Otoritenin oluşturulma yolları

Murat Güzel / Açık Görüş Kitaplığı
8.01.2022

Demokratik bir otoritenin karşılıklı tanınma ilişkileri ve pratiklerinin yaygın ve güçlü olduğu yerlerde ortaya çıktığını savlayan Farneth kitabında, Hegel'in toplumsal etiğinden yararlanarak bu 'otorite'nin oluşturulma yollarına ilişkin ilgi çekici izahlarda bulunuyor.



Modern felsefenin ve toplumların oluşumunda önemli bir yere sahip isimlerin başında gelir Immanuel Kant'ın Saf Aklın Eleştirisi kitabıyla başlattığı ifade edilen Alman idealizminin iki zirve isminden ilki G. W. F. Hegel'dir; diğer isim ise elbette Hegel kadar tanınmayan/bilinmeyen Friedrich Schelling'dir. 1806 yılında I. Napolyon'un komutasındaki Fransız ordusunun Frederick William III komutasındaki Prusya imparatorluk ordusunu Saale nehrinin batısındaki platoda belirleyici bir yenilgiye uğrattığı Jena Savaşı'ndan hemen önceki gece tamamladığını arkadaşı Schelling'e yazdığı mektupla belirttiği Tinin Fenomenolojisi adlı kitabıyla felsefi sistemini serimlediği düşünülen Hegel'in modern düşüncelerdeki yerini belirlemek birçok bakımdan önem taşır. Bir yandan Karl Marx dolayısıyla komünizme, diğer yandan Kojeve dolayısıyla Fukuyama'nın 'tarihin sonu' anlatılarına uzanan, ister sosyalist ister liberal, ister pragmatist ister anarşist birçok farklı yoruma elveren bakış açısıyla Hegel ve onun zaman zaman okurunu çileden çıkaracak ölçüde zor ve karmaşık bir kavramsal üslup ve yapıya sahip Tinin Fenomenolojisi sadece felsefi bakımdan değil; din, tarih, siyaset, etik ve ekonomi gibi alanlarda da sürekli göz önünde tutulması gereken bir içeriği haizdir. Jena Savaşı'nın gürültü patırtısı altında tamamlanan Tinin Fenomenolojisi'nin modern toplumlarda yaşayanlara bir demokrasinin nasıl olması gerektiğine ilişkin öğretecek çok şeyi olduğunu düşünen Molly Farneth'in yazdığı ve Türkçe'ye Hegel'in Toplumsal Etiği adıyla çevrilen kitap Hegel'in bilme tarzımıza dair izahı ile hayat tarzımızın ne olması gerektiğine dair izahının birbiriyle bağlantılı olduğunu ortaya çıkarmayı hedefliyor. Farneth'e göre Tinin Fenomenolojisi'nde ele alınan toplumsal etik belirli ahlaki ikilemlerle yüz yüze geldiğimizde nasıl davranmamız gerektiğiyle değil, buna karşın belirli bir topluluğun geliştirmesi gereken ilişkiler, pratikler ve kurumlarla ilgilidir.

Mutlak bilgiye ulaşmak

Anglo-Amerikan dünyadaki çağdaş Hegel yorumcularının iki ana bloka ayrıştırılabileceğini savlayan Farneth'in tasnifinde Hegel'in felsefesinin baştan sona metafizik bulan, Hegel'in 'mutlak bilgi'ye 'akıl' ile erişebilmenin yollarını arayan bir filozof olarak takdim eden perspektif ile Hegel'i Kant'ın eleştirel felsefesi sonrası bir çerçevede Kant'ın ileri sürdüklerinin merkezi veçhelerini geliştiren bir filozof olarak değerlendiren bir perspektif bu iki ana bloğun temel görüşlerini şekillendirir. Hegel'i metafizikçi olarak değerlendiren perspektifte Hegel'in bütün yapıp ettiği Kant'ın gerçekleştirdiği eleştirel dönüşün yadsınışından başka bir şey değildir. Hatta bazı yorumculara göre Hegel'in tin kavramı kendini tarihte tedricen açan ve dışavuran ilahi bir zihin ya da doğaüstü bir varlık olarak bile anlaşılabilir. Diğer perspektifte ise Hegel'in tin kavramının metafizik bir kavram sayılması yanlış bulunur; bu perspektif için tin bir topluluğu karakterize eden normlar ya da norm oluşturucu pratikler külliyatıdır. Buna binaen mutlak tin de bir dizi toplumsal norm ve pratik üzerinden tinin kendisi için elverişli bir hedefi temellük edişidir. Bu perspektife göre Hegel, Kantçı felsefeyi reddedip Spinozist metafiziğe dönüyor değildir. Demokratik bir otoritenin karşılıklı tanınma ilişkileri ve pratiklerinin yaygın ve güçlü olduğu yerlerde ortaya çıktığını savlayan Farneth kitabında, Hegel'in toplumsal etiğinden yararlanarak bu 'otorite'nin oluşturulma yollarına ilişkin ilgi çekici izahlarda bulunuyor.

Hegel'in Toplumsal Etiği Molly Farneth çev. Kadir Gülen İz, 2021

Estetik dilin çıkmazlarına çözüm

Batılılaşma ile birlikte özellikle bilim, felsefe ve sanat kavramlarında dilimizin önemli bir çıkmazın içine sürüklendiğini söylemek mümkündür. Bir yanda yenilikleri adlandırma çabaları vardır, bir yanda da dilde giderek artan yabancı kelime kullanımları. Batı kültürü ile karşılaşma sınrası oluşan terminolojik ve fikri karmaşada dilin sürüklendiği vuzuhsuzluğu alt etmek üzere Celal Esad Arseven'in hazırladığı önemli bir sözlük saymalı Sanayi-i Nefise Istılahatı Mecmuası'nı. Günümüzdeki sanat tarihi ve estetik alanlarda yazılan eserlerin hemen tamamında hâkim dilin ana hatlarının oluşturulmasına büyük katkı sağlamış kitap Osmanlı Felsefe Çalışmaları'nın 73. cildi olarak da görülebilir.

Sanayi-i Nefise Istılahatı Mecmuası, haz. Ö. F. Günenç, Çizgi Kitabevi, 2021

Özgürlük için özgürlük aşkına!

Sadece bir düşünme ve ideoloji olarak değil, sosyal ve siyasal teori olarak da son üç yüz yıllık tarihte etkin bir biçimde varlık gösteren anarşizm kimileyin rasyonel temelden yoksun abartılmış duygusal tepkiler yığını olarak görülüp şiddet ve terör eylemleriyle ilişkilendirilir kimileyin de son derece pasif, şiddetsiz, bir barışçıl bir hareket olmasına karşın yaşanan olumsuzlukların üstünün kapatılmasına yaradığı ileri sürülür. Her halükârda tarihsel ve güncel çeşitli perspektiflerde ifade bulabiliyor oluşu insanın, toplumun ve onlara ilişkin tarihsel ve güncel fenomenlerin anlaşılması ve doğru bir biçimde değerlendirilebilmesi açısından incelenmeyi ve araştırılmayı hak eden bir yaklaşım olduğunu gösteriyor. Taşkın Takış'ın hazırladığı kitap bunu gerçekleştiriyor.

Anarşizm: Doğu ve Batı Arasında Tarihsel Bir Bakış, haz. Taşkın Takış, Doğu-Batı, 2021

@uzakkoku