Orta Asya dış politika dinamikleri ve Türkiye Özbekistan ilişkileri

Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak / Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi
28.02.2020



Özbekistan, insanlık tarihi kadar kadim bir medeniyet sahası ve coğrafyaya hükmeden güçlü bir devlettir. İslam öncesi devirlerde Turan, İslam sonrası devirlerde ise Mâverâünnehir ve Türkistan denilen coğrafyanın kalbinde varlığını sürdüren Özbekistan, Şevket Mirziyayev Cumhurbaşkanı olduktan sonra yeni bir atılım devrine girdi.

Özbekistan, İslam medeniyetinin yetiştirdiği büyük bilginlerin ve büyük hekimlerin bereketli kaynağıdır. Dünya ilim ve irfan tarihine geçen İmam Buhâri, İmam Mâtûridi, Şâh-ı Nakşibendî, Abdülhâlık Gücdüvânî, Mergilânî, Hârizmî, Fergânî, Birûnî, İbn Sinâ, Fârâbî, gibi büyük isimlerinin yetiştiği bir vatandır.

Özbekistan 34 milyona yaklaşan nüfusu ile jeo-stratejik konumu, köklü tarihi, zengin kültürel değerleri ve ekonomik potansiyeliyle Orta Asya’nın kilit ülkesidir. Özbekistan, 447 bin 400 kilometrekarelik yüzölçümü ile Birleşik Krallık’ın iki katı, İtalya’nın bir buçuk katı genişliktedir. Özbekistan haritası İtalya gibi çizme biçimindedir. Aralarındaki tek fark İtalya Akdeniz’de doğal sınırlara sahip bir yarımada iken, Özbekistan adeta Hazar Denizi’nden uzak tutulmak için karada çevrelenerek çizme biçimindeki sınırlardadır. Son yüzyılda ve özellikle 1 Eylül 1991’de bağımsızlığını ilan ettikten sonra bölgenin dikkate değer bir ülkesi olmuştur. Özbekistan SSCB devrinde de güçlü ekonomik yapıya sahipti. SSCB içinde, Rus ve Ukraynalılardan sonra Özbekler en büyük halk idi.

Kurucu Cumhurbaşkanı İslam Kerimov’un vefatından sonra, 13 yıl boyunca Başbakanlık makamında başarıyla görev yapan Şevket Mirziyayev yeni Cumhurbaşkanı oldu ve Kerimov’un başlattığı siyasi, sosyal, ekonomik ve demokratik reformları sürdürmeye özen gösterdi.

Yabancı ülkeler ve uluslararası toplumla verimli ilişkiler sürdüren Mirziyayev, bu çerçevede “Dış Siyasi Faaliyet Konsepti”ni faal olarak hayata geçirmiştir. Askeri-siyasi bloklara katılmamak, topraklarında diğer ülkelere ait askeri üslere izin vermemek ve Özbek askerlerini ülke dışında göreve göndermemek gibi prensipleri uygulamayı sürdürmektedir.

Komşu Türkmenistan, Kazakistan, Tacikistan ve Kırgızistan ile açık, dost ve yapıcı siyaseti sürdürmesi bölge güvenliği için çok önemli adımlardır. Mirziyayev, dış politikanın diğer önceliğinin ise Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkeleri ile ilişkileri pekiştirmek ve bu çerçevede Rusya ile Stratejik Ortaklık ve Müttefiklik ilişkilerini öngören anlaşmaları geliştirmek olduğunu beyan etmektedir.

Mirziyayev, ABD ile karşılıklı menfaatlere dayalı ve yapıcı işbirliğini geliştirme politikasını açıkladığı gibi yakın komşusu, küresel ve bölgesel konularda kendine has rol oynayan Çin ile çok yönlü stratejik işbirliğini pekiştireceğini de dile getirmektedir.

Su kaynaklarının paylaşımı

Özbekistan, 130’dan fazla ülkeyle diplomatik ilişkilere sahiptir ve 100’den fazla küresel ve bölgesel düzeyde faaliyet gösteren uluslararası kuruluşun üyesidir.

Orta Asya’da Özbekistan çok stratejik bir yerdedir: Kuzeyde Rusya, doğuda Çin, güneyde İran, Afganistan, Pakistan ve Hindistan ile çevrili bu bölgedeki beş cumhuriyet (Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan, Türkmenistan) aralarında sıkı bir ekonomik, sosyal, kültürel, siyasi ve askeri birlik oluşturamazlarsa, bundan sadece dış güçler karlı çıkacaktır. Aralarında birlik ve hakkaniyet ölçüsünde ortak hareket etme feraseti gösterirlerse ekonomik kalkınma hamleleri daha başarılı olacaktır. Ancak, tersi durumda Rusya, Çin, ABD gibi üç küresel gücün çeşitli etki ve baskıları Orta Asya Türk Cumhuriyetlerini ekonomik ve siyasal açıdan çevreleyecek emperyalist politikalara maruz bırakacaktır.

Bölgede sınır ve su kaynaklarının paylaşımı problemleri yaşanmaktadır. Bölgede kullanılan suyun yüzde 50 sini Özbekistan kullanmaktadır. Özbekistan’a gelen suyun yüzde 85’i ise sınır aşan sulardır. Bunun sadece yüzde 5’i içme suyudur.

“2017-2021 Kalkınma Stratejisi” Mirziyayev liderliğinde Özbekistan’ın komşu ülkelerle siyasal, kültürel ve ekonomik ilişkilerini dengeli biçimde, ortak çıkara dayalı ve kazan-kazan yaklaşımıyla daha da geliştirebileceğini kayıt altına aldı.

Mirziyayev’in yapıcı dış politikası bölgede şimdiye kadar geniş bir şekilde uygulamaya konularak inandırıcı olduğu görülmüştür. Bu plan Orta Asya ülkelerinin dış politika dinamikleri bakımından barış ve dostluk ortamında ekonomik açıdan daha müreffeh olarak yeni imkanlara kavuştuklarını kanıtlamıştır. Özbekistan ile Türkiye arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkilerde 29 yıl içinde birçok dalgalanma yaşandı. Özbekistan, 1 Eylül 1991’de bağımsızlığını ilan ettiğinde ilk tanıyan Türkiye olmuştu. 1991 Aralık ayında ülkenin ilk cumhurbaşkanı seçilen İslam Kerimov’un ilk ziyaret ettiği ülkelerden biri de Türkiye idi. Bu ziyarette Türkiye’ye verdiği değeri ve istediği desteği şu cümlelerde ifade ediyordu: “Eğer Türkiye bize destek olursa, Özbekleri bundan sonra kimse boyunduruk altına alamaz…”

Türkiye, Sovyetler Birliğinin dağılma sürecinde dikkatli politikalar izlemiştir. Bu bağlamda, Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin kurulmasında pozitif katkı sağlamıştır. Turgut Özal ile başlayan ikili ilişkiler zamanla bozulmaya başlamış, özellikle muhalif liderlerin Türkiye’de bulunmaları Kerimov yönetimince olumsuz karşılanmıştır. 16 Şubat 1999’da Kerimov’a yönelik olduğu belirtilen bombalı bir suikast, bozuk giden ilişkilerin daha olumsuz seyir izlemesine yol açmıştır. 2005 yılındaki Fergana olayları ise ilişkileri stabil hale getirmiştir.

Kısacası, Türk-Özbek ilişkileri Özbekistan bağımsızlığını kazandıktan sonra birkaç yıl altın devrini yaşamıştır. 1993 yılından sonra ise ilişkiler hiçbir zaman 1991-1993 arasındaki gibi olmamıştır. Bu 23 yılda ilişkiler hep yakında daha iyi olacak temennisiyle sürmüştür. Ülkenin iç kamuoyu Türkiye ile ilişkileri geliştirmek arzusunu taşırken yönetim ise hep temkinli olmuştur. Zaman zaman iyileşme yönünde görülen yaklaşımlar kısa zaman sonra yine tıkanmıştır. Geçmiş döneme bakıldığında bunun çokça örneği vardır. En yakın örneği 2014 yılı eylül ve ekim aylarında ortaya çıkan olumlu havanın hemen sönmesidir. 2015 yılının ilk altı ayı sabırla beklenmiştir. Ama, Mirziyayev Cumhurbaşkanı olana kadar hiçbir zaman planlanan iyileşme adımları atılamadı. Şimdi yeni Cumhurbaşkanı ile yeni bir dönem başladı. Türkiye ve Özbekistan Cumhurbaşkanları karşılıklı ziyaretler ile iki ülke ilişkilerinin gelişmesine büyük hız kazandırdı.

2019 yılı Ekim ayında Azerbaycan’da yapılan “Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi Devlet Başkanları 7. Zirvesi”nde Özbekistan konseye tam üye olarak yeni döneme yönelik iradesini açıkça ortaya koydu. Özbekistan olmadan Türk dünyası biraya geldi denilemez.

Ekonomik ilişkiler

Özbekistan ile Türkiye arasında ekonomik ilişkiler de siyasi ilişkiler gibi inişli çıkışlı oldu. Birçok alanda 90 üzerinde anlaşma yapıldı. Ancak bunların çoğu yaşanan siyasi sorunlar nedeniyle tam olarak uygulamaya geçirilemedi. Bu yüzden ekonomik ilişkilerde gelinen seviye, potansiyelin gerisinde kaldı.

Türkiye, Özbekistan’ın en büyük ticaret ortaklarından biri olarak Rusya, Çin, Kazakistan ve Kore’den sonra 5. sırada yer almaktadır. 2000 yılından bu yana iki ülke arasındaki ticaret hacmi yedi kat artmıştır. 2015 yılında iki ülke arasındaki ticaret hacmi; ihracat ve ithalat olarak, 1,2 milyar dolar olmuştur. 2016 yılın ilk yarısında ise ihracat ve ithalat; 646,3 milyon dolar seviyesine ulaşmıştır.

Özbekistan-Türkiye dış ticareti 2004 yılından 2018 yılına kadar Türkiye aleyhine sürekli olarak açık vermiştir. Cumhurbaşkanı Mirziyayev’den sonra dış ticaret hacminde de kayda değer bir artış görülmektedir. Bu çerçevede, 2017 yılında yüzde 25 oranında artış gösteren ticaret hacmi, 2018 yılında ise yüzde 16 artış göstermiştir. Son yıllarda Özbekistan’a Türkiye’nin ihracatının hızla artması çerçevesinde (2018 yılında yüzde 40 artış göstermiştir) dış ticaret dengesinde Ankara lehine fazla vermeye başladığı görülmektedir. 2019 yılında Türkiye’nin Özbekistan’a ihracatı 1 milyar 136,7 milyon dolar, bu ülkeden ithalatı ise 1 milyar 76,2 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Bugün iki ülke arasındaki dış ticaret hacmi hızla artmaktadır ve hedef olan 5 milyar dolar seviyesinin kısa bir zaman sonra gerçekleşmesi söz konusudur.

TİKA’nın ilişkilere katkısı

TİKA Başkanlığının Özbekistan’a yönelik proje ve faaliyetleri 1992 yılında başlamış olup, özellikle 2002 yılından itibaren ivme kazanmıştır. Türkiye’nin Orta Asya ülkeleri ile ilişkilerin geliştirilmesine vermiş olduğu ehemmiyetin bir göstergesi olarak, son 17 yılda TİKA tarafından Özbekistan’da gerçekleştirilen proje ve faaliyetlerin hem sayısı hem de sarf bütçesi kayda değer şekilde artmıştır.TİKA, halen Mirziyayev ve Erdoğan’ın başlattığı yeni ilişkiler çerçevesinde özellikle sağlık, eğitim ve idari ve sivil altyapıların geliştirilmesi alanlarındaki çalışmalarını yoğunlaştırmıştır.

Özbekistan, insanlık tarihi kadar kadim bir medeniyet sahası ve coğrafyaya hükmeden bağımsız bir devlet olarak Merkezi Asya, İç Asya veya diğer adıyla Orta Asya’nın merkezindedir ve üyesi olduğu BDT, ŞİÖ, İİT gibi uluslararası kuruluşlarda önemli aktörlerden biridir. Özbekistan topraklarındaki hammadde kaynaklarıyla, dünyanın politik ve ekonomik haritasındaki yeri de ayrıca önemlidir. Altın, uranyum, doğalgaz gibi nadir doğal kaynaklar, uygun iklim koşulları, bakır, potasyum fosfor gibi madenler, pamuk gibi stratejik ürünler ve zengin tarım imkanları Özbekistan’ı bölgenin ve dünyanın zenginleşen ülkeleri arasına almaktadır.

Mirziyayev’in göreve gelmesinin ardından Özbekistan-Türkiye ilişkileri de yeni bir ivme kazandı. Bölgesel ve küresel düzeyde her iki ülkenin güç birliği yapması, kültür ve sanat alanında olduğu kadar ekonomik ve siyasal alanlarda da pozitif katkılar sağlamaktadır. Bu bağlamda, dünya çapında şimdiden bir üne kavuşan Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi gibi önemli bir eserin açılışına kültür ve medeniyet denilince akla ilk gelen ülkelerden olan Özbekistan’ın liderinin hususen davet edilmesi anlamlıdır.

skiziltoprak1@gmail.com