PKK'nın CHP üzerindeki emelleri

Doç. Dr. Hüseyin Alptekin / İstanbul Şehir Üniversitesi
23.06.2019

İlginçtir, “AK Parti neden bir yerel seçime bu kadar anlam yüklüyor” diye soranlar PKK ve FETÖ neden bir yerel seçim için bu kadar mobilize oldu sorusunu sormaktan kaçınmaktadırlar. Sahi, neden bugüne kadar HDP ve öncüllerinden başkasına oy istememiş olan PKK, CHP için oy istemektedir?



23 Haziran İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleri her ne kadar yerel seçimin bir parçası olsa da 31 Mart öncesinden beri daha büyük bir ölçekte tartışıladurdu. Bir yanda Cumhur İttifakı bu süreci bir beka seçimi olarak yorumlarken diğer yanda da aslında bir belediye seçimine bu denli müdahil olmaması gereken uluslararası ve ulusaşırı oluşumlar millet ittifakına destek verdi. İlginçtir, “AK Parti neden bir yerel seçime bu kadar anlam yüklüyor” diye soranlar PKK ve FETÖ neden bir yerel seçim için bu kadar mobilize oldu sorusunu sormaktan kaçınmaktadırlar. Evet gerçekten de sadece İstanbul’un ulaşım ağını kimin planlayacağını, parkını bahçesini kimin düzenleyeceğini, çöpünü kimin toplayacağını oylamışsak neden bu iki terör örgütü bu denli heyecanlılar, neden bu denli seferber oldular? Neden bugüne kadar HDP ve öncüllerinden başkasına oy istememiş olan PKK, CHP için oy ister? 

CHP Kandil sorumlusu

Daha 31 Mart seçimleri öncesinden Murat Karayılan’dan Duran Kalkan’a kadar pek çok örgüt yöneticisi CHP’nin Kandil seçim sorumlusu gibi çalışmaya başladı. Örgütün bu tutumu 23 Haziran seçimlerine giden süreçte de sürdü. En son 13 Haziran’da örgütün Kandil’deki yöneticilerinden Mustafa Karasu tüm Kürtleri Cumhur İttifakına karşı durmaya çağırdı. 31 Mart seçimlerinde doğu ve güneydoğuda Ağrı’dan Şırnak’a kadar pek çok belediyede çağrılarına karşılık bulamayan PKK şansını bir de İstanbul’daki Kürt seçmenler üzerinde denemekte. Karasu’dan bir gün önceyse Kandil’deki bir diğer örgüt yöneticisi Duran Kalkan’ın çağrısı gelmişti. Örgütün Almanya’da çıkardığı gazetesinde Selahattin Erdem mahlasıyla bir yazı yazan Kalkan, Hakurk’ta ilerleyen Türk ordusunu durdurmak için AK Parti’nin İstanbul seçimlerini kaybetmesi gerektiğini iddia etmekteydi. Hatta sadece Hakurk değil, Türk ordusunun Afrin’den itibaren örgüt yönetimindeki pek çok alana karşı giriştiği harekatların karşılığını PKK İstanbul seçimlerinde verme niyetinde. Nitekim söz konusu yazının başlığı da zaten “Efrin ve Bradost İşgalcilerini İstanbul’da Yenmek” idi. Evet, PKK Suriye ve Irak’ta elinde tutup Türkiye’ye karşı harekat merkezi olarak kullandığı bölgelere yapılan operasyonlardan dolayı çok darbe aldı ve bu darbenin karşılığını İstanbul seçimlerini kaybettirerek vermek istemekte. 

Ama PKK’nın bu desteği sadece PKK’nın tek yanlı bir okumasından kaynaklanmamakta. Açıkçası PKK, CHP’den yüz bulmakta. Nitekim 23 Haziran’da tekrar seçimlerinin yapılacağı İstanbul’un CHP İl Başkanı Kaftancıoğlu, PKK kurucularından olup ölümüne kadar örgütle bağını sürdürmüş Sakine Cansız’ı devrimci biri olarak niteleyip ölümünü insanlık için bir kayıp olarak değerlendirmiştir. Söz konusu il başkanının açıklamaları ise cumhuriyetin kurucu partisi, Atatürkçü olarak bildiğimiz CHP tarafından tek bir itirazla karşılanmamıştır.  Üstelik bu sessizlik sadece CHP ile de sınırlı kalmamıştır. İttifakın küçük ortağı, milliyetçilik dendiğinde mangalda kül bırakmayan İyi Parti itifak ortağının PKK güzellemeleri karşısında tabiri caizse kafasını kuma gömmüştür. Ne tek bir CHP’li ne de İyi Parti’li isim bu derece üst düzey CHP’li bir siyasetçinin terör örgütü kurucusu lehine açıklamalarını kınamıştır. Devlete “seri katil” deyip örgüt yöneticilerini yüceltmek bu iki parti için artık önemsiz bir detay olagelmiştir. Amaç iktidar olunca, o yola götürecek tüm araçlar meşrulaştırılmıştır. 

Y-CHP daha işlevsel

Aslında PKK’nın CHP’ye nasıl baktığını anlamak, nereden cesaret alarak CHP’ye oy istediğini görmek için CHP’nin son bir iki yılda çok fazla sayıda umut verdiğini görmek gerekir. PYD’nin İstanbul Beşiktaş’a kadar intihar bombacıları gönderebildiği bir dönemde CHP’nin en üst yetkilileri tarafından “PYD bize mi saldıracak” denmiş, Türkiye’nin PKK’nın merkezi Kandil’e yönelik operasyonlarına yine CHP’li isimler tarafından “Kandil’de terörist yok” gibi eleştiriler getirilmiştir. Esasında bugün “kimse CHP ile terörü yan yana kullanamaz” şeklinde çıkışlar yapan CHP’li isimlerin önce dönüp aynaya bakması ve hangi partililerin bu örgüte nasıl umut saçtığını görmesi gerekmektedir. Ancak PKK’ya umut ışığı olan partili ve yetkili bu kişiler kamuoyu önünde uyarılmadığı gibi tersine parti tarafından taltif edilmektedirler. Toplumun geniş bir kesiminde yeni CHP, kısaca Y-CHP olarak anılan bu fraksiyon PKK tarafından HDP’den daha işlevsel bir siyasi oluşum olarak görülmeye başlanmıştır.

Kısaca özetlemek gerekirse PKK’nın CHP aşkı platonik bir aşk değildir zira pek çok CHP’li ismin yukarıda örnek gösterilen demeç ve açıklamarında görüleceği üzere CHP PKK’ya umut veren davranışlar içersinde bulunmuştur. Sonuç olarak CHP’nin genel başkanlıktan il başkanlığına kadar parti üst kademelerinde yer alan pek çok ismi, bilerek veya bilmeyerek CHP’yi örgüt için cazip bir parti haline getirmiştir. Dahası, bu tür demeçlerin parti içinde rahatsızlık doğurmaması PKK’yı daha da ümitlendirmiş, CHP’ye destek vermesine, yine örgüt yöneticisi Duran Kalkan’ın deyimiyle bu desteğe karşılık CHP’ye sorumluluk yükleme iddiasında bulunacak kadar ileri gitmesine yol açmıştır. Ve CHP sırtına bir kene gibi yapışan PKK’ya rağmen neden hala örgüte sempati mesajları yollayan temsilcilerine itiraz etmemektedir? Bu sorunun kolay bir cevabı yok. Belki cevabı kolay ama yüzleşmesi zor bir soru bu.

PKK’nın CHP’ye bir kene gibi yapışmasının, maalesef, 23 Haziran İstanbul seçimlerinin ötesinde sonuçları olacağı şimdiden görülmektedir. Zira CHP içinden belirli isimlerin örgüte yeşil ışık yakan tutum ve söylemleri sadece parti elitleriyle sınırlı kalmamakta, parti tabanına da oldukça yanlış ve tehlikeli bir mesaj göndermektedir. Nitekim parti üst kademelerinden bu tarz söylemlere maruz kalan özellikle genç CHP seçmenleri, örgüte yeşil ışık yakan parti elitleri için “asıl hedef Erdoğan, onu indirmek için her yok mübahtır” tarzı bir noktaya savrulmaya başlamıştır. Hatta çabuk bir sosyal medya taramasının gösterebileceği gibi Türkiye’nin PKK ile mücadelesinde, PKK’nın kullandığı tabirle “anti-faşist blok” söylemi içerisinde PKK tezleriyle konuşan CHP seçmenlerinin sayısı giderek atmaktadır. Sadece şöyle bir sosyal medya taraması bile özellikle genç CHP seçmenleri arasındaki radikalleşme potansiyelini ve dahası trendini gözler önüne sermek için yeterlidir. Örneğin gençler tarafından yoğun rağbet gören online sözlüklerde, sosyal paylaşım sitelerinde CHP’li isimlerin PKK’lılara yönelik olumlu ifadeleri hakkındaki yorumlara bakılabilir.

Birbirlerini kullanıyorlar

CHP’nin karnesi Türkiye toplumu hafızasında pek iyi değildir. CHP bir yandan Kürtler ve dindar kitleler gibi ülkenin periferisinde kalmış kesimler için ötekileştiren, dışlayan bir aktör olarak görülürken bir yandan da demokratik siyasetin en büyük engeli olmuş darbelerin yanında yer almış bir parti olarak görülmüştür. Askeri vesayetçiydi, tek tipçi bir haliyle hafızalarımızda yer alan CHP bu açılardan sıklıkla eleştirilegelmiştir. Ancak yeni CHP tabiri caizse eskisine rahmet okutan bir hale doğru evrilmektedir.

Sonuç itibariyle PKK için CHP, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı indirmek için bir araçtır. Ancak unutulmamalı ki  PKK için İstanbul seçimleri sadece bir başlangıç, örgütün CHP’den bir yerel seçim sonucunu aşan, çok daha büyük beklentileri var. Ve CHP kendi içinden PKK’ya zeytin dalı uzatan isimlere yönelik sessizliğini korudukça bu beklentiler artmaktadır. Şu anki durumu önümüzdeki seçimler için zaruri bir koalisyon olarak gören CHP’liler varsa şunu hatırlatmakta fayda var. Askeri vesayeti besleyen ve amacını aşan bir söylem olarak kullanılsa da bunca yıl dillendirilen “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganlarının yerini yakında farklı örgütlerin gerillasıyız şeklinde yeni sloganlar alabilir. 

Bu konuyla ilgili hemen her yazımda belirttiğim gibi PKK’nın HDP’yi tükettiği, çıkış yolu aradığı bir anda bu çıkış yolu kendisini cumhuriyetin kurucu partisi olarak tanımlayan CHP olmamalı. PKK, HDP’nin üzerine bir kara bulut gibi çökerek bu parti üzerinden Kürt meselesini bir diyalog içinde çözme planlarını sona erdirdi. PKK, HDP’ye müstakil bir siyasi aktör olarak bakmadığı gibi partinin teşkilat kadrosunu örgüt emirlerine memur kıldı. Seçilmiş belediye başkanlarını örgüt hiyerarşisine bağladı. HDP tecrübesinin gösterdiği üzere PKK’nın açıktan veya örtülü irtibat kurduğu siyasi partiler uzun vadede bu birliktelikten kaybeden taraf olarak çıkmışlardır. PKK’nın HDP’yi tükettiği noktada Murat Karayılan CHP’ye oy istiyorsa, Duran Kalkan CHP’ye sorumluluk yükledik, AKePe’yi İstanbul’da yeneceğiz diyorsa, burada vatansever CHP’lilerin bir durup düşünmesi ve partilerinin halihazırda geldiği noktayı sorgulamaları gerekmektedir. Seçimler kazanılır, kaybedilir, cumhurbaşkanları değişir, ama yüzleşilmediği taktirde bu tür bir örtülü ilişki CHP’nin tarihinde daha önce olmayan türde bir leke bırakır.

@husalptekin