikna edip amca kızıyla baş göz etmek. Benim Abimin kızıyla yani. Abimin iki kızı var. Biri çirkin öteki güzel. Çirkin olan evde kaldı gibi. İşte onu oğlumuza alalım Abim de bizim borçları kapatsın diyoruz. Oğlumu ikna etmek anasına kalmış.



Bazı sabahlar böyle oluyorum. Rüya mı ağır geliyor ne oluyorsa artık uyanık haldeyken de kafamda dönüp duruyor bir şeyler. Keşke teknolojinin gücü yetse de insanın kafasında dönüp duran şeyleri yakalayabilse. Yakalayıp aşağıya indirebilse ve dönüp durmayın kafamda diyebilsek.

Ama teknoloji işe yarayan şeyler yapmaz da vızıldayan dronlar yapar nedense?

Kafamı karıştıran şeyi üç aşağı beş yukarı belli ama ben yüzleşmek istiyor muyum emin değilim? Bayram gelmiş. Bayramda gelen giden olur. Gurbettekiler sılaya döner. Evler şenlenir. Bayramın töresi budur. İşte ben bu töre gereği eve geleceklerden huzursuzum.

Bayramda eve iki kardeşim ve üç bacım gelecek. Biz kalabalık bir aileyiz dememe gerek var mı? Bu kalabalık her sene gelir. Bayram curcuna olur ne var bunda? Esasen üç sene öncesine kadar çok sıradan bir şeydi onların bayrama gelmesi.

Hele bi düşünelim

Üç sene önce ne oldu peki? Üç sene önce benim oğlum optisyenlik okulunu bitirdi. Sonra hemen askere gitti. Asker dönüşü geldi yamacıma diz çöktü. “Baba bana destek ol bir dükkan açalım gözlük satalım. Gözlükteki kar hiç bir şeyde yok. Üç liraya aldığını otuz liraya babanın oğluna sat. Bir sene içinde dükkan masrafını çıkarır da kâr bile eder” dedi. Ben hemen “he” diyen babalardan değilimdir. “Hele bir düşünelim.” dedim. Ama benim aklımdan geçen oğlumu büyük gözlükçülerden birinin yanına verip piyasayı ve işi belletmek. Sonra da hemen evlendirmek. Çünkü erkek kısmı evlenince korkak olur. Maceraya atılamaz. Oğlum düğün ve eşya borçlarını ödemek derdine düşeceğinden dükkan sevdasına kapılmadan çalışır gider diye düşünüyorum.

Bu fikrimi hanıma açtım. O her zamanki gibi oğlunun tarafını tuttu ve “...oğluma dükkan açalım. O dükkan kazanır düğün ve eşya masrafını hepten öder sen hiç merek etme” dedi. Ben o zaman anladım ki benim dükkan işinden kaçarım yok. En azından biraz oyalanayım istedim. Maksadım oğlumun geçen zaman içinde dükkan fikrinden vazgeçmesini sağlamak. Bu amaçla oğlumun en samimi arkadaşı Sinan’ı buldum. Durumu anlattım. Sinan akıllı çocuk. “Yeni mezun birine dükkan tezgah emanet edilmez amcacım siz hiç merak etmeyin o iş bende.” dedi. Ve oğlumla konuştu Sinan. Ben umutluydum dükkandan vazgeçer diye düşünüyordum. Ama Sinan’ın konuşması ters tepti. Oğlum dükkan işini daha bir iştahla istemeye başladı.

Ben o zamanlar anlayamıyordum. Zannediyordum ki dükkan işi sadece oğlumun hevesidir. O günlerde bir ahbabım kulağıma fısıldadı. Meğerse benim oğlum memleketin zenginlerinin birinin kızına tutkunmuş. Kıza söz vermiş. “Asker dönüşü dükkanımı açacağım ve seni istemeye geleceğim.”demiş. “Şu işe bak sen. Kıza hava atmak için beni borca sokup dükkan açacak benim havalı sıpam.” dedim. Çok üzüldüm. Canım sıkıldı ama oğluma gücüm yetmiyor. Düşündüm, tarttım. Aklı yeten ahbaplarıma sordum.

Çok akıl veren oldu. “Oğlun ille de dükkan diyorsa borç alırken bankalardan alma, eşinden dostundan al. Dükkan batarsa banka sizin varınıza yoğunuza çöker. Ama eş dostun borcu dükkan batsa bile aheste aheste ödenir. Bir de dükkanı kıyıda köşede bir yerde tutma ki müşterisi olsun. Gerekirse kazandığını kiraya yatırırsın yeter ki ilk açışta işi iyi gitsin. Bir iş nasıl başlarsa öyle gider.” dediler.

Herkes elini cebine atsın

Bu tavsiyelere uydum. Dükkanı cadde üzerinde bir yerden kiraladık. En popüler markalardan mal sipariş ettik. Dükkanın içini aynalarla ışıklara epeyce görünür yaptık. Ben bütün bunlara parayı kardeşlerim ve bacılarımdan istedim. “Yeğeniniz iş kuruyor dükkan sahibi olacak. Haydi bakalım herkes elini cebine atsın.” dedim. Bacılarım, kardeşlerim hiç itirazsız verdiler parayı.

Dükkanı açtık. Açılışa belediye başkanını da çağırdık. Başkanın konuşması beni duygulandırdı. “Memleketimizin müstakbel genç iş adamı” diye bahsetti oğlumdan. O zaman dükkan gözüme pek şirin gözüktü. İçim ısındı dükkana karşı. Bir de baktım ki oğlumun sevdiği kız ile babası da gelmiş dükkan açılışına. Oğlum onları gördükçe cüce horozlar gibi şişip geziyordu ortalıkta.

İlk günler müşteri geldi, yalan yok ilk üç ayın kirasını kolayca çıkardık. Ama mevsim kışa dönünce güneş gözlüğü satışı durdu. Meğer esas kazanç güneş gözlüğündeymiş. Dükkanın ilk aylarda işi güzel olunca oğlum para harcamanın ucunu kaçırdı. Sevdiği kız zengin olunca gönül alması da pahalıya mal oluyormuş anladık.

Titanik gibi battık

Dükkanın işi kısa zamanda bize şu sinyali verdi. Bu dükkan hızlı bir şekilde her şeyi yutacak kadar büyük bir kara deliktir. Ben bu mesajı çoktan aldım ama yine oğluma ve hanıma laf anlatamadım. Dükkan bir inat uğruna bir sene iki ay açık kaldı. Bu arada bizim bütçe delik deşik tabii. Uzun lafın kısası biz Titanik gibi şatafatlı ve dillere destan olacak şekilde battık. Bacılarımın ve kardeşlerimin paralarını da batırmış olduk. Bu arada oğlum dükkanın batışıyla hiç alakadar olmuyordu. Çünkü sevdiği kızı başkası almış. Bizim uğruna dükkan açıp, rezil olup batırdığımız kız başkasına varınca oğlum perişan oldu tabii. Aşk acısı çeken adamın dükkanı batsa bile umurunda olmuyormuş belledik. Oğlum avare oldu geziyor. Geceleri eve gelmiyor dükkanda yatıp kalkıyor. Hali perişan ki sormayın. Karşıma alıp konuşayım istiyorum ama oğlumun konuşacak hali yok ne yazık ki. Anasından alıyorum haberlerini ancak.

Ben lafın başında ne dedim. Kafam karışık dedim. Çünkü bayramda bacılarım ile kardeşlerim gelecek. Ben onların parasını ödeyemedim. Bayram zehir olacak. Ama ne yapalım? Bu iş oldu bir kere. Dükkan bizi batırdı. Oğlumun umrunda değil . Borç benim borcum. Bu bayramda borçlarla ilgili bir şeyler demem lazım. Mesela borçları bir takvime bağlayalım. O şekilde ben aheste aheste ödeyeyim diyebilmeliyim. Ama hanımın bir başka fikri var. Kafamı karıştıran bir fikir. Ama olursa yani bir çıkış olabilir. Oğlumu ikna edip amca kızıyla baş göz etmek. Benim Abimin kızıyla yani. Abimin iki kızı var. Biri çirkin öteki güzel. Çirkin olan evde kaldı gibi. İşte onu oğlumuza alalım Abim de bizim borçları kapatsın diyoruz. Oğlumu ikna etmek anasına kalmış. Nasıl ki dükkan işini beraberce başıma sardılar. Bu işi de ana oğul becersinler bakalım diyorum ama içim sızlamıyor da değil. Oğlumu borçlarımıza karşılık iç güveysi etmek pek içime sinmiyor. Dedim ya kafa karışık. Bu bayram nasıl edeceğimi bilemiyorum vesselam...

mustafatoros@gmail.com