Sivil anayasa ve çalışma hayatı

Tarkan Zengin / AYBÜ Öğr. Gör.
03.04.2021

Mevcut anayasamızda “kısıtlama ve yasaklar” kural, “hak ve özgürlükler” ise istisnadır. Oysa özgürlükçü anayasalarda “hak ve özgürlükler” kural, “kısıtlama ve yasaklar” ise istisna olur. Bu gerekçeler bile sivil bir anayasa yapmayı gerektirir.



Cumhurbaşkanı Erdoğan 10 Şubat 2021 tarihinde AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, "Cumhuriyetimizin 100. yılını yeni sivil bir anayasa ile karşılayalım" diyerek yeni anayasa talebini dile getirmişti. Cumhurbaşkanı yeni anayasa konusunda Cumhur ittifakının yaklaşımını da şu sözlerle ifade etmişti: "Cumhuriyetimizin 100. yılını darbe anayasasıyla değil, bu ülkeye ve millete yakışan yeni sivil bir anayasa ile karşılayalım. Biz Cumhur İttifakı olarak yeni anayasa çalışmalarına en yapıcı katkıyı sunmakta kararlıyız. Nihai karar elbette milletimizin olacaktır." Uzun süredir yeni bir anayasa yapılması gerektiği konusunda toplumsal bir talep olmasına rağmen çeşitli nedenlerle bu meselede ilerleme sağlanamadı. AK Parti'nin yaptığı anayasa değişikliğiyle 1982 Anayasasını yapan darbeciler yargılandılar ve mahkûm oldular. Ancak Türkiye, darbecilerin mahkûm edildiğini görmesine rağmen halen bu darbecilerin yaptığı anayasa ile yönetilmeye mahkûm ediliyor.

Darbeci anlayış

Üçte ikisi değiştirilen mevcut Anayasanın temel sorunu ona ruhunu veren yasakçı ve darbeci anlayıştır. Son yıllarda darbe girişimi dâhil birçok vesayetçi anlayışı püskürten Türkiye, demokrasiyi daha da kurumsallaştırması için sivil bir anayasa yapmayı da başarmalıdır. Yeni bir anayasa için tüm kesimlere çağrı yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Buradan siyasi partilerimize, akademisyenlerimize, üniversitelerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza, medya mensuplarımıza, velhasıl tüm fikir ve aksiyon insanlarımıza çağrıda bulunmak istiyorum. Gelin, hep birlikte yeni anayasa konusundaki tekliflerimizi yıl içinde hazırlayalım ve tartışmaya başlayalım. Hiç kimseyi ve hiçbir kesimi dışarıda bırakmadan, vizyoner bir bakış açısıyla, hüsnü niyetle, yapıcı bir yaklaşımla bunları milletimizle paylaşalım" dedi. Yeni anayasanın sivil olması için elbette milletimizin, STK'ların, sendikaların, meslek kuruluşlarının, işçi ve işveren örgütlerinin taşın altına ellerini koymaları ve inisiyatif almaları gerekir.

Ülkemizde siyasi partilerin neredeyse tamamının seçim beyannamelerinde anayasa değişikliği vaat edilmektedir. İşçi, memur ve işveren örgütlerinin önemli bir bölümü yeni bir anayasa ihtiyacını sürekli dile getirmektedir. Darbeci beş generalin yaptığı anayasayı ülkemizin hak etmediği de ortadadır. Bunlara ilaveten 1982 Anayasası askeri bir darbeden sonra ve tepkisel olarak yapıldığı için "yasakçı" bir ruha sahiptir. Anayasalar sadece kelimelerden ve sözel metinlerden ibaret değildir. Anayasaların hangi şartlarda yapıldığı, hangi gerekçeler ile yapıldığı ve yapanların bakış açılarının neler olduğu anayasaların ruhunu oluşturur. 82 Anayasasının gerekçesinde kullanılan bir ifade var ki Anayasaya sinmiş olan yasakçı ve darbeci ruhun en somut göstergelerinden biri olarak kabul edilebilir. 82 Anayasasının "Temel Hak ve Ödevler" genel gerekçesinde "...bu bölüm hükümlerinde, insan hakları doktrininin günümüzdeki gelişmesi ve durumu, geçirmiş bulunduğumuz kötü deneyimlerden çıkarılan sonuçlar göz önünde tutulmuştur" denilmesi onun tepkisel ve yasakçı bir anlayışla yapıldığının itirafı niteliğindedir. Anayasanın ruhunu oluşturan bu yasakçı anlayış nedeniyle Anayasamızda "kısıtlama ve yasaklar" kural, "hak ve özgürlükler" ise istisnadır. Oysa özgürlükçü anayasalarda "hak ve özgürlükler" kural, "kısıtlama ve yasaklar" ise istisna olur. Bu gerekçeler bile sivil bir anayasa yapmayı gerektirir.

Nasıl yapmalı?

Yeni bir anayasa yapmaya yönelik olarak geçtiğimiz dönemlerde de çeşitli girişimler oldu. Bu çerçevede Ekim 2011'de TBMM'de kurulan Anayasa Uzlaşma Komisyonunun ortaya çıkardığı çalışma önemlidir. Zira komisyon 25 ay boyunca çalışmıştı ve yaklaşık 60 madde üzerinde de anlaşmıştı. Anayasa çalışmaları sırasında sivil ve katılımcı bir anlayışla her kesimin ve vatandaşların talepleri alınmıştı. Komisyon, mecliste grubu bulunan dört siyasi partiden oy oranlarına göre değil, her partiden eşit sayıda (üçer) temsilciden oluşturulmuştu. Komisyonda herhangi bir madde de uzlaşma sağlanması için oybirliği şartı getirilmişti. Bu nedenle 60 madde üzerinde mutabakata varılması önemli bir gelişme olarak kabul edilmelidir.

Milletimizin ve STK'ların görüşlerini ifade etmeleri ve tekliflerini göndermeleri için TBMM internet sitesinde "Yeni Anayasa" başlıklı bir sayfa açılması da katılımı artırmıştı. Yeni Anayasa internet sayfası üzerinden görüşler ve teklifler Anayasa Uzlaşma Komisyonuna gönderilerek, binlerce vatandaş ve yüzlerce STK sunum yaparak, görüş bildirerek ve teklifler sunarak anayasa çalışmalarına katılmıştır. Sonuç olarak yeni bir anayasa yapılamamış olsa da oybirliğiyle uzlaşılan 60 madde ortaya çıkmıştı. Yeni anayasa çalışmalarına belki de üzerinden mutabakata varılan bu maddeler esas alınarak başlanabilir. Böyle bir başlangıç yeni anayasa yapmayı kolaylaştıracağı gibi zaman kazanmaya da neden olacaktır.

Kimler inisiyatif almalı?

Türkiye–AB Karma İstişare Komitesi (KİK)Türkiye Kanadını oluşturan üyeler ülkemizin en geniş temsil gücüne sahip sivil oluşumudur. Komitede TOBB, TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, MEMUR-SEN, KAMU-SEN, TESK, TİSK ve TZOB yer almaktadır. Komitenin her bir üyesi alanlarına göre Anayasada yer alan ilgili hükümlerle ilgili çalışmalar yapabileceği gibi komite adına tüm maddelerle ilgili bir yeni anayasa taslağı çalışması da yapılabilir. Mesela sendikal haklar konusunda sendika konfederasyonları, anayasada ilgili maddelere ilişkin öneriler sunabilirler. Ekonomi konusunda işveren ve esnaf örgütleri tekliflerine ilişkin taslak metinler oluşturabilirler. KİK Türkiye Kanadı, Anayasada yer alan temel hak ve ödevler konusunda da ortak çalışmalar yapabilirler. Önemli temsil gücü niteliği olan KİK heyetinin anayasa yapım sürecinde inisiyatif alması sivil bir anayasa hedefini ulaşmayı kolaylaştıracaktır. Bunun yanı sıra bünyesinde yüzlerce STK bulunan Milli İrade Platformu gibi yapıların katkı vermesi de sivil bir anayasa yapım sürecine önemi destek sağlayacaktır.

Evrensel standartlar

Daha önce Anayasa Uzlaşma Komisyonunun oybirliğiyle üzerinde mutabakata vardığı 60 maddenin yedisi çalışma hayatını doğrudan ilgilendiren maddelerdi. Bir başka ifadeyle en geniş mutabakatın olduğu başlık çalışma hayatını ilgilendiren maddeler olmuştu. O dönem üzerinde mutabakata varılan ve çalışma hayatını doğrudan ilgilendiren maddelerin başlıkları ise şunlardı: Zorla çalıştırma ve angarya yasağı, çalışma ve sözleşme hürriyeti, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, sosyal güvenlik hakkı, sendika hakkı, çalışma, iş güvenliği ve adil ücret hakkı, devletin sosyal ve ekonomik görevlerinin sınırı. Bu madde başlıklarında yer alan metinlerde sendikalardan gelen tekliflerde yer almıştı. Evrensel standartlarda sendikal haklar denildiğinde üç temel hak ifade edilir; serbestçe örgütlenme hakkı, özgür toplu pazarlık hakkı ve grev hakkı. Bu çerçevede sendikalar yaşadıkları sorunların çözümü için evrensel sendikal hakların tanıdığı ancak Anayasamızda yer almayan hususları içeren anayasa tekliflerini sunma fırsatını değerlendirebilirler.

82'ye mahkûm değiliz

Sendikal hareketin ve STK'ların yıllardır 'Darbe Anayasası' olarak şikayet ettikleri 1982 Anayasası yerine geniş kitlelerin katılımıyla sivil bir anayasa yapmak mümkündür. Burada özellikle temsil gücü olan sendikal yapılar, işveren örgütleri ve STK'lar inisiyatif aldıkları takdirde geniş katılımlı bir anayasa yapılabilecektir. Darbeci beş generalin yaptığı anayasa yerine 84 milyonun toplumsal sözleşmesi niteliğinde bir sivil anayasa yapabiliriz. Çünkü 84 milyon beşten büyüktür. Türkiye yaptıkları darbe nedeniyle mahkûm olan beş darbeci generalin, darbe ruhunu barındıran 1982 Anayasasına mahkûm edilmeyecek kadar önemli bir noktaya gelmiştir. Yeniden büyük Türkiye yolunda, ülkemizin ve milletimizin hak ettiği yeni bir sivil anayasa için herkesin ve her kesimin taşın altına elini koyması gerekmektedir.

@TarkanZengin