Sadece terörden arındırmak yetmez

Doç. Dr. Ali Fuat Gökçe / Gaziantep Üniversitesi
19.02.2021

Bağımsız bir devlet kurmak isteyen Barzani, PKK'dan umudunu kesecek bir ABD'nin İsrail'in de arabuluculuğu ile tekrar kendisine destek verebileceğini düşünebilir. Ayrıca, ABD bölgede PKK-Barzani birlikteliğini sağlayacak bir politikaya dönebilir. Türkiye'nin kendi kuvvetleriyle Gara'da alan hakimiyeti kurması, bölgedeki karayollarında kontrol noktaları oluşturması gerekmektedir. Bu seçeneğin mali boyutları oldukça fazladır. Ancak, ülkenin güvenliği için elzem olan budur. Çünkü, Türkiye'nin güney sınırı boyunca Kürt koridoru oluşturmak isteyen ABD'nin nihai amacı bu bölgede Kürt devleti kurmaktır.



Türk Silahlı Kuvvetleri 11 Şubat 2021 günü saat 02.55'ten itibaren Hakkâri Çukurca ilçesinin yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Gara bölgesine Pençe Kartal-2 harekatını başlattı. Gara bölgesine başlatılan harekât Türkiye'nin uzun süre önce uygulamaya koyduğu terörizmle mücadele stratejisinin devamı ve ileriki dönemlerde devam edecek olan stratejinin bir basamağıdır. "Neden Gara bölgesi?" sorusundan önce Türkiye'nin terörizmle mücadele stratejisindeki değişime bakmak gerekmektedir. Türkiye'nin 24 Ağustos 2016 tarihinde "Fırat Kalkanı" adı verilen, Cerablus, El Bab bölgesine yaptığı askerî harekât ile bu stratejisini uygulamaya başladığı söylenebilir. Millî Savunma Bakanlığı, "Terör örgütlerinin tehdidini bertaraf etmek, sınırlarımızın güvenliği ile bölgede huzuru ve istikrarı tesis etmek" amacıyla bu harekâtı başlattıklarını duyurmuştur.

Silahlı Kuvvetlerin yabancı ülkelerde kullanılması ile ilgili olarak 1 Ekim 2016 tarihinde TBMM'ye tezkere verilerek, 3 Eylül 2015 Tarihli ve 1098 Sayılı Kararıyla hükümete verilen bir yıllık izin süresi uzatılmıştır. Tezkerede amaç olarak "Türkiye'nin ulusal güvenliğine yönelik terör tehdidi ve her türlü güvenlik riskine karşı uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli her türlü tedbiri almak, Irak ve Suriye'deki tüm terörist örgütlerden ülkemize yönelebilecek saldırıları bertaraf etmek ve kitlesel göç gibi diğer muhtemel risklere karşı ulusal güvenliğimizin idame ettirilmesi" belirtilmiştir.

Yeni strateji

Tezkerede belirtilen bu amaç aslında Türkiye'nin terörizmle mücadelede başlattığı yeni stratejisinin temelini oluşturmaktadır. Bu strateji ise tehdidi bulunduğu yerde bertaraf etmek ve sınırlarını ve ülke içi güvenliği sağlayabilmek amacıyla terör örgütleriyle sınır dışında mücadeledir. Bu strateji kapsamında Türkiye, sınırlarının dışında ve içinde bir dizi harekât başlatmıştır.

Tehdidi bulunduğu yerde bertaraf etme stratejisi 11 Eylül 2001'de ABD'de İkiz Kulelere yapılan saldırı sonrası ABD tarafından geliştirilmiştir. ABD, ülkeye giriş için kullanılan deniz ve hava sahasını sıkı kontrol ederek, bu tarihe kadar kendi ülkesini terör örgütlerinin saldırılarından korumayı başarmıştır. Ancak, ABD, terör örgütlerinin Post Modern Terörizm dönemi olarak adlandıracağımız yeni dönemde, teknolojinin gelişmesine bağlı olarak geliştirdikleri taktik ve tekniklerine karşı yeni bir strateji geliştirme ihtiyacı hissetmiştir.

Türkiye'nin sınır dışı harekatlarını Suriye ve Irak sahası olmak üzere iki farklı bölgede değerlendirmek gerekmektedir. Suriye sahasında, 24 Ağustos 2016'da Fırat Kalkanı Harekâtı, 20 Ocak 2018'de Zeytin Dalı Harekâtı, 9 Ekim 2019'da Barış Pınarı Harekâtı ve 27 Şubat 2020'de Barış Kalkanı Harekâtı yapılmıştır. Irak sahasında ise 28 Mayıs 2019'da Pençe Harekâtı, 13 Temmuz 2019'da Pençe-2 Harekâtı, 23 Ağustos 2019'da Pençe-3 Harekâtı, 15 Haziran 2020'de Pençe-Kartal Harekâtı, 17 Haziran 2020'de Pençe-Kaplan adı verilen harekatları yapmıştır.

Türkiye'nin icra ettiği her harekât, zaman ve mekân bakımından değerlendirildiğinde her birinin önemli stratejik hamle olduğu ve birbirine bağlı ve ilişkili olduğu görülmektedir. Fırat Kalkanı Harekâtı ile Afrin ve Münbiç arasındaki bölgeyi ele geçirerek, terör örgütü PYD/PKK'nın Doğu-Batı istikametindeki irtibatını kesmiştir. PYD/PKK'nın Lazkiye'den başlayan ve İdlib gibi lojistik bir üs olan bölgeden geçen, Münbiç ve doğusuna giden M4 Karayolu'nu Afrin bölgesinde kontrol altına almıştır. Bu harekatla birbirinde kopan ve irtibat hatları uzayan PYD/PKK terör örgütüne karşı Afrin Harekâtı yapılmıştır. Barış Pınarı Harekâtı ile birbirinden kopan parçaların doğusuna (Resulayn-Tel Abyad) harekât yapılarak güney sınırı terör örgütünden temizlenmiş, terör örgütü mensuplarının ülkeye girmesi önlenmiş ve bölge kontrol altına alınmıştır. Şubat 2020'de başlayan İdlib Harekâtı ile birlikte terör örgütü için lojistik cephane ve insan kaynağı bakımından savaşı besleyen kritik bölge kontrol altına alınmıştır.

Zor bir arazi

PYD/PKK'ya karşı Suriye'deki harekatlarla eşgüdümlü olarak Irak'taki PKK varlığına karşı da harekatlar başlatılmıştır. Bu bölgedeki önemli noktalardan biri ise Sincar bölgesidir. Erbil'den gelen lojistik desteği ve Kandil'den gelen teröristlerin, Musul, Duhok- Kamışlı istikametinden İdlib'e giden yolun Türkiye'nin kontrolü altında olması nedeniyle, Musul, Duhok-Sincar üzerinden, Türkiye'nin kontrolü altındaki bölgenin güneyinden Suriye'deki teröristlere ulaştırılması ve irtibatın devam ettirilmesi gerekmektedir. Bu sebeple Sincar bölgesi PKK terör örgütünün Suriye-Irak arasındaki irtibatının sağlandığı, Türkiye'nin kontrolü dışında kalan güzergahın merkezi konumundadır. Sincar bölgesindeki PYD/PKK terör örgütünün etkisiz hale getirilmesi oldukça önemli bir husustur. Sincar üzerinde tarafların geliştirdiği oynak politikalar yüzünden Türkiye bu bölgeye harekât yapmak zorunda kalabilir.

Türkiye, Pençe Kartal-2 harekatı ile muhtemel bir Sincar harekatının ön hazırlığını yapmak ve PKK terör örgütünün elinde bulunan vatandaşları kurtarmak amacıyla bu harekatı yapmıştır. Gara bölgesi, Hakkâri-Çukurca ilçesinin güneyinde Türkiye sınırına yaklaşık 40 kilometre mesafede dağlık bir arazidir. Kandil bölgesi ile Sincar arasındaki son hâkim noktadır. Gara bölgesi Kuzey-Güney ve Doğu- Batı istikametlerindeki geçiş güzergahlarını kontrol edebilen hakim bir arazidir. Engebeli ve dinozor sırtına benzeyen yapısı, mağaraları ile askeri harekât için oldukça zor bir arazidir.

PKK, Türkiye'nin Kandil'e yakın çevrelere ve kamplara yaptığı harekatlardan sonra Gara'da üslenmeye önem vermiştir. PKK'nın Barzani'ye bağlı Irak Kürdistan Partisi üyeleriyle çatışmanın eşiğine gelmesi güneye doğru gitmesini engellemektedir. Kuzeyde de Türkiye'nin bulunması terör örgütünü bu bölgeye sıkıştırmış durumdadır. PKK'nın Kandil-Sincar hattını açıkta tutabilmesi için burada bulunması elzemdir. Dolayısıyla, Gara bölgesinden geçen karayolunun ele geçirilmesi ve kontrol edilmesi, terör örgütü PKK'nın Sincar başta olmak üzere daha batıya doğru giden irtibatının kesilmesine neden olacaktır. Gara bölgesi ayrıca PKK'nın Kandil'den sonra önem verdiği, ikinci Kandil olarak nitelendirdiği ve üslendiği, hapishane olarak tabir ettikleri mağaraların olduğu, coğrafi bakımdan da önemli bir yerdir.

Türkiye, Gara harekâtı ile Sincar ve Kandil harekatları öncesinde PKK için önemli iki merkezin irtibatını kesmiştir. Aynı taktik Suriye'de de uygulanmış, önce Afrin harekâtı yapılmış, sonrasında irtibatları kesilen bölgelere ayrı ayrı harekatlar düzenlenmiştir. Türkiye Gara bölgesindeki harekâtı ile istediği sonuca ulaşmıştır. Bölge, PKK terör örgütünden temizlenmiştir.

Peşmerge seçeneği riskli

Türkiye'nin terör örgütünü bu bölgeden tamamen temizlemek için yapacağı diğer muhtemel harekât bölgeleri arasında Kandil ve Sincar bulunmaktadır. Bu iki yer arasında ise önceliğin Sincar'a verilmesi daha doğru bir tercih olabilir. Sincar'ın kontrol altına alınması PKK'nın Irak içlerinden de temin edeceği lojistiğin aktarılmasını engelleyecektir. Sincar'ın kontrol edilmesiyle PKK hakim arazi bağlamında sadece Kandil bölgesine sıkışacaktır. Kandil bölgesi her ne kadar geniş ve dağlık bir arazi olsa da Türk Silahlı Kuvvetleri o bölgede birçok harekât yapmıştır. Ve bölgeyi ayrıntısıyla bilmektedir. Dolayısıyla, Kandil ve Sincar bölgesine yapılacak harekatlarda en kritik bölge olan Gara'nın kontrol altında tutulması gerekmektedir. Bu bölgeyi kimin kontrol altında tutacağı konusunda üç seçenek bulunmaktadır. Birincisi, Gara bölgesinin Peşmerge kontrolüne verilmesi ve havadan gözetlenmesi, ikincisi, Peşmerge ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin birlikte bölgede olması ve üçüncüsü ise sadece Türk Silahlı Kuvvetlerinin orada alan hakimiyeti kurmasıdır. Peşmerge kontrolünde olması, ileriki dönemlerde yapılacak harekatların emniyeti açısından zafiyete neden olabilir.

Barzani'ye bağlı Peşmergeler geçmiş dönemde terörle mücadelede Türkiye'ye oldukça yardımcı olmuş, sınır ötesi harekatlarda destek vermiştir. Ancak, Barzani'nin Kerkük ve Musul başta olmak üzere Türkmenlerin bulunduğu yerlerde daha önce yaptıkları ve bölge üzerindeki değişmeyen politikaları dikkate alınırsa Barzani'ye güvenilmeyeceği açıkça görülmektedir. Ayrıca, ABD'nin bölgede kurmak istediği Kürt koridorunu PKK vasıtasıyla oluşturma çabası, ileriki dönemde ibreyi Barzani'ye doğru döndürebilir. ABD, her ne kadar geçmiş dönemlerde Barzani'ye karşı uyguladığı politikalarda Barzani açısından olumsuz anlamda değişiklik yaptıysa da Barzani için halen geçerli olan ABD'nin desteğidir. Bağımsız bir devlet kurmak isteyen Barzani, PKK'dan umudunu kesecek bir ABD'nin İsrail'in de arabuluculuğu ile tekrar kendisine destek verebileceğini düşünebilir. Ayrıca, ABD bölgede PKK-Barzani birlikteliğini sağlayacak bir politikaya dönebilir.

Türkiye'nin güvenliği

Dolayısıyla, Türkiye'nin kendi kuvvetleriyle bu bölgede alan hakimiyeti kurması, bölgedeki karayollarında kontrol noktaları oluşturması gerekmektedir. Bu seçeneğin mali boyutları oldukça fazladır. Ancak, ülkenin güvenliği için elzem olan budur. Çünkü, Türkiye'nin güney sınırı boyunca Kürt koridoru kurmak isteyen ABD'nin nihai amacı bu bölgede Kürt devleti kurmaktır. Bu bölgede kurulacak olan bir Kürt Devleti'nin, sadece bu bölge ile sınırlı kalmayacağı, ABD ve Batı emperyalizminin bölemediği ve yıkamadığı bölgenin iki güçlü devleti olan İran ve Türkiye'de yaşayan Kürtlere de sirayet ettirileceği unutulmamalıdır.

Türkiye'nin güvenliği, Erbil'den başlayan, Musul-Sincar-Kamışlı-Münbiç, Afrin-İdlib-Lazkiye kara hattı ile İskenderun limanından başlayan, Kuzey Kıbrıs ve Mavi Vatan'la devam eden deniz hattının kontrol altında tutulmasına bağlıdır. Bu iki bölgede meydana gelen olaylar ile emperyalist devletlerin, 7 Temmuz 2015-27 Mart 2016 tarihleri arasında Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin bazı kentlerindeki Hendek Çatışmaları ve 15 Temmuz 2016 tarihindeki hain FETÖ darbe girişimi ile Türkiye'yi parçalama ve bölme taktikleri birbirinden ayrı düşünülemez.

afgscem@gmail.com