SİHA'lar sadece teröristlere mi dokunuyor?

Ögr. Gör. Tarkan Zengin / Ankara Yıldırım Beyazıt Ünv.
25.06.2022

Vecihi Hürkuş'a izinsiz uçtuğu gerekçesiyle ceza veren anlayış, Selçuk Bayraktar'ı yargılamakla tehdit ediyor. Erbakan Hoca'nın Gümüş Motor üretimini durdurmak için her türlü engeli çıkaran anlayış, tarih yazan SİHA'ları engellemek için fırsat kolluyor. Nuri Demirağ'ın milli uçak fabrikasını batıran anlayış, iktidara gelirse aynı akıbeti Baykar Grubu'na yaşatma hezeyanını utanmadan ifade ediyor.



Türkiye'nin savunma sanayiinde ortaya koyduğu gelişmeler dostlara güven verirken düşmanları korkutmaya devam ediyor. Ülkemizin bağımsızlığında önemli bir imkan sağlayan savunma sanayii gelişmeleri, siyaset üstü bir alan olmasına rağmen bazı siyasetçiler tarafından doğrudan hedef alınıyor. Bu kötü örneklerden birine daha geçtiğimiz günlerde şahit olduk. Türkiye'nin yurt içinde ve yurt dışında terör örgütleri PKK/YPG ile mücadelesinde önemli başarılar kazandıran S/İHA'lara karşı CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu'nun daha önce de yaptığı düşmanlık devam ediyor. Sosyal medya üzerinden yapılan taklit bir haberde "Bayraktar SİHA üretimi durduruldu. Dışişleri Bakanı Sezgin Tanrıkulu Türkiye'nin savaş suçu işleyen bu ölümcül silahlara ihtiyacı olmadığını söyledi. SİHA üretim merkezini yurt dışına taşıması için Selçuk Bayraktar'a iki hafta süre tanındı" denilmişti. Bu haberi paylaşan Sezgin Tanrıkulu ise "Bu korku size yeter troller. Ama emin olun adil olacağız." dedi. Niyetini belli eden bu açıklamaya şaşırmamak lazım. Zira Tanrıkulu, terör örgütlerine karşı destan yazan SİHA'larla ilgili sürekli kara bir propaganda yürütüyor.

Bu anlayışa yabancı değiliz

Milli kalkınma karşıtı bu anlayış ülkemizin yabancı olduğu bir anlayış değil. Vecihi Hürkuş'a izinsiz uçtuğu gerekçesiyle ceza veren anlayış, Selçuk Bayraktar'ı yargılamakla tehdit ediyor. Erbakan hocanın Gümüş Motor üretimini durdurmak için her türlü engeli çıkaran anlayış, tarih yazan SİHA'ları engellemek için fırsat kolluyor. Nuri Demirağ'ın milli uçak fabrikasını batıran anlayış, iktidara gelirlerse aynı akıbeti Baykar gruba yaşatma hezeyanını utanmadan ifade ediyor. Tüm dünyanın dikkatle izlediği savunma sanayii gelişmelerimizi günlük siyasi tartışmaların bir parçası haline getirmek ülkemize yapılacak en büyük kötülüktür. CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve benzer açıklama yapan siyasetçilerin tutumları şükür ki milletimizin kahır ekseriyetini rahatsız ediyor.

Savunmada 20 yıllık gelişme

Türkiye, milli teknoloji hamlesiyle savunma sanayiinde yakaladığı başarı rakamlara da yansıyor. 2002 yılında ülkemizde 5,5 milyar dolar bütçeli 62 savunma sanayii projesi yürütülüyorken, bugün 75 milyar doların üzerinde bütçeyle 750'yi aşan savunma sanayi projesi yürütülüyor. 20 yılda savunma sanayi proje sayısı 12 kat, proje bütçeleri ise 14 kat artmıştır. Savunma sanayinin gelişmesinde büyük önemi olan AR-GE'ye ayrılan bütçede 49 milyon dolardan 1,5 milyar doların üzerine çıkmış ve 20 yılda 30 kat artırılmıştır. Türkiye ortaya koyduğu bu performansla savunma sanayiinde dışa bağımlılık oranını yüzde 80'lerden yüzde 20'lere kadar indirme başarısı göstermiştir. Hatta ürün bazlı bakıldığında kritik teknolojiye sahip insansız hava araçları neredeyse tamamen yerli ve milli imkânlarla imal edilmektedir. Savunmada yakaladığımız bu performansla yurt içinde ve yurt dışında terörle mücadelede önemli gelişmeler kaydettik. Ayrıca savunmada millilik ülkemizi sadece dışa bağımlı olmaktan kurtarmıyor aynı zamanda ülkemize diplomaside, ekonomide, uluslararası ilişkilerde önemli kazanımlar da sağlıyor.

Artık sadece pazar değil

Türkiye bugün itibariyle savunmada milli teknoloji hamlesiyle kritik teknolojilerin tasarlandığı, geliştirildiği, üretildiği ve yazılımlarının yapıldığı bir ülke konumundadır. Daha önce savunma ürünlerinin bir pazarı iken bugün savunma ürünleri ihraç eden bir noktaya gelmiştir. Özellikle insansız araç teknolojilerinde dünyanın sayılı ülkeleri arasına girmeyi başarmıştır. TUSAŞ tarafından geliştirilen ANKA'lar, Baykar'ın ürettiği Bayraktar TB2'ler, Akıncı TİHA'lar tüm dünyanın ilgisi çekmeye devam ediyor. Baykar'ın 2005 yılında 6 kiloluk mini İHA'larla başlayan imalat süreci bugün mekanikten yazılımına kadar tüm kritik sistemlerinin neredeyse tamamının yerli ve milli olarak yapıldığı 6 tonluk Akıncı'yla devam ediyor. Savunma doktrinlerinde geleceğin hava muharebelerinin insansız muharip jetlerle gerçekleştirileceği öngörülüyor. Bu kapsamda da Baykar tarafından milli ve özgün bir çalışma olarak muharip insansız uçak sistemi BAYRAKTAR KIZILELMA (MİUS) göklerdeki görevi için gün sayıyor.

Kimler sabote etti?

Türkiye yerli ve milli ürünler üretirken içeriden ve dışarıdan bir takım engellere maruz kaldı. Ülkemiz milli güvenliğini sağlamaya çalışırken ve terör örgütleriyle mücadele ederken, belli dönemlerde sözde dost ve müttefiklerinin silah ve mühimmat ambargolarıyla karşılaştı. Türkiye'nin savunma sanayisinin millileşmesini engellemek için dış ülkeler üç yöntem kullandılar. İlk olarak ihtiyacımız olan savunma ürünlerini bize parasıyla vermediler. İkinci olarak sattıkları ürünün terörle mücadelede kullanılmasına izin vermediler. Son yöntem olarak da yerli üretimin önüne geçmek için ürün fiyatlarında büyük oranda indirime giderek savunma sanayimizin millileşmesini engellediler. Türkiye son yıllarda yaptığı önemle projelerle ve çalışmalarla bu engelleri tek tek aştı. Geçmişte tek parti döneminde milli sanayi hamlesini birçok engel çıkarılmıştı. Nuri Demirağ, Nuri Killigil, Vecihi Hürkuş ve Şakir Zümre gibi 1930'lı yıllarda uçak, mühimmat, silah ve birçok savunma ürünü üreten müteşebbisler bilinçli olarak batırıldı. Dün Ulu Hakan Abdulhamit'in, Menderes'in, Özal'ın, Erbakan'ın kalkınma hamlelerine karşı olan zihniyet bugün de milli arabaya, milli SİHA'lara ve ağır sanayi hamlelerine karşılar.

Mandacı kafalara inat...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 29 Ağustos 2021 tarihinde Baykar Akıncı Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA) Teslimat ve Kurs Bitirme Töreni'nde yaptığı konuşmada milli kalkınmayı engelleyen zihniyetle ilgili şunları söylemişti: "Bilhassa insansız hava araçları teknolojisinde ulaştığımız seviye, savunma sanayindeki kabiliyetlerimizin tüm dünya tarafından kabul edilen başarısının ifadesidir. Çok değil bundan 10 yıl önce bize bu araçları parası ile bile satmayan, bakımlarını yaptırmak istediğimizde 'bugün git, yarın gel' diyenler vardı. Aynı çevreler bugün sahada oyunu değiştiren Türk İHA'larını ve onların açtığı çığırı konuşuyor. Bu başarının gerisinde Nuri Demirağ, Nuri Killigil ve Vecihi Hürkuş gibi vatanseverlerin akim kalmış mücadelelerini yeniden ayağa kaldıran Türk mühendisleri, teknisyenleri ve teknikerleri bulunuyor. Bu başarının arkasında 'yapamayız, beceremeyiz' diyen mandacı kafalara inat, 'en iyisini, en ilerisini biz yaparız' diyen inanmış yürekler var."

Başarımızın arkasındaki sır

Savunma sanayiinde bu kadar önemli bir gelişme kaydetmemizin nedeni yerli ve milli imalat yapma vizyonu ortaya koyan siyasi iradeye, bunları tasarlayacak ve imal edecek nitelikli işgücüne ve bu ürünlerin sahada kullanılmasını, bakım ve idamesini yapabilecek insan gücüne sahip olmamızdır. Milli teknoloji hamlesinde arkanızda güçlü bir siyasi irade yoksa bunları yapma imkanınız yoktur. Geçmişte yapılan birçok teşebbüsün arkasında güçlü bir siyasi irade olmadığı için başarısızlık oldu. Hatta siyasi irade bizzat bu teşebbüsleri akamete uğrattı.

Cumhurbaşkanımız savunmadaki başarımızın nedenleri ve milli teknolojinin gayesinin ne olmasını gerektiğini şu ifadelerle belirtmişti: "Halbuki teknoloji, huzuru getirmek, savaşları bitirmek, soykırımları engellemek, refahı sağlamak için kullanıldığında tüm insanlığa hizmet edecektir. Türkiye olarak prensibimiz, geliştirdiğimiz her teknolojiyi ülkemizle birlikte insanlığın tamamının faydasına sunmak, hayrına kullanmaktır. Savunma sanayiinde de aynı bakış açısıyla, aynı hissiyatla hareket ediyoruz. Bugün Suriye, Libya, Azerbaycan'da önüne geçtiğimiz insanlık dramları işte bu anlayışın bir sonucudur. Türk askerinin adım attığı her toprakta, Türk bayraklı İHA ve SİHA'ların havalandığı her sema, işte bu sebeple huzur buluyor. Güney Asya'dan Kuzey Afrika'ya, Orta Doğu'dan Balkanlara kadar gittikleri coğrafyaların insanlarıyla, göz hizasında konuşmaya bile özellikle tenezzül etmeyenler, elbette bu durumdan memnun değildir. Hayatları boyunca hep karşısındakinden bir şeyler çalmanın, hep kendine çalışmanın derdinde olanlar, elbette bu tabloyu iyi karşılamıyor. İşte bu sebeple, bölgemizdeki ateş çemberinin içine Türkiye'yi de alacak şekilde genişletmeye çalışıyorlar. Çeşitli zamanlarda PKK'yı, FETÖ'yü, DEAŞ'ı, YPG'yi öne sürüyorlar. Dünyada örneklerini daha sıkça görmeye başladığımız, geçmişte milletçe de acı şekilde yaşadığımız tecrübeler bize, Türkiye'nin her alanda mutlaka gücünü artırması gerektiğine işaret ediyor. Bosna Hersek'te, Karadağ'da bunu gördük."

'Şeftali yerine motor üretmek'

Milli otomobilimiz TOGG'la ilgili da bu kalkınma karşıtları "kaputu da var", "farları da var" gibi alaycı ifadeler kullandılar. 27 Mayıs darbecilerinin olduğu 4 Mart 1961 tarihli Bakanlar Kurulu toplantısında konuk İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Necmeddin Erbakan'dır. Erbakan Hoca otomobil ve otobüs gibi nakil vasıtalarının imalatının nasıl yapılacağını ve önemini anlatır. Erbakan Hoca'nın sunumundan sonra dönemin Maliye Bakanı Kemal Kurdaş şunları söyler: "Ben bu mevzuda sert konuşacağım... Gönül, bu memlekette her şeyin yapılmasını, en iktisadi şekilde yapılmasını ve dünyada memleketimizin de bir kuvvet olarak yer almasını istiyor. Ama şu da bir realite ki, biz geri kalmış bir memleketiz. Motor şöyle dursun, daha basit şeyleri dahi yapabilecek durumda değiliz..". Milli Birlik Komitesi Üyesi Kurmay Albay Haydar Tunçkanat ise şunları söyleyecektir: "Birçok dünya memleketlerinin markaları hiç satılmamaktadır. Almanya'nın, İtalya'nın ve Amerika'nın fabrikaları tutulmaktadır. Bu itibarla prototip yapmaktansa, bu memleketlerle patent anlaşması yapılsa, daha iyi olmaz mı?" Bugün milli otomobile, SİHA'lara ve diğer tüm kalkınma hamlelerine karşı duranların, zihniyet ve karşı olma gerekçeleri çok benzerlik gösteriyor: "Biz geri kalmış memleketiz', 'bizden bir şey olmaz', 'biz yapmak yerine satın alalım".

Merhum Erbakan Hoca'nın Gümüş Motor üretimini engelleyenler, kalkınma mücadelesine ihanet etmişlerdir. Erbakan Hoca, Gümüş Motor'un başına gelenleri şöyle anlatıyor: "Gümüş Motor'un ilk prototipi yapılıp test için ilgili makamlara götürüldüğünde bir engel çıktı. Neymiş; Avrupa standartlarına göre 5,6 litre olması gereken yakıt, bizim motorda 5,7 litre çıkmış. Bunun için onay veremeyeceklerini söylediler. Geri dönüp tekrar çalışmaya başladık. Gümüş Motor'u, Avrupa standartlarının dahi altında, saatte 5,5 litre motorin harcar hâle getirdik. Yine standartlara uygun olmadığı gerekçesiyle reddedildi! Tabii ki mesele aslında standart meselesi değildi. Mesele, Türkiye'nin şeftali yerine, motor üretmek istemesiydi.''

Vecihi Hürkuş, "Başkalarının kanatlarıyla uçmaya çalışanlar Hürkuş olamazlar" demişti. Türkiyemiz insansız hava araçlarında ortaya koyduğu önemli performansla kendi kanatlarıyla uçarak geleceğe emin adımlarla gidiyor.

@TarkanZenginu